Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Şubat 2008) > Kitap
Kitap
Sekülerliğin Biçimleri
Talal Asad
Türkçesi: Ferit Burak Aydar
İstanbul: Metis Yayınları, 2007
Dev­le­tin di­ne iliş­kin po­zis­yo­nu­nu be­lir­le­yen bir ta­vır ola­rak ‘la­ik­lik’ ile top­lum­da din­sel gö­rün­gü­le­rin or­ta­dan kalk­ma­sı şek­lin­de tas­vir edi­len ‘se­kü­ler­lik’, iç içe geç­miş ve za­man za­man seh­ven de ol­sa bir­bir­le­ri­nin yer­le­ri­ni ika­me et­mek­te olan iki kav­ram. Mo­dern­leş­me kur­gu­su­nun ay­rıl­maz ve en az sor­gu­la­na­bi­lir par­ça­la­rı ola­rak ha­yat bul­muş bu kav­ram­lar, iler­le­me­ci Ba­tı ak­lı­nın, di­ni eh­li­leş­tir­me pro­je­si­ne kay­nak­lık eden en önem­li ma­ter­yal­ler ola­rak ta­rih sah­ne­sin­de yer­le­ri­ni al­dı­lar. Fa­kat söz ko­nu­su kav­ram­lar, ta­ri­hin dal­ga­lı su­la­rın­da yol alır­ken, bir yan­dan çe­şit­li tar­tış­ma­la­ra kay­nak­lık et­mek­ten, di­ğer yandan da biz­zat bu tar­tış­ma­lar ve or­ta­ya çı­kan ye­ni top­lum­sal di­na­mik­ler ta­ra­fın­dan şe­kil­len­di­ril­mek­ten uzak ka­la­ma­dı­lar. As­lın­da bu akı­bet, kav­ram­la­rın tar­tı­şıl­maz­lık zırh­la­rı­nın gi­de­rek aşın­dı­ğı bir dün­ya­da, en sta­tik ad­de­di­len kav­ram­lar için bi­le mu­kad­der­di. La­ik­lik-se­kü­ler­lik kav­ram­la­rı öze­lin­de or­ta­ya çı­kan tab­lo ise gi­de­rek kat­man­la­şan ve de­ği­şik bi­çim­ler­de or­ta­ya çı­kan la­ik­lik ve se­kü­ler­lik tec­rü­be­le­ri şek­lin­de var­lık bul­du.
Ge­lin gö­rün ki, ge­rek Ba­tı’da ge­rek­se Ba­tı dı­şı dün­ya­da ba­zen iç­ten içe ba­zen de ak­tü­el olay­la­rın yön­len­dir­me­si ile da­ha yük­sek ses­le tar­tı­şı­lan kav­ram­lar ol­ma­la­rı­na rağ­men, la­ik­lik ve se­kü­ler­lik kav­ram­la­rı ve on­la­rın üze­rin­den yü­rü­yen tar­tış­ma­lar, ül­ke­miz­de ço­ğu za­man giz­li bir am­bar­go ile yüz­leş­mek du­ru­mun­da kal­dı. Zi­ra her ne ka­dar pa­ra­dok­sal bir ad­lan­dır­ma ol­sa da, “en­te­lek­tü­el ce­ha­let” ile ma­lul olan Türk en­te­li­jan­si­ya­sı­nın ka­hir ek­se­ri­ye­ti için, me­se­le hiç de öy­le çok kat­man­lı, çok bo­yut­lu, de­ğiş­ken bir me­se­le de­ğil­di. Bu ne­den­le, la­ik­li­ğin va­ta­nı ola­rak ka­bul edi­len Fran­sa’da da­hi la­ik­lik ve se­kü­ler­lik kav­ram­la­rı­nın ye­ni­den tar­tış­ma­ya açıl­dı­ğı gün­cel du­rum­da, ba­şör­tü­sü ya­sa­ğı ek­se­nin­de yü­rü­tü­len la­ik­lik ve se­kü­ler­lik tar­tış­ma­la­rı, es­ki sığ­lık­la­rı ile bir kez da­ha or­ta­ya çık­tı­lar.
Bu yü­rek bur­kan, zi­hin ka­na­tan en­te­lek­tü­el ik­lim içe­ri­sin­de Türk oku­ru ile bu­lu­şan Se­kü­ler­li­ğin Bi­çim­le­ri ad­lı eser, il­gi gö­rür mü bi­lin­mez; fa­kat il­gi gö­rür­se bu me­se­le­de cid­di bir en­te­lek­tü­el se­vi­ye­nin yük­sel­me­si­ne se­bep ola­ca­ğı su gö­tür­mez. /Fatmanur Altun

