Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Aralık 2005) > Panorama
Panorama
‘Şemdinli Vadisi’nde neler oluyor?
Son 2,5 ayda 17 bombalama eyleminin gerçekleştiği Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde, 9 Kasım’da bir kitapevine atılan bombanın patlaması sonucu bir kişinin ölmesi, bölgede bardağı taşıran son damla oldu. Patlamanın ardından toplanan kalabalık, bombayı attığı gerekçesiyle bir kişiyi linç etmek istedi. Bu kişinin kaçarken sığınmaya çalıştığı otomobil, içindeki 3 kişiyle birlikte polise teslim edildi. JİTEM’e ait olduğu ortaya çıkan otomobilin bagajında kalaşnikof silahlar ve el bombaları bulundu. Polise teslim edilen 3 kişiden birinin PKK itirafçısı, diğer ikisinin de jandarma istihbaratında görevli iki astsubay olduğu ortaya çıktı. Söz konusu olaylar sonucunda galeyana gelen bölge halkı protesto gösterileri düzenledi; gösteriler Yüksekova ilçesine de sıçradı.
Türkiye’de mafya-polis-siyasetçi üçgeninde gizli kalmış ilişkiler yumağını ortaya çıkaran kazanın üzerinden dokuz yıl geçmiş iken, Şemdinli’de yaşanan olaylar “ikinci bir Susurluk mu?” sorusunu akla getirdi. 22 Kasım’da Hakkari’ye giden Başbakan Erdoğan, bölge halkını ‘itidal’e çağırırken; olayların karanlıkta kalmayacağını vurguladı. Başbakan Erdoğan başkanlığında Hakkari’deki olaylara ilişkin yapılan terör zirvesinden ise “kanunsuzluğa izin verilmeyecek” mesajı çıktı.

Tavsiye Et
Fransa’da tarihten gelen isyan
27 Ekim akşamı kimlik kontrolü yapmak isteyen polisten kaçan Afrika kökenli iki gencin sığındıkları trafoda yanarak can vermesiyle başlayan Fransa’daki olaylar, bir anda bütün dünyanın gündemine oturdu. Paris banliyölerinde yaşayan göçmen gençlerin araçları ateşe vermeleriyle tırmanan şiddet olayları, işsizlik, toplumsal ayrımcılık ve sömürgecilik tarihine isyanın bir yansıması olarak değerlendirildi. Montfermeil’deki bir camiye bomba atılması ve İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy’nin mahalleli gençler için “ayaktakımı” ifadesini kullanması üzerine olaylar Fransa’nın diğer kentlerine, ardından da Hollanda ve Belçika’ya sıçradı. ‘Sıfır hoşgörü’ politikası nedeniyle suçlanan Sarkozy, hükümetin şiddet olaylarına karşı taviz vermeyeceğini açıkladı. Alınan sert tedbirlere rağmen olayların önlenememesi üzerine banliyölerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Sessiz kalmakla suçlanan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın “30 yılda 10 milyon kişinin Fransa’ya girmesine izin verdik, bu istilayla nasıl baş edeceğiz?” sözleri aslında Fransa’nın göçmenlere bakışını özetlemekte. Banliyö isyanları, göçmen politikaları konusunda hükümeti olumlu adımlar atmaya zorlasa da, Fransa genelinde yabancı düşmanlığını iyice artırmış görünüyor.

