Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Ekim 2008) > Ankara Havası
Ankara Havası
Medyanın iktidarı, iktidarın medyası: Doğan-Erdoğan savaşı
Baş­ba­kan Re­cep Tay­yip Er­do­ğan, bir sü­re­den be­ri par­ti­si ve ken­di­siy­le il­gi­li yol­suz­luk id­di­ala­rı­nı gün­dem­de tu­tan ül­ke­nin en bü­yük med­ya top­lu­lu­ğu Do­ğan Gru­bu’na İs­tan­bul’da, par­ti­si­nin Gün­gö­ren İl­çe Kon­gre­si’nde sert ce­vap­lar ver­di. Biz­zat Ay­dın Do­ğan’a hi­ta­ben ko­nu­şan ve mu­ha­ta­bı­nı “id­di­ala­rı­nı is­pat­la­ya­ma­dı­ğı tak­dir­de ah­la­ki de­ğer­ler nok­ta­sın­da na­si­bi­ni al­ma­mış” di­ye ta­nım­la­yan Er­do­ğan, Tür­ki­ye’de­ki med­ya-si­ya­set iliş­ki­si için dö­nüm nok­ta­sı ola­bi­le­cek bir tar­tış­ma­yı da baş­lat­mış ol­du. İk­ti­dar, bek­le­nen­den da­ha et­kin bir po­li­ti­ka iz­le­ye­rek, tam an­la­mıy­la kı­lıç­la­rı çek­ti.
Bu­gü­ne ka­dar, “Evi cam­dan olan kom­şu­su­nun­ki­ni taş­la­maz” di­ye bi­lir­dik; fa­kat Do­ğan Gru­bu Hil­ton’un du­var­la­rı­nın cam­dan ol­du­ğu­nu he­sa­ba kat­mak­sı­zın vu­ru­şu­yor. Ya­kın geç­mi­şe ba­kıl­dı­ğın­da, med­ya grup­la­rı­nın ken­di ara­la­rın­da­ki kav­ga­lar­da ta­raf­la­rın yıp­ran­sa da ko­lay ko­lay yı­kıl­ma­dı­ğı gö­rü­lü­yor. Oy­sa med­ya-ik­ti­dar kav­ga­la­rı­nı ha­tı­ra ge­ti­rir­sek, ta­ri­hin toz­lu say­fa­la­rı ara­sın­da Erol Si­ma­vi, Asil Na­dir, Kork­maz Yi­ğit, Cem Uzan gi­bi ak­tör­ler­le kar­şı­la­şı­rız.
Pe­ki, gün­cel tar­tış­ma­da ta­raf­lar açı­sın­dan risk­ler ve fır­sat­lar ne­ler? Mü­ca­hit Kü­çük­yıl­maz’ın 15 Ey­lül 2008’de Star ga­ze­te­sin­de ya­yın­la­nan ifa­de­le­riy­le sı­ra­lar­sak:
1. Bir za­man­lar te­kel ol­mak­la suç­la­nan Ay­dın Do­ğan’ın “Tek göz­lü med­ya ile de­mok­ra­si mi olur?” söz­le­riy­le eleş­tir­di­ği du­rum, ya­ni Er­do­ğan’ı des­tek­le­yen ga­ze­te ve te­le­viz­yon­la­rın var­lı­ğı, Er­do­ğan’a avan­taj sağ­lı­yor. Uzan Gru­bu’ndan son­ra Ci­ner Gru­bu’nun da dev­let­le kav­ga ede­rek tas­fi­ye ol­ma­sı, ser­ma­ye hac­mi ola­rak hız­la bü­yü­yen AK Par­ti’ye ya­kın iş çev­re­le­ri­nin ger­çek­leş­tir­di­ği sa­tın al­ma­lar­la ye­ni gör­sel ve ya­zı­lı ba­sın ku­ru­luş­la­rı­na sa­hip ol­ma­la­rı­nı sağ­la­dı. De­ği­şen med­ya mül­ki­yet ya­pı­sı, mo­no­pol­den zi­ya­de bir­bi­ri­ne hü­cum et­mek için fır­sat kol­la­yan oli­go­po­lis­tik bir gö­rü­nüm arz et­me­ye baş­la­dı.
