Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Nisan 2006) > Panorama
Panorama
Şemdinli olayında işler sarpa sardı
Kasım 2005’te Şemdinli’de Seferi Yılmaz’a ait bir kitabevi bombalanmış; olaya karıştığı iddia edilen iki astsubay ile bir PKK itirafçısı tutuklanmıştı. Bombalama olayıyla ilgili inceleme yapan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya, hazırladığı 100 sayfalık iddianamede, sanık astsubaylar ile itirafçının ağırlaştırılmış müebbet hapislerini istedi. İddianamede ayrıca KKK Orgeneral Yaşar Büyükanıt hakkında, olay sonrası yakalanan Astsubay Ali Kaya için “iyi çocuktur” açıklamasında bulunması nedeniyle yargıya müdahaleden suç duyurusunda bulundu.
Genelkurmay ise, 21 Mart’ta yaptığı yazılı açıklama ile suçlamalardan dolayı Büyükanıt’a soruşturma açılamayacağını duyurdu. Genelkurmay’ın “yetkisini aşmak”la suçladığı Van Savcısı Sarıkaya hakkında Adalet Bakanlığı soruşturma başlattı.
Araştırmalarını derinleştiren TBMM Şemdinli Komisyonu ise, olaya adı karışan çok sayıda üst düzey yetkilinin ifadelerini aldı. MİT ve emniyet yetkilileri olayla ilgili bilgilerinin olmadığını belirtirken; jandarma ise patlamalardan PKK’yı sorumlu tuttu. Komisyon’a bilgi veren ve patlamalardan jandarmayı sorumlu tutan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ise 22 Mart günü görevinden alındı. Şemdinli olayları, MİT-Jandarma-Emniyet üçgeninde, yargı ve TBMM nezdinde incelenmeye devam ediyor.

Tavsiye Et
Asya’da enerji düellosu
ABD, Rusya ve Çin’in Asya enerji havzasındaki çekişmesi bölgede arka arkaya stratejik anlaşmalara yol açıyor. İlk olarak ABD Başkanı George Bush, Asya gezisi kapsamında Afganistan, Hindistan ve Pakistan’a ziyarette bulundu. Çin’in bölgede artan nükleer etkinliğine karşı, “dengeleyici unsur” olarak gördüğü Hindistan’la ilişkileri sağlamlaştırmaya çalışan Bush yönetimi, Hindistan’la sivil nükleer işbirliği anlaşması imzaladı. Anlaşma, Hindistan’ın sivil ve askerî nükleer tesislerini birbirinden ayırması karşılığında, Amerika’nın Hindistan’ın sivil nükleer programına yakıt sağlamasını öngörüyor. Bu anlaşmayla Nükleer Silahın Yayılmasını Önleme Anlaşması’nı imzalamamış olan Hindistan’ın nükleer alandaki uluslararası tecridine son verilmiş oldu.
ABD’nin Hindistan ile nükleer işbirliği yapmasının ardından, Rusya da bu ülkeyle nükleer işbirliğini artırma yönünde bir adım attı. Rusya Başbakanı Mihail Fradkov’un Hindistan’ı ziyaretinde, ABD’nin itirazlarına rağmen, Rusya’nın Hindistan’daki iki nükleer reaktöre uranyum temin etmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Öte yandan Pekin’e giden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Cumhurbaşkanı Hu Cintao arasında Sibirya’daki doğal gazı Çin’e ulaştıracak iki boru hattının inşası için anlaşma sağlandı.

