Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Kasım 2008) > Panorama
Panorama
Ergenekon davası başladı
Kamuoyunda “asrın davası” olarak tanımlanan Ergenekon davası 20 Ekim’de başladı. Aralarında Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Cumhuriyet gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk ile eski İ.Ü. Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun da bulunduğu 46’sı tutuklu 86 sanıklı dava, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki adliyede görülüyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen davanın ilk duruşmasında, sanıklar ve avukatlarının, üye hâkim ve mahkemenin tamamının reddedilmesiyle ilgili taleplerinin incelenmesi, diğer taleplerin de bu inceleme tamamlandıktan sonra değerlendirilmesi kararlaştırılarak, duruşmanın 23 Ekim’e ertelenmesine karar verildi. 31 Ekim’de 6. duruşması yapılan davada mahkeme, emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün Kocaeli Jandarma İl Komutanı olduğu dönemde kentte faili meçhul cinayet olup olmadığının araştırılmasına karar verdi.
Savunmanın talebi üzerine 2455 sayfalık iddianame duruşmalarda okunuyor. İlginç gelişmelerin yaşandığı mahkemenin, bazı kesimlerin müdahaleleriyle “sulandırılma”ya çalışıldığı belirtiliyor. Uzun soluklu olması beklenen bu davanın ne zaman ve nasıl sonuçlanacağı ise merak konusu.

Tavsiye Et
Türkiye BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçildi
17 Ekim’de Miguel d’Escoto Brockmann başkanlığında, BM Genel Kurulu’nda 192 ülkenin katılımıyla gerçekleşen oylamada Türkiye, 2009-2010 dönemi için Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçildi. 151 ülkeden oy almayı başaran Türkiye, rakipleri İzlanda ve Avusturya’yı önemli bir farkla geride bıraktı. 132 oyla ikinci sırada yer alan Avusturya, Batı Avrupa Grubu’nu Türkiye ile birlikte Güvenlik Konseyi’nde temsil etmeye hak kazandı. Türkiye ve Avusturya görevlerine 1 Ocak 2009’da başlayacaklar ve iki yıl bu görevde kalacaklar.
BM Güvenlik Konseyi’nde 1951-1952 ile 1954-1955 dönemlerinde ve son olarak da 1961’de Polonya ile paylaştığı bir yıllık yarı dönemde geçici üye olan Türkiye, 47 yıldır Konsey’de temsil edilmiyordu. Türk hariciyesi adına tarihî bir başarı olarak görülen üyelik için Hükümet, adaylığını açıkladığı 21 Temmuz 2003’ten itibaren yoğun diplomatik faaliyetlerde bulunuyordu. Türkiye’nin bu başarısı, son yıllarda uluslararası problemlerin çözümünde oynadığı aktif rolün yanı sıra, pek çok ülkeyle geliştirdiği ikili ilişkilerin ve uluslararası/bölgesel örgütlerde etkinliğinin bir sonucu olarak yorumlanıyor.

