Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Kasım 2004) > Panorama
Panorama
AB’ye bir adım daha
Türkiye, uzun soluklu Avrupa macerasında önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Avrupa Komisyonu 6 Ekim tarihinde açıkladığı İlerleme Raporu’nda, Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri’ni yerine getirdiğini belirterek, 17 Aralık’ta Brüksel’de bir araya gelecek AB liderlerine katılım müzakerelerinin başlaması yönündeki tavsiye kararını iletti. Rapor, 1963 yılından beri Birliğin kapısında bekleyen Türkiye’ye temkinli bir şekilde de olsa kapıyı aralıyor. 2002 İlerleme Raporu’ndan sonra gerçekleştirilen reformları öven Komisyon, eksikliklere dikkat çekmeyi de ihmal etmiyor. Bu eksikliklerin başında, TCK ve Dernekler Kanunu’nun henüz yürürlükte olmaması ve azınlık hakları geliyor. Uygulamalardaki eksiklikleri geniş bir boyutta ele alan Komisyon, Türkiye’nin bu yönde attığı adımların müzakere sürecinde de izleneceğini belirterek, tam üyelik tarihinin belirlenmesinde Türkiye’nin göstereceği kararlılığın önemli rol oynayacağına dikkat çekiyor. Artık, Aralık’taki tarihi zirvede, İlerleme Raporu doğrultusunda müzakerelere başlama kararının çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor. Müzakerelere 2005 ortalarına doğru başlanacağı tahmin edilse de, ne Türkiye, ne de Avrupa tam üyeliğin 10-15 yıldan önce mümkün olacağına inanıyor.

Tavsiye Et
İsrail’in ‘pişmanlığı’ Gazze’yi yıktı
Geçtiğimiz ay İsrail, son dört yılın en geniş operasyonunu Gazze’de gerçekleştirdi. İsrail ordusunun, roket saldırılarını önleme gerekçesiyle 30 Eylül günü savaş uçaklarının eşliğinde Gazze Şeridi’nde bulunan Cebaliye ve Refah mülteci kamplarına yönelik düzenlediği operasyonlarda farklı kaynaklara göre 110 ila 140 kadar Filistinli hayatını kaybetti. “Pişmanlık Günleri” adı verilen ve 16 gün süren bu operasyonlarda, mülteci kampları yıkıntı haline geldi. Bölgedeki Cebaliye kasabası ve mülteci kampları ile Beyt Hanun ve Beyt Lahiya kasabalarında İsrail ordusunun tank, ağır askerî araç, buldozer ve helikopterlerle giriştiği saldırılarda altyapının çöktüğü, 250 binden fazla kişinin haftalarca elektriksiz ve susuz kaldığı bildirildi. Büyük bir yıkım ve insanlık dramının yaşandığı bölgelerde, Filistin yönetimi olağanüstü hâl ilan ederken uluslararası kuruluşlardan operasyonların durdurulması için yardım çağrısında bulundu. Buna karşın Ariel Şaron ise, harekatın “gerektiği kadar” devam edeceğini açıkladı. Ancak Ramazan ayının başlamasıyla dünya kamuoyunun tepkisinden çekinen Şaron, saldırıları geçici de olsa durdurdu.
İsrail, en küçüğünden en büyüğüne kadar kadın çocuk demeden her yaştaki Filistinliyi öldürmeye devam ederken uluslararası toplumun sesi kısık çıkmaya devam ediyor.

Tavsiye Et
Klasiği yeniden düşündük
İstanbul Ekim ayında, Bilim ve Sanat Vakfı Medeniyet Araştırmaları Merkezi tarafından tertiplenen “Klasiği Yeniden Düşünmek” başlıklı uluslararası sempozyuma ev sahipliği yaptı. 8-10 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen ve aralarında dünyaca ünlü isimlerin de bulunduğu yaklaşık 120 akademisyenin tebliğ sunduğu sempozyumda “Klasik nedir?”, “Bir eseri klasik kılan unsurlar nelerdir?” ve “Klasik, toplumlar üstü bir hüviyete sahip midir?” gibi sorulara cevap arandı. Sempozyumun 8 Ekim tarihinde CRR Konser Salonu’nda gerçekleştirilen ve başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın’ın yaptığı açılış oturumu, Dr. Mustafa Özel, Prof. Fred Dallmayr, Prof. Dr. Bekir Karlığa, Prof. Richard Falk, Prof. Dr. Selçuk Mülayim ve Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun tebliğleriyle bilim ziyafetine dönüştü. 9 ve 10 Ekim tarihlerinde Bilim Sanat Vakfı’nın Vefa’daki merkezinde devam eden sempozyuma katılımın bir hayli yüksek olduğu gözlendi.

