Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Kasım 2006) > Panorama
Panorama
Fransa yasayla tarih yazdı
Belli aralıklarla gündeme getirilen Ermeni soykırımı iddiaları, son günlerde tekrar tartışma konusu oldu. Önce Hollandalı partiler, 22 Kasım’daki seçim öncesinde Türk kökenli üç milletvekili adayını “Ermeni soykırımını tanımadıkları” gerekçesiyle listelerinden sildi. 12 Ekim’de ise Fransa Meclisi Genel Kurulu, Sosyalist Parti’nin hazırladığı “Ermeni soykırımını inkâr edenlere ceza verilmesini” öngören yasa tasarısını 19 ‘hayır’a karşı 106 ‘evet’ oyuyla kabul etti. Tarihçilerin yasanın kapsamı dışında tutulmasıyla ilgili değişiklik talebi ise reddedildi. Tasarı, ‘soykırım’ı inkâr edenler hakkında 1 yıl hapis ve 45 bin avroya kadar para cezası öngörüyor. Yasanın, yürürlüğe girmesi için senatoda onaylanması ve cumhurbaşkanı tarafından imzalanması gerekiyor.
Yasa teklifinin kabul edilmesinin ardından Fransa’ya Ankara’dan ve AB’den ortak tepki geldi. Dışişleri, kararla Türkiye-Fransa ilişkilerinin ağır darbe aldığını açıklarken; AB de Ermeni sorunundaki diyalog fırsatının zedeleneceğini bildirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ise Başbakan Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak, karardan dolayı çok üzgün olduğunu ve teklifin yasalaşmaması için elinden geleni yapacağını söyledi.

Tavsiye Et
"Başörtüsü tartışmaları" Avrupa'ya yayılıyor
27 Eylül’de Tunus’ta başlayan başörtüsü tartışmalarına, Avrupa’da ‘peçe’ tartışmalarının da eklenmesi özellikle örtülü Müslüman kadınları zor durumda bırakıyor. Dünya basınına yansıyan haberlere göre, Tunus polisi sokaktaki başörtülü kadınların başlarını açmalarını isteyip, bir daha örtmeyecekleri konusunda bir belge imzalatıyor. Polisin bu yasağı, okullarda ve devlet dairelerinde baş örtmenin yasaklandığı 1981 Anayasasına dayanarak yürüttüğü, başörtüsünü takmakta ısrar edenlerin ise okullarından ve işlerinden atıldığı kaydedildi.
Tunus hükümetinin tutumu tartışılırken, eski İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un yazdığı bir makalede, Müslüman kadınların peçelerini çıkartmalarını istemesi, Avrupa’da peçe tartışmalarını başlattı. Yine Almanya Meclisi’ndeki Türk kökenli iki kadın milletvekilinin, Almanya’daki Müslüman kadınların “başörtülerini çıkarmaları”nı istemelerinin yanı sıra peçeli bir öğretmenin işten uzaklaştırılmak istenmesi bu tartışmayı alevlendirdi. İngiltere Başbakanı Tony Blair’in “peçe ayrımcılığın simgesidir” demesi ve İtalya Başbakanı Romano Prodi’nin peçeyi eleştirmesi ise ortamı iyice gerdi. Yaşananlar tartışma düzeyinde kalmayıp, örtülü Müslüman kadınlara karşı taciz boyutuna kadar ulaştı.