Tavsiye Et
Türkiye Irak için devrede
Irak’ta Askeriye Türbesi’ne düzenlenen bombalı saldırı ile başlayan şiddet eylemlerinin bir “mezhep çatışmasına” dönüşmesinden endişe duyan Türkiye, arabuluculuk için devreye girdi. Irak Özel Temsilcisi Oğuz Çelikkol, Kürt, Sünni ve Şii liderlerle temaslarda bulunmak üzere Bağdat’a ziyarette bulunurken; Irak Başbakanı İbrahim Caferi de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak 28 Şubat’ta Türkiye’ye geldi. İkili görüşmelerde Caferi’ye, parlamento geneline dayalı geniş tabanlı bir milli mutabakat hükümeti kurulması, Kerkük’ün statüsü ve PKK konusunda somut adımlar atılması şeklindeki talepler iletildi. Görüşmelerde Irak’a Komşu Ülkeler Toplantıları sürecine ivme kazandırılması da kararlaştırıldı.
Caferi’nin Türkiye ziyaretini eleştiren Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ise, yeni hükümet kurulana kadar yapılacak anlaşmaların hiçbir değerinin olmayacağını söyledi. Yetkilerinin artırılması için uğraşan Talabani’nin bu çıkışı, özellikle Kerkük konusunda ters düştüğü Şii lider Caferi’yi yıpratma çabası olarak değerlendirildi.

Tavsiye Et
Miloseviç yargılanamadan öldü
1990’lı yıllarda Balkanlar’ı kana bulayan ve 300 binden fazla kişinin ölümüne neden olan “Sırp Kasabı” lakaplı eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç, 14 Mart günü Hollanda’nın Lahey kentinde tutulduğu hapishanede ölü bulundu. Büyük Sırbistan hayaliyle Yugoslavya’nın dağılma sürecini başlatan Sırp lider, 2001 yılındaki halk ayaklanmasıyla devrilmiş ve BM Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim edilmişti. 2002’den beri soykırım ve insanlığa karşı suçlardan yargılanan Sırp liderin ölümü, tedavi için Rusya’ya gönderilmek umuduyla kasıtlı olarak yanlış ilaç aldığı veya mahkeme tarafından zehirlendiği gibi iddialara neden oldu. Otopsi sonucu kalp krizinden öldüğü açıklanan Miloşeviç, gayri resmî törenin ardından Belgrad’a gömüldü. Miloşeviç’in yargılama süreci bitmeden ölmesi, Bosna katliamında ölen Müslümanların yakınlarını üzerken; soykırımın diğer failleri Mladiç ve Karadziç ise hâlâ Sırpların koruması altında.

Tavsiye Et
Fransa’da gençler sokağa döküldü
Geçtiğimiz Kasım ayında ülkeyi kasıp kavuran göçmen isyanının ardından Fransa, şimdi de öğrenci olaylarıyla çalkalanıyor. De Villepin hükümeti tarafından hazırlanan “İlk İş Sözleşmesi Yasası”, ülke genelinde infiale neden oldu. Yasa, işverenin ilk kez işe başlayan 26 yaş altı gençlerle iki yıllık sözleşme yapması ve gerekçe göstermeden işten çıkarabilmesini öngörüyor.
Yasanın çalışanların işten çıkarılmasını kolaylaştırdığını belirten üniversiteli gençlerin 7 Mart’ta ülke genelinde başlattığı gösterilere liseli öğrenciler de destek verirken; eylemler sırasında polisle öğrenciler arasında çatışmalar yaşandı.
Üniversitelerde eğitimin durma noktasına gelmesi ve işçi sendikalarının grev kararı almasının ardından geri adım atan hükümet, sendika liderleriyle 21 Mart’ta bir araya geldi. Ancak görüşmeler sonuçsuz kaldı. Sendikaların 28 Mart’ta genel greve hazırlandığı Fransa’da en azından yakın zaman için huzur görünmüyor.

