Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Mayıs 2006) > Ekonomide Gündem
Ekonomide Gündem
Ekonomide Gündem Dünya / Mayıs 2006
Emtia fiyatları rekora koşuyor
ABD ve İran arasında yaşanan nükleer enerji gerginliği, küresel ekonomide suları ısındırdı. Bir süredir 65 dolar seviyelerinde seyreden petrol fiyatları, gerginliğin tırmanmasıyla yeni bir yükseliş dalgası içerisine girdi. Brent tipi hafif petrolün fiyatı, rekor bir düzeye ulaşarak 75 dolar sınırına dayandı. Petrol fiyatlarındaki artışa başta altın, gümüş ve bakır olmak üzere diğer emtia fiyatlarındaki yükselişler eşlik ediyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin getirdiği enflasyon tehdidine karşı önemli bir koruma olarak görülen altının ons fiyatı, son 25 yılın en yüksek düzeyi olan 620 dolara kadar yükseldi. Değerli madenler piyasası için danışmanlık yapan GFMS firmasının anketine göre, yatırım fonlarının emtia piyasalarına yönelmesi ile altının ons fiyatı 1980’li yıllardaki fiyatları devirerek ons başına 850 dolara çıkacak. Altın, enflasyonun tırmanışa geçtiği 1980 yılında 873 dolara kadar fırlamıştı. Gümüşün onsu 13,2 dolara alıcı bulurken, bakır ton fiyatları da tüm zamanların rekoru olan 6.206 dolara ulaşmış durumda.
 
2005’te güçlü küresel büyüme
Küresel büyüme, 2005 yılında petrol fiyatlarındaki artışlar ve doğal felaketlere rağmen beklentilerin üzerinde çıktı. İMF’nin yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, geçtiğimiz yılın ikinci çeyreğinde ekonomik aktivitenin, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, beklenilenden daha güçlü olması nedeniyle yıl genelindeki büyüme oranının %4,8’e ulaştığı belirtildi. İMF, geçtiğimiz Eylül ayında yayımladığı raporda büyümeyi %4,3 olarak öngörmüştü. Raporda ayrıca, küresel sanayi üretiminin 2005’in ortalarından itibaren hızlı bir yükselişe geçtiği, hizmetler sektöründeki canlılığın devam ettiği, küresel ticaretteki büyüme oranının çift haneli rakamlara ulaştığı, tüketici güvenin yükselmeye devam ettiği ve işgücü piyasalarındaki koşulların iyileştiği bildiriliyor. İMF, sürüp gitmekte olan küresel dengesizliklerden kaynaklanan risklerin de altını çizerken, şartlar henüz elverişliyken ülkeleri, bu riskleri ortadan kaldırmanın yollarını aramaya davet ediyor.
 
Kontrolsüz güç, güç değildir
Çin’in evdeki hesabı çarşıya uymuyor. Son yıllardaki hızlı ve dengesiz büyümeyi kontrol altına almak için mücadele veren Çin Hükümeti, son olarak geçtiğimiz Mart ayında açıkladığı beş yıllık kalkınma planında, yılda ortalama %7,5 büyüme, enerjide etkinlik ve çevreye duyarlılık konusuna daha fazla önem verilmesini öngörmüştü. Ancak, 2006’nın ilk çeyreğine ilişkin büyüme rakamı 2005’in son çeyreğindeki ve geçtiğimiz yıl genelindeki %9,9’luk büyüme rakamını da geride bırakarak %10,2’ye ulaştı. Büyüme rakamlarını açıklayan Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao, bu yüksek rakamların arkasında ihracattaki hızlı yükseliş ve banka kredilerindeki artışın yer aldığını dile getirdi. Çin’in kontrolsüz büyümesi, artan enerji fiyatları da dikkate alındığında tüm dünyada dikkatle izleniyor. Bu yüksek büyüme rakamları sonrasında Çin’e para birimini esnekleştirmesi için yapılan baskıların da artması bekleniyor. Nitekim, İMF ve Dünya Bankası’nın yarıyıl toplantıları için Washington’da bir araya gelen G-7 bakanları, yayımladıkları ortak bildiriyle Çin’e, yuanın değerini artırması çağrısını yinelediler.
 
Avrupa “sanal şirketler”e yöneliyor
İnternet, ticarî yaşamın ayrılmaz bir parçası olma yönünde hızla ilerlerken, Nortel ve Communications Management Association (CMA) tarafından yapılan bir araştırma, Avrupalı kuruluşların büyük bir kısmının “sanal şirket” stratejisini, gelecekte kârlılığı ve verimliliği artırmanın bir yolu olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre katılan şirketlerin %83’ü sanal şirket uygulamalarının maliyetlerin düşmesine ve verimliliğin artmasına yardımcı olacağını düşündüğünü bildirirken, %91 gibi büyük bir çoğunluk gerektiğinde çalışanları için şirket ağlarına güvenli uzaktan erişim olanağı sağladığını ifade etti. Araştırma göre, firmalar sanal şirketi hayata geçirme konusunda bazı önemli engellerin de olduğunu düşünüyor. Bu engeller arasında, %68’le yönetim ve organizasyon yapısıyla ilgili endişeler ilk sırada yer alırken, bunu %23 ile güvenlik konusu ve %19 ile yeni teknolojinin maliyeti takip ediyor.
 
Küresel büyüme yoksulluğu gidermiyor
Dünya Bankası ve İMF tarafından yayımlanan Dünya Kalkınma Göstergeleri isimli rapora göre, geçtiğimiz yıl küresel ekonomide yaşanan olumlu gelişmelere rağmen, yoksulluğun azaltılması noktasında atılan adımlar yeterli değil. Raporda, 2015’e kadar dünyanın yarısında yoksulluğun azaltılması hedefine doğru ilerlendiği, ancak Afrika ve Latin Amerika’daki gelişmelerin çok yavaş olduğu belirtiliyor. Ayrıca, dünya nüfusunda aşırı yoksulluk koşullarında (yani günlük 1 doların altında) yaşayanların oranının 1990’da %27,9 olduğu, 2002’de bu oranın %21,7’ye gerilediği ve 2015’e kadar da bu oranın %10,2’ye gerilemesinin gerektiği vurgulanıyor. Ancak, bu hedefe ulaşılması halinde bile 2015’te dünyada hâlâ 600 milyon kişi aşırı yoksulluk koşullarında yaşıyor olacak.
 
Şirket evlilikleri ve satın almalar artıyor
Thomson Financial Institute verilerine göre, 2006 yılının ilk üç ayında, dünya genelinde şirket evlilikleri ve satın almalarda büyük bir artış yaşandı. Toplam 881,4 milyar dolarla ulaşan evlilik ve satın almalar, geçen senenin aynı dönemine göre %44 oranında artış kaydetmiş durumda. Alcatel-Lucent, Mittal-Arcelor, Gaz de France-Suez, Bayer-Schering bu dönemde gerçekleşen büyük birleşmelerden bazıları. Şirket evlilikleri ve birleşmeleri en fazla Avrupa’da görülürken, en aktif sektörler enerji, telekomünikasyon ve finans oldu. Bugüne kadar en büyük birleşme ise, telefon operatörü AT&T’nin ABD’li rakibi BellSouth’u 89,4 milyar dolar karşılığında satın alması olmuştu.

Tavsiye Et
Ekonomide Gündem Türkiye / Mayıs 2006
Merkez Bankası’nın yeni patronu Durmuş Yılmaz
Merkez Bankası (MB) başkanlığında yaşanan atama karmaşası, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Köşk’e gönderilen ikinci kararnameyi onaylamasıyla sona erdi. MB başkanlığına, bu kurumda 26 yıldır görev yapan Durmuş Yılmaz getirildi. Yılmaz, 1 Mayıs 2003’ten beri banka meclisi üyeliği görevini yürütüyordu. Ataması yurt içinde ve yurt dışında olumlu karşılanan Yılmaz, ilk açıklamasında dalgalı kurun devam edeceğini ve fiyat istikrarı hedefi ile çelişmemek şartıyla hükümetin büyüme ve istihdam politikalarına destek verileceğini söyledi. MB, 14 Mart’ta eski Başkan Süreyya Serdengeçti’nin görev süresinin dolmasından sonra, bir ay süreyle Başkan Yardımcısı Erdem Başcı’nın vekâletinde yönetildi. Köşk’e gönderilen ve başkanlık için Adnan Büyükdeniz’in adının yer aldığı ilk kararname geri dönmüş; başkan yardımcılıkları için önerilen Mehmet Şimşek ve Birol Aydemir isimleri de iade edilmişti. Henüz asaleten atamaların yapılmadığı başkan yardımcılığı görevlerini Rifat Günay ve Çiğdem Köse vekâleten yürütüyor.
 
Büyüme rakamları şaşırttı
Bir yandan ekonomik gidişattan şikayet edenlerin sayısı her geçen gün artarken; diğer yandan Türkiye son yıllarda göz dolduran bir büyüme performansı sergiliyor. 2005 yılı büyüme rakamları %5 olan hedefi bir hayli aşarak şaşkınlık yarattı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2005 yılında Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) %7,6, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) %7,4 oranında büyüdü. Böylece 2001’de yaşanan ekonomik krizin ardından Türkiye üst üste 16 çeyrek büyüyerek Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. 2004 yılında cari fiyatlarla 299 milyar dolar olan GSMH geçtiğimiz yıl 361 milyar dolara ulaşırken; kişi başına milli gelir de %20 artarak 5.008 dolara yükseldi. 2005’te en hızlı büyüyen sektör %21,5 ile inşaat oldu. Özel nihaî tüketim harcamaları yıl genelinde %8,8 oranında artarken; son yıllardaki büyümenin lokomotifi olan özel sektör yatırımları %23,6 oranında artış gösterdi.
 
