Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Aralık 2005) > Ekonomide Gündem
Ekonomide Gündem
Dünya ekonomisi / Aralık 2005
Japon ekonomisinden iyi haberler
Uzun yıllar durgunluk ve deflasyon sorunundan muzdarip olan Japon ekonomisi, 2005’in başından bu yana geçmiş dönemlere kıyasla daha iyi bir performans sergiliyor. Satın alma gücüne göre yaklaşık 4 trilyon dolar gelir üreten Japon ekonomisinin yakaladığı bu gelişme trendini önümüzdeki dönemlerde de koruması bekleniyor. Japon ekonomisi için bir diğer iyi haber ise, büyümeyi ihracattan ziyade tüketim ve yatırım mallarına olan özel talebin sırtlıyor olması. İşgücü piyasalarındaki iyileşme ve şirket kârlılıklarındaki artış da büyümeye katkı sağlıyor. Öte yandan, ülkede yıllardır bankacılık sektörünü rehabilite etmek için yapılan reformlar da meyvesini vermeye başladı. Batık kredilerin azalmasıyla rahat bir nefes alan ülke ekonomisi sürdürülebilir bir büyüme açısından umut vaat ediyor. Tüketici ve iş dünyasının ekonomiye olan güveninin yeniden güçlendiği ülkede 2005 ve 2006 yılları için %2’lik reel büyüme bekleniyor.
 
Avro kan kaybediyor
ABD Merkez Bankası FED’in faiz artırımlarına başlamasıyla kızışan avro-dolar savaşında avantaj tekrar Atlantik’in karşı yakasına geçti. Paris banliyölerinde başlayan çatışmaların Avrupa’ya yayılma ihtimali ve Avrupalı maliye bakanlarının, Birlik’in Merkez Bankası’na faizlerin artırılmaması yönünde telkinde bulunmalarıyla dolar karşısında hızla kan kaybeden avro, 117 sente kadar düşerek son iki yılın en düşük seviyesine geriledi. Avrupa Merkez Bankası’nın 2003’ün Haziran ayından beri %2 seviyesinde tutulan kısa vadeli faiz oranlarının enflasyon tehdidine karşı artırılabileceği yönündeki sinyallerine karşı, maliye bakanları bölge ekonomilerinin henüz istenen düzeyde büyüme oranlarını yakalayamadığını göz önünde bulundurararak, faiz oranlarının kısa vadede değiştirilmemesi yönünde görüş bildiriyorlar. ABD’de kısa vadeli faiz oranlarının %4’e kadar yükseltilmesine rağmen, Avrupa’da faizlerin bir süre daha %2’de kalacağı beklentisi yatırımcıların iki para birimi arasında tercihini ağırlıklı olarak dolardan yana koymasına neden oluyor.
 
Enflasyon baskıları şimdilik kontrol altında
Kasım ayı başında hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesiyle 60 doların altına kadar gerileyen petrol fiyatları, soğuk hava koşullarının kuzey yarım küreyi esir almasıyla tekrar yükselişe geçti. Petrol fiyatları hava sıcaklıklarıyla birlikte dalgalanırken, geçtiğimiz yıldan bu yana petrol fiyatlarında görülen yüksek artışların küresel enflasyon üzerindeki baskısı endişe kaynaklarının ilk sıralarında yer alıyor. Başlıca sanayileşmiş ülkelerde, fiyat artışlarının enflasyon üzerinde etkileri hissedilmekle beraber, çekirdek enflasyon göstergeleri ve enflasyon beklentilerinde yukarı yönlü ciddi bir hareket henüz ortaya çıkmış değil. Bununla birlikte, özellikle konut fiyatları, düşük faizlerin de etkisiyle petrol fiyatlarını yakın bir şekilde takip ediyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise, yüksek petrol fiyatları henüz tüketicilere tam yansımamış olmakla birlikte enflasyon baskıları önceki gruba göre daha fazla hissediliyor. Türkiye gibi enflasyon hedeflemesi uygulayan ülkelerin yüksek petrol fiyatlarına rağmen enflasyonu kontrol altında tutmakta daha başarılı olduğu iddia ediliyor.
 
Avrupa’da hava olumluya dönüyor
2005’in ilk yarısında makroekonomik göstergelerin zayıflama işaretleri verdiği avro bölgesi, yılın ikinci yarısında beklendildiği gibi yeniden toparlanmaya başladı. İlk yarıda bölgedeki büyüme oranı %1,5’te kalırken, üçüncü çeyrek büyümesi %2,6’yla umut verdi. Bu oran, bölgede %1,8 olarak tahmin edilen potansiyel büyüme oranının üzerinde bulunuyor ve bu trendin önümüzdeki yıl da korunması bekleniyor. Örneğin İMF, avro bölgesinin 2005’te %1,6 büyüyeceğini 2006’da ise bu oranın %2,1’e yükseleceğini öngörüyor. İkinci yarıda büyümeyi destekleyen faktörlerin başında sanayi üretimindeki artış geliyor. Yatırım ve ihracat performansında görülen artışlar da bölge ekonomisinin geleceği açısından iyimser bir beklentiye yol açıyor.
 
