Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Mayıs 2008) > Ankara Havası
Ankara Havası
Ne güzel abimizdin sen Latif Abi!
Abdüllatif Şener, yeni deyimle Latif Abi, AK Parti’nin kurulma heyecanı yaşanırken Mahşerin Üç Atlısı’nın dördüncüsüydü. Teşkilatlanma çalışmalarını o yürütüyordu. Anadolu’nun her yerinden gelen telefonlara ve misafirlere karşı biraz coşkusuz görmüştüm onu. Belki de tabiatının soğukkanlılığına ya da aldırmaz yanına verilip geçiştirilebilecek bir heyecansızlıktı bu. Bununla birlikte hafiften bir rind meşreplik de sezilmiyor değildi. Daha sonradan “Şarabın tadı hariç her şeyini bilirim” derken veya Yenge Hanım’ın kendisiyle dindarlığı için evlenmesine biraz bozulduğunu söylerken gördük onu. Mikrofonlara Nazım Hikmet’ten dizeler serpiştirmek artık yadırganacak bir şey değildi; tam tersine sağı solu pek de meşgul etmeyen beylik tavırlar halini almıştı. Yarı komünist bir mülkiyelinin sesinden nâzım dinlemek kimseyi ne işkillendirdi ne de gönendirdi. Eh, bunlar da rind meşrepliğe ters açıklamalar değildi.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın “Babalar gibi satarım” diye gündeme dalışlarına karşı kabinede onurlu bir ses olarak ortaya çıktı. İktidarın vicdanı vardıysa eğer, işte bu olmalıydı.
Derken Deniz Baykal’ın “Düğün değil, bayram değil” dedirten Latif Abi övgüleri geldi. Bir zarfla avlanabilir miydi üçlünün dördüncüsü!
Ancak satır aralarına sinen “Lider olmak isteseydim, olurdum” mealindeki yarı şaka yarı ciddi bir açıklama o günlerde fena halde ürkütmüştü beni. Boğazına kadar siyasetin içinde bir kişilik, üstelik medya üzerinden böyle bir mesajı niye versindi? Kemal Abi’nin deyişiyle “Spor olsun diye” yapılmazdı bu espri. Hem Latif Abi’den başkasına da komik gelecek gibi değildi.
Arkasından piyasaların olumlu işaretler verdiği günlerde bile kötücül ekonomi kehanetleriyle dikkat çekti ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarında bir anda Baykal’ın adayı olarak belirdi Latif Abi. Ne yazık ki çekilen çubuklar arasında o yoktu; Nimet Hanım ve Vecdi Bey gibi şaşırtma isimlerin dolaştığı aday yoklamalarında kendisine yer verilmemesine bozulduğunu açıkça dile getirdi. Gerçek su götürmezdi: Latif Abi Cumhurbaşkanı olmak istiyordu!
Oysa bu heves, her iki kampta da İkinci Sezar duygusu uyandırıyordu. Baykal’ın “uzlaşma adayı” denemeleri ikna edici olmayınca, Latif Abi uzaklaştı. Sivas’a gidip geliyor ve Türkiye’de onsuz bir AK Parti’nin anlamsız olacağını sanıyordu. 23 Temmuz’da AK Parti hem Türkiye’de vardı hem de Sivas’ta. Ne var ki Latif Abi ortada yoktu. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun üniversitesinde ders veriyor, anılarını gençlerle paylaşıyordu.
Kapatma davası açıldığı gün ulusalcı ekran ona açıktı. Dakikalarca konuştu; AK Parti’nin hatalarından dem vurdu. Altyazılar akıp geçtikçe Latif Abi anlamsızlaştı.
Geriye sitem ve özlem dolu olduğu kadar, ona dair hiçbir ümit emaresi kalmadığını da gösteren bir cümle kaldı:
Ne güzel abimizdin sen Latif Abi!

Tavsiye Et
Ergenekon’dan çıkış
Şimdilerde Latif Abi’nin adı Ankara’da dolaşan her senaryoda geçiyor ve bu onu hiç rahatsız etmiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın Galatasaray’dan gelen cazip teklifi reddetmesindeki gibi bir şıklık, klas duruş hâlâ yakışabilirdi ona. Ama bu şans kaçmış görünüyor artık. Zira yakın çevresine “Halk beni istiyor” diyormuş Latif Abi.
Kapatma davasının baskısı altında bir iktidar partisi ve Ergenekon’dan çıkış arayan Türk milleti. Tayyip Erdoğansız ortamda Rifat Hisarcıklıoğlu, Abdülkadir Aksu, Melih Gökçek ile Cemil Çiçek’in yan yana, alt alta, üst üste yer aldığı senaryolar sıralanıyor. Ancak Ergenekon’dan çıkış sahnesinin tamamlanması için bir Demirci bir de Asena lazım.
Yönetmen, castta Demirci rolünü Latif Abi’ye verecek gibi görünüyor.
Bakalım Asena kim olacak?

Tavsiye Et
Biraz da Konya havası
Konya’ya yolum düşmüşken Ahmet Hakan Coşkun’un iddialarını bir denetleyeyim istedim. Malum, bir süreden beri Coşkun, tutunamayanlar ile yaranamayanlar kategorisi arasında bir yere kendisini konumlandırmış durumda. Laikliği abartmayı hafif eleştirir gibi yapıp Kaptan Ertuğrul’un üslubunu çağrıştıran “ama”lı cümlelerle yakıp söndürmeye devam ediyor.
“Ama” bazen de tutturamayanlar arasındaki yerini alıyor.
Mesela muhafazakâr yaşam biçiminin yaygınlaşması babında “Konya’da içkili lokanta yokmuş” rivayetinden başlıyor atmaya ve durmak bilmiyor: “Hiç kuşkunuz olmasın... Kayseri’de de yoktur... Yozgat’ta da... Çorum’da da... Sivas’ta da... Erzurum’da da...”
“Hiç kuşkumuz olmasın”mış; niye olmasın? Septiklik sadece döneklere tanınmış bir hak mı?
Bir şeyin varlığını ispatlamak için sadece onun var olduğunu ortaya koymanız gerekir. Ancak bir şeyin yokluğunu ispatlamak için “olmayana ergi” yöntemiyle bütün kategorileri ve onların altındaki birimleri tek tek denetlemeniz gerekir Sayın Coşkun.
Konya’da içkili lokanta denetimi mi yaptınız? Ya da Nişantaşı’na yerleştikten sonra memleketiniz Yozgat’ın ara sokaklarında en son ne zaman turladınız?
Doğru söylediğinizden fena halde kuşkuluyum.
Ama Konya konusunda hiç kuşkum yok. Çünkü Konya’da, demlenmek isteyen için içkili lokanta var..

Tavsiye Et
Laikçi medyaya yakışan
Hakan Şükür, Galatasaray-Fenerbahçe maçı için “Kutlu Doğum Haftası’na yakışan bir derbi” temennisinde bulundu ya, medyanın etekleri tutuştu.
Sanki maç İstiklal Marşı yerine Tasavvuf Musikisi Korosu’nun seslendirdiği “Gül yüzünü rüyamızda görelim Ya Resulallah” ilahisiyle başlayacak.
Sanki derbinin hakemliğini Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, onun yardımcılığını ise Din İşleri Kurulu üyeleri yapacak.
Sanki Kutlu Doğum Haftası’na yakışan bir derbi, laikçi medyaya yakışmayacak.
Bu son “sanki” fazla oldu.
Çünkü Şükür’ün dilediği türden kavgasız, küfürsüz, baltasız, satırsız bir derbiden medyanın ekmek çıkarması zor. ­

Tavsiye Et