Tavsiye Et
Azerbaycan’da ‘kadife devrim’ olmadı
Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’daki ‘kadife devrim’lerin ardından tüm dünyanın dikkat kesildiği Azerbaycan seçimlerinde beklenen gerçekleşmedi. 6 Kasım’da yapılan ve ağırlıklı olarak iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi ile muhalefetteki Halk Cephesi Partisi, Musavat Partisi ve Demokratik Parti’nin bir araya gelerek oluşturduğu Azadlık Bloğu arasında geçen parlamento seçimlerinde zafer iktidarın oldu. Katılımın oranının %40’larda kaldığı seçimde, meclisteki 127 sandalyeden 60’ını Yeni Azerbaycan Partisi kazanırken, Azatlık Bloğu 6 sandalye aldı. Bazı bölgelerde seçimin tekrarlandığı ve oyların yeniden sayıldığı Azerbaycan’da muhalefet, seçimde usulsüzlükler olduğu gerekçesiyle aralıksız protesto kararı aldı. Yerli-yabancı yaklaşık 17 bin gözlemcinin takip ettiği seçimlerin usulüne uygun olup olmadığına dair çelişkili açıklamalar yapıldı. Halkın, neredeyse dünya kamuoyu kadar bile ilgi göstermediği seçimlerde muhalefetin yaşadığı hezimet, kadife devrimlerin hız kestiğinin bir göstergesi.

Tavsiye Et
İsrail’de iç siyaset hareketlendi
Filistinlilerle çatışmaya devam eden İsrail, iç siyasette de hareketli günler yaşıyor. Tam da Likud-İşçi Partisi koalisyon hükümetinden erken seçim tarihini belirlemesi beklenirken, İsrail Başbakanı Ariel Şaron, 21 Kasım’da sürpriz bir şekilde partisi Likud’dan istifa etti. Yeni bir parti kuracağını açıklayan Şaron’un ardından, hükümet kanadından başka istifalar da geldi. Bunun sonucunda meclis, oy çokluğuyla feshedildi. Daha önce de İşçi Partisi’nde taşlar yerinden oynamış, partinin genel başkanı Şimon Peres, liderliği Amir Peretz’e kaptırmıştı.
Şaron, Gazze ve Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim birimlerini Filistinlilere bırakmayı öngören planı nedeniyle eleştirilerin hedefi olmuştu. Bunun zararını en aza indirmeyi planlayan Şaron, erken seçim tarihini Mart 2006’ya çekmeyi teklif etti. İsrail’de yeni parlamento seçimleri 28 Mart’ta yapılacak. Şaron’un Filistin konusundaki yeni adımlarının halk nezdinde nasıl yankı uyandıracağını ise önümüzdeki günler gösterecek.

Tavsiye Et
2006 Dünya Kupası’na da elveda
Türk futbolunun son 10 yılda yakaladığı performans düşüşe geçti; Türk Milli Takımı, 2006 Dünya Kupası’na katılamıyor. Kupanın Avrupa elemelerinde 12 Kasım’da İsviçre ile karşılaşan Millî Takım, kötü bir oyun sergileyerek 2-0 yenildi. Maç dönüşü, rakip sahada millî marşımızın ıslıklandığı ve Fatih Terim’e küfür edildiği iddia edildi. Elemelerin İstanbul’daki rövanşı ise, tam bir “intikam maçı”na dönüştü. Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanan rövanş maçını millîler, 4-2 kazandı; ancak bu sonuç 18. Dünya Kupası’na katılmaya yetmedi. Maçın sonunda futbolcular arasında arbede yaşandı. Bu sebeple FİFA Disiplin Kurulu, iki futbolcu ile A Millî Takım Yardımcı Antrenörü Mehmet Özdilek’ten, karşı takımın futbolcularını tartakladıkları gerekçesiyle, savunma istedi. Özdilek görevinden istifa ederken, eleştirilerin odağı haline gelen Türk Futbol Federasyonu, bugünlerde, Türkiye’nin ceza almaması için FİFA kulislerinde yoğun çaba harcıyor. FİFA’nın soruşturma sonucunu 2006’da açıklanması bekleniyor.

