Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Kasım 2005) > Panorama
Panorama
Asya felaketlerle sarsılıyor
Asya, geçtiğimiz yıl güneydoğusunu vuran tsunami felaketinin yaralarını henüz saramamışken, bu defa güneyinde meydana gelen 7,6 şiddetindeki depremle sarsıldı. 8 Ekim’de meydana gelen ve merkez üssü Pakistan olan deprem, Hindistan ve Afganistan’ı da etkiledi. Depremin en çok vurduğu Pakistan’da ve Keşmir bölgesinde birçok köy haritadan silinirken; Muzafferabad kentinin %70’inin yıkıldığı belirtildi. En az 80 bin kişinin ölümüne ve on binlerce insanın yaralanmasına neden olan depremde ölenlerin çoğunun, yıkılan okulların enkazı altında kalan çocuklar olduğu açıklandı.
Yardım için bölgeye ilk ulaşan ülkeler arasında yer alan Türkiye, arama-kurtarma çalışmalarında başı çekti. Buna ilaveten Başbakan Tayyip Erdoğan da, 20 Ekim’de bölgeye gerçekleştirdiği ziyarette Türkiye’nin depremzedelere 150 milyon dolarlık yardımda bulunacağını açıkladı.
3 milyon insanın evsiz kaldığı deprem bölgesinde salgın hastalık tehlikesi artarken, kış şartlarının ikinci bir ölüm dalgasına neden olmasından korkuluyor. 312 milyon avro yardım talebinin sadece dörtte birinin karşılanması üzerine BM, uluslararası toplumu yardımlar konusunda cömert ve hızlı olmaya çağırdı. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden ABD’de meydana gelen Katrina kasırgasının izlerini kapatmak için yarışan İslam ülkelerinin, Müslüman ülke Pakistan’a yeteri kadar yardımda bulunmaması dikkat çekti.

Tavsiye Et
Türkiye uzun ince bir yolda
Türkiye’nin AB üyeliği konusunda yeni bir döneme daha girildi. Tam üyelik müzakereleri, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen konferansla önceden belirlendiği gibi 3 Ekim tarihinde resmen başladı. Bu sürecin hemen öncesinde Avusturya, “imtiyazlı ortaklık” teklifinde diretse de, Ankara ile Lüksemburg arasında iki gün süren diplomasi trafiği ve İngiltere’nin çabalarının ardından Müzakere Çerçeve Belgesi’nde mutabakata varıldı. Belgenin tartışmalı iki maddesi üzerinde uzlaşma sağlandı. Buna göre Türk tarafının ısrar ettiği “müzakerelerin hedefi tam üyeliktir” ifadesi belgede yer alırken; yine Türkiye’ye, Rumların NATO üyeliğini veto etmeme şartı getiren paragraf da değiştirilerek her uluslararası kuruluşun, kendi üyelik mekanizmasının bulunduğu ve bunun esas alınacağı belirtildi.
Şimdi Türkiye’nin önünde tarama, müzakere ve onay süreci olmak üzere üç aşama bulunmakta. Katılım müzakerelerinin ilk somut çalışması olan tarama süreci, 21 Ekim günü Brüksel’de resmen başladı. Türkiye’yle AB müktesebatının karşılaştırılacağı bu süreçte, Türkiye’nin ilk başlıkları bilim ve teknoloji. Toplam 35 başlıktan oluşan tarama çalışmalarının yaklaşık bir yıl sürmesi bekleniyor. 

Tavsiye Et
Rice, Orta Asya’yı şöyle bir yokladı
Asya’da yaşanan son gelişmeler üzerine yoğun gündem maddeleriyle Orta Asya turuna çıkan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice Afganistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Pakistan’ı ziyaret etti. 3 günlük ziyareti sırasında Manas Hava Üssü’nün ABD kuvvetlerince süresiz kullanımı konusunda Kırgız hükümetinden onay alan Rice, Afganistan’da da Karzai’yle görüştü. Deprem felaketi yaşayan Pakistan’ı da ziyaret kapsamına alarak Devlet Başkanı Müşerref’le görüşen Rice, depremin yaralarının sarılması konusunda yardım sözü verdi.
Ziyaret kapsamında Özbekistan yoktu. Zira, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) son toplantısında Amerikan güçlerinin Orta Asya’daki üslerden çekilmesi kararının alınması üzerine, Özbekistan ABD’den, topraklarındaki askerî üssünü boşaltmasını istemişti.
Çin ve Rusya, ŞİÖ aracılığıyla bölgedeki etkilerini artırmaya çalışırken; ABD’nin de bu geziyle bölgedeki nüfuzunu diğer güçler karşısında dengelemeyi hedeflediği belirtiliyor.

