Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Aralık 2007) > Kitap
Kitap
Osmanlılar ve Deniz
İdris Bostan
İstanbul: Küre Yayınları, 2007
 
Tecrübe etmediğimiz zamanlar, mekanlar ve olaylarla ilgili bilgi sahibi olmak istediğimizde, başkalarının anlattıklarını dikkate alırız. Bu, zamanla ve mekanla kayıtlı insan teki için kaçınılmaz bir durumdur.
Tarih dediğimiz alan da bizzat tecrübe etmediğimiz zamanlar ve olaylar hakkında, yine onları bizzat tecrübe etmemiş başka insanların tanıklığıdır bir anlamda. Oysa kendi sınırlılıkları içerisinden tarihe bakan ‘tarihçi’, kast-ı mahsusa ile olmasa dahi hata yapabilmektedir. Hata, kasta mebni yahut kasıtsız da olsa, ortaya tek bir sonuç çıkar: Anakronizm.
Tarihçinin mensubu olduğu zaman diliminden ve bağlamından bakarak tarihi değerlendirmesi ve değerlendirilen zaman dilimi ile ortaya konan olgular arasında tutarsızlık olması anlamına gelen anakronizm, L. Febvre’in deyişiyle “tarihçinin karşı karşıya bulunduğu en ciddi tehlikedir.” Tarihin bazı amaçlar için çarpıtılabilmesi, ideolojilerin haklılaştırma aracı haline dönüşebilmesi, tarih biliminin bu yumuşak karnı yüzündendir. Zira bir tarihçi yahut tarihçiler topluluğu tarafından ortaya konan ve hüsnü kabul gören anakronik bir yaklaşım, biri gelip onu düzeltene kadar, “tarihî veri” olarak görülür ve bir değerlendirme parametresi olarak iş görür.
Söz konusu olan modern Türk tarihçiliği ve onun Osmanlı tarihine bakışı olduğunda, yukarıda bahsi geçen türden anakronik yaklaşımların fazlalığı dikkat çekmektedir. Büyük oranda resmî söylem tarafından beslenmiş ve bugünlere gelmiş olan bakış açılarının değişmesi ve daha nesnel bir tarih yorumunun ortaya konması noktasında ise Halil İnalcık, İlber Ortaylı gibi kıdemli tarihçiler kadar, son yıllarda yetişen tarihçilerin de çok ciddi bir çaba içerisinde olduğu gözlenmektedir.
Bu türden çabaların kayda değer örneklerinden biri de, İdris Bostan tarafından kaleme alınan ve Osmanlı Devleti’nin deniz politikalarını, denizcilik teşkilatını ve kullanılan gemileri titiz bir arşiv çalışması ile gözler önüne seren Osmanlılar ve Deniz adlı çalışma. İçerdiği değerli bilgiler kadar zengin görsel malzemesi, tasarımı ve baskısı ile de dikkat çeken çalışma, Osmanlı deniz politikalarını, yanlış ve eksik bilgilerle eleştiren anakronik bakış açılarının sorgulanmasına zemin hazırlayan, ufuk açıcı bir eser. /Fatmanur Altun

Tavsiye Et
Yağmur Duası Kitabı
Hazırlayan: M. Sabri Koz
İstanbul: Kitabevi Yayınları, 2007
 
Metafizik yönelimlerin tüm dünyada giderek arttığı ve önemli bir fenomene dönüştüğü su götürmez bir gerçek. Dünyanın olanca materyalist kurulumu ve işleyişine rağmen, bireylerin giderek artan sayıda ve yoğunlukta manevi arayışlar içerisine girmeleri, modern kültür dediğimiz oluşumun en önemli özelliklerinden biri artık.
Bahsi geçen metafizik yönelimlerin en dolaysız sonuçlarından biri, dua ve niyaz gibi kavramların ve onlara karşılık gelen uygulamaların gündelik yaşamda yeniden görünür hale gelmeye başlamaları oldu. Bu ritüellerin, kendi ülkemiz açısından, son günlerde en fazla dikkat çekenlerinden biri de yağmur duaları. Hatırlanacağı üzere, yaşadığımız kuraklık nedeni ile gündeme gelen ve küçük yerleşim birimlerinde olduğu gibi büyük şehirlerimizde de, kalabalık grupların katılımı ile icra edilen bu uygulama, pek çok tartışmayı beraberinde getirmişti.
Oysaki yağmur duaları, sayısız polemiğe kaynaklık eden bir başlık olmanın ötesinde, gerek toplumsal yönelimin anlaşılması, gerekse önemli antropolojik veriler sunması hasebiyle ilgi çekici bir konu. Çok köklü bir geçmişe sahip ve hemen hemen bütün insan topluluklarında görülen bir uygulama olan yağmur duası ve ritüelleri, yaşadığımız coğrafyanın da ayrılmaz parçalarından biri.
Geçtiğimiz günlerde, Kitabevi tarafından yayınlanan Yağmur Duası Kitabı adlı çalışma, bu ilgi çekici başlığın tarihsel, kültürel, antropolojik, etnolojik ve edebi yönleri ile tartışıldığı bir eser. M. Sabri Koz tarafından hazırlanan derleme, değişik bakış açıları ile kaleme alınmış 64 makaleden oluşuyor. Eser, kimi makalelerde yer alan tek yönlü ve abartılı Şaman dini vurgusu nedeniyle eleştiri konusu edilebilirse de, içerdiği değerli folklorik ve tarihsel malzemesi sayesinde, konuya ilgi duyanlara hitap etmeyi başarıyor. /Fatmanur Altun