Tavsiye Et
Sosyolojide Temel Fikirler
Martin Slattery
Yayına Hazırlayan: Ümit Tatlıcan, Gülhan Demiriz
İstanbul: Sentez Yayıncılık, 2007
 
Türk dü­şün­ce­si­nin te­mel so­run­la­rın­dan bi­ri­nin, ye­te­rin­ce ge­niş fel­se­fi im­kan­lar sun­ma­yan bir dil ve bu­na bağ­lı ola­rak ya­şa­nan kav­ram sı­kın­tı­sı ol­du­ğu söy­le­nir du­rur. Bu prob­le­mi aş­ma­nın yo­lu ise ya­ban­cı ke­li­me­le­rin ve kav­ram­la­rın it­hal edil­me­si ola­rak be­lir­miş ve it­hal ke­li­me­ler ve kav­ram­lar­la dü­şün­ce üre­ten bir ge­le­nek, Türk dü­şün­ce­si­ni et­ki al­tı­na al­mış­tır. Bu so­ru­nun kay­na­ğı­nın, Türk di­li­nin yet­kin­li­ği mi yok­sa bir zih­ni­yet me­se­le­si mi ol­du­ğu ise son de­re­ce ne­ta­me­li bir ko­nu ola­rak te­ma­yüz et­mek­te­dir.
An­cak bu ko­nu üze­rin­de du­ru­lur­ken Türk dü­şün­ce­si­nin bel­ki de çok da­ha önem­li bir so­ru­nu­nun ye­te­rin­ce ön pla­na çı­ka­ma­dı­ğı dik­ka­ti çek­mek­te­dir. Bu so­run, her tar­tış­ma­da ağır­lı­ğı his­se­di­len ve çö­züm­süz­lü­ğe ya­hut dü­şün­sel kı­sır­laş­ma­ya yol açan kav­ram kar­ga­şa­sı me­se­le­si­dir. En can alı­cı tar­tış­ma­lar­da bi­le, ta­raf­lar ara­sın­da kav­ram te­mel­li bir kon­sen­süs oluş­tu­ru­la­ma­ma­sı­nın se­be­bi bu kar­ga­şa­dır. Söz ko­nu­su kar­ga­şa­nın or­ta­ya çık­ma­sın­da her ne ka­dar yu­ka­rı­da zik­re­di­len dil prob­le­mi önem­li bir rol oy­nu­yor ol­sa da, en az onun ka­dar bel­ki de on­dan da­ha önem­li olan et­men, en­te­lek­tü­el ya­şan­tı­mı­zın gü­dük­lü­ğü ve gi­de­rek can­lı­lı­ğı­nı kay­be­dip içi­ne ka­pa­nan sta­tü­ko­cu ya­pı­sı­dır.
Sen­tez Ya­yın­la­rı ta­ra­fın­dan ya­yım­la­nan ve al­tı aka­de­mis­yen ta­ra­fın­dan Türk­çe­leş­ti­ri­len ve ya­yı­na ha­zır­la­nan Sos­yo­lo­ji­de Te­mel Fi­kir­ler ad­lı eser, Türk dü­şün­ce­si­nin en te­mel ya­ra­la­rın­dan bi­ri­ni sar­ma­ya, en azın­dan sos­yo­lo­ji mer­kez­li kav­ram ve fi­kir­le­ri yer­li ye­ri­ne oturt­ma­ya yö­ne­lik bir adım ola­rak gö­rü­le­bi­lir. Türk dü­şün­ce­si­nin asıl muh­taç ol­du­ğu te­lif eser­ler­den ol­ma­sa da Sos­yo­lo­ji­de Te­mel Fi­kir­ler, en azın­dan eser­le­ri ile Türk dü­şün­ce­si­ne ye­ni bir ro­ta çi­ze­cek olan zi­hin­le­ri, kav­ram kar­ga­şa­sı­nın bu­la­nık su­la­rın­dan da­ha ber­rak de­niz­le­re çı­kart­ma­ya yar­dım­cı ola­cak bir ça­lış­ma. /Fatmanur Altun