Tavsiye Et
Nükleerin dayanılmaz caydırıcılığı
Bush yönetiminin 11 Eylül sonrası düşman profilini ifade eden “şer ekseni”nin Pasifik ayağı olan Kuzey Kore, 9 Ekim’de ilk kez nükleer silah denemesi gerçekleştirdi. Kuzey Kore, uluslararası camiada ciddi tepkilere yol açan denemeyi ABD’nin artan düşmanca tavırlarından ötürü yaptığını açıkladı.
Uluslararası camia tarafından şiddetle kınanan nükleer denemenin ardından toplanan BM Güvenlik Konseyi, Kuzey Kore’ye yönelik bir dizi yaptırım kararı aldı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ise, bu kararların uygulanması çerçevesinde Japonya, G. Kore, Çin ve Rusya’yı kapsayan Asya turuna çıktı. Bütün ekonomik gücünü füze ve nükleer silaha harcayan ve halkı gıda yardımlarıyla ayakta duran Kuzey Kore’nin bu denemesinin Asya’da bir silahlanma yarışına yol açmasından endişe ediliyor. ABD’nin nükleer enerji konusundaki çifte standartlı politikaları ve nükleer silahların caydırıcılığının dayanılmaz cazibesi ise, yeni nükleer güçler üretecek gibi görünüyor.

Tavsiye Et
Almanya Şansölyesi Türkiye'ye geldi
Türkiye’nin AB üyeliği konusunda yoğun tartışmaların yaşandığı son dönemde kilit ismi, Almanya Başbakanı Angela Merkel, 5-6 Ekim’de gerçekleştirdiği ziyaretinde Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Sezer ve Türk işadamları ile bir araya geldi. Ağırlıklı olarak ikili ilişkilerin ele alındığı görüşmelerde Erdoğan, AB üyelik sürecinde Almanya’dan destek isterken; Merkel ise, iki ülke arasında “derin ve dostane” ilişkilerin olduğunu ve bu meyanda Lübnan ve İran konusunda ortak tavır belirlediklerini kaydederek, ekonomik ilişkilerin her alanda genişletilmesini hedeflediklerini belirtti. Kıbrıs konusundaki fikir ayrılığı ise, Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs’a uygulanan izolasyonların kaldırılması yönündeki talebine karşılık Merkel’in, “Ek Protokol”ün Rumları da kapsayacak şekilde genişletilmesi beklentisini dile getirmesiyle yeniden gün yüzüne çıktı.
Öte yandan Türk-Alman Ekonomi Forumu’na da katılan Merkel, Türk işadamlarına seslenerek enerji konusunda iki ülkenin ortak çalışabileceğini dile getirirken; vize kolaylığı konusunda çaba harcayacaklarını da vurguladı.

Tavsiye Et
Rusya'nın vicdanı söndürüldü
Rusya’nın Çeçenistan’daki zulümlerini ve ordu içerisindeki yolsuzlukları tüm çıplaklığıyla yansıtan ve “Rus medyasının vicdanı” olarak tanınan 48 yaşındaki gazeteci Anna Politkovskaya, 7 Ekim’de Moskova’daki apartmanının asansöründe ölü bulundu. Sürekli tehdit edilen Politkovskaya, 2001’de Çeçenistan’da suçlarını belgelediği bir Rus polisinden gelen ölüm tehditleri üzerine Viyana’ya kaçmış; 2004’te Beslan okul baskınını izlemeye giderken Rus gizli servisi tarafından zehirlenmeye çalışılmıştı. 2003 AGİT Basın ve Demokrasi Ödülü’nü de alan başarılı gazeteci, Kirli Savaş: Çeçenistan’da Bir Rus Gazeteci ve Putin’in Rusyası isimli kitaplarında siyasi-ahlâki çürüme ve yoksulluk içindeki Putin Rusya’sını sorguluyordu. Avrupa Konseyi, AGİT, AB, ABD ve Fransa, Moskova’ya cinayetin sorumlusunun bir an önce bulunması çağrısı yaptı. Rus yanlısı Çeçen lider Ramzan Kadirov’a karşı bir işkence davasında tanıklığa da hazırlanan Politkovskaya, Putin iktidarı sırasında öldürülen on ikinci gazeteci oldu.