Tavsiye Et
Fehriye Erdal firarda...
Özdemir Sabancı suikastı zanlısı Fehriye Erdal, 1999’da Belçika’da sahte pasaportla yakalanmış; ancak Belçika, Türkiye’nin iade talebini yasalarında idam cezasının olması nedeniyle reddetmişti. DHKP-C üyesi 10 kişiyle birlikte, Belçika’da işlediği suçlardan yargılanan Erdal, 28 Şubat’ta açıklanan kararla 4 yıl hapse mahkum edildi. Ancak DHKP-C’nin terör örgütü olduğunu belirten mahkeme kararının açıklanmasından bir gün önce Erdal’ın gözaltında tutulduğu evden kaçtığı anlaşıldı. Erdal’ın firarı Belçika’da adalet ve içişleri bakanlıkları ile istihbarat servisini karşı karşıya getirdi. Belçika İstihbarat Servisi, Erdal’ın firarı konusunda hükümeti önceden uyardıklarını açıklarken; adalet ve içişleri bakanlarının Erdal’ın, mahkeme kararına kadar ‘özgür’ olduğunu söylemeleri ise şaşkınlığa yol açtı. Belçika’nın medya ve muhalefet temsilcileri Erdal’ın kaçışına seyirci kalarak ülkenin imajını zedeledikleri gerekçesiyle, söz konusu iki bakanın istifasını istiyor. Kırmızı bültenle aranan Erdal’ın yakalanması durumunda Türkiye’ye iade edilebileceği belirtiliyor.

Tavsiye Et
Ada’ya dair yeni gelişmeler
Kıbrıs’ta, Türkiye tarafından atılan adımlarla zor durumda kalan Rum Kesimi, Mart ayında bir karşı hamlede bulundu. 21 Şubat’ta Rum Kesimi’ne ait bir Ro-Ro gemisi, Mersin limanına yanaşmak için izin istedi. Ancak Türk tarafı geminin limana yanaşmasına izin vermedi.
Bu gelişmenin akabinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos’la Şubat sonunda Paris’te görüşmesi, bundan sonra Kıbrıs’ta Rum tarafının avantajlı konuma geçtiği yorumlarına neden oldu. Ancak Annan, yaptığı açıklamayla Türk tarafını rahatlattı.
Kıbrıs konusunda AB’de 24 Şubat’ta alınan karar ise, Türk tarafını rahatsız edecek nitelikteydi. AB Daimi Temsilciler Komitesi, doğrudan ticaret ile mali yardım tüzüklerinin birbirinden ayrılması kararına imza attı. Buna göre zamanaşımı gerekçesiyle mali yardımın ancak 139 milyon avroluk kısmı kullanılabilecek; doğrudan ticaret konusundaki görüşmelere ise devam edilebilecek.

Tavsiye Et
Terör ‘küresel’ boyutta tartışıldı
11 Eylül sonrası uluslararası toplumda artan terör olaylarını konu alan “Küresel Terörizm ve Uluslararası İşbirliği” Sempozyumu, Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı “Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi” tarafından 23-24 Mart tarihlerinde Ankara’da yapıldı. Açılış konuşmasını Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün yaptığı sempozyuma devlet erkânının yanı sıra 80’den fazla ülkenin üst düzey askerî ve diplomatik temsilcileri katıldı. Konuşmasında terörü “nankör evlat” olarak niteleyen Özkök, ABD’ye atıfta bulunarak, hiçbir ülkenin terörizmle mücadeleyi tek başına kazanmasının mümkün olmadığını belirtti ve bu konuda ortak tavrın gereğini vurguladı.
Sempozyumun onur konuğu Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, terörün dininin olmadığını belirtirken; toplantının en dikkat çekici misafiri ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Peter Pace de, PKK üzerine değerlendirmede bulunarak, PKK terörünün yok edilebilmesinin Irak’ın istikrarına bağlı olduğunu söyledi.