2. Ay­dın Do­ğan’ın ik­ti­dar­lar­dan ti­ca­ri ta­lep­le­ri­ni el­de eder­ken iz­le­di­ği “hem kan kus­tu­rup hem le­ğen tut­ma” si­ya­se­ti, Do­ğan Gru­bu’nun sal­dı­rı­la­rı­nı kar­şı­la­ya­bi­le­cek ye­ter­li med­ya ve ser­ma­ye gü­cü­nü ar­ka­sı­na al­dı­ğı­nı dü­şü­nen Baş­ba­kan Er­do­ğan’ı ha­re­ke­te ge­çir­di. Do­ğan, kö­şe ya­zar­la­rı­nı “iyi po­lis-kö­tü po­lis” ola­rak hü­kü­met­le­rin üze­ri­ne sür­dü­ğü bu oyun tar­zı­nın Er­do­ğan’ın sert ve ani çı­kı­şıy­la ge­ri tep­miş ol­ma­sı­nın hem şaş­kın­lı­ğı­nı ya­şı­yor, hem de “İs­ter­ler­se be­ni yok ede­bi­lir­ler” di­ye­rek dev­let ik­ti­da­rı için­de­ki fark­lı güç­le­re SOS me­sa­jı yol­lu­yor. Bu­nun de­va­mın­da ise da­ha yük­sek doz­lar­da “Ben­den son­ra sı­ra si­ze ge­le­cek” me­sa­jı ge­le­bi­lir.
3. Do­ğan’ın Türk top­lu­mu nez­din­de pek de sem­pa­tik bir ki­şi­lik ol­ma­dı­ğı göz önün­de bu­lun­du­ru­lur­sa, bi­raz mağ­du­ri­yet söy­le­mi tut­tur­ma­ya ça­lış­tı­ğı, an­cak son tah­lil­de ken­di­si­ni kur­ta­ra­cak can si­mi­di­nin halk­tan gel­me­ye­ce­ği­ni bil­di­ği için, da­ha çok dev­let içi güç den­ge­si­ne umut bağ­la­ya­ca­ğı ön­gö­rü­le­bi­lir. Bu yüz­den Do­ğan, vu­ru­şa vu­ru­şa ri­cat yo­lu­nu se­çe­cek­tir. Er­do­ğan ise, ye­rel se­çim­ler ön­ce­si si­ya­set­te cid­di bir mu­ha­li­fi kal­ma­dı­ğı için De­niz Bay­kal ile Ay­dın Do­ğan’ı ay­nı saf­la­ra iti­yor. Böy­le­ce hem kar­şı­sın­da­ki cep­he si­ya­set dı­şı bir ak­tör­le ge­niş­le­di­ği için, Er­do­ğan si­ya­se­ten yi­ğit ve mağ­dur ko­nu­mu­na ge­çe­cek, hem de Do­ğan’ın se­vim­siz top­lum­sal im­ge­si ile Bay­kal’ın­ki­ni bir­leş­ti­re­rek kar­şı­sın­da­ki ge­niş cep­he­yi kof­laş­tı­ra­cak­tır.
4. Er­do­ğan’a des­tek ve­ren Ça­lık, Za­man, Al­bay­rak grup­la­rı dı­şın­da­ki Ka­ra­meh­met ve Ci­ner grup­la­rı da bu sa­vaş­ta Do­ğan’ın kar­şı­sın­da yer al­dı­lar. Geç­miş­te­ki ik­ti­dar-med­ya kav­ga­la­rın­da bu den­li aşi­kâr gö­rül­me­yen bu blok­laş­ma, Do­ğan’ın eli­ni za­yıf­lat­tı­ğı gi­bi, se­çim­le­re ka­dar ge­çe­cek sü­re­de med­ya dı­şın­da olan ve si­ya­set için­de de mar­ji­na­li­ze ol­ma­ya yüz tu­tan Bay­kal’dan baş­ka des­tek bu­la­ma­ma­sı an­la­mı­na ge­le­cek­tir. Ger­çek­te bir ho­mo eco­no­mi­cus olan Do­ğan açı­sın­dan bu tu­haf it­ti­fak uzun va­de­de ras­yo­nel ve sür­dü­rü­le­bi­lir de­ğil­dir.