Tavsiye Et
Batı Dünyasında İslamofobi ve Anti-İslamizm
Editör: Kadir Canatan, Özcan Hıdır
Ankara: Eski Yeni Yayınları, 2007
 
Batı kültürünün kendi dışındaki uygarlıkları, özellikle de Doğu uygarlığını ve İslamiyet’i değerlendirişi, en başından beri dışlayıcı idi ve Batı’nın kendi kimliğini inşa tarihi, bir yönüyle de Doğu’yu ve İslamiyet’i dışlayışının, ötekileştirişinin tarihi oldu.
Kimliğini oluştururken önemli oranda mitlerin yardımına başvuran Batılı insanın, İslamiyet’e peşin hükümlerle bakma temayülü, farklı etmenlerin katkısıyla günümüzde de devam ediyor. Özellikle 11 Eylül’le başlayan süreçte, İslamiyet’in bir kötülük kaynağı, Müslümanların da terörist olarak lanse edildiği yoğun bir propaganda sürdürülüyor ve İslamofobi kavramı hayatımızda her geçen gün daha fazla yer alıyor.
Eski Yeni Yayınları’nın ilk kitabı olarak okuyucunun karşısına çıkan Batı Dünyasında İslamofobi ve Anti-İslamizm adlı çalışma, bu önemli konuyu, birbirinden değerli akademisyenlerin katkısıyla mercek altına alıyor. /Fatmanur Altun

Tavsiye Et
Ashab-ı Suffe, Peygamber Okulunun Yıldızları
Hilal Kara, Abdullah Kara
İstanbul: Nesil Yayınları, 2007
 
İslamiyet’in ilim ve irfana verdiği önemin en açık delili, bizzat Efendimiz (s.a.v.)’in isteği ile kurulan Suffe mektebidir. Mescid-i Nebevi’nin bir kısmının bu işe tahsis edilmesi ile kurulan ve adeta yatılı bir üniversite olan bu okul, istekli ve istidatlı sahabelerin, bizzat Efendimiz (s.a.v.) tarafından eğitildiği önemli bir ilim merkezi olmuş ve İslam toplumunun ilmî alt yapısı bu mektepte atılmıştır.
Nesil Yayınları’nın, İslam Tarihi dizisinden çıkan Ashab-ı Suffe, bu okulda yetişen ve sonraki yıllarda dünyanın dört bir yanına dağılarak, İslamiyet’i anlatan yıldız sahabelerin hayatlarına ışık tutan değerli bir çalışma. /Fatmanur Altun

Tavsiye Et
Azize’nin Son Günü, Suya Düşen Dantel, Duvarsız Odalar
Cihat Aktaş
İstanbul: Kapı Yayınları
 