Tavsiye Et
Savaşın Kadınları
Zümrüt Sönmez
İstanbul: Yarımada Ya­yın­la­rı, 2007
 
Ça­nak­ka­le Sa­va­şı ve Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı’nda ebe­di is­ti­ra­ha­ta çe­kil­miş olan iki yüz el­li bin şe­hi­di­miz ol­ma­say­dı, bu­gün Türk mil­le­ti ta­rih sah­ne­si­nin dı­şı­na sü­rül­müş ve bel­ki de bir mil­let ola­rak or­ta­dan kalk­mış ola­cak­tı. Ta­rih­te en yo­ğun ça­tış­ma­nın ya­şan­dı­ğı, met­re­ka­re ba­şı­na en faz­la mer­mi­nin ve ölü­mün düş­tü­ğü top­rak­la­ra sa­hip­tir Ge­li­bo­lu Ya­rı­ma­da­sı. Bel­ki de bu ne­den­le­dir, Ça­nak­ka­le’de ya­şa­nan­la­rın, ko­lek­tif zih­ni­miz­de bir sa­vaş ola­rak de­ğil, bir des­tan ola­rak yer al­ma­sı.
Şüp­he­siz bi­li­nen yön­le­ri ka­dar bi­lin­me­yen yön­le­ri de var bu des­ta­nın. Bu bi­lin­me­yen yön­ler­den bi­ri, geç­ti­ği­miz gün­ler­de Ya­rı­ma­da Ya­yın­la­rı ta­ra­fın­dan ya­yım­la­nan bir ki­ta­ba ko­nu ol­du. Kı­zıl Top­rak, Ak Ye­me­ni üst baş­lı­ğı­nı ta­şı­yan Sa­va­şın Ka­dın­la­rı, fe­da­kar­lık ve kah­ra­man­lı­ğı, cin­si­ye­tin öte­sin­de, da­ha üst de­ğer­ler­le iliş­ki­len­dir­me­mi­ze yar­dım­cı olan ve ta­rih bi­lin­ci­mi­ze kat­kı­da bu­lu­nan de­ğer­li bir ça­lış­ma. /Fatmanur Altun

Tavsiye Et
Osmanlı Devletinde Kolera
Mesut Ayar
İs­tan­bul: Kitabevi, 2007
 
Dün­ya ta­ri­hi­ni de­ğiş­ti­ren ya­hut ki­mi im­pa­ra­tor­luk­la­rın ka­de­ri­ni be­lir­le­yen sal­gın has­ta­lık­lar, mo­dern za­man­lar­dan ön­ce­ki ta­ri­hin önem­li di­na­mik­le­rin­den bi­riy­di. Ço­ğu za­man Tan­rı’nın ga­za­bı ola­rak gö­rü­len sal­gın has­ta­lık­lar, bü­yük de­mog­ra­fik ha­re­ket­le­re ve top­lum­sal çal­kan­tı­la­ra yol aça­bi­len, de­ği­şim gü­cü son de­re­ce yük­sek va­kı­alar­dı.
Me­sut Ayar’ın ay­nı za­man­da dok­to­ra te­zi olan Os­man­lı Dev­le­tin­de Ko­le­ra, önem­li bir ta­rih­sel di­na­mik ola­rak dik­kat­le­ri­mi­zi sal­gın has­ta­lık­la­ra çe­ki­yor. Sal­gın has­ta­lık­la­rın ya­rat­tı­ğı or­ta­ma ta­nık­lık et­mek ise mo­dern in­sa­nın sal­gın has­ta­lık­lar­dan ma­sun ol­du­ğu­na yö­ne­lik inan­cı, bi­yo­lo­jik sa­vaş ve ge­ne­tik ala­nın­da­ki ge­liş­me­ler ışı­ğın­da de­ğer­len­dir­mek için ze­min oluş­tu­ru­yor. /Fatmanur Altun