Tavsiye Et
BM yeni genel sekreteri Asyalı
2006 sonunda görev süresi dolacak olan BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın yerine Güney Kore Dışişleri Bakanı Ban Ki-Moon atandı. Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesi ve BM Genel Kurulu’nun resmî onayını alarak oylama yapılmaksızın alkışlarla bu göreve getirilen Moon, örgütün Asyalı ikinci lideri oldu. Ülkesinin BM ve ABD temsilciliğini yapan ve ABD yanlısı tavrıyla bilinen Moon, 2004’te dışişleri ve ticaret bakanı olmuştu. Atanmasının ardından yaptığı ilk açıklamada, BM’yi daha da güçlendireceğini vaat eden Moon, BM’deki reform sürecinin devam etmesinin önemini de vurguladı. Milenyum amaçlarına ulaşılması ve barış operasyonlarının genişletilmesi gerektiğini vurgulayan Moon, terörizm, kitle imha silahlarının yayılması, çevresel sorunlar ve AIDS gibi salgın hastalıklarla mücadelenin devam ettirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Beş yıllık görevini 1 Ocak 2007’de devralacak olan BM’nin sekizinci genel sekreterinin, bu göreve yaklaşık iki ay önce seçilmesi ise dikkat çekici bulundu.

Tavsiye Et
Nobel Edebiyat Ödülü Pamuk'un
İsveç Kraliyet Akademisi tarafından her yıl verilen Nobel ödüllerinin bu yıl edebiyat dalındaki sahibi yazar Orhan Pamuk oldu. İlk defa bir Türk yazarın bu ödüle layık görülmesi, başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada yankı buldu. Ancak bu ödülün Pamuk’a verildiğinin, 12 Ekim’de “Ermeni soykırım tasarısı”nın Fransa Parlamentosu’nda kabul edilmesinin hemen ardından açıklanması, bazı kesimlerde rahatsızlığa neden oldu. Hatırlanacağı üzere Pamuk, Şubat 2005’te İsviçre’de yayımlanan Das Magazin adlı dergiye verdiği bir mülakatta, “Bu topraklarda bir milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü” demişti. Bu nedenle hakkında soruşturma açılmış; ancak beraat etmişti.
Nobel Edebiyat Ödülü jürisi ödülün verilme gerekçesini, Pamuk’un, İstanbul’un melankolik ruhunu araştırma yolunda, kültürlerin çatışmaları ve birbirleriyle iç içe geçmelerinde yeni semboller bulması olarak açıkladı. Ancak ödülün siyasi olup olmadığı ve Pamuk’un bu ödüle layık olup olmadığı yönünde çeşitli değerlendirmeler de yapıldı. Bu haliyle ödül, Nobel’in en çok tartışılan ödüllerinden biri oldu.
 

Tavsiye Et
Dağda terör, ovada siyaset
Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine PKK’nın 1 Ekim itibariyle tek yanlı ateşkes ilan ettiğini açıklamasının ardından ABD’nin Terörle Mücadele Koordinatörü Joseph W. Ralston 11 Ekim’de Türkiye’ye geldi. Meslektaşı Edip Başer ile görüşen Ralston, ‘ateşkes’in iki devlet arasında gerçekleştiğini, PKK’nın ise bir terör örgütü olduğunu belirtti. Irak’taki Mahmur Kampı’nın kapatılmasını talep eden Ralston ve Başer, PKK’ya karşı “askerî operasyon” dâhil tüm seçenekleri değerlendirdiklerini söylediler.
Öte yandan seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte iç siyasetin zemini de giderek kayganlaşıyor. DYP lideri Mehmet Ağar, Güneydoğu illerini kapsayan gezisinin ilk durağı Diyarbakır’da çarpıcı mesajlar verdi. Terörle mücadelede sert tutumuyla tanınan Ağar, hükümete “PKK için af hazırlama”yı önerdi. Örgüt üyeleri için “dağda silahla gezeceğine ovada siyaset yapsın” diyen Ağar’ın açıklamalarına hükümet “gündemimizde af yok” cevabı verdi. CHP lideri Baykal ise, Ağar’ı PKK’yı uluslararasılaştırmakla suçladı.