Tavsiye Et
Nobel ödülüyle “mesaj” verildi
1901’den bu yana kimya, fizik, tıp, ekonomi, edebiyat ve barış alanlarında dağıtılan Nobel ödülleri bu yıl da sahiplerini buldu. Nobel’in edebiyat ve barış ödülleri, bu yılın yine en çok tartışılanları arasında yer aldı. 2005 Nobel Barış Ödülü Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) ile bu kurumun başkanı Muhammed el-Baradey’e verildi. Baradey, ödülün İran ve Kuzey Kore’nin nükleer programlarıyla ilgili sorunların çözümünde, başkanı olduğu kuruma destek vereceğini ve bunun UAEK’nin rolüne ilişkin güçlü bir mesaj olacağını ifade etti. UAEK ve Baradey’e bu ödülün verilmesi, uluslararası camiada “İran’a bir uyarı” olarak nitelendirildi. Bu yıl Orhan Pamuk’un da aday gösterildiği edebiyat ödülünü ise, İngiliz oyun yazarı ve şair Harold Pinter aldı. Nobel ödülünü alamayan Pamuk’a, Almanya’nın Frankfurt kentinde Alman Yazarlar Birliği’nin “barış ödülü” verildi. Pamuk Nobel’e aday gösterilmesinin ardından bir İsviçre gazetesine, “bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü” şeklinde açıklamada bulunmuş; bunun üzerine hakkında “Türklüğe hakaret” davası açılmıştı.

Tavsiye Et
Özelleştirmeler ve TMSF satışları sürüyor
Telekom ve TÜPRAŞ’ın satışının ardından Eylül ayının ekonomi gündeminde özelleştirmeler ve TMSF’nin satışları yer aldı. Türkiye’nin en büyük çelik üreticisi Erdemir’in %46,12 hissesinin satışı, ihale usulüyle OYAK’a gerçekleştirildi. OYAK’ın 2 milyar 770 milyon dolarla en yüksek teklifi vermesiyle kamuya ait Erdemir “yarı özel” şirket durumuna geldi.
Öte yandan Uzan Grubu’na ait medya şirketleri ile çimento fabrikaları, ihale usulüyle TMSF tarafından satıldı. Star Medya Grubu şirketleri olan Süper FM ve Metro FM’i, muhammen bedelinin iki katı fiyatına CanWest-Turkcom Grubu aldı. Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star TV’ye ise, en yüksek teklifi Doğan Grubu verdi. Uzanlara ait çimento fabrikalarının satışında ise, ihaleye çıkarılan 9 çimento fabrikasından 7’si Sabancı Grubu tarafından alındı. Satışlardan TMSF, beklenenin iki katı değerinde gelir elde ettiğini açıkladı. Devletin kasasına giren söz konusu gelirler, borçların azaltılması ve yatırım bütçesinin arttırılmasında kullanılacak.

