Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Kasım 2008) > Film
Film
Dinle Neyden
Yö­netmen: Jacques Deschamps
Senaryo: Ayşe Şasa, İsmail Eren
Oyuncular: Alican Yücesoy, Ahu Türkpençe
Ya­pım: Türkiye, 2008
Din­le Ney­den, 1798 Os­man­lı-Fran­sız Sa­va­şı’nın yak­laş­tı­ğı gün­ler­de, İs­tan­bul’da ba­rış ara­yan bir avuç in­sa­nın ça­ba­la­rıy­la, iki genç Sa­ray men­su­bu ara­sın­da ya­şa­nan duy­gu­sal iliş­ki­yi, genç bir Mev­le­vi der­vi­şi­nin gö­zün­den an­la­tı­yor. Mev­le­vi­ha­ne def­ter­le­ri­ni tut­mak­la gö­rev­li der­viş, ay­nı za­man­da es­ki bir Os­man­lı Pa­şa­sı olan Nu­ri De­de Efen­di’nin hiz­me­tin­de­dir. De­de Efen­di ve onun es­ki dos­tu olan ba­zı Fran­sız dip­lo­mat­lar yak­la­şan har­bi ön­le­me­ye ça­lış­mak­ta­dır. Gay­ri res­mî ola­rak sür­dü­rü­len bu ça­lış­ma, Sul­tan II­I. Se­lim’in kız kar­de­şi Bey­han Sul­tan’a ait Sa­hil­sa­ray’da ger­çek­leş­ti­ri­lir. Ra­hat­sız­la­nan De­de Efen­di’ye, dip­lo­ma­tik mü­za­ke­re­ler sı­ra­sın­da eş­lik eden Sa­ray Ta­bi­bi Ha­lil ile Bey­han Sul­tan’ın yar­dım­cı­sı Gül­ni­hal Kal­fa ara­sın­da ya­şa­nan duy­gu­sal ya­kın­laş­ma, De­de Efen­di’yle bir­lik­te Sa­hil­sa­ray’a ge­len genç der­vi­şin def­te­ri­ne Hz. Mev­la­na’dan söz­ler­le yan­sır.
Fil­min ya­pım­cı­sı Öz­kul Eren’in gön­lü­ne hi­ka­ye­nin ate­şi çok da­ha ön­ce düş­müş ol­sa da Din­le Ney­den’in ha­zır­lık­la­rı­na 2006 yı­lın­da baş­la­dı. Fil­min se­nar­yo­su, Tuğ­rul İnan­çer, Prof. Dr. Meh­met İp­şir­li gi­bi bir­çok uz­ma­nın da­nış­ma­lı­ğın­da ha­zır­lan­dı. 2008 Yı­lı Fran­sa Ulu­sal Ti­yat­ro Mer­ke­zi’nin teş­vik ödü­lü­ne la­yık gö­rü­len Se­def Ecer ve Ce­sar Se­nar­yo Ödü­lü’nün 2007 yı­lın­da­ki sa­hi­bi ve Fran­sa’yı Os­car’lar­da tem­sil eden film In­de­ge­nes’in ya­za­rı Oli­vi­er Lo­rel­le’in kat­kı­la­rıy­la 2 yı­la ya­kın bir sü­re­de se­nar­yo­ya son şek­li ve­ril­di. Fil­min yö­net­men­li­ği­ni, Uyu­yan Su­dan Kork fil­miy­le ta­nı­nan Fran­sız Jac­qu­es Desc­hamps üst­len­di.
Din­le Ney­den, her şey­den ön­ce Türk si­ne­ma­sı­nın “ta­ri­hî film çe­ke­me­me” so­run­sa­lı­nı, ge­rek hay­ran­lık bı­ra­kan za­rif ve şık kos­tüm­le­ri ve dö­ne­mi çok iyi yan­sı­tan de­kor­la­rıy­la tek­nik an­lam­da, ge­rek­se de geç­miş­te­ki her şe­yi müp­te­zel ola­rak de­ğer­len­di­ren res­mî ide­olo­ji­nin ya da or­yan­ta­list yak­la­şı­mın tu­zak­la­rı­na düş­me­den, ta­rih­le sağ­lık­lı bir ün­si­yet ku­ra­bil­miş içe­ri­ğiy­le aşa­bil­miş bir ya­pım.
Si­ne­ma­sal za­ma­nı ade­ta “is­tis­mar eden” Holl­ywo­od’un, si­ne­ma zev­ki­ni şe­kil­len­dir­di­ği bir­çok iz­le­yi­ci­ye ağır ge­le­bi­le­cek; ama tıp­kı se­na­ris­ti Ay­şe Şa­sa’nın Türk si­ne­ma­sı üze­ri­ne de­ğer­len­dir­me­le­rin­de vur­gu­la­dı­ğı gi­bi bu top­rak­la­ra öz­gü bir za­man ve me­kan di­li­ni si­ne­ma­ya yan­sıt­ma ça­ba­sın­da­ki Din­le Ney­den, bu nok­ta­da önem­li bir adım atı­yor.
