Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Kasım 2003) > Panorama
Panorama
İslami finans sektörü toplandı
Dünyanın en hızlı büyüyen finans sektörü olan İslami finans sektörü 29 Eylül-1 Ekim 2003 tarihleri arasında İstanbul’da uluslararası bir konferans gerçekleştirdi. Uluslararası Araştırma Enstitüsü’nün (IIR) Birleşik Arap Emirlikleri Dubai Şubesi tarafından düzenlenen ve üç gün süren toplantıda, 250 milyar dolarlık İslami sermayeyi yöneten İslami finans sektörü mensupları, faizsiz finans sistemini küresel ölçekte değerlendirdi. Üç gün süren toplantı sırasında yapılan konuşmalarda; dünya çapında holdinglerin piyasalara hakim olduğu bir ortamda, bu sistem içinde kendi kurallarına göre en uygun nasıl yatırım yapılır sorusuna yanıt aranmaya çalışıldı. Bu kapsamda Türkiye’deki özel finans kurumlarının 19 yıl önce sistem içine girdiği ve sektördeki payının %2-3 olduğu, Türkiye’de rekabet şartlarının iyileştirilmesinin şart olduğu, bu amaçla devletin bankalara sağladığı %100 güvenceye sınırlama getirilmesi gerektiği üzerinde de duruldu. Son olarak İslami finans sektörünün geleceği üzerinde durularak, özel finans kurumlarının daha da büyümesi için, Türkiye’de yeni hizmetleri geliştirmesi gerektiği ifade edildi.

Tavsiye Et
Tezkereye tepki Türk şoförlere yöneldi
Türkiye, Irak’a asker gönderme konusundaki tezkereyi tartıştığı günlerde Irak’tan üst üste gelen haberlerle irkildi. 6 Ekim günü Musul yolu üzerinde 20 kamyondan oluşan Türk konvoyuna saldırı düzenlendi. Konvoyun yolunu kesen 1500-2000 kişilik grubun kamyonları ateşe verdiği olayda Türk şoförlerden üçünün öldüğü yolundaki haberler yetkililer tarafından doğrulanmadı.
Yine 8 Ekim’de Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne düzenlenen intihar saldırısı gündeme ‘bomba’ gibi düştü. Büyükelçilik binası önünde bomba yüklü aracın patlaması sonucu 2 Iraklı öldü, 2’si büyükelçilik görevlisi birçok kişi yaralandı. Saldırgan, patlamanın ardından aracın içinde ölü olarak bulundu. Bağdat Büyükelçiliği’ne düzenlenen intihar saldırısını şiddetle kınayan Türk Dışişleri Bakanlığı, Irak’taki güvenlik sorununun aşılması konusunda tüm dünyayı göreve çağırdı.
Her iki saldırının ‘tezkere’ meselesinin yoğun olarak tartışıldığı bir dönemde meydana gelmesi, Türk hükümetinin, olayların tezkere ile ilgisi olmadığı yönündeki açıklamalarına rağmen Türk askerinin Irak’ta istenmediği değerlendirmelerine sebep oldu.