5. Do­ğan Gru­bu’nun en faz­la et­ki­li ol­ma­yı de­ne­ye­ce­ği ko­nu, Baş­ba­kan ile Cum­hur­baş­ka­nı ara­sın­da­ki iliş­ki­dir. Za­ten gru­bun ya­yın or­gan­la­rı, ilk gün­den iti­ba­ren Baş­ba­kan Er­do­ğan’ı, Cum­hur­baş­ka­nı Gül’ün Er­me­nis­tan’da­ki dip­lo­ma­tik ba­şa­rı­sı­nı gün­de­min dı­şı­na it­me­ye ça­lış­mak­la suç­la­ya­rak bu­nun işa­ret­le­ri­ni ver­di. Er­do­ğan’ın baş­lat­tı­ğı bu spon­tan sa­vaş, ay­nı za­man­da Gül ile ara­sın­da­ki sağ­lam ka­der ar­ka­daş­lı­ğı­nın bir kez da­ha sı­nav­dan geç­me­si an­la­mı­na da ge­le­cek.
6. Son ola­rak Ay­dın Do­ğan bun­ca yıl­dan son­ra med­ya­nın mu­ha­lif, halk­tan ya­na ol­ma ve de­mok­ra­tik­leş­me­ye kat­kı sağ­la­ma mis­yo­nu­nu ha­tır­la­dı; fa­kat se­çim­le­re Tay­yip Er­do­ğan ve si­ya­si ra­kip­le­ri gi­re­cek; Do­ğan de­ğil. San­dık­tan çı­ka­cak so­nuç, Do­ğan açı­sın­dan her­han­gi bir kri­ter sun­ma­ya­ca­ğı için onun Bay­kal ile bir­lik­te anıl­ma­sın­dan baş­ka bir işe de ya­ra­ma­ya­cak­tır.
Do­la­yı­sıy­la Do­ğan, Er­do­ğan’ın “oyun­bo­zan” bas­kı­nıy­la ken­di­si­ni or­ta­sın­da bul­du­ğu mü­ca­de­le­de bir an ön­ce ri­cat et­mez­se, ka­tıl­ma­dı­ğı hal­de se­çi­min mağ­lu­bu ola­bi­lir. Da­ha kö­tü­sü, akar­ya­kıt is­tas­yon­la­rı­na uy­gu­la­nan ulu­sal mar­ker uy­gu­la­ma­sın­da var ol­du­ğu söy­le­nen so­run­lar, ül­ke­de­ki en ge­niş is­tas­yon ağı­na sa­hip olan PO­AŞ’ın 100 mil­yon do­lar­lar­la ifa­de edi­le­cek bir ce­zai mü­ey­yi­de­ye ma­ruz kal­ma­sıy­la so­nuç­la­nır­sa, Ay­dın Do­ğan, se­çim­de ol­du­ğu gi­bi ge­çim­de de kay­be­de­bi­lir. Ni­te­kim, bor­sa­da­ki his­se dü­şüş­le­ri ve Ser­ma­ye Pi­ya­sa­sı Ku­ru­lu’nun Do­ğan ile il­gi­li ma­ni­pü­las­yon ima­sı muh­te­mel ka­yıp­la­rın ha­ber­ci­si gi­bi du­ru­yor.

Tavsiye Et
Genelkurmay’ın yeni iletişim stratejisi
İl­ker Baş­buğ, Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı gö­re­vi­ni dev­ral­dık­tan he­men son­ra ger­çek­le­şen ye­ni­lik­ler dik­kat çe­ki­yor.
