Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Kasım 2008) > Müzik
Müzik
Buena Vista Social Club
Yönetmen-Senaryo: Win Wenders
Oyuncular: Ry Cooder, Luis Barzaga, Joachim Cooder, Julio Alberto,
İbrahim Ferrer
Yapım: Almanya/ABD/Küba, 1999, 101 dk.
 
Bir Ir­mak­tır Mü­zik
Bue­na Vis­ta So­ci­al Club, Kü­ba’nın ulus­la­ra­ra­sı üne ka­vuş­muş en bü­yük La­tin ca­zı gru­bu. Bu­gün ar­tık hiç­bir üye­si­nin ya­şa­ma­dı­ğı ef­sa­ne­vi caz gru­bu...
Us­ta Al­man yö­net­men Wim Wen­ders, 1998 ta­ri­hin­de Kü­ba’ya gi­der, gru­bun ha­yat­ta­ki ele­man­la­rıy­la gö­rü­şür ve grup­la ay­nı adı ta­şı­yan çok önem­li bir bel­ge­se­le im­za atar. Bu bel­ge­sel, ül­ke­miz­de de DVD for­ma­tın­da ya­yım­lan­mış du­rum­da.
Bue­na Vis­ta So­ci­al Club bir­çok açı­dan önem­li bir bel­ge­sel. Bir ke­re ma­lûm, dı­şa­rı­ya kuş uçur­ma­yan ko­mü­nist bir ül­ke­den, Kü­ba’dan çı­kı­yor. Ül­ke­nin en ta­nın­mış gru­bu ol­ma­sı­na rağ­men, o yıl­lar­da Kü­ba dı­şın­da kim­se grup hak­kın­da hiç­bir şey bil­mi­yor. Bel­ge­sel, şöh­re­ti ken­din­den men­kul gru­bu dün­ya­ya ta­nı­tı­yor. Ve mü­zik­le­ri­ni de ta­bi­i. Böy­le­lik­le en iyi bel­ge­sel da­lın­da bir­çok ulus­la­ra­ra­sı ödül ka­zan­ma­yı da ba­şa­rı­yor.
 
Eğ­len­mek Yass­sak!
Ha­va­na mer­kez­li ku­lüp, ça­lış­tı­ğı yıl­lar­da Kü­ba’nın dört bir ta­ra­fın­dan ge­len mü­zis­yen­le­rin dans edip çe­şit­li fa­ali­yet­ler­de bu­lun­du­ğu po­pü­ler bir yer­dir. Fa­kat dev­rim son­ra­sın­da hü­kü­me­tin eğ­len­ce me­kân­la­rı­na yö­ne­lik olum­suz tav­rı­nın kur­ba­nı olur ve ni­ha­yet kı­sa bir sü­re son­ra ka­pa­nır.
Tam ta­ri­hin toz­lu say­fa­la­rın­da kay­bo­lup gi­de­cek­tir ki ka­pan­ma­sın­dan yak­la­şık 50 yıl son­ra Bue­na Vis­ta So­ci­al Club, Ame­ri­ka­lı mü­zis­yen Ry Coo­der’ın gay­re­tiy­le tek­rar gün­de­me ge­lir.
Ame­ri­ka kı­ta­sı­nın ge­le­nek­sel mü­zi­ği­ne yö­ne­lik araş­tır­ma­la­rı ile ta­nı­nan Ry Coo­der ve Kü­ba­lı mü­zis­yen Ju­an de Mar­cos Gonz­ález, bir al­büm kay­det­mek üze­re, bir za­man­lar Bue­na Vis­ta So­ci­al Club üye­si olan ve­ya bu­ra­da sah­ne alan mü­zis­yen­ler­le 1996’da bir ara­ya ge­lir.
 
Kül­le­rin­den Do­ğan Grup
Ku­lüp­le ay­nı adı ta­şı­yan al­büm, kı­sa sü­re­de ulus­la­ra­ra­sı bir ba­şa­rı ya­ka­la­yın­ca, grup bir di­zi kon­ser ver­me­ye ka­rar ve­rir. Ön­ce Ams­ter­dam’da, da­ha son­ra New York’ta ün­lü Car­ne­gi­e Hall’da ve­ri­len kon­ser­ler, bü­yük ses ge­ti­rir.
Wim Wen­ders, da­ha ön­ce­ki ba­zı film­le­ri­nin (Pa­ris, Te­xas ve The End of Vio­len­ce) de mü­zi­ği­ni ya­pan Ry Coo­der’ın teş­vi­kiy­le, bu kon­ser­le­ri fil­me alır. Ay­rı­ca Ry Coo­der ile Ha­va­na’ya gi­der, bu­gün Kü­ba’da “sü­per bü­yük­ba­ba­lar” ola­rak ta­nı­nan grup üye­le­ri­nin ken­di­le­ri ve ça­lış­ma­la­rı hak­kın­da çe­kim­ler ya­par.
 