Tavsiye Et
Çeçenistan’da Rus yanlısı Kadirov yeniden
Rus işgali altındaki Çeçenistan’da 5 Ekim tarihinde yapılan devlet başkanlığı seçimlerini Moskova’nın adayı Ahmed Kadirov kazandı. Haziran 2000’de Kremlin tarafından yönetime getirilen Kadirov, seçimlerde oyların %85’ini aldı. 1997’de yapılan seçimle göreve gelen Çeçenistan Devlet Başkanı Aslan Mashadov’u tanımayan Moskova yönetiminin, bu seçimle Mashadov’u tamamen safdışı bırakmak istediği yorumları yapılıyor. 
Çeçenistan’ın eski müftüsü Ahmed Kadirov, Rusya yanlısı bir tutum izlemeye başladığı son üç yıldır Çeçenistan özgürlük savaşçılarının hedefi konumuna gelmişti. Kadirov’un 40 bin kişilik özel ordusu, Rus ordusuyla birlikte adam kaçırma, işkence ve cinayetlerden sorumlu tutuluyor. “Maskeli balo” olarak nitelendirilen seçimler sonrasında iktidarını koruyan Kadirov’un istikrarı sağlamak adına bağımsızlık savaşçıları üzerindeki baskıyı artırması ihtimali üzerinde duruluyor.
Rusya, her ne kadar seçimlerin adilane bir ortamda gerçekleştiğini iddia etse de ne Çeçen halkını, ne de uluslararası toplumu buna inandırabilmiş değil. Rusya’da yaşayan Çeçen mültecilerin oy kullanmasına izin verilmezken, Çeçenistan’da bulunan on binlerce Rus askerinin sandık başına gitmesi, seçimlerin kime yarayacağını daha başından gösteriyordu. Doğrusu, “Önemli olan oyları kimin kullandığı değil, sayımı kimin yaptığıdır” diyen Stalin’in dönemini aratmayan bu seçimlerde, mülteci Çeçenlerin oy kullanmış olması da sonucu değiştirmeye yetmezdi.

Tavsiye Et
Orta Doğu’yu zor günler bekliyor
Eylül ayı içerisinde Tel Aviv ve Kudüs’teki intihar saldırılarının ardından bölgeye hakim olan iki haftalık sükunet, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ne hava destekli tanklarla düzenlediği ve çok sayıda Filistinlinin hayatını kaybettiği baskınlarla bozuldu. Baskınlar sırasında yakınlarını kaybeden İslami Cihad mensubu Hanadi Caradat adlı Filistinli bir kadın, intikam almak için Hayfa’da bir restorana intihar saldırısı düzenledi. 20 kişinin öldüğü ve 55 kişinin yaralandığı bu intihar saldırısı sonrasında İsrail, İslami Cihad örgütünün eğitim kamplarının bulunduğu gerekçesiyle Suriye’nin başkenti Şam yakınlarına hava saldırısı düzenledi. Dış dünyadan gelen tepkilere rağmen İsrail Başbakanı Ariel Şaron sözcüsü kanalıyla yaptığı açıklamada, İsrail’e karşı saldırılara hazırlanan örgütlere barınaklık etmeye devam etmesi halinde, Suriye’ye yeniden saldırılar düzenleyecekleri tehdidinde bulundu. Suriye ise ikinci bir saldırı durumunda karşılık vereceğini açıkladı. İsrail’in Suriye topraklarına saldırısına ABD dışında tüm dünya tepki gösterdi. ABD ise Suriye’yi teröre destek olmaması konusunda uyarmakla kalmadı; Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi’nde Suriye’ye karşı diplomatik ambargo kararı aldı. 
Orta Doğu’da yaşanan son gelişmelerin ardından Filistin Lideri Yasir Arafat, Filistin topraklarında olağanüstü hal ilan ederken, Suriye tarafından BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan, İsrail’in yapımını sürdürdüğü güvenlik duvarı ve Filistin topraklarındaki Yahudi yerleşim birimleri oluşturma faaliyetlerinin kınandığı tasarı ABD tarafından veto edildi. 
İsrail’in, ABD’nin Suriye’ye yönelik politikasının devamı niteliğinde olan tavırları, ABD ve İsrail Orta Doğu’da yeni bir “cephe” mi açmak istiyor, sorusunu gündeme getirdi.

Tavsiye Et
İsrail ordusundan isyan sesleri yükseliyor
İsrail’de 27 pilot Hava Kuvvetleri Komutanı Dan Halutz’a bir dilekçe göndererek, Filistin topraklarına yönelik operasyonlarda görev almayacaklarını bildirdi. Pilotların dilekçesinde “İsrail’in, ahlak ve yasa dışı saldırı emirlerine karşıyız. Sivillere yönelik saldırılara devam etmeyi de reddediyoruz” ifadesi yer aldı.
Daha önce kara kuvvetlerindeki bazı askerler İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında görev yapmayı reddetmişti. İsrail ordusunun gurur kaynağı pilotlardan da bu yönde bir açıklama gelmesi, üst düzey asker ve yöneticiler üzerinde soğuk duş etkisi yaptı. Savunma Bakanı Şaul Mofaz bir açıklama yaparak, “Sözünü geri alan pilotlar, karşı bir harekete maruz kalmayacak ve affedilecek” dedi. Dilekçenin yalnızca gösteri amacı taşıdığını ve pilotların davranışlarıyla düşmana cesaret verdiğini iddia eden Mofaz, bütün pilotların sorguya çekileceğini bildirdi.
İsrailli üst düzey yetkililer ordudan yükselen isyan seslerini gösteriş olarak nitelendirmeye ve bastırmaya çalışsalar da bazı ordu mensuplarının kamuoyuna yaptıkları açıklamalar ve çeşitli yayın organlarında yer alan yazıları, bu isyanın arkasında ahlakî ve politik gerekçelerin bulunduğunu ortaya koyuyor. İsrail’in Filistin toprakları Batı Şeria ve Gazze’yi işgal altında tutmasının hiçbir ahlakî ve meşru gerekçesinin kalmadığını savunan askerler, İsrail’in bu topraklardaki varlığının uzun vadede ülkenin güvenliği açısından da büyük tehlikeler taşıdığını düşünüyor.

Tavsiye Et
Bankaların “kara liste”si kabarıyor
Bankalara borcunu öde(ye)meyenlerin alındığı “kara liste” giderek kabarıyor. Listeye Ağustos ayında 11 bin 500’e yakın yeni isim eklendi. “Kara liste”ye girenler, bankalardan yeni kredi ve kredi kartı alamıyor. Adı geçen listeden çıkmak için, borcunu hiç ödemeyenlerin beş yıl, geç ödeyenlerin ise üç yıl beklemesi gerekiyor.
Hükümet, bankaların “kara liste”sinde bulunanlara sicil affı getirmek için yasa hazırlarken, listedeki isim sayısı 830 bine yaklaştı. Kriz dönemlerinde bu listeye girenlerin sayısında ciddi bir artış görülüyor. Türkiye tarihinin en ağır ekonomik krizinin yaşandığı 2001 yılında listeye girenlerin sayısı 376 bini bulmuştu. Son aylarda ihracat ve sanayi üretim rakamlarında izlenen artışa rağmen, bu borç krizi, reel sektöre yönelik bir iyileşmeden bahsetmek için vaktin henüz erken olduğunu gösteriyor.

Tavsiye Et
Savaş bitti, bombalar patlamaya devam ediyor
Kaos ortamındaki Irak’ta halk, işgal kuvvetlerine karşı, belki şimdiye kadar hiç göstermediği şiddette tepki gösteriyor. Bunlardan biri 17 Ekim’de Bağdat’ta, Şiilerle ABD askerleri arasında çıkan çatışma. İki ABD askerinin öldüğü bu olayla, Irak’ın işgalinden sonra Bağdat’ta ilk defa Şiilerle ABD askerleri arasında çatışma yaşanmış oldu.
 Irak’ın başkenti Bağdat’ta 13 Ekim tarihinde yaşanan olay da, işgal gücüne olan tepkiyi gösteriyor. Görgü tanıklarına göre, bomba yüklü bir aracın otel duvarına çarparak infilak etmesi sonucu 18 kişi öldü, 32 kişi yaralandı. Patlamanın olduğu Bağdat Oteli, ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) elemanlarının yanı sıra işgal güçleri yetkilileri ve Irak Geçici Hükümet Konseyi üyeleri tarafından da kullanılıyordu.

