Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Temmuz 2005) > Ekonomide Gündem
Ekonomide Gündem
Petrol fiyatları yeniden hareketlendi
Bir süredir sakin seyreden petrol fiyatları yaz aylarının başlamasıyla yeniden yükselişe geçti. Kritik olarak kabul edilen 60 dolar seviyesini de aşan petrol fiyatlarında yılbaşından bu yana kaydedilen artış %30’u buldu. Dünya ekonomisi için tehdit oluşturan yükseliş, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) günlük petrol üretim hacmini 500 bin varil artırarak 28 milyon varile çıkarma kararı almasına rağmen hız kesmedi. Üretimi artırma kararının beklentileri karşılamamasında OPEC’in zaten resmî kotanın üzerinde üretim yapıyor olması etkili oldu. Diğer yandan, mevcut rafineri kapasitesinin de yılın ikinci yarısında artan talep karşısında yetersiz kalacağı tahmin ediliyor. Fiyatların nominal olarak rekor bir seviyeye ulaşmasında en etkili faktör ise, petrol arz ve talebinin birbirine çok yaklaşmış olması. Temmuz ayı içerisinde dünyanın en büyük sekizinci petrol üretici olan Nijerya’da, ikisi Alman, 6 petrol işçisinin öldürülmesiyle yaşanan karmaşa ve 4. büyük petrol üreticisi İran’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin doğurduğu belirsizlikler de petrol fiyatları üzerinde doğrudan etkili oldu.

Tavsiye Et
AB Zirvesi bütçe tartışmalarıyla kilitlendi
Birlik Anayasası’nın Fransa ve Hollanda’da yapılan referandumlarda reddedilmesiyle derin bir açmaza giren AB, 16-17 Haziran tarihlerindeki Brüksel Zirvesi’nde bütçe tartışmalarının çözüme kavuşturulamamasıyla ikinci bir krize sürüklendi. 2007-2013 bütçe tasarısıyla ilgili görüşmeler İngiltere’nin aldığı telafi ödemeleriyle ilgili tartışmalarda kilitlendi. Birliğin kurucu ülkeleri, İngiltere’nin 1984’ten bu yana her yıl aldığı yaklaşık 4,5 milyar avroluk telafi ödemelerinin durdurulmasını istiyor. Bütçeye en fazla katkı yapan ülkelerden birisi olan İngiltere, tarım sektörü gelişmemiş olduğu için, bahsi geçen telafi ödemelerini alıyor. İngiltere son olarak, telafi ödemelerinden, ancak tarım teşviklerinden en fazla payı alan Fransa’ya ayrılan fonların kısılması halinde vazgeçeceğini söylemeye başladı. Ancak ne İngiltere telafi ödemelerinden vazgeçmeye niyetli, ne de Fransa, tarım teşviklerinin kısılmasına razı. AB hareketli günler yaşamaya devam edecek görünüyor.

Tavsiye Et
Enerji tüketiminde rekor büyüme
Dünya enerji tüketimi 1984’ten beri en yüksek büyümesini geçtiğimiz yıl sağladı. BP tarafından hazırlanan bir rapora göre, 2004’te dünyadaki birincil enerji tüketimi %4,3 artarak 10 yıllık ortalamaların üzerinde büyüme gösterdi. Birincil enerji kaynakları arasında tüketimi en hızlı büyüyen yakıt %6,3’le kömür oldu. Bu artışın %75’inin Çin’den kaynaklandığı belirtiliyor. Petrol tüketimindeki artış ise 1976’dan beri en yüksek seviyesine ulaştı. 2004’te günlük petrol tüketimi 2,5 milyon varile yakın büyürken, petrol üretimi ise ilk defa günlük 80 milyon varilin üzerine çıktı. Rapora göre dünya petrol tüketiminin %24,9’unu ABD tek başına gerçekleştirirken, ikinci sırada %8,2 ile Çin, üçüncü sırada da %6,4’lük pay ile Japonya yer alıyor. Türkiye’nin dünya petrol tüketimindeki payı ise binde 8.

Tavsiye Et
Kara Kıta’ya hafif bir tebessüm
Londra’da bir araya gelen sanayileşmiş sekiz ülkenin oluşturduğu G-8 grubunun liderleri Afrika’nın en yoksul 18 ülkesinin borçlarının silinmesi konusunda anlaşmaya vardı. Afrika Kalkınma Bankası, Dünya Bankası ve İMF ortaklığıyla gerçekleştirilecek projede silinecek borçların toplam miktarı 40 milyar doları buluyor. Ancak, bu rakam Sahra Altı Afrika ülkelerinin 2003 yılında 231 milyar dolara ulaşan toplam dış borçlarının sadece %17’sini oluşturuyor. Uluslararası yardım kuruluşlarının hesaplamalarına göre BM’nin Milenyum Kalkınma Hedefleri olarak belirlediği 2015’e kadar fakirlik ve salgın hastalıkların yarı yarıya azaltılabilmesi için 62 ülkenin borçlarının tamamen silinmesi gerekiyor.