Tavsiye Et
"İrtica gölgesi"nde PKK gündemi
Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı George W. Bush ile görüşmek üzere 29 Eylül’de ABD’ye gitti. Ortadoğu’daki mevcut durumun ana gündem maddesi olduğu bir dönemde gerçekleşen bu önemli görüşme sırasında Türkiye’deki gündem maddesi ise, Cumhurbaşkanı Sezer, kuvvet komutanları ve Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın açıklamaları sebebiyle “irtica tartışmaları”ydı.
Washington’da 2 Ekim’de yapılan ve yaklaşık iki saat süren Erdoğan-Bush görüşmesinin ağırlıklı konusu terördü. Görüşme sonrası yapılan ortak basın toplantısında Bush; Ortadoğu, terörle mücadele, İran, Irak, AB süreci ve özellikle Darfur krizini ele aldıklarını dile getirirken, “PKK konusunda” herhangi bir açıklamada bulunmadı. Kapsamlı bir görüşme yaptıklarını dile getiren Erdoğan ise, ABD-Türkiye arasındaki “stratejik ortaklık” meselesine vurgu yaparak, başta terörle mücadele olmak üzere birçok konuda görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti. Terörle mücadele konusunda müşterek hareketin yanı sıra, Ortadoğu’da bölgesel bir güç olarak Türkiye’nin yapabilecekleri konusunda görüşmeler yaptıklarını vurguladı. Ayrıca “Ortak Vizyon Belgesi”nin pekiştirilmesi konusunda karşılıklı irade beyan ettiklerini, terör örgütü PKK meselesinin geniş şekilde ele alındığını, ancak Irak’a operasyon düzenlenmesinin gündeme gelmediğini söyledi.
Erdoğan Amerika temaslarının ardından Londra’ya geçerek, İngiltere Başbakanı Tony Blair ile görüştü. Türkiye’nin AB üyelik süreci, Kıbrıs, Ortadoğu sorunu ve İran nükleer krizinin ele alındığı görüşmelere, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de katıldı.
 

Tavsiye Et
AB diplomasisi hızlandı
8 Kasım’da yayımlanacak İlerleme Raporu öncesinde Türkiye’nin AB üyeliği sürecinde bir tren kazası yaşanmasından korkan taraflar diplomatik girişimlerini hızlandırdı. Hollandalı Hıristiyan Demokrat Parlamenter Camiel Eurlings tarafından hazırlanan ve “Ermeni soykırımı”nın tanınması şartından vazgeçilip, “Pontus ve Süryani” soykırımı atıflarının dahil edildiği Türkiye Raporu’nun AP’de onaylanması ve Türkiye’ye Güney Kıbrıs’a liman ve havaalanlarını açması yönünde baskıların artmasıyla AB ile ilişkiler iyice gerilmişti. AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, tam üyelik müzakerelerinin birinci yıldönümü olan 3 Ekim’de Türkiye’ye kritik bir ziyaret düzenledi. Rehn’in Ankara’daki temaslarının ana gündemi, son dönemde gazeteci ve yazarlar hakkındaki davaların kaynağı olan TCK’nın 301. maddesinin değiştirilmesi veya tümüyle kaldırılması talebi idi. Rehn’in Türkiye ziyaretinin ardından Başmüzakereci Ali Babacan da 10 Ekim’de İspanya, Belçika, Yunanistan ve Almanya’yı kapsayan AB turuna çıktı. Ardından 15 Ekim’de Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İlerleme Raporu öncesi AB ile yapılacak son üst düzey görüşme olan AB Troykası toplantısına katılmak üzere Lüksemburg’a gitti. Toplantının ana gündemini, Kıbrıs Rum Kesimi’ne uygulanan “liman yasağı” nedeniyle Türkiye ile üyelik müzakerelerinde bir ‘kaza’nın yaşanmaması için çıkış yolu arayan AB Dönem Başkanı Finlandiya’nın Kıbrıs’a yönelik yeni girişimi oluşturdu. Finlandiya, Türkiye’nin “liman yasağı”nı kaldırmasının karşılığında, Kıbrıs’taki Gazimağusa limanının AB, kapalı Maraş bölgesinin de BM denetiminde açılmasını öneriyor.

Tavsiye Et