Tavsiye Et
Irak’ta demokrasi oyunu
Irak’ta referandum öncesi, seçim yasasında anayasanın reddedilmesini neredeyse olanaksız hale getiren bir son dakika değişikliği yapan Irak Parlamentosu, Sünnilerin referandumu boykot etme kararı ve BM ile ABD’nin tepkisi üzerine geri adım attı. Ayrıca Sünni boykotunu engellemek amacıyla Aralık 2005’te yapılacak seçimlerin ardından anayasa metninde değişiklik yapma yolu açıldı. Bunun üzerine taraflar arasında sağlanan anlaşmanın ardından, anayasa referandumu 15 Ekim’de yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleştirildi. Katılımın %60’ın üzerinde olduğu kaydedilen referandumda çoğunluğun anayasaya “evet” dediği yorumları yapılırken, kaos ortamının hiç bitmediği ülkede kesin sonuçlar uzun süre açıklanamadı. Irak’ta anayasanın kabul edilmemesi halinde, meclis feshedilip yeni seçimler yapılacak.
Ülkede referandumdan sonraki ikinci önemli gündem ise, Saddam Hüseyin’in yargılanmasıydı. 1982 yılında yaşanan katliama neden olduğu gerekçesiyle çıkarıldığı mahkemenin meşru olmadığını söyleyen Irak’ın devrik lideri, hakkındaki suçlamaları reddetti; duruşma 28 Kasım’a ertelendi.

Tavsiye Et
Merkel, Almanya’nın ilk kadın başbakanı
Almanya’da 18 Eylül’deki seçimlerin ardından yapılan koalisyon görüşmeleri sonunda Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD), Angela Merkel’in başbakanlığında büyük koalisyon kurulması konusunda anlaştı. Merkel, Almanya’nın ilk Doğu Alman kökenli ve kadın başbakanı olurken, Schröder kabinede yer almadı. Geniş tabanlı koalisyonda SPD, dışişleri ve ekonomik işbirliği de dâhil 8 bakanlığı alırken; savunma ve içişlerinin de bulunduğu 6 bakanlığın yanı sıra Meclis başkanlığı da Birlik Partileri’nin oldu. Merkel’in küçük ortağı CSU’nun Genel Başkanı Edmund Stoiber’in ekonomi ve teknoloji bakanı olacağı kabinede, SPD lideri Franz Müntefering başbakan yardımcılığı ve çalışma bakanlığı, Schröder’in yakın çalışma arkadaşlarından olan Steinmeier ise dışişleri bakanlığı görevini yürütecek. Dışişleri bakanlığı SPD’de olsa da Merkel’in açıklamaları Türkiye’nin AB üyeliği için “imtiyazlı ortaklık” önerisindeki ısrarını sürdüreceği; ülkenin dış politika eksenini ise ABD ve Londra’ya kaydıracağı yönünde.

Tavsiye Et
Attila İlhan öldü
Çağdaş Türk şair ve yazarlarından Attila İlhan, kendi deyimiyle “an” geldi; öldü. 10 Ekim 2005’te Kanlıca’daki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden İlhan’ın cenazesi, eserleriyle etkilediği farklı dünya görüşlerine sahip yüzlerce kişi tarafından Aşiyan Mezarlığı’na defnedildi.
1925 yılında Menemen’de doğan İlhan, lise eğitiminin ardından İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. 1949 ve 1951 yıllarında gittiği Paris’te, Fransızca eğitiminin yanında, düşünce hayatını etkileyen Marksizm’le de tanıştı. İstanbul’a geldiği günlerde şair ve romancı kimliğiyle tanınan İlhan, 80’lerden sonra daha çok düşünce adamı kimliğiyle öne çıktı. Yaptığı çalışmalarda yakın tarihi merkeze aldı; İlhan’ın İnönü karşıtlığı ve ulusalcı söylemi zaman zaman eleştirildi. 1996 yılından beri köşe yazarlığını sürdüren İlhan, çeşitli televizyon kanallarına da programlar yaptı.
Türk edebiyatına şiir, roman ve deneme alanlarında çok sayıda eser veren İlhan, 80’lerden sonra özellikle şiir çizgisinde arabesk tarza düşmekle eleştirilse de, toplumun geniş bir kesim tarafından okunan ve sevilen şairlerdendi.