Tavsiye Et
Avronun dolarla dansı
Anayasa referandumlarında çıkan “hayır”lar ve Brüksel Zirvesi’nde yaşanan bütçe krizi yıl başından beri dolar karşısında değer kaybeden avroya yeni bir darbe daha vurdu. Avro/dolar paritesi bir yıl önceki seviyelerine dönerek 1,20’ye kadar geriledi. AB içindeki anlaşmazlıklar, Maastricht kriterlerinin sürdürülmesinde çekilen güçlük ve bölge ekonomileri arasındaki konjonktürel/yapısal farklılıklar avronun ideal bir ortak para birimi olup olamayacağı tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Ancak, uluslararası rezerv para konumundaki doların geleceği de belirsizliklerle dolu. Doların rezerv para konumunu sürdürmesinin karşısındaki en büyük risk ABD’nin rekor cari açığı. Nitekim, ABD’de yılın ilk üç ayındaki cari açık rakamının beklentileri aşarak rekor kırmasıyla avronun dolar karşısında değer kaybı hız kesti.

Tavsiye Et
Avrupa’da sınır ötesi evlilik banka devi doğurdu
İtalyan UniCredito ve Alman HVB bankaları arasındaki birleşme Avrupa’da piyasa değeri 41 milyar avro olan yeni bir banka devi doğuruyor. UniCredito, Almanya’nın ikinci büyük bankası HVB’yi 19,2 milyar avroya satın alarak avro bölgesinin dördüncü büyük bankası konumuna yükselecek. Avrupa Birliği projesinin sorgulandığı bir döneme denk gelen anlaşma, Avrupa’nın en büyük sınır ötesi banka birleşmesi olarak nitelendiriliyor. Birleşme sonrasında, 19 ülkede, 7 bin şubeyle 28 milyon müşteriye hizmet verecek olan banka, Orta ve Doğu Avrupa’nın genç ve dinamik bankacılık sektöründe de hakim konuma ulaşacak. Ancak, bu büyük birleşmenin Almanya’ya bakan yönü biraz daha farklı. Birleşme sonrasında çoğu Almanya’da olmak üzere 9 bin kişinin işine son verilecek. Ekonomik durgunlukla birlikte mali sektörde de güç kaybeden Almanya’da kamu bankalarının güçlendirilmesi önerileri dile getiriliyor.

Tavsiye Et
Kapasite kullanımı fiyatlar üzerinde baskı oluşturmuyor
İmalat sanayi kapasite kullanım oranı Mayıs’ta 2005’in en yüksek seviyesi olan %82,4’e çıktı. Kapasite kullanım oranlarına ilişkin göstergeler enflasyonun orta vadedeki seyri açısından önem taşıyor. Merkez Bankası’nın Mayıs Ayı Enflasyonu ve Görünüm raporuna göre, 2005’te, 2004’teki ortalamalara nispeten bu oranın düşük seyretmesi, geçen yıl yapılan makine ve teçhizat yatırımları ile firmaların kapasitelerinin büyük ölçüde artırılmış olmasından kaynaklanıyor. Merkez Bankası’nın da vurguladığı gibi, 2005 yılında özel sektördeki kapasite kullanım oranları büyük ihtimalle geçen yılki seviyelerinin altında seyretmeye devam edecek. Dolayısıyla üretimdeki artışlar fiyatlar üzerinde baskı oluşturmayacak.

Tavsiye Et
Hanehalklarının borç yükü büyüyor
Enflasyona paralel olarak faizlerin gerilemesi ve ekonomide yaşanan canlılık, bankaların faiz indirimlerinde ve kredi kartı imkanlarında giriştikleri yarışla birleşince 2005’in ilk yarısında tüketici kredileri ve kredi kartlarıyla kullanılan krediler hızla büyüdü. Yılın ilk 6 ayında toplam kredilerdeki artış %26’ya ulaştı. Özellikle vadelerin 15 yıla uzadığı ve faizlerin 1,34’e kadar gerilediği konut kredilerinde ciddi bir artış görülüyor. Öte yandan, tüketici kredilerindeki artış hanehalklarının borç stokunun ve bu stoka ilişkin faiz yükünün giderek ağırlaşmasına neden oluyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 2004 yılı raporuna göre, hanehalkı borç stoku ve bu borçtan kaynaklanan faiz yükünün harcanabilir milli gelire oranı 2002’deki %7 seviyesinden, 2003’te %10,5’e, 2004’te ise %17,6’ya yükseldi.