Cihan Aktaş, yirmi küsur senelik yazarlık hayatı boyunca şaşmayan çizgisi ile genç yazarlara örnek olmaya devam ediyor. Yazı hayatına 1984 yılında, Hz. Fatıma ve Hz. Zeynep üzerine yaptığı biyografi çalışmaları ile başlayan Aktaş, yirmi küsur senedir biyografiden hikayeye; siyaset, toplum, sinema üzerine araştırma ve incelemelerden roman ve günlük çalışmalarına kadar yazının çeşitli alanlarında eserler kaleme aldı. Her kesim ve ideolojiden sağlam ve istikrarlı bir okur grubu tarafından eserleri takip edildi. Bugün, Aktaş’ın eserleri hakkında tanıtım ve araştırma yazılarına çeşitli dergilerde rastlamak mümkündür. Aktaş’ın 80’li yıllarda yayımladığı kitaplarının bazıları son birkaç yıldır Kapı Yayınları tarafından tekrar basılıyor. Yayınevi Aktaş’ın eski kitaplarını yeniden yayımlamakla kalmıyor, yazarın yeni hikaye ve romanlarını da basıyor. Aktaş’ın inceleme ve araştırma kitapları arasında Sistem İçinde Kadın (1991), Tanzimat’tan 12 Mart’a Kılık-Kıyafet ve İktidar (1989, 2006), Tesettür ve Toplum: Başörtülü Öğrencilerin Toplumsal Kökeni Üzerine Bir İnceleme (1991), Mahremiyetin Tükenişi (1995), Dünün Devrimcileri Bugünün Reformistleri: İran’da Siyasal, Kültürel ve Toplumsal Değişim (2004), Şark’ın Şiiri: İran Sineması (1998, 2005), Bacı’dan Bayan’a: İslamcı Kadınların Kamusal Alan Tecrübesi (2001, 2005)’ni sayabiliriz. İnceleme ve araştırma kitapları kadar edebî eserleri ile de dikkat çeken ve birçok ödüller alan Aktaş’ın hikaye kitaplarından bazıları ise şunlardır: Üç İhtilal Çocuğu (1992), Son Büyülü Günler (1995), Acı Çekmiş Yüzünde (1996), Azize’nin Son Günü (1997, 2006), Suya Düşen Dantel (1999, 2007), Halama Benzediğim İçin (2003), Ağzı Var Dili Yok Şehrazat (2001, 2005). Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) tarafından 1995’te “Yılın Hikayecisi” seçilen Aktaş’ın ilk romanı Bana Uzun Mektuplar Yaz da yine TYB tarafından 2002’de “Yılın Romanı” seçilmişti. Aktaş’ın son romanı ise, Kapı Yayınları’ndan çıkan Seni Dinleyen Biri.
Aktaş, hem araştırma-inceleme eserlerinde hem de edebî eserlerinde toplumdaki sosyal ve siyasi yozlaşma ve gelişimleri, kadın algısı üzerinden inceleyerek, Türkiye’de dindar kadın üzerine yapılan çalışmaların öncülerinden olmuştur. Sosyal meseleleri ele alırken, bunların sıradan insanın hayatına nasıl etki ettiği üzerinden hareket eden Aktaş’ın eserleri bu sebeple, her zaman haklının, mazlumun, yanlış anlaşılanın hatta hiç anlaşılmayanın, üstüne düşünülmeyenin hikayesini, yapay duygusallıktan uzak, ayakları yere basan üslubuyla anlatmıştır. Bu yaklaşımı sayesinde her kesimden insanın ilgi ve takdirini toplayan Aktaş’ın hikayeleri ise bu bakımdan ayrı bir önem taşıyor. Aktaş’ın bu sayıda tanıttığımız üç hikaye kitabı Azize’nin Son Günü, Suya Düşen Dantel ve Duvarsız Odalar yazarın anlayışını en iyi ifade eden örneklerdendir. Kitaplar yazılış tarihleri göz önüne alınarak okunduğunda, kimi zaman haber başlığından öte gerçekliği olmayan olayların, toplumsal vicdanı birebir zedeleyecek şekilde nasıl da küçük insanların hayatını etkilediği görülür. Bu bağlamda Aktaş’ın hikayelerine, gazete manşetlerinin kara mürekkebi altında toplanan binlerce hayata tutulan sağduyulu bir mercek demek yanlış olmaz. Bu hikayelerde sadece Türkiye’ye ait gerçekliklerle de muhatap olmuyor okuyucu. Yazar, Azerbaycan’dan İran’a, Gürcistan’dan Çeçenistan’a kadar her türlü coğrafyadan insanımızın öykülerini anlatarak, parçalanmış hakikat ve tarih algımızı da birleştiriyor. /Betül Özel Çiçek

Tavsiye Et
Mustafa Kutlu Hikayeciliği: Varoluş, Yabancılaşma, Hakikat
Ercan Yıldırım
İstanbul: Ebabil Yayınları, 2007
Mustafa Kutlu, eserleri ile birkaç kuşağı etkisi altına almış, önemli hikayecilerimizden. Kutlu’nun hikayelerini içerik, anlatım özellikleri, kişi kadrosu, zaman ve mekan üzerinden inceleyen Ercan Yıldırım, yazılarını kitap haline getiriyor. Yazarın kronolojik olarak ele aldığı hikaye kitaplarını ayrı ayrı kategori ve sınıflarda değerlendiren Yıldırım, isabetli tespitlerde bulunuyor. Ülkemizde, edebiyat incelemesi denince akla kitap özeti geldiğinden, Kutlu’nun hikayeciliği üzerine titizlikle ve özenle hazırlanmış bu kitabın önemi açıkça anlaşılıyor. /Betül Özel Çiçek

Tavsiye Et