Tavsiye Et
AYM gerekçeli kararları açıkladı
Anayasa Mahkemesi (AYM) aylardır beklenen “üniversitelerde kılık-kıyafet serbestisi” ve “AKP’nin kapatılma davası”yla ilgili gerekçeli kararlarını nihayet açıkladı. 21 Ekim’de açıklanan ilk davanın gerekçeli kararında öncelikle, Anayasa’nın temel hükümlerini değiştirerek başörtüsü konusunda Meclis’in karar alamayacağına dikkat çekiliyor. Yapılan düzenlemelerin laiklik ilkesini zedelediğinin ifade edildiği kararda, uygulamanın hayata geçmesi durumunda ise kamu düzeniyle toplumun huzurunun tehlikeye atılacağı belirtiliyor. AYM Başkanı Haşim Kılıç ile üye Sacit Adalı’nın “karşı oy” gerekçelerinde ise, “soyut irtica tehlikesi” düşüncesinin öğrencilerin eğitim hakkını engellediği belirtiliyor. Bilindiği gibi CHP ve DSP milletvekilleri, üniversitelerde kılık-kıyafet serbestîsine ilişkin anayasa değişikliğinin “iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması” istemiyle dava açmış; Mahkeme de Haziran 2008’de yasanın yürürlüğünü durdurmuştu.
23 Ekim’de ise AKP’nin kapatılma davasıyla ilgili gerekçeli karar açıklandı. AKP’nin icraatlarının tek tek anlatıldığı gerekçeli kararda, partinin demokrasi ve laik devlet düzenini ortadan kaldırmayı amaçlamadığı belirtiliyor. Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı ve katsayı uygulamasının kaldırılmasına yönelik taleplerinin toplumsal ihtiyaçtan kaynaklandığı; ancak partinin söz konusu taleplerle ilgili siyasal mücadelesini Anayasa’daki laiklik ilkesine uygun biçimde yürütmediği vurgulanıyor. Bilindiği üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı AKP hakkında “laikliğe aykırı eylemlerin odağı” haline geldiği gerekçesiyle “kapatma davası” açmış; 30 Temmuz’da açıklanan dava sonucunda Mahkeme AKP’nin “kapatılmaması”na ve “Hazine yardımından ½ oranında yoksun bırakılması”na karar vermişti.

Tavsiye Et
Terörle mücadelede yeni adımlar atılıyor
3 Ekim’de Aktütün karakoluna yönelik terör saldırıları sonrasında sınır ötesi operasyonlarla ilgili Başbakanlık Tezkeresi uzatılırken, terörle mücadelede de yeni bir yapılanmaya gidildi. 8 Ekim’de gerçekleştirilen oylamaya 515 milletvekili katıldı. Tezkere 497 oyla kabul edilirken, 18 milletvekili ret oyu kullandı. DTP’li milletvekillerinin yanı sıra ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ret oyu verenler arasındaydı.
Başbakanlık’ta yapılan Terörle Mücadele Yüksek Kurulu toplantısının ardından 23 Ekim’de toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nda da, terörle mücadelede koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığı bünyesinde yeni bir kurumsal yapılanmaya gidilmesi kararlaştırıldı. İçişleri Bakanı’nın başbakan yardımcısı olarak güçlendirilmesi planlanırken, Emniyet Genel Müdürlüğü de müsteşarlığa dönüştürülecek. Aktütün saldırısının ardından gündeme gelen koordinasyon eksikliğinin önüne geçmek ve terörle mücadelede koordinasyon, eşgüdüm, strateji belirleme, bilgilendirme ve denetleme amacıyla da Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde “iç güvenlik yüksek kurulu” ve “iç güvenlik genel sekreterliği” adıyla iki yeni birim kurulacak. Söz konusu birimler Avrupa’da ve Ortadoğu’da temsilcilik açacak.
Ayrıca Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik’ten üst düzey yetkililerin görev alacağı “sınır güvenliği müsteşarlığı” kurulması planlanıyor. Yine PKK’ya katılımın önlenmesi ve topluma kazandırmayla ilgili projeler geliştirilecek, bir bilgi bankası ve istihbarat havuzu oluşturulacak. Yeni yapının halka karşı sorumlu ve denetlenebilir bir model olarak terörle mücadele konusunda çalışması düşünülüyor.

Tavsiye Et
Hükümet’ten işkence özrü
Metris Cezaevi’nde Engin Ceber’in kötü muameleden dolayı ölmesi, cezaevlerinde işkence tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. İçişleri Bakanlığı, Ceber’in ölümüyle ilgili iddiaları araştırmak üzere müfettiş görevlendirdi. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Ceber olayıyla ilgili olarak müfettişlerin ilk raporunu 14 Ekim’de kamuoyuna açıkladı ve Ceber’in ailesinden “devleti ve hükümeti adına” özür diