Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Temmuz 2004) > Panorama
Panorama
İKÖ’nün ‘zirvesi’ Türkiye’ye emanet
Haziran ayında İstanbul, BM’den sonra üye sayısı ve kuşattığı nüfus açısından dünyanın en hacimli örgütü olan İKÖ’nün Dışişleri Bakanları Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. 14-16 Haziran tarihleri arasında 31’incisi gerçekleştirilen zirveye, üye ülkelerin yanı sıra Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da misafir olarak katıldı. Filistin ve Irak sorununun ön plana çıktığı toplantılarda, Arap ülkeleri tarafından Türkiye’nin bölgede üstlendiği misyon ve ABD’nin öncülüğündeki reform projelerine destek vermesinden duyulan kaygılar dile getirildi. Zirve, Türkiye açısından iki tarihî gelişmeye sahne oldu. Bunlardan birincisi, KKTC’-nin bundan sonraki toplantılara, ‘Kıbrıs Türk Devleti’ olarak davet edilmesi konusunda anlaşmanın sağlanmasıydı. İkincisi de, tarihinde ilk kez bir genel sekreteri seçimle belirleyen İKÖ’nün, yine ilk kez bir Türk adayı bu göreve getirmesiydi. Belirlenen üç aday içerisinde Türkiye’nin adayı Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, 57 üye ülkeden 32’sinin desteğini alarak başkanlığa seçildi. 1943 Kahire doğumlu olan İhsanoğlu, tarih, sanat ve kültürle ilgili çok sayıda konferans ve uluslararası sempozyum düzenledi. Bilim tarihi, Türk kültürü, İslam ve Batı dünyası ve Türk-Arap ilişkileri hakkında değişik dillerde çok sayıda kitap ve makalesi bulunan İhsanoğlu, 24 yıldır İKÖ bünyesinde çeşitli görevlerde yer aldı. Güçlü bir diplomasiyle İKÖ’nün zirvesine kendi adayını yerleştirmeyi başaran Türkiye, örgüt içinde yapısal bir dönüşüm sağlayarak uluslararası alanda örgütü etkinleştirmeyi hedefliyor.

Tavsiye Et
G-8 Zirvesi’nde Orta Doğu tartışıldı
Dünyanın önde gelen sanayileşmiş ülkelerinin liderlerini bir araya getiren G-8 Zirvesi’nde, Irak’taki fiilî durum ve Büyük Orta Doğu Projesi masaya yatırıldı. 9 Haziran tarihinde ABD’de Sea Island’da başlayan ve üç gün süren görüşmelere “Demokratik Ortak” sıfatıyla Türkiye’yi temsilen Başbakan Tayyip Erdoğan ile Ürdün, Irak, Afganistan ve Yemen’in liderleri katıldı. Görüşmelerin samimi havasına rağmen, G-8 liderleri arasında hemen hiçbir konuda somut uzlaşma sağlanamadı. Avrupalı liderler, Bush’un NATO’ya Irak’ta öncelikli rol verme teklifine sıcak bakmadıklarını bir kez daha ortaya koydular. G-8 Zirvesi sonrasında BOP, Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi’ne dönüştürülürken, yayımlanan sonuç bildirgesinde Türkiye’nin girişimlerinin de etkisiyle, dönüşümün dışarıdan bir dayatmayla gerçekleştirilemeyeceğinin, bölgenin iç dinamiklerinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğinin altı çizildi. Türkiye ayrıca, İtalya ve Yemen’le birlikte G-8 Zirvesi’nde ortaya çıkan “Demokrasi ve Yardım Diyalogu”nun eşbaşkanlığına seçildi. Dış politikada merkez ülke olma bilinciyle hareket eden Türkiye, G-8 Zirvesi’nde uluslararası arenada aktif ve belirleyici bir pozisyona doğru yol aldığını tekrar göstermiş oldu.

Tavsiye Et
AB için alarm zili çalıyor
Genişlemiş Avrupa Birliği’nin ilk parlamento seçimleri, 10-13 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirildi. Birliğe yeni katılan ülkelerle birlikte toplam 25 ülkenin vatandaşı, AP’nin 732 parlamenterini belirlemek üzere sandık başına gitti. Seçimler sırasında Hıristiyan Demokratlar 269, Sosyalistler ve Sosyal Demokratlar ise 199 sandalye elde etti. Yine seçimlerde Türk kökenli 28 adaydan, Almanya ve Finlandiya’dan ancak dört aday meclise girebildi. Seçimlerde ilginç bir nokta da, seçilen parlamenterlerin %20’ye yakınının, Avrupa karşıtlarından oluşması. Doğrudan seçimlerin başladığı 1979 yılından beri katılımın en düşük olduğu bir seçim yaşandı. Özellikle birliğe yeni katılan ülkelerde, seçime katılım ortalamasının %30’un altında kalması ve katılımın %63’lerden %45’lere düşüşü, dünya kamuoyu tarafından ‘hezimet’ olarak değerlendirildi. Söz konusu seçimlerde, İngiltere, Fransa ve Almanya dahil birliğe üye ülkelerin yarısında yönetimde bulunan hükümetlerin ağır yenilgi alması ve katılımın istikrarlı bir şekilde düşüşü, AB projesi için alarm zilinin çaldığını gösteriyor.