Tavsiye Et
Terörle gelen Mısır-İsrail işbirliği
Mısır’ın Sina yarımadasında bulunan tatil kentlerine art arda düzenlenen üç ayrı bombalı saldırı, çok sayıda kişinin ölümüne yol açtı. 7 Ekim günü Mısır’ın Taba, Nueyba ve Ras es-Sultan kentlerinde meydana gelen olaylar sırasında, çoğu İsrailli en az 33 kişi öldü. Mısırlıların ‘küçük İsrail’, İsraillilerin ise ‘arka bahçe’ olarak gördüğü bu bölgedeki olayların sorumluluğunu ise, adı daha önce duyulmamış iki örgüt üstlendi. Saldırılardan sonra Taba’ya İsrail’den tüm girişler durdurulurken, yarımadada bulunan 10 binden fazla İsrailli tahliye edildi. Patlamalar sonrası Mısır ile İsrail arasında terörle mücadelede işbirliği anlaşması imzalandı. Saldırılarla ilgili Mısır ve Arap kamuoyunda, “İsrail’in izlediği terör politikası terörü azdırdı” yorumları yapılırken İsrail, Filistinlilerin olaylarla ilgisinin olmadığını açıkladı.
Söz konusu saldırıların hangi ülkeyi hedef aldığı tam olarak bilinmese de, bu olaylardan sonra terörle mücadele konusunda iki ülke arasındaki işbirliğinin daha da artacağı muhakkak.

Tavsiye Et
Avustralya’da ekonomi Irak’ı esir aldı
Dünya, ABD seçimlerine kilitlenmişken onun diğer bir uzak köşesi Avustralya’daki seçimler sessiz sedasız gerçekleşti. 9 Ekim’de yapılan seçimlerde iktidardaki liberal-milliyetçi koalisyon hükümeti yeniden göreve getirildi. Seçimler koalisyon hükümetinin Başbakanı John Howard’ın başarısı olarak yorumlanıyor. 65 yaşındaki Howard, dördüncü kez üç yıllığına seçilmiş oldu. Birkaç ay öncesine kadar, Irak Savaşı’na tam destek veren Howard’ın yeniden seçilmesine şüpheyle bakılıyordu. Zira Avustralya’da Irak Savaşı hiç olmadığı kadar yoğun protestolarla karşılanmıştı. Ancak beklenen olmadı. Muhalefetteki İşçi Partisi’nin genç lideri Mark Latham’ın Irak’taki askerleri geri çekme vaadine rağmen halk tercihini Howard’dan, yani -deyim yerindeyse- son 13 yıldır tıkır tıkır işleyen güçlü bir ekonomiden yana kullandı.

Tavsiye Et
Rusya’dan Kyoto Protokolü’ne onay
Küresel ısınma ve iklim değişiklikleriyle mücadele alanındaki en önemli sözleşme olan Kyoto Protokolü, Rusya tarafından da onaylandı. 1997 yılında BM tarafından Japonya’nın Kyoto kentinde benimsenen ve zehirli gaz üretiminin azaltılmasını şart koşan bu protokolü, bugüne kadar başta AB ülkeleri olmak üzere 117 ülke imzaladı. Sözleşmenin yürürlüğe girebilmesi için, üretilen sera gazı yayılımının en az %55’ini oluşturan ülkeler toplamının imzasına ihtiyaç duyuluyordu. Söz konusu gazın yaklaşık %18’ini üreten Rusya’nın, biraz da AB’nin ısrarıyla bu protokolü onaylamasıyla, küresel ısınmayla mücadelede önemli bir adım atılmış oldu. Sera gazı salınımının %36’sından sorumlu olan ABD ise, protokolü ekonomik gerekçelerle yıllardır imzalamaya yanaşmıyor.
Rusya hükümetinden sonra Duma Meclisi’nin de söz konusu protokole onay vermesiyle, Kyoto Protokolü’nün üç aydan kısa bir süre içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Tavsiye Et
KKTC Hükümeti istifa etti
13 Ocak tarihinde göreve başlayan KKTC hükümeti, yaklaşık 9 ay sonra istifa etti. KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, 20 Ekim tarihinde koalisyon hükümetinin istifasını Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a sundu. Hükümetin istifasını kabul eden Denktaş, yeni hükümet kurma görevini Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri Derviş Eroğlu’na verdi. Eroğlu, 15 gün içerisinde hükümet kuramazsa görevi iade edecek. İzolasyondan kurtulmak için yoğun çaba sarf eden KKTC’de mevcut meclisten istikrarlı bir hükümet çıkmayacağı ve Ocak ayında erken seçime gidileceği yönündeki ihtimaller ağır basıyor. Kıbrıs’ın 18’inci hükümeti olarak kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyonu, Nisan ayındaki istifaların ardından, 50 sandalyeli Meclis’te 23 kişiyle azınlık konumuna düşmüştü.