Ön­ce­lik­le 30 Ağus­tos Re­sep­si­yo­nu’na su­bay dü­ze­yin­de­ki as­ker­le­rin de ça­ğı­rıl­ma­sı, ar­dın­dan Ge­nel­kur­may İle­ti­şim Baş­kan­lı­ğı gö­re­vi­nin al­bay rüt­be­sin­den tuğ­ge­ne­ral­lik dü­ze­yi­ne çı­ka­rıl­ma­sı, ga­ze­te­ci­ler­le dü­zen­li haf­ta­lık top­lan­tı­la­rın ya­pıl­ma­sı, Baş­buğ’un ilk zi­ya­re­ti­ni Gü­ney­do­ğu böl­ge­si­ne ger­çek­leş­tir­me­si…
Ta­bi­i, ce­za­evin­de tu­tuk­lu emek­li or­ge­ne­ral­ler Şe­ner Eruy­gur ve Hur­şit To­lon’un bir ko­mu­tan ta­ra­fın­dan zi­ya­ret edil­me­si ile Baş­buğ’un “Or­du si­ya­set yap­ma­lı” şek­lin­de­ki de­me­ci­ni de unut­ma­mak la­zım.
Ön­ce­den as­ker, “Or­du si­ya­se­te bu­laş­maz” de­yip si­ya­se­tin âlâ­sı­nı ya­par­dı; şim­di ma­lu­mu ilam ede­rek şef­faf­laş­ma yö­nün­de bir adım atıl­mış ol­du.
Za­ten Baş­buğ, ter­si­ni söy­le­se ina­na­cak de­ğil­dik. La­kin elin­de si­lah­la si­ya­set ya­pa­cak bir or­du­nun bu­lun­du­ğu or­tam­da si­ya­set­çi­ler ne ya­pa­cak?
Va­tan sa­vun­ma­sı­na kat­kı için ope­ras­yon­la­ra ka­tıl­mak ya da as­ke­rî iha­le­ler­de ko­mis­yon üye­si fi­lan ola­rak tank, uçak ter­ci­hi yap­mak si­ya­set­çi­le­rin işi ola­bi­lir mi?
Ya da si­ya­set ya­pan or­du, Mart 2009 ye­rel se­çim­le­ri­ne ka­tıl­ma­yı dü­şü­nür mü?
Türk or­du­su en son, yak­la­şık bir asır ön­ce par­ti si­ya­se­ti­ne an­ga­je ol­muş­tu.
Sa­hi Bal­kan Sa­va­şı’nda ni­ye he­zi­me­te uğ­ra­mış­tık? Me­rak eden­ler bi zah­met Nu­tuk’a göz atı­ver­sin­ler.

Tavsiye Et
Deniz Feneri ile AK Parti ampulü
Biz­kaç­li­ra­yız.com’cu­lar anı­sı ta­ze he­zi­me­tin et­ki­sin­den sıy­rı­lıp şim­di­ler­de zevk­ten dört kö­şe bir şe­kil­de “de­niz­de fe­ner ka­ra­da am­pul” me­ta­for­la­rı­na sa­rı­lı­yor. Evet, bi­ri­le­ri Müs­lü­man­lık adı­na yan­lış yap­tı ve ağır so­nuç­la­rı­nı hep bir­lik­te çe­ke­ce­ğiz. Fa­kat biz, içi­miz­de­ki be­yin­siz­le­rin gü­na­hı­nı gö­nül­lü ola­rak yük­len­mek zo­run­da de­ği­liz. Kaldı ki AK Parti lideri Tay­yip Er­do­ğan da baş­ba­kan ol­ma­dan çok ön­ce Av­ru­pa­lı gur­bet­çi­ler­den ge­le­cek yar­dım­la­ra ka­pı­yı ka­pat­ma ko­nu­sun­da pren­sip ka­ra­rı al­mış­tı ve bu ko­nu­da ga­yet ta­viz­siz bir tu­tu­ma sa­hip­ti.
O hal­de AK Par­ti, tut­tuk­la­rı yo­lun yan­lış ol­du­ğu ken­di­le­ri­ne söy­len­di­ğin­de mu­ha­ta­bı­na za­ma­nın ge­ri­sin­de kal­mış, ça­ğın ra­co­nun­dan bi­ha­ber za­val­lı na­za­rıy­la ba­kan bu ki­şi­le­rin gü­na­hı­na or­tak ol­mak zo­run­da de­ğil.
En kes­tir­me la­fı Bü­lent Arınç söy­le­di: “Şa­şı­rıp yol­dan çık­tı­lar­sa Al­lah be­la­la­rı­nı ver­sin!”

Tavsiye Et