Tavsiye Et
Enflasyon tek haneli rakamlara indi
Türk halkının “canavar” olarak nitelendirdiği yüksek enflasyon nihayet tarih oluyor. Mayıs ayında, tüketici fiyatlarındaki enflasyon rakamları 32 yıl aradan sonra ilk defa tek haneli rakamlara geriledi. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün açıkladığı verilere göre, Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) Mayıs ayında %0,03 oranında gerilerken, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)’de %0,38 arttı. Böylece, Mayıs ayında yıllık enflasyon rakamları tüketici fiyatlarında %8,88, toptan eşyada ise %9,56 olarak gerçekleşti. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadelede sağlandığı bu başarıya rağmen, Türkiye hâlâ dünya üzerinde en fazla fiyat artışlarının yaşandığı ülkelerden birisi. OECD’nin Mayıs sonu itibariyle açıkladığı enflasyon rakamlarında, Türkiye 30 üye ülke arasında ilk sıradaki yerini korudu. Türkiye’yi %8 enflasyon ile Slovakya ve %6,9 ile Macaristan izliyor.

Tavsiye Et
İstanbul’da yoğun gündem
İstanbul, Haziran ayında her zamanki hareketli gündeminin yanı sıra 4 önemli uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptı. Bunlardan ilki 30 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında Dünya Gazeteler Birliği (WAN) tarafından düzenlenen 57. Dünya Gazeteler Birliği Kongresi oldu. Açılışını Başbakan’ın yaptığı kongreye 1400 delege katıldı. Bu kongreyi takiben, KOSGEB ve TOBB’un ev sahipliğinde 2. OECD KOBİ’lerden Sorumlu Bakanlar Konferansı, OECD’ye üye olan ve olmayan ülkelerden 70 kadar bakanı ve bine yakın iş adamını 2-6 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da bir araya getirdi. İstanbul, 12-16 Haziran tarihleri arasında ise İKÖ Dışişleri Bakanlarını ağırladı. Sonuncu ve en önemli organizasyon, İstanbul’un aylardır çok yoğun bir şekilde hazırlandığı NATO Zirvesi oldu. 28-29 Haziran tarihlerinde 46 ülkeden 3000 delege NATO Zirvesi için İstanbul’da buluştu.

Tavsiye Et
İnguşetya’da saldırılar can aldı
Çeçenistan’daki kaos ortamı Kafkasya bölgesine yayılıyor. 21 Haziran gecesi Rusya Federasyonu’na bağlı İnguşetya’da, başkent Nazran ve Çeçenistan sınırındaki iki köyde, hükümet binaları ve güvenlik karargahlarına eş zamanlı olarak saldırılar düzenlendi. Yaklaşık 200 kişinin düzenlediği tahmin edilen saldırılar sırasında, aralarında İnguşetya İçişleri Bakanı Ebukar Kostoyev ile üst düzey yetkililerin de bulunduğu 94 kişi hayatını kaybetti. Olay sonrası Rusya’nın bölgeye takviye kuvvet gönderdiği, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bölgede incelemelerde bulunduğu belirtildi. Çeçenistan İçişleri Bakanı Alou Alhanov, İnguşetya’da gerçekleşen saldırıları Şamil Basayev’in düzenlediği ve Aslan Mashadov’un da desteklediği yönünde bir açıklama yaptıysa da, Çeçen lider Mashadov’un yardımcısı, kendilerinin saldırıyla herhangi bir bağlantılarının olmadığını açıkladı.

Tavsiye Et
İmam Hatip’in efsane ve gerçekleri
Uzun süre gündemde yer alan katsayılarda eşitlik ve YÖK Yasa Tasarısı, İmam Hatipler üzerine yapılan bir araştırmayla yeniden gündemin zirvesine yerleşti. Mecliste kabulünden sonra Çankaya’ya gönderilen yasa tasarısı, Mayıs sonunda Cumhurbaşkanı Sezer tarafından meclise geri gönderildi. Bunun üzerine hükümetin bir süreliğine rafa kaldırdığı tasarı, TESEV tarafından hazırlanan “İmam Hatip Liseleri Efsaneler ve Gerçekler” isimli rapora konu oldu. Gazeteci Ruşen Çakır, İrfan Bozan ve Balkan Talu tarafından hazırlanan rapor, 5 ildeki 6 İmam Hatip Lisesinde öğrenci, öğretmen ve idarecilerle derinlemesine mülakat tekniğiyle ve siyasetçi, gazeteci, akademisyen ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin de görüşleri alınarak hazırlanmış. Şimdiye kadar İmam Hatipler üzerine yapılan araştırmalardan daha önyargısız ve somut analizler içeren çalışma, bu konuda yapılacak yeni çalışmalara kaynak olacak gibi görünüyor.