Tavsiye Et
Seçimlere mürekkep ‘leke’si düştü
Haziran 2004 yılında yapılması planlanan ancak çeşitli nedenlerle ertelenen Afganistan’daki tarihî seçimler, tartışmalı da olsa 9 Ekim günü gerçekleştirildi. Taliban rejiminin devrilmesinden sonra halkın ilk kez sandık başına gittiği seçimlere, Geçici Devlet Başkanı Hamid Karzai’nin yanı sıra 18 aday katıldı. Seçimlerin başlamasıyla birlikte, oy kullanımı sırasında parmağa sürülen mürekkebin kolayca silinmesi tartışmalara neden oldu. Seçimlere katılan 15 aday ise, mükerrer oy kullanıldığını gerekçe göstererek seçimleri boykot etti. Bunun üzerine inceleme başlatan ülkedeki Birleşik Seçim İzleme Kurulu, seçimlerin güvenli ve kurallara uygun bir şekilde yapıldığını açıkladı. Ancak 130 milyon dolarlık bütçe ile seçimlerin organizasyonundan sorumlu olan BM’nin bu konudaki ihmali de gözlerden kaçmadı.
Oy sayma işleminin seçimlerden günlerce sonra başladığı, ülke halkının yaklaşık yarısının okuma-yazma bilmediği ve üstelik kolayca silinebilen mürekkeplerin kullanıldığı bu seçimlerin meşruiyeti ise dünya kamuoyu tarafından tartışılıyor.

 

 


Tavsiye Et
Irak’a istikrar(!) için operasyon
Ocak ayında yapılması planlanan seçimler öncesi Irak’taki durum vahametini koruyor. Amerikan güçleri ve Irak kuvvetleri, kontrol sağlayamadığı çeşitli kentlere operasyonlar düzenledi ve düzenlemeye devam ediyor. 1 Ekim günü Amerikan kuvvetleri, savaşın sona ermesinden bu yana en geniş çaplı operasyonu Samarra kentine düzenledi. Amerikan askerleri ve Irak güvenlik güçlerinin, savaş uçakları ve tank desteğiyle gece yarısı başlattıkları operasyon sırasında sadece bir gün içinde çoğu sivil 125’ten fazla Iraklı hayatını kaybetti. 2004 yılı bahar aylarından bu yana denetimi eline geçiremeyen Amerika, bölgedeki hakimiyeti sağlamak amacıyla yüzlerce sivilin hayatına mal olan bu saldırıları düzenledi. Yaklaşık 5 bin kişiden oluşan bir kuvvetle gerçekleştirilen Samarra operasyonunun, seçimlerin güvenliğini sağlamak amacıyla yapılması planlanan geniş operasyonun ilk basamağı olduğu ve bundan sonraki muhtemel hedefin Irak direnişinin sembolü olan Felluce kenti olabileceği belirtiliyor.
Öte yandan Irak’ta, güvenlik sorunları sebebiyle 12 Ekim günü ülke genelinde yapılması planlanan nüfus sayımı ertelendi. Büyük ihtimalle genel seçimler de zamanında, yani Ocak 2005’te yapılamayacak. Direnişin tüm ülkeye yayıldığı bir dönemde, Amerikan kuvvetlerinin kontrolü sağlayamadığı bölgelere tanklarla, savaş uçaklarıyla operasyon düzenleyerek istikrarı nasıl getireceğini ve bu şartlar altında genel seçimlerin nasıl yapılacağını ancak yaşayarak görebileceğiz.

Tavsiye Et
Dizi film tadında devlet-mafya hesaplaması
Mafya-devlet ilişkisi ilk defa 1997’deki Susurluk kazasında tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştı. O dönemde toplumun geniş kesimlerinden gelen tepkilere rağmen üzeri tozlanmaya başlayan devlet-mafya ilişkisi, yeraltı dünyasının ünlü isimlerinin ardı ardına yakalanmasıyla tekrar gündemdeki yerini aldı. Ne var ki, çete reislerinin medya eliyle efsaneleştirildiği bir yapıda, artık devlet-mafya ilişkileri de dizi film tadında takip edilmeye başlandığı için son günlerde sık sık dile getirilen sessiz devrimden gerçek anlamda bahsetmek mümkün görünmüyor.
Ekim ayında yakalanıp hapse gönderilenlerin başında Alaattin Çakıcı, Sedat Peker, Hamit Bayram ve Haluk Kırcı yer aldı. Karagümrük Spor Kulübü Lokali baskını davasında aldığı 3 yıl 4 aylık hapis cezası Yargıtay’ca onandıktan sonra 2003 Mayıs’ında yurtdışına kaçan ve hakkında altı gıyabî tutuklama kararı bulunan Çakıcı, Temmuz ayında yakalandığı Avusturya’da yargılanarak Türkiye’ye iade edildi. Diğer bir ünlü çete reisi Sedat Peker ise “Kelebek” adlı operasyonda, “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak” suçundan 24 kişi ile birlikte göz altına aldı. Göz altına alındıktan sonra sürpriz bir şekilde serbest bırakılan Peker, ertesi gün hakkında yeniden gıyabî tutuklama kararı çıkarılması üzerine ağabeyi Atilla Peker ile birlikte Beşiktaş Adliyesi’ne giderek teslim oldu..
Öte yandan, Almanya’da faaliyetleri yasaklanan İslami Cemaatler Birliği yöneticisi Metin Kaplan sınır dışı edilerek Türkiye’ye gönderildi. Fatih Camii ve Anıtkabir’e uçakla saldırı hazırlığı yaparken yakalanan kişileri azmettirdiği iddiasıyla gıyabî tutuklama kararının olduğu dava kapsamında yargılanan Kaplan da tutuklanarak cezaevine konuldu.

Tavsiye Et