Ay­şe Şa­sa’nın Ye­şil­çam Gün­lü­ğü’nde “Biz Türk si­ne­ma­cı­la­rı göz­le­ri­mi­zi Ame­ri­kan ve Av­ru­pa film­le­ri­nin gös­te­ril­di­ği ek­ran­lar­dan, ken­di top­lu­mu­mu­zun, ken­di kül­tü­rü­mü­zün ürü­nü olan kök­lü sa­nat ge­le­nek­le­ri­ne ne va­kit çe­vi­re­ce­ğiz? Bu top­lum­da, bir­çok baş­ka top­lum­lar­da­ki­ler­den fark­lı, çok öz­gün bir za­man/me­kan du­yar­lı­ğı ol­du­ğu­nun bi­lin­ci­ne ne va­kit va­ra­ca­ğız?” şek­lin­de­ki kay­da de­ğer so­ru­la­rı­na sa­mi­mi ve esas­lı bir ce­vap ara­yı­şı ni­te­li­ğin­de Din­le Ney­den. / Hilal Turan

Tavsiye Et
V for Vendetta / DVD
Yönetmen: James McTeigue
Senaryo: Larry ve Andy Wachowski
Oyuncular: Natalie Portman, Hugo Weaving
Yapım: ABD, 2005, 132 dk.
Mat­rix üç­le­me­siy­le si­ne­ma­da tek­nik an­lam­da ade­ta bir dö­nüm nok­ta­sı oluş­tu­ran Wac­hows­ki bi­ra­der­le­rin ya­pım­cı­lı­ğı­nı üst­len­di­ği son film­le­ri V for Ven­det­ta, Alan Moo­re’un ya­zıp Da­vid Lloyd’un çiz­di­ği ay­nı ad­lı çiz­gi ro­man­dan be­yaz­per­de­ye uyar­lan­dı. Ge­le­ce­ğin İn­gil­te­re’sin­de ge­çen hi­ka­ye­de, te­rör olay­la­rın­da bü­yük ka­yıp­lar ver­dik­ten son­ra kur­tu­lu­şu bas­kı­cı bir yö­ne­tim­de bu­lan İn­gi­liz hal­kı­nın, 1605’te İn­gi­liz Par­la­men­to Sa­ra­yı’nı ha­va­ya uçur­ma gi­ri­şi­min­de bu­lu­nan Guy Faw­kes’ın mas­ke­si­ni ta­şı­yan V isim­li bir kah­ra­ma­nın ey­lem­le­riy­le ger­çe­ğe uya­nı­şı­nı an­la­tır. Öz­gür­lük­le­rin kor­ku­la­ra kur­ban edil­di­ği bas­kı­cı re­jim, Hit­ler’in Al­man­ya’sı­na ol­du­ğu ka­dar, 11 Ey­lül son­ra­sı dün­ya­ya da gön­der­me­ler ya­par. An­cak film­de sert bi­çim­de eleş­ti­ri­len fa­şiz­me kar­şı öne sü­rü­len sa­de­ce anar­şizm­dir. Hu­go Wea­ving ve Na­ta­li­e Port­man’ın mü­kem­mel oyun­cu­luk­la­rı ve de­rin­lik­li di­ya­log­la­rıy­la V for Ven­det­ta, ar­şi­vi­niz­de mu­hak­kak yer al­ma­sı ge­re­ken sar­sı­cı bir ya­pım. / Hilal Turan

Tavsiye Et
Üç Maymun
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
Senaryo: Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan
Oyuncular: Yavuz Bingöl, Hatice Aslan
Yapım: Türkiye, 2008, 110 dk.