Tavsiye Et
Hacı Abdullah Petricî’nin Hıristiyanlık Eleştirisi
İsmail Taşpınar
İstanbul: İnsan Yayınları, 2008
İs­lam’ın do­ğu­şun­dan iti­ba­ren Müs­lü­man­lar­la Hı­ris­ti­yan­lar ara­sın­da­ki iliş­ki­ler po­le­mik­ler üze­rin­den va­ro­la­gel­miş­tir. Bu po­le­mik­ler ki­mi za­man ya­şa­dı­ğı İs­lam ül­ke­sin­de­ki zim­mî­lik sta­tü­sü­nün em­ni­ye­tiy­le İs­lam hak­kın­da yer­siz id­dia­lar ya­za­bi­len Do­ğu’nun son ki­li­se ba­ba­sı Yu­han­na ed-Dı­maş­ki’nin eser­le­ri gi­bi il­mî bo­yut­ta, ki­mi za­man Ab­ba­si Ha­li­fe­si ve Bi­zans İm­pa­ra­to­ru’nun ya­zış­ma­la­rı gi­bi si­ya­si bo­yut­ta ya­hut ki­mi za­man Haç­lı Se­fer­le­ri ve Müs­lü­man akın­la­rı gi­bi as­ke­rî bo­yut­ta ken­di­ni gös­ter­miş­tir. Hı­ris­ti­yan­lar­la Müs­lü­man­la­rın te­ra­zi­nin de­ği­şen ke­fe­le­rin­de bir­bir­le­riy­le iliş­ki­le­ri­nin yo­ğun­laş­tı­ğı 19. yüz­yıl ise bu iliş­ki­le­rin hem as­ke­rî hem si­ya­si hem de il­mî bo­yut­ta or­ta­ya çık­tı­ğı, Müs­lü­man­lar açı­sın­dan çe­tin he­sap­laş­ma­la­rın ve ilim fa­ali­yet­le­ri­nin ger­çek­leş­ti­ği bir yüz­yıl ol­muş­tur. Bu se­bep­le, 19. yüz­yıl­da ya­şa­mış bir Os­man­lı âli­mi­nin, Ha­cı Ab­dul­lah Pet­ri­cî’nin İs­lam top­rak­la­rın­da baş­la­yan mis­yo­ner­lik fa­ali­yet­le­ri­ne kar­şı ka­le­me al­dı­ğı red­di­ye­le­ri in­ce­le­yen Ha­cı Ab­dul­lah Pet­ri­ci’nin Hı­ris­ti­yan­lık Eleş­ti­ri­si isim­li araş­tır­ma, sa­de­ce ta­rih­çi­ler açı­sın­dan de­ğil, bir zih­ni­yet te­ka­mü­lü­nü id­rak ede­bil­mek açı­sın­dan da kıy­met­li bir eser. Ese­rin ori­ji­nal ta­ra­fı, Pet­ri­cî’nin, bu­gü­ne ka­dar sa­de­ce adı bi­li­nen fa­kat ken­di­le­ri­ne ula­şı­la­ma­yan iki red­di­ye ese­ri­nin ilk kez ta­nı­tıl­mış ol­ma­sı. Bu iki ki­tap­tan il­ki olan Bur­ha­nü’l-Hü­da’yı Sü­ley­ma­ni­ye Kü­tüp­ha­ne­si’nde müs­ten­si­hin adı­na ve fark­lı bir ad­la kay­de­dil­miş ola­rak bu­lan İs­ma­il Taş­pı­nar, di­ğer eser Ri­sa­le­tü’s-Sam­sa­miy­ye’ye ise hiç­bir kü­tüp­ha­ne­de kay­dı gö­zük­mez­ken, yap­tı­ğı araş­tır­ma­lar ne­ti­ce­sin­de İs­tan­bul Üni­ver­si­te­si Na­dir Eser­ler Kü­tüp­ha­ne­si’nde­ki ka­yıt­lar­da rast­la­mış. Söz ko­nu­su red­di­ye­le­rin, red­di­ye tü­rü­nün kla­sik ör­nek­le­rin­den ay­rı­lan yö­nü­nün, 19. yüz­yıl­da Av­ru­pa’da Ki­tab-ı Mu­kad­des eleş­ti­ri­le­ri­ne da­ir ya­pıl­mış olan araş­tır­ma­lar­dan da is­ti­fa­de et­me­si ol­du­ğu­nu be­lir­ten mü­el­lif Taş­pı­nar, bu eser­le­rin öne­mi­ni “Rah­me­tul­lah el-Hin­di’nin Hind kı­ta­sın­da­ki et­ki­si ne ise, ay­nı dö­nem­de Pet­ri­cî’nin eser­le­ri­nin de Os­man­lı top­rak­la­rın­da­ki et­ki­si o ol­muş­tur” di­ye­rek an­la­tı­yor. Ki­ta­bın bir di­ğer özel­li­ği de mü­el­li­fin ilk kez Türk­çe ka­le­me al­dı­ğı bir red­di­ye­nin, İza­hü’l-Me­ram’ın ek­ler bö­lü­mün­de yer al­ma­sı. /Betül Özel Çiçek