Tavsiye Et
İsrail Kuzey Irak’ta peşmergeleri eğitiyor
Irak’ta direniş artarak devam ederken, İsrail’in ülkenin kuzeyindeki Kürtlere eğitim verdiği yönündeki iddia ortalığı iyice karıştırdı. İddianın sahibi, Ebu Garib hapishanesindeki işkence skandalını da ortaya çıkaran Pulitzer ödüllü gazeteci Saymour Hersh. Hersh’in 21 Haziran’da New Yorker dergisinde yayımlanan haberine göre, İsrail ajanları ve askerleri, Irak’taki peşmergeleri İsrail’in en gizli komanda birimi olan Mistravim’le aynı eğitimden geçiriyor. İsrail ayrıca, İran ile Suriye’nin Kürt bölgelerinde de gizli operasyonlar yürütüyor. Hersh, 2003 ortalarında ABD işgalinin başarısız olacağını anlayarak B planını devreye sokan İsrail’in, Kürtleri İran ile Irak’taki Sünni ve Şii gruplara karşı denge unsuru olarak kullandığını savunuyor. Hersh’in iddiaları İsrailli yetkililer tarafından yalanlansa da, Türkiye-İsrail arasında iplerin giderek gerilmekte olduğu dikkatlerden kaçmıyor.

Tavsiye Et
Irak’ta yeni hükümet
Koalisyon güçlerinin yönetimi devredeceği 30 Haziran tarihinin yaklaşması ile Irak’ta Ocak 2005’te yapılacak seçimlere kadar ülkeyi yönetecek geçici hükümet belirlendi. Yeni hükümette, devlet başkanlığı görevine bölgenin en büyük aşiret mensuplarından Sünni/Arap Gazi Meşal Acil el-Yaver, başbakanlığa ise Şii İyad Allavi getirildi. El-Yaver’in devlet başkanlığına getirilmesi, ülke genelinde olumlu karşılandı. İşgal yönetimi tarafından atanan Irak Geçici Hükümet Konseyi ise, kendisini feshederek yerini yeni kurulan hükümete devretti. Altı ay gibi kısa bir süre için iş başına gelen yeni hükümetin, 2005’te yapılacak seçimlere uygun bir zemin hazırlama ve buna bağlı olarak ülkenin iç güvenliğini kontrol altına alma gibi önemli görevleri mevcut. Bu gelişmelerin hemen ertesinde, egemenliğin Iraklılara devredilmesiyle ilgili ABD ve İngiltere’nin hazırladığı ve konsey üyelerinin isteğiyle üzerinde dört defa değişiklik yapılan karar tasarısı, 8 Haziran günü BM Güvenlik Konseyi’nde oybirliğiyle kabul edildi. Tasarıda, üzerinde uzun süren tartışmalara neden olan ‘işgal kuvvetlerinin Iraklıların onayını almaksızın askerî operasyon yapmalarına’ imkan sağlayan madde değiştirilerek, bu konudaki karar, Iraklılarla ortaklaşa alınabilecek duruma getirildi. Tasarının son halinde, Kürtlere özerklik tanınması yönünde herhangi bir açıklama yer almadı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken, egemenliğin devrine birkaç gün kala Irak’ta şiddet olayları arttı. 25 Haziran günü Musul, Bakuba, Ramadi, Bağdat ve Felluce kentlerinde güvenlik merkezlerine düzenlenen saldırılarda en az 120 kişi hayatını kaybederken ortalık kan gölüne döndü.

Tavsiye Et
AB yolunda iki büyük engel daha kalktı
Aralık ayında Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi almaya kilitlenen Türkiye, bu yolda iki ciddi engeli daha arkasında bıraktı. Bunlardan ilki TRT’nin büyük bir tabuyu yıkarak Türkçe dışındaki dillerde yayın yapma kararı alması, diğeri ise 10 yıldan fazla bir süredir tutuklu bulunan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak’ın tahliye edilmesiydi. Bu gelişmelerle birlikte, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 22 Haziran’daki oturumunda Türkiye üzerindeki denetim süreci resmen kaldırıldı.
Anadilde yayın 7 Haziran tarihinde TRT 3’te Boşnakça ile başladı. Yayın, haftanın diğer günlerinde sırasıyla Arapça, Kürtçe’nin en büyük lehçesi olan Kırmanci, Çerkezce ve Zazaca ile devam etti. TRT’nin bu sürprizi ilgili halklar tarafından sevinçle karşılansa da yarımşar saatlik programlar izleyiciler tarafından genel olarak yetersiz bulundu. Yayın AB çevrelerinde ve dış basında da geniş yankı buldu ve olumlu bir gelişme olarak yorumlandı.
10 yıl önce DEP milletvekillerinin tutuklanması da AB ile ilgili her platformda Türkiye’nin karşısına çıkartılan engellerin başında yer alıyordu. Haklarındaki 15 yıllık hapis cezası DGM tarafından onaylanan Leyla Zana ve arkadaşları, Yargıtay Başsavcılığı’nın kararı bozma yönünde görüş bildirmesi üzerine, avukatlarının talebiyle 9 Haziran günü serbest bırakıldılar. Eski DEP’li milletvekillerinin serbest bırakılmasının ilk Kürtçe yayının yapıldığı güne denk gelmesi ise güzel bir tesadüf olarak hatırlarda kalacak.

Tavsiye Et