Tavsiye Et
‘Başörtüsü davası’ olumsuz sonuçlandı
Uzunca bir süredir beklenen, Leyla Şahin’in AİHM’deki ‘başörtüsü davası’ nihayet sonuçlandı. Daha önce Şahin, Türkiye’deki başörtüsü yasağı konusunda Avrupa’nın en yüksek mahkemesine başvurmuş; mahkemenin, bu durumun insan haklarını ihlal etmediğine karar vermesi üzerine davayı temyize götürmüştü. Yeni davanın sonucuna göre AİHM, yasak konusunda Türkiye’yi haklı bulurken, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olmadığına karar verdi. Şahin’in açtığı dava, AİHM’ye yapılan yüzü aşkın benzer şikâyete emsal teşkil ediyor.
Şahin, bu sonucu Avrupa’nın almış olduğu siyasî bir karar olarak değerlendirirken, AİHM’yi çifte standartlı davranmakla suçladı. Nihaî karara hukukçular, siyasîler ve sivil toplum kuruluşlarından pek çok tepki geldi.
Hükümet yetkilileri yasağın ancak toplumsal ya da kurumsal mutabakatla çözülebileceğini savunurken, bu kararla, yıllardır eğitim hakkı engellenen başörtüsü mağdurlarının ‘bir umut’ kapısı daha kapanmış oldu.

Tavsiye Et
Her ülkeye bir 11 Eylül!
11 Eylül saldırılarından sonra dünya çapında artan küresel terör Madrid, Bali, İstanbul, Londra ve Şarm eş-Şeyh’in ardından Ürdün’ün başkenti Amman’ı vurdu. 9 Kasım’da kentteki üç büyük otelde meydana gelen eşzamanlı patlamalarda 57 kişi öldü. Saldırıları, Ürdün asıllı Ebu Musab ez-Zerkavi’nin liderliğini yaptığı ‘Irak’taki el-Kaide’ örgütünün üstlendiği açıklandı. Ürdünlü yetkililer, bombalı eylemleri gerçekleştirenlerin Iraklı 4 intihar eylemcisi olduğunu, saldırılar sırasında üzerindeki bomba düzeneğini patlatamayan kadın eylemcinin ise tutuklandığını açıkladı.
Bir internet sitesinde el-Kaide’nin, otelleri “Yahudi ve Haçlıların arka bahçesi” olduğu için vurduğu açıklandı. Ancak ünlü yönetmen Mustafa Akkad’ın da hayatını kaybettiği saldırılarda ölenlerin büyük bir kısmını Müslüman Ürdün ve Filistin vatandaşları oluşturuyor.
Orta Doğu bir güçler savaşına sahne olmakta. Küresel güçlerin terör örgütleri maşasıyla karşı karşıya geldiği bu savaşta filler tepişirken olan çimenlere oluyor.

Tavsiye Et
Doğulu aydınlar İstanbul’daydı
Doğulu aydınlar arasında ortak çalışmalar yapılabilmesini sağlamak amacıyla 2,5 yıl önce yola çıkan Doğu Konferansı Girişimi farklı inanç, düşünce ve siyasal anlayışlara sahip bir grup Türkiyeli aydın tarafından kuruldu. Girişimin tertip ettiği İstanbul Toplantısı, 9-13 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşti. Türkiye, İran, Malezya, Irak, Hindistan ve Filistin’in de aralarında bulunduğu 16 ülkeden 120 kadar aydının bir araya geldiği konferansın açılış konuşmasını Doğu Konferansı Genel Sekreteri Mehmet Bekaroğlu yaptı. Doğu ülkelerinin sorunlarının tartışıldığı konferansta temel konu, ABD emperyalizmine karşı verilecek mücadelenin yöntemleriydi.
Fehmi Hüveydi, Heba Rauf İzzet gibi Doğu’nun önemli aydınlarının yer aldığı konferansta Irak, direniş, yeni emperyalizm, insan hakları, demokrasi, doğulu kadın ve Filistin gibi konular tartışılırken; konferansın kurumsallaşması yönünde de ciddi adımlar atıldı. Çalışma grupları raporlarının okunması ve sonuç bildirgesinin açıklanmasının ardından konferans sona erdi.