Tavsiye Et
Dünyada kuş gribi paniği
İlk olarak Güney Asya’da kanatlı hayvanlarda ortaya çıkan ve 2003’ten bu yana bulaştığı insanlardan 65’inin ölümüne neden olan Kuş Gribi, Rusya ve Romanya’nın ardından Türkiye’de de kendini gösterdi. 8 Ekim’de Balıkesir’in Manyas ilçesine bağlı Kızıksa beldesinde 1800 hindinin virüs nedeniyle telef olduğunun anlaşılması üzerine karantina altına alınan bölgede, 500 dekar alan dezenfekte edilirken; 10 bine yakın kanatlı hayvan da itlaf edildi. Kuş Gribi’nin Türkiye’ye Manyas Kuş Cenneti’ne uğrayan göçmen kuşlarla geldiği belirlendi.
Hastalığın ortaya çıkmasının ardından Kuş Gribi’yle mücadele için Türkiye’ye uzman ekip gönderen AB Komisyonu, Türkiye ve Romanya’dan kanatlı hayvan ithalatını 2006’ya dek yasakladı. Yunanistan’da da görülen ve Romanya’nın Ukrayna sınırı ile Rusya’nın Sibirya bölgesinde ikinci kez ortaya çıkan virüsün Orta Doğu ve Afrika’ya yayılma riskinin yüksek olduğu bildirildi.
15 farklı virüs çeşidinin genel adı olan Kuş Gribi’nin insanlar için ölümcül olan türünün H5N1 olduğu belirtiliyor. Özellikle hastalık neticesinde ölmüş hayvan ile doğrudan temasla, solunum ve tüyler aracılığıyla insana bulaşabilen hastalığın belirtileri; ateş, boğaz ağrısı, şiddetli öksürük gibi bilinen grip belirtilerine benziyor. Virüsün hastalıklı hayvanların iyi pişirilmemiş et ve yumurtasından da bulaşabileceği belirtilmekte. Mutasyona uğrayarak insandan insana bulaşma yeteneği kazanabilme ihtimali olan virüsün, kıtalararası bir salgın haline geldiği takdirde 150 milyon kişinin ölümüne neden olabileceği belirtiliyor.

Tavsiye Et
“YÖK” yere kavga çıktı!
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın’ın tutuklanması hadisesi, YÖK-Hükümet çekişmesine dönüştü. Rektör, ihaleye fesat karıştırmak ve çıkar amaçlı suç örgütü kurmaktan çıkarıldığı Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 14 Ekim’de tutuklanarak cezaevine konuldu. Bu olaya en sert tepki YÖK’ten geldi. Olağanüstü toplanan Rektörler Kurulu, Aşkın’a destek kararı aldı. YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, işi, “Aşkın’a sahip çıkmanın Cumhuriyet’e sahip çıkmak” olduğunu söylemeye kadar götürdü. Ardından Aşkın’a destek amacıyla ülke çapındaki tüm rektörleri Van’da toplanmaya çağırdı ve rektörler 22 Ekim günü Van’da bir araya geldi. YÖK’ün bu tavrına karşı sivil toplum, her platformda söz konusu gelişmeden duyduğu rahatsızlığı dile getirirken Van’da da protesto gösterileri yapıldı; YÖK, yolsuzlukların üzerine gitmemekle suçlandı. Hatırlanacağı üzere Rektör Aşkın’ın, daha önce İspanyol Expansion firmasına ihale edilen 25 milyon dolarlık tıbbî cihaz alımı ihalesiyle ilgili yolsuzluk iddiaları basına yansımıştı. Soruşturma kapsamında Aşkın’ın evinde yapılan aramada, kendisinde bulunmaması gereken ihale dosyaları ve bine yakın kayıt dışı tarihî eser ele geçirilmişti. Yine, rektörün lüks villa konutunun dışında üniversiteye ait üç ayrı lojmanı kullanması da gündeme gelmişti.
Yargıyı hedef alan ve gösterdiği tüm bu tepkilerle bir sonuç elde edemeyen YÖK, ilginç bir zamanlamayla Başbakanlık Müsteşarı Prof. Dr. Ömer Dinçer’in akademik unvanını ve üniversitelerde görev yapma hakkını elinden aldı. YÖK Yüksek Disiplin Kurulu, karara gerekçe olarak intihal iddialarını gösterirken, Teziç’in “İntikam hissiyle hareket etmiyoruz” savunması dikkat çekti.

Tavsiye Et