Sosyal güvenlikte iki büyük adım
İflasın eşiğine gelen ve son yıllarda büyük açıklar veren sosyal güvenlik sisteminde yapılacak iyileştirmeler çerçevesinde, Nisan ayında iki büyük adım atıldı. Bunlardan ilki SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nı tek çatı altında birleştiren Sosyal Güvenlik Kurumu Kanun Tasarısı’nın TBMM’de görüşülerek kabul edilmesiydi. Kanun, bu üç kurumun kaldırılarak yerine Sosyal Güvenlik Kurumu oluşturmasını öngörüyor. Böylece, üç ayrı kurumun varlığından doğan verimsizliklerin ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Bir yılı aşkın zamandır Meclis’te bulunan ve kamuoyunda uzun bir süredir tartışılan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası da bu kanunun ardından Meclis’te kabul edildi. Sosyal Güvenlik Reformu olarak bilinen bu yasayla kademeli bir geçiş öngörülürken, az prim yatıranların emeklilikte az, çok prim yatıranların ise çok kazanacağı bir yapı hedefleniyor.
 
Turizm sektörü 2006’ya kötü başladı
Kuş gribi turizm sektörünü de yatağa düşürdü. Yılın ilk çeyreğinde Türkiye’ye gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %11,5 oranında gerileyerek 2,2 milyon oldu. Mart ayındaki turist sayısı ise geçen yıla kıyasla %16,7 oranında azaldı. Geçtiğimiz yıl Türkiye turizmde büyük bir atılım sağlamış, turizm gelirleri 2004’e göre %14 artışla 18,1 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Bu yıl ise, kuş gribi nedeniyle özellikle Avrupalı turistler, rezervasyonlarını Batı Akdeniz ülkelerine kaydırdı. Son tahlilde, Almanya’daki dünya kupası ve karikatür krizi nedeniyle turizm sektörünün 2005’teki gibi bir canlılık yaşaması beklenmiyor.
 
İMF’den Türkiye değerlendirmesi
Türkiye’nin 2005’teki büyümesini olağanüstü olarak niteleyen İMF’ye göre, 2006’da Türkiye ekonomisi biraz yavaşlayarak %6 oranında büyüyecek. İMF’nin Türkiye için 2007 yılı büyüme tahmini ise %5. İMF, yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, beklenenin aksine büyümenin özel talep, bilhassa yatırım talebi kaynaklı olduğuna dikkat çekiyor. Büyümenin önündeki en büyük riskin ise dev cari işlemler açığı olduğunu belirten İMF, 2005’te %6,3 olan cari açığın milli gelire oranının bu yıl özellikle petrol fiyatlarındaki artışlar nedeniyle %6,5 seviyesine çıkacağını öngörüyor. Raporda, Türkiye’ye kısa vadeli sermaye girişlerinin toplam sermaye girişlerine oranla yarı yarıya gerileyerek %37’ye düştüğü hatırlatılarak, bu durumun cari açığın finansman kaynağında bir iyileşmeye işaret ettiği belirtiliyor. Ancak İMF, bu gelişmeye rağmen Türkiye’nin hâlâ yatırımcıların algısında oluşabilecek bir değişikliğe karşı kırılganlık taşıdığını düşünüyor.
 
Türkiye vergi rekortmeni
Türkiye ile birlikte 30 üyeye sahip Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından hazırlanan vergi raporuna göre, Türkiye gelir üzerinden alınan vergilerde AB ortalamasının oldukça üzerinde bulunuyor. Rapora göre, 2005 yılında Türkiye’de tek kişinin çalıştığı, iki çocuklu bir ailenin üzerindeki vergi yükü %42,7’ye ulaşırken; bu rakam AB’nin çekirdeğini oluşturan 15 ülkede ortalama %31,6 seviyesinde bulunuyor. Türkiye’nin yanı sıra Polonya ve İsveç çekirdek aileler için vergi yükünün en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Bu yükün en düşük olduğu ülke ise %8,1 ile İrlanda. İrlanda’yı %11,9’la ABD takip ediyor. Raporda dikkat çeken bir diğer husus ise, 2000 yılına kıyasla Türkiye’de gelir üzerinden alınan vergilerde belirgin bir artış olması.

Tavsiye Et