Orta Doğu KOBİ’lerle dönüştürülecek
Başta ABD olmak üzere dünya ekonomisine yön veren ülkelerin oluşturduğu G-8 ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Orta Doğu’da piyasa ekonomisinin yerleşmesine öncülük etmek için biraraya geldiler. Bahreyn’de düzenlenen Orta Doğu zirvesinde buluşan bu ülkeler, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) yoluyla Orta Doğu’da piyasa sisteminin geliştirilmesi için 100 milyar doları aşan bir fon oluşturma kararı aldılar. “Gelecek İçin Fon” adı verilen bu projeyle hızla artan genç nüfusa yeni iş alanlarının açılması ve piyasa sisteminin işleyişini sağlayacak altyapının oluşturulması amaçlanıyor. Zira bugün KOBİ’ler başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm dünyada ekonomilerin bel kemiğini oluşturuyor. ABD, komünizmin iflası sonrasında Doğu Avrupa ekomilerinin piyasa sistemine dönüşümünü sağlamak için benzeri fonlara öncülük etmişti.
 
Bernanke’den yeni döneme dair ipuçları
31 Ocak 2006 tarihinde ABD Merkez Bankası (FED) başkanlığı görevini ‘Maestro’ unvanına sahip Alan Greenspan’den devralacak olan Ben Bernanke, ABD Senatosu Bankacılık Komitesi’ne yaptığı açıklamada, kendi döneminde uygulayacağı politikalara ilişkin önemli ipuçları verdi. Greenspan’ın halefi, önceki dönemde uygulanan politikaların devam ettirileceğini ifade etti. Ne var ki Bernanke’nin açık enflasyon hedeflemesi gibi bazı noktalarda Greenspan’dan ayrılması, yeni dönemde politika araçlarının çeşitleneceğinin sinyalini veriyor. Ancak her şeyden önce bir Merkez Bankası başkanı olarak Bernanke’nin kendisine olan güveni tesis etmesi gerekiyor. Bunu ise, küresel finans piyasalarının zorlu şartları altında ne derece doğru kararlar alabileceği belirleyecek.

Tavsiye Et
Türkiye ekonomisi / Aralık 2005
Mavi Akım resmen hayatta
Türkiye’nin doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayacak olan Mavi Akım Projesi’nin resmî açılışı Başbakan Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin katıldığı törenle Samsun’un Durusu Beldesi’nde gerçekleştirildi. 1997 yılında Rusya ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmayla başlayan ve 2002’de tamamlanan Mavi Akım Projesi, Türkiye’nin 25 yıl süreyle Rusya’dan kademeli artışla yıllık 16 milyar metreküpe kadar doğalgaz alımını kapsıyor. Türkiye, Rusya ve İtalya’nın işbirliğiyle gerçekleştirilen ve toplam 3,5 milyar dolara mal olan projede 1265 kilometrelik enerji hattı oluşturuldu. Türkiye, Mavi Akım yoluyla Şubat 2003’ten günümüze kadar Rusya’dan 7,6 milyar metreküp doğalgaz aldı. Mavi Akım, Türkiye’yi Doğu-Batı ve Kuzey-Güney ekseninde bir enerji koridoru konumuna getirmeyi hedefleyen politikaların da önemli bir ayağını oluşturuyor.
 
Enflasyon uygun adım
Yıl sonu yaklaşırken, enflasyon hedefe doğru uygun adım ilerlemeyi sürdürüyor. Ekim ayında tüketici fiyatlarındaki enflasyon aylık bazda son bir yılın en yüksek düzeyine çıkmasına rağmen, yıllık bazda hedefin altında kalmaya devam etti. DİE verilerine göre, Ekim’de TÜFE %1,79, ÜFE %0,68 arttı. Yıllık bazdaki enflasyon rakamları ise TÜFE’de %7,52 olurken, ÜFE %2,57’ye geriledi. TÜFE’nin Ekim ayındaki hızlı artışında Ramazan nedeniyle gıda fiyatlarının yükselmesi önemli rol oynadı. TÜFE’nin alt kalemleri arasında en hızlı artış ise %7,25 ile giyim ve ayakkabıda görüldü. Enflasyonla ilgili bir diğer olumlu gelişme ise, fiyatların genel seviyesinin belirlenmesinde önemli bir rol oynayan enflasyon beklentilerinin hedefin altında seyretmesi. Merkez Bankası’nın Kasım ayı birinci dönem anketine göre, iş dünyasının TÜFE’de yıl sonu enflasyon beklentisi %7,39 seviyesinde bulunuyor.
 