Tavsiye Et
Yerlere Göklere
Abdullah Harmancı
Ankara: Ebabil Yayıncılık, 2007
 
Üçün­cü hi­ka­ye ki­ta­bı Yer­le­re Gök­le­re Eba­bil Ya­yın­la­rı’ndan çı­kan genç hi­ka­ye­ci Ab­dul­lah Har­man­cı, bu ki­ta­bıy­la Tür­ki­ye Ya­zar­lar Bir­li­ği’nin 2007 yı­lı­nın En İyi Hi­ka­ye Ki­ta­bı Ödü­lü’nü ka­zan­dı. 2007 se­ne­sin­de ken­din­den en çok bah­set­ti­ren hi­ka­ye ki­tap­la­rın­dan olan Yer­le­re Gök­le­re’nin böy­le bir ödül al­ma­sı şa­şır­tı­cı de­ğil. Hi­ka­ye­le­ri Der­gah, Der­ke­nar, He­ce, He­ce Öy­kü, Kırk­lar, Kök­ler gi­bi der­gi­ler­de ya­yım­la­nan ve bu ki­ta­bın­dan ön­ce Muh­te­ris (2002) ve Er­te­si Dün­ya (2003) isim­li iki hi­ka­ye ki­ta­bı da­ha çık­mış Har­man­cı, ya­pı­ya ver­di­ği önem ka­dar içe­ri­ği­nin çar­pı­cı­lı­ğı ile de bi­li­ni­yor. Yer­le­re Gök­le­re ki­ta­bı da içe­ri­ği ile dik­kat­le­ri üze­ri­ne çek­ti ve ko­nu­şul­du. Ki­ta­ba ge­nel iti­ba­riy­le can sı­kın­tı­sı, ya­şam­dan ve el­de olan­lar­dan tat­min­siz­lik, umut­suz­luk, ka­pa­na kı­sıl­mış­lık ve el­de­ki­le­ri fe­da ede­rek ye­ni bir ro­ta çi­ze­me­me ce­sa­ret­siz­li­ği­nin ve ça­re­siz­li­ğin şid­de­te ev­iril­me­si te­ma­la­rı hâ­kim. Har­man­cı, oku­yu­cu­la­rın her gün ya­şa­dık­la­rı ama far­kı­na var­mak is­te­me­dik­le­ri acı­la­rı­nı ve iki­lem­le­ri­ni, pla­to­nik bir ço­cuk­luk aş­kı­nın ha­tı­ra­la­rın­da, men­di­lin ar­ka­sı­na sı­ğı­nan bir ka­dı­nın düş­le­rin­de, bi­ri kök­le­ri­ni bi­ri de ulaş­mak is­te­di­ği ye­ri sim­ge­le­yen iki ka­dın ara­sın­da kal­mış ve ne bi­rin­den ne di­ğe­rin­den kop­ma­yı ba­şa­ra­ma­yan ada­mın çe­liş­ki­le­rin­de, ta­ze­le­nen bir umut­la aş­kı bul­du­ğu­nu san­dı­ğı an­da kay­be­den ada­mın kek­rem­si hüz­nün­de, bir ba­ba­nın kah­rın­da, ye­ni ev­li­le­rin ar­tık ye­ni ev­li ol­ma­dık­la­rı­nı an­la­dık­la­rı o ya­kı­cı an­da bu­lup çı­ka­rı­yor; oku­yu­cu­nun ad koy­mak­tan sa­kın­dı­ğı ne ka­dar giz­li der­di var­sa ye­ni yet­me bir âdem ma­ha­re­tiy­le hep­si­ne bi­rer bi­rer ad ve­rip on­la­rı tüm gü­cüy­le oku­yu­cu­su­nun yü­zü­ne çar­pı­yor. /Betül Özel Çiçek

Tavsiye Et