Tavsiye Et
Faizler gerilemeye devam ediyor
Enflasyondaki düşüşü ve ekonomik faaliyetlerdeki gelişmeleri dikkate alan Merkez Bankası, kısa vadeli faiz oranlarını 0,25 puan indirerek %14,25’e düşürdü. MB’nin bir süredir alışılan 0,5 puanlık indirimler yerine 0,25 puan indirimi tercih etmesi orta vadedeki iç talep artışına yönelik endişelerden kaynaklanıyor. Öte yandan, MB faiz oranlarıyla piyasa faizleri arasındaki ilişki, grafikte de görüldüğü, gibi giderek güçleniyor. Hazine’nin borçlanma faizleri, ihaleyle borçlanmalara başlanan Mayıs 1985’ten bu yana ilk defa %15’in altına geriledi. Hazine, 14 Haziran tarihindeki 91 gün vadeli referans bono ihalesinde yıllık %14,9 bileşik faiz oranıyla borçlandı. Piyasalarda gösterge olarak kabul edilen 24 Ocak 2007 tarihli bononun bileşik faizi ise %15,88’e kadar geriledi.

Tavsiye Et
İstanbul Yaklaşımı misyonunu tamamladı
2000 ve 2001 krizlerinden sonra zor duruma düşen firmaların borçlarının yeniden yapılandırıldığı İstanbul Yaklaşımı 4 Haziran 2005’te sona erdi. Bu tarihten sonra hiçbir firmanın borcu İstanbul Yaklaşımı kapsamında yeniden yapılandırılmayacak; ancak bugüne kadar yapılan anlaşmalar geçerliliğini koruyor. 2002 yılı Temmuz ayında hayata geçirilen İstanbul Yaklaşımı kapsamında 219’u büyük, 112’si de küçük ölçekli toplam 331 firma ile görüşülmüş, bunların 322’sinin borcu yeniden yapılandırılmıştı. İstanbul Yaklaşımı’nda yeniden yapılandırılan borç miktarı 6 milyar doları buluyor. Bu borcun 5,4 milyar dolarlık kısmı büyük firmalara ait. İstanbul Yaklaşımı’yla 50 bin kişinin işinden olmasının engellendiği tahmin ediliyor.

Tavsiye Et
Küçük esnaf gün yüzü görmüyor
Ekonomi dört yıl üst üste büyümesine devam ederken, küçük esnafın durumunda bir iyileşme görülmüyor. Bunun başlıca sebebi, piyasalarda alışverişin, ölçek ekonomisinden faydalanarak avantajlı fiyatlar sunan ve kredi kartları için çok cazip taksitlendirme imkanlarına sahip büyük perakende mağaza zincirlerine kayması. Öte yandan, küçük esnaf, yüksek vergi, SSK ve Bağ-Kur primleri yükü altında eziliyor. Sonuçta, her geçen gün kepenk kapatan esnafa yenileri ekleniyor. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu’ndan yapılan açıklamaya göre, bu yılın ilk 5 ayında 45 bin 900 esnaf kepenk kapattı. Ekonominin %10 oranında büyüdüğü 2004’te bu rakamın 92 bin 400 olarak gerçekleştiği hatırlanırsa, ilk 5 aya ilişkin açıklanan bu sonuçlar bir hayli endişe verici.

Tavsiye Et
Kamu bankaları kârlılıkta özel bankaların önünde
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 2004 yılı raporuna göre, bankalar geçtiğimiz yıl iktisadî bekleyişlerde artan iyimserlik, iç talebin canlanması ve büyüme gibi olumlu faktörlerin etkisiyle iyi bir performans sergiledi. Kurumun bankacılık sektörü için hazırladığı Performans Endeksi, sektörün, yılın ikinci yarısında daha iyi bir performans gösterdiğini ortaya koyuyor. BDDK raporunda dikkat çekici bir diğer husus ise, kamu bankalarıyla ilgili tespitlerde yer alıyor. Rapora göre, İMF programı kapsamında özelleştirilmeleri sık sık gündeme getirilen kamu bankalarının kârlılık performansı, geçtiğimiz yıl boyunca özel bankaların üzerinde seyretti.

Tavsiye Et