Tavsiye Et
İsrafa çare aranıyor
Bir yandan yolsuzlukla mücadele eden hükümet, diğer yandan Türkiye’ye yıllık maliyetinin 75 katrilyon lira civarında olduğu belirtilen israfı engellemek için çareler arıyor. İsrafı önleme girişimleri sivil toplum örgütlerinden de geniş çaplı destek görüyor. Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın önderliğinde bir araya gelen 27 sivil toplum örgütü bu amaçla bir konsey kurdu. 2004’ü israfı önleme yılı ilan eden konseyin hazırladığı raporda, Türkiye’nin en çok kaynak israf edilen alanı olarak kamunun faiz ödemeleri gösteriliyor. Kamu işletmelerindeki hantal yapılanmanın Türkiye’ye yıllık maliyeti ise 15 katrilyon lira. Rapora göre, her yıl israf edilen parayla Türkiye’nin konut sorunu çözülebilirdi. Yine bu parayla 3 bin hastane ve 52 bin okul yapılarak eğitim ve sağlık sorunu ortadan kaldırılabilirdi. 
Türkiye yıllardır birçok sorunun çözümü için dış destekler arıyor. Fakat israf, kaynağı da, çözümü de içimizde olan bir sorun. Türkiye’nin belini bükecek boyutlara varan israfı ortadan kaldırmak için, toplumsal sorumluluğun yanında, radikal dönüşümlere ve bunu destekleyebilecek bir politik iradeye ihtiyaç var.

Tavsiye Et
Seçim rüzgarı esip geçti
Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin, seçime girme yeterliliğini kazanmak için “resmi belgede sahtecilik” yaptıkları gerekçesiyle, DEHAP yöneticileri hakkındaki ceza kararını onaması, seçim tartışmalarının ülke gündemine taşınmasına neden oldu. Kararın onanmasının hemen ardından DYP, İşçi Partisi, GP ve iki vatandaş 3 Kasım seçimlerinin iptali ve yenilenmesi istemiyle YSK’ya başvuruda bulunurken, iktidar ve ana muhalefet partisi seçimlerin tekrarlanmasının anlamsızlığını dile getirdiler. Tartışmaların yoğun olduğu günlerde, iş dünyasının önde gelenleri, karar aşamasındaki Yargıtay’a gönderme yaparak havanın bu kararla birlikte puslu havaya dönüşmesini ve yeni bir seçim yapılmasını istemediklerini açıkladılar. En nihayetinde YSK, 3 Kasım Milletvekili Genel Seçimleri’ne yapılan itirazların oy çokluğu ile reddedildiğini açıklayarak tartışmalara son noktayı koydu ve ‘vira istikrar’ dedi.

Tavsiye Et
ABD Irak’ta danışmanlık şirketi kurdu
ABD Başkanı Bush yönetimi ve ailesine yakın bir grup işadamının, Irak’ta yatırım yapmak isteyen firmalara danışmanlık hizmeti vermek üzere bir şirket kurduğu ortaya çıktı. New York Times gazetesinin haberine göre, Bush’un 2000 yılında kampanya müdürü olan Joe Allbaugh tarafından yönetilen “New Bridge Strategies” adlı şirket, Mayıs ayında kuruldu ve Eylül ayında Irak’ta bir ofis açarak faaliyetlerine başladı. Şirketin, “www.newbridgestrategies.com” isimli sitesinde, Irak’ta ABD öncülüğünde yürütülen savaşın sona ermesinden sonra, Orta Doğu’daki iş fırsatlarından avantaj elde etmek ve bu fırsatları değerlendirmek isteyen firmalara yardım vermeyi amaçladıkları belirtiliyor.
Öyle görünüyor ki, Bush yönetimi Irak’tan elde edebileceği her kuruşun hesabını yapıyor. Fakat, ABD’nin bugün Irak’ta yaşadığı kriz, Irak halkının direnişinin hiç hesapta olmadığı izlenimini veriyor.

Tavsiye Et