Tavsiye Et
Muhafazakârlık anketi yorumlandı!
AKP iktidarıyla birlikte üzerinde en çok tartışılan kavramlardan biri olan ‘muhafazakârlık’, bir anketin sonuçlarıyla yeniden gündeme geldi. Türkiye’de muhafazakârlık kavramının Türk toplumundaki yansımasını saptamak amacıyla Boğaziçi Üniversitesi ve Açık Toplum Enstitüsü’nün desteğiyle yapılan anket, ülke genelinde 15 ilden 1600’den fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Gerçeği ne ölçüde yansıttığı hâlâ tartışılan anketin sonucuna göre, Türkiye’de muhafaza edilmesi gereken kurumların başında sırasıyla “aile, din, devlet ve millet” geliyor. Bu kurumların oranları ise şu şekilde sıralanıyor: %45,6 aile, %22,2 din, %19 devlet ve %10,5 millet.
Ankete katılan halkın %30’u siyasî görüşlerde kendisini muhafazakâr bulurken, %24’ü ise muhafazakâr bulmadı. Katılımcıların %93’ü ise başını örten kadından ‘rahatsız’ değil. Gelenekleri besleyen unsurların ne olduğu sorusuna cevap, %31,5 ile Müslümanlık; %25,5’le Anadolu kültürü şeklinde geliyor. En çok tartışılan konulardan biri olan ibadet özgürlüğünde de halkın %89’u, herkesin dinî inanç ve ibadetini serbestçe yapabilmesini istiyor. “Hangi cinsel yaşantı sizi rahatsız eder” sorusuna cevap olarak ise eşcinsellik %76 oy oranıyla ilk sırada geliyor.
Anketin yayınlanmasından sonra medyanın geneli, çalışmanın bütününü görmek yerine parçalardan hareket ederek çıkardığı sonuçları manşetlerine taşıdı. “Üç tür yalan”dan biri kabul edilen istatistikî bilgiye bu denli bağlı kalarak, Türk halkı hakkında söz konusu genellemelere varılması kamuoyunda uzunca bir süre tartışıldı.

Tavsiye Et
Devlet içinde çeteler, birbirini tepeler
Üzerinden on yıl geçmesine rağmen, Susurluk olayının mafya-siyaset-bürokrasi üçgenindeki bağlantıları hâlâ kesin bir biçimde aydınlatılamazken; devlet içindeki çete benzeri yeni yapılanmalar gün yüzüne çıkıyor. Bunlardan biri, 18 Şubat’ta bazı masaj salonları sahiplerinin tehdit edildiği yönündeki şikayet üzerine gerçekleştirilen Küre Operasyonu ile gündeme geldi. Başında Kasım Zengin’in bulunduğu ve Sauna çetesi olarak bilinen yapılanmanın içerisinde, eski Emniyet Genel Müdür Vekili Ertuğrul Çakır, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevli Yüzbaşı Nuri Bozkır, bir emekli binbaşı, eski bir başkomiser ile bazı kamu görevlilerinin de yer aldığı ortaya çıktı. “Derin devlet” adına çalıştığını iddia eden çeteye yönelik soruşturma kapsamında, 11 kişi tutuklanırken; zanlıların ev ve işyerlerindeki aramalarda Ankara’daki alışveriş merkezlerinin, askerî ve sivil tesislerin krokileri ile birçok sahte belge ve evrakın yanı sıra devletin en gizli dokümanları olan Milli Güvenlik Siyaset ve İç Güvenlik Strateji belgeleri de bulundu. Yüzbaşı Nuri Bozkır’ın çete üyelerine istihbarat ve gayri nizami harp dersi verdiği belirlenirken; ele geçirilen CD’lerde, AK Partili ve CHP’li milletvekillerinin fişlendiği dokümanlar da ortaya çıktı.
Yine bu ay “Çağrı Operasyonu” kapsamında, subay, özel harekâtçı ve itirafçılardan oluşan bir diğer çete de Bursa’da ortaya çıkarıldı. Çeteye yardım ettiği tespit edilen Bursa İl Jandarma Alay Komutanı Albay Aydın Yeşil, görevinden alınarak Ankara’ya tayin edildi. Bu operasyonlar sürecinde dikkat çeken nokta ise, Susurluk olayını “tencere tava” ile sulandıran medyanın tavrının, Sauna çetesi konusunda da pek değişmemesiydi.

Tavsiye Et