Tavsiye Et
Yıllardır çözül(e)meyen sorun yine tartışıldı
Malatya Çocuk Yuvası’nda bakıcı anneler tarafından dayak, hakaret ve işkenceye maruz kalan 0-6 yaş grubu çocukların görüntülerinin bir haber programında yer alması, kamuoyunda geniş yankı buldu. ‘Devletin kolları’na teslim edilen kimsesiz çocukların halini gözler önüne seren programın ardından, başta hükümet yetkilileri olmak üzere, üst düzey devlet erkânı harekete geçti. Konuyla ilgili soruşturma başlatılarak, yuvanın müdürü de dahil, çok sayıda kişi görevden uzaklaştırıldı. Şiddete maruz kalan çocuklar ise, psikolojik tedavi görmeleri amacıyla Ankara, Kocaeli ve İstanbul’daki yurtlara yerleştirildi.
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun olaylar patlak verdiği sırada yurtdışında olması nedeniyle Malatya’ya gidememesi eleştiri konusu oldu. Eleştirilere hedef olan bakanlık, SHÇEK bünyesinde bulunan yuvalara neşter vurup, kurum içi yeniden yapılandırma kapsamında radikal değişiklikler yapmaya hazırlanıyor.
Aslında şimdiye kadar bu ve benzeri olaylarda süreç şu şekilde işliyordu: Önce şiddet ya da taciz görüntüleri bir medya kuruluşu tarafından kamuoyuna duyuruluyor ve tüm ülke bu meseleye dikkat kesiliyor. Ardından yazılı ve görsel basında sorunlar enine boyuna tartışılıyor; çözüm önerileri sunuluyor. Ancak bunların fiiliyata geçirilmesi söz konusu olunca, ekonomik sebepler gerekçe gösterilerek konu kapatılıyordu. Ta ki, bu tür bir skandal tekrar ortaya çıkıncaya kadar.
Görünen o ki, sorunların çözümü için gerekli kaynak tahsisi ve kurumların rehabilitasyonu yapılmadıkça, bu tür olaylar ancak medyanın yüksek reyting ihtiyacını gidermeye yarayacak.

Tavsiye Et
Blair, Bush’u zor ikna etmiş!
İngiltere’nin Daily Mirror gazetesi, Bush ile Blair’in skandal yaratan görüşmelerini dünya kamuoyuna tam sayfa ifşa etti. 22 Kasım’da yayımlanan haberde, Beyaz Saray’da 2004 yılının Nisan ayında yapılan Bush-Blair görüşmesinde, Bush’un, el-Cezire televizyonunun Katar’daki merkezini bombalamayı önerdiği belirtiliyor. Ancak Blair, bunu yapmaması konusunda Bush’u ikna etmiş! Söz konusu görüşme ABD’nin Irak’ta düzenlediği Felluce operasyonu ile aynı zamana denk gelmekte. İngiltere Başbakanlığı açıklama yapmaktan kaçınırken, bu konudaki bir iç yazışmayı bakanlıklar arasında iletişimden sorumlu birimde görev yapan bir memurun sızdırdığı ileri sürülüyor. Söz konusu memurun mahkeme karşısına çıkması bekleniyor. Böylesine önemli bir bilginin basına sızdırılmasının nedeni ise, Irak Savaşı aleyhtarı İngiltere’nin eski savunma bakan yardımcılarından Peter Kilfoyle’un bu konuyu kamuoyunun da bilmesini istemesi.
Haberin basına yansıması üzerine çeşitli Arap ülkelerindeki gazeteciler ile el-Cezire çalışanları Bush’u protesto ederken, iddialarla ilgili resmî soruşturma başlatılması istendi.
1996 yılında kurulan Katar merkezli el-Cezire, ABD’nin Orta Doğu politikalarını tabiri caizse ‘zoomlayan’ bir televizyon. Bu nedenle özellikle Irak Savaşı boyunca el-Cezire, Amerikan aleyhtarı olmakla suçlanmış; kanalın yayınlarıyla baş edemeyen Amerika, el-Cezire’ye rakip olarak el-Hurra adında bir televizyon kurmuştu. Bilindiği üzere, el-Cezire’nin Irak, Filistin, Cezayir ve Bahreyn’deki büroları daha önce ‘yanlışlıkla’ bombalanmıştı.

Tavsiye Et