İş ada­mı olan Ser­vet, son ge­nel se­çim­ler­de adı be­lir­siz bir mu­ha­le­fet par­ti­sin­den aday­lı­ğı­nı ko­ya­cak­ken, fai­li meç­hul bir ci­na­yet­le suç­la­nır. Ken­di­si­ni ak­la­ya­bil­mek için şo­fö­rü Eyüp’e pa­ra kar­şı­lı­ğı ya­lan söy­le­te­rek ken­di­si ye­ri­ne hap­se gir­me­si­ne ne­den olur. Ser­vet’in yol­la­dı­ğı pa­ra, Eyüp ha­pis­tey­ken ka­rı­sı Ha­cer ve oğ­lu İs­ma­il’in ha­yat­la­rı­nı de­vam et­tir­me­le­ri­ne yar­dım­cı olur. An­cak Ser­vet ilk kar­şı­laş­ma­la­rın­da Ha­cer’den hoş­la­nır ve ta­vır­la­rıy­la bu ha­li­ni kar­şı ta­ra­fa açık­ça bel­li eder. Ka­dı­nın ye­ni­den keş­fe­dil­miş­çe­si­ne Ser­vet’in yak­la­şım­la­rı­na ce­vap ver­me­si, oğ­lu İs­ma­il ta­ra­fın­dan fark edi­lir. İs­ma­il, an­ne­si­nin yap­tık­la­rı­nı gör­mez­den ge­lir; ama için­de­ki kin gün­den gü­ne bü­yür. Eyüp’ün ha­pis­ten çık­ma­sıy­la Ser­vet’in son­lan­ma­sı­nı is­te­di­ği ya­sak iliş­ki, Ha­cer ta­ra­fın­dan kar­şı ko­nul­maz bir tut­ku­ya dö­nü­şür. Ser­vet’in öl­dü­rül­me­si, has­ta­lık­lı bağ­lı­lı­ğıy­la gö­zü ka­ra­ran Ha­cer’in dur­ma­sı­nı sağ­la­yan tek şey olur. İş ada­mı­nın ölü­mü, İs­ma­il’i ka­til, an­ne­yi suç­lu ilan eder­ken; ba­ba­ya da yok­lu­ğun­da olan­la­rı özet­ler. Üç in­sa­nın bir za­man­lar bir­bir­le­ri­ni gör­mez­den ge­le­rek ra­hat­ça ya­şa­dık­la­rı ev, ar­tık sı­ğa­ma­dık­la­rı da­ra­cık bir me­kâ­na dö­nü­şür.
“Bu ödü­lü bi­ri­si­ne it­haf et­mek is­ti­yo­rum... Tut­kuy­la sev­di­ğim yal­nız ve gü­zel ül­kem Tür­ki­ye’ye...” söz­le­ri ile Can­nes Film Fes­ti­va­li’nde dik­kat çe­ken Nu­ri Bil­ge Cey­lan, son fil­mi Üç May­mun ile En İyi Yö­net­men Ödü­lü’ne de­ğer gö­rül­müş­tü. Se­nar­yo­su iti­ba­rıy­la bir Ye­şil­çam me­lod­ra­mı olan film, ai­le ve na­mus kav­ram­la­rı­na da­ha mo­dern bir çer­çe­ve­den ba­kı­yor. Az di­ya­log kul­la­nı­lan film, mi­zan­sen yar­dı­mı ile güç­lü kı­lı­nı­yor. Kar­şıt duy­gu­lar ve tep­ki­le­ri des­tek­le­yen gök­yü­zü, ya­şa­dık­la­rı me­kân ile bir bü­tün oluş­tu­ran ka­rak­ter­ler ve ka­rak­ter­le­rin için­de bu­lun­duk­la­rı ruh hal­le­ri ile Üç May­mun mah­rem ve kir­le­til­miş ola­nı res­me­di­yor. Suç ve suç­lu­luk kav­ram­la­rı­nı ir­de­le­yen film­de, Ha­cer’in Ser­vet’le olan ya­sak iliş­ki­si, Eyüp’ün se­çim­le­ri ve İs­ma­il’in ci­na­ye­ti, fil­mi bi­rey­sel bu­na­lım­lar­dan ko­par­tıp top­lum­sal bir ze­mi­ne sü­rük­lü­yor. İçer­di­ği gön­der­me­ler­le, yö­net­me­nin di­ğer film­le­ri­ne kı­yas­la da­ha po­li­tik bir kim­li­ğe sa­hip olan Üç May­mun, renk­len­dir­me­si ile de kur­gu­sal ama ay­nı za­man­da es­te­tik bir at­mos­fer oluş­tu­ru­yor. Son fil­mi, Nu­ri Bil­ge Cey­lan si­ne­ma­sı­nın yük­se­len çiz­gi­si­ni bir adım da­ha öte­ye gö­tü­rür­ken si­ne­ma­mız için de şüp­he­siz bir gu­rur kay­na­ğı ol­du. An­cak açık­la­ma­sın­da adı ge­çen yal­nız ve gü­zel ül­ke­si­nin net­li­ği, fil­min­de cüm­le­sin­den da­ha si­lik ka­lı­yor. Ana­va­ta­na ar­ma­ğan edil­miş bir film, di­ğer ül­ke­le­rin de ra­hat­lık­la ken­di va­tan­la­rı­na ar­ma­ğan ede­bi­le­ce­ği ka­dar or­tak bir kim­li­ğe mi sa­hip ol­ma­lıy­dı di­ye dü­şü­nü­yor in­san. / Esra Bulut

Tavsiye Et