Cari açık beklentisi yükseldi
Cari açığın hız kesmeden artmaya devam etmesi, Hükümet’i 2005 yılı için öngörülen cari açık beklentisini tekrar revize etmek zorunda bıraktı. Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı 2005 yılı Ekonomi Raporu’na göre yıl başında 11,1 milyar dolar olarak öngörülen cari açık beklentisi, ikinci kere revize edilerek 21,3 milyar dolara çıkarıldı. Önümüzdeki yıl cari açık beklentisi ise 22 milyar dolar olarak açıklandı. Hükümet, diğer bazı makroekonomik göstergelerde de yıl sonu beklentilerini revize etti. Buna göre, 2005 yılı ithalat beklentisi 115 milyar dolara, ihracat beklentisi ise 72,4 milyar dolara yükseltildi. Bu rakamlar, yıl başında 33 milyar dolar olan dış ticaret açığı beklentisinin 42,6 milyar dolar olarak revize edilmesi anlamına geliyor.
 
MB aşırı oynaklığa karşı
2001 krizinin ardından serbest kur rejimine geçen Türkiye’de Merkez Bankası, kurun seviyesine müdahale etmemekle birlikte kura yönelik spekülatif saldırılar karşısında aşağı ya da yukarı yönde oluşabilecek aşırı oynaklığı önlemek amacıyla piyasalara alım veya satım yoluyla müdahalede ediyor. Merkez Bankası son olarak 18 Kasım tarihinde küresel likidite koşullarının etkisiyle artan döviz satışları sonrasında piyasalara alım yönünde müdahale etti. Merkez Bankası’nın müdahalesiyle bankalar arası piyasada 1,3550 olan dolar kuru 1,37 seviyesine yükseldi. Banka böylece yıl başından bu yana, döviz piyasalarına alım yönünde altıncı müdahalesini yapmış oldu. Döviz alımlarıyla Merkez Bankası’nın döviz rezervleri de yıl başından bu yana yaklaşık 6 milyar dolarlık artışla 42 milyar dolar seviyesine yükseldi.
 
Faiz dışı fazlada hedef aşıldı
İMF vesayetinde yürütülen ekonomik programın başlıca göstergelerinden olan faiz dışı fazlada hedef ilk 10 ayda aşıldı. Yıl başında 27,3 milyar dolar olarak öngörülen faiz dışı fazla Ocak-Ekim döneminde 29,4 milyar YTL’ye ulaşarak hedefin üzerine çıktı. Hükümet, yıl sonu faiz dışı fazla beklentisini de revize ederek 31,8 milyar YTL’ye yükseltti. Konsolide bütçe gelirlerinden faiz dışı harcamaların çıkarılmasıyla hesaplanan faiz dışı fazla, hükümetlerin borç ödeme kapasitesini gösteriyor. Bu nedenle, alacaklıların hamisi rolüne soyunan İMF, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde yürütülen ekonomik programlarda faiz dışı fazlanın olabildiğince yüksek tutulmasına özel bir önem veriyor. Faiz dışı fazlanın yüksek tutulması hükümetlerin diğer harcamalarını kısması anlamına geldiğinden, faiz dışı fazla hükümetler ve İMF arasında çatışmaya yol açan konuların başında geliyor.
 
Hazine’den en düşük maliyetli borçlanma
Makroekonomik göstergelerde sağlanan başarı ve AB’yle ilişkilerde alınan mesafe Türkiye’nin kredibilitesine ciddi katkılar sağlamaya devam ediyor. Kredibilitedeki iyileşme, faiz oranlarının gerilemesinden ve Türk tahvillerine olan talep artışından belirgin bir şekilde izlenebiliyor. Merkez Bankası kısa vadeli faiz oranlarını indirmeye devam ederken, Hazine üst üste başarılı tahvil ihraçları gerçekleştiriyor. Mart 2015 vadeli global dolar cinsi tahvilinin yeniden artırımıyla tarihinin en düşük maliyetli dolar cinsinden borçlanmasını gerçekleştiren Hazine, bu başarılarına bir yenisini daha ekledi. 4 milyar dolara yakın talebin geldiği ihalede 750 milyon dolarlık satış yapılırken, tahvilin faizi %6,7, aynı vadedeki ABD tahvillerine göre getiri farkı da 223 baz puan olarak gerçekleşti. Son tahvil ihracıyla Hazine’nin bu yılki ihraçlardan sağladığı kaynak da 6 milyar doları aşmış oldu.

Tavsiye Et