Bir Ha­zi­ne Avı
Wim Wen­ders’e gö­re Kü­ba’da mü­zik, tıp­kı bir ne­hir gi­bi­dir. Çek­ti­ği film ise bu ne­hir üze­rin­de, ona ka­rış­mak­sı­zın akıp git­mek­te­dir. Film ve grup hak­kın­da­ki yo­ru­mun­da Ry Coo­der, bu mü­zi­ğin bir ha­zi­ne av­cı­lı­ğı ol­du­ğu­nu, kaz­ma­ya de­vam edil­di­ği tak­dir­de mu­hak­kak ye­ni bir şey­ler bu­lu­na­ca­ğı­nı söy­ler.
Ge­rek ay­nı ad­lı al­bü­mün, ge­rek­se fil­min ba­şa­rı­sı, Kü­ba ve La­tin mü­zi­ği­nin ulus­la­ra­ra­sı alan­da il­gi gör­me­si­ne yol açar. Pek çok Kü­ba­lı mü­zis­yen fark­lı ül­ke­ler­den mü­zis­yen­ler­le bir­lik­te kon­ser­ler ver­me­ye ve al­büm­ler kay­det­me­ye baş­lar.
Dar an­la­mıy­la Kü­ba’nın, ge­niş an­la­mıy­la La­tin mü­zi­ği­nin ke­şif ka­pı­sı sa­ya­bi­le­ce­ği­miz, 1940’lı yıl­lar­da Kü­ba’da fa­ali­yet gös­te­ren Bue­na Vis­ta So­ci­al Club isim­li mü­zik ku­lü­bü­nün ya­şa­yan üye­le­ri­nin tek­rar bir ara­ya ge­le­rek Av­ru­pa’da bir di­zi kon­ser ver­me­si sü­re­ci­ni an­la­tan bel­ge­sel, ay­nı za­man­da bir kon­ser vi­deo­su lez­ze­tin­de. Film­de mü­zik­le­rin ya­nı sı­ra, ku­lü­bün en fa­al ol­du­ğu yıl­lar­da­ki Com­pay Se­gun­do, Ru­ben Gon­za­lez ve İb­ra­him Fer­rer gi­bi ün­lü mü­zis­yen­le­rin şah­si ya­şan­tı­la­rı da ken­di ağız­la­rın­dan ak­ta­rı­lı­yor. / Hasanali Yıldırım

Tavsiye Et
Partitas for Wind Ensemble
Franz Krommer
Yapım: NAXOS, 2006
 
Ma­zi­den Ge­len Ne­fes
Franz Krom­mer ti­pik bir 19. yüz­yıl mü­zis­ye­ni­dir. Ti­pik­tir çün­kü Çek as­lı­na kar­şın, mü­zi­ği­ne dö­ne­min at­mos­fe­ri­ne mü­te­na­sip mil­li ha­va­lar, ye­rel lez­zet­ler ek­le­me­yi ter­cih et­mez. Krom­mer için mü­zik­te önem­li olan, yüz­yıl­lar­dır bes­te­len­di­ği ve ic­ra edil­di­ği gi­bi ahenk ile me­lo­di­nin ul­vi iz­di­va­cı­dır.
Mü­zik an­la­yı­şın­da kuş­ku­suz org kö­ken­li­li­ği­nin pa­yı yük­sek. O yüz­den de ne uzun yıl­lar ya­şa­dı­ğı Ma­car mü­zi­ğin­den, ne de Vi­ya­na’da­ki akım­lar­dan de­rin­den et­ki­len­miş­tir. Bu açı­dan bak­tı­ğı­mız­da mü­zi­ği­ni Han­del ile Be­et­ho­ven ara­sın­da bir ye­re koy­ma­nın ma­ku­li­ye­ti de an­la­şı­la­bi­lir. Mut­la­ka bir et­ki­len­miş­lik­ten söz ede­cek­sek, bel­ki bu et­ki­yi bir tek, 200’ü aş­kın bes­te­le­ri­nin için­de yay­lı­la­rın bas­kın ço­ğun­lu­ğun­da ara­ya­bi­li­riz.
Krom­mer bi­rin­ci sı­nıf bes­te­ci­ler­den de­ğil. Ka­li­te ba­kı­mın­dan de­ğil bu sı­nıf­lan­dır­ma ta­bii ki. Da­ha çok ta­ri­hin ken­di­si­ne biç­ti­ği ko­nu­ma işa­ret eden bir tes­pit ni­te­li­ğin­de. O yüz­den eser­le­ri­nin ses­len­di­ril­me­si­ne son 20-30 yıl için­de da­ha çok rast­lı­yo­ruz. Yurt­dı­şın­da “si­hir­li flüt” na­mıy­la anı­lan ün­lü flüt­çü­müz Şe­fi­ka Kut­lu­er’in de Sin­fo­ni­a Con­cer­tan­te ad­lı ese­ri­ni ses­len­dir­di­ği bes­te­ci­nin ye­ni bir al­bü­mü, Par­ti­tas for Wind En­semb­le adıy­la ya­yın­lan­dı.
Al­büm­de Krom­mer’in üf­le­me­li çal­gı­lar için bes­te­le­di­ği iki ese­ri var. Al­bü­mü, Mic­ha­el Thomp­son’un ken­di adı­nı ver­di­ği üf­le­me­li gru­bu ses­len­di­ri­yor. / Hasanali Yıldırım

Tavsiye Et
The Ultimate Jazz Archive
12/Blues, Jazz 4-CD
Yapım: Membran Music,
Almanya, 2005
 
Ni­hai Caz Ar­şi­vi
Ko­lek­si­yo­ner­le­rin top­la­ma al­büm­ler­den uzak dur­ma­sı­nı an­la­ya­bi­li­riz. Ama top­la­ma­la­rın der­li top­lu­lu­ğu­nu baş­ka na­sıl el­de ede­bi­li­riz ki!
Mem­bran Mu­sic eti­ke­tiy­le pi­ya­sa­ya sü­rü­len The Ul­ti­ma­te Jazz Arc­hi­ve, adı­nı ta­ma­men hak eden bir der­le­me. Sa­hi­den de bu­gü­ne ka­dar ne ka­dar bel­li baş­lı caz mü­zis­ye­ni, caz an­la­yı­şı, akı­mı ge­lip geç­tiy­se; mü­zik ta­ri­hin­de yer edin­miş ne ka­dar al­büm var­sa hep­sin­den de par­ça­lar ba­rın­dı­ran mü­kem­mel bir top­la­ma. Tek bir ek­si­ği var: Al­büm­le­rin sa­yı­sı. Top­la­ma­nın hep­si tam 168 CD’den mü­te­şek­kil. O yüz­den yok yok der­le­me­de. Ca­zın ağa­ba­ba­sı Blu­es’dan tu­tun da bop, be­bop, rag­ti­me, big band, swing... ak­lı­nı­za her kim ve ne ge­li­yor­sa ör­ne­ği­ni bu­la­bi­li­yor­su­nuz. Ta­bii 1900’le­rin ba­şın­dan 60’la­ra ka­dar­ki dö­nem için ge­çer­li bu.
 
Her Dö­ne­me Bir Set
Ge­ri­si ni­çin mi yok? Şun­dan: 60’lar­dan iti­ba­ren caz, bun­ca CD’nin içi­ne bi­le sığ­dı­rı­la­ma­ya­cak den­li dal­la­nıp bu­dak­lan­dı­ğı için.
Fa­kat işin gü­zel­li­ği şu­ra­da: Top­lam 3.179 par­ça­dan mü­te­şek­kil bu kül­li­ya­tı ol­du­ğu gi­bi sa­tın al­mak zo­run­da de­ğil­si­niz. Be­he­ri 4 CD’den mü­te­şek­kil bir­bi­rin­den fark­lı 42 se­te bö­lün­müş der­le­me­den di­le­dik­le­ri­ni­zi seç­me şan­sı­nız var.
“Hıhh! On­lar şim­di küf­lü ka­yıt­lar­dır.” di­ye dü­şü­nen­le­re de bir çift lâ­fım var: Bü­tün par­ça­lar 96 kHZ ve 24-bit kul­la­nı­la­rak ye­ni­len­miş du­rum­da.
Bu iş an­cak bu ka­dar olur ya­ni. / Hasanali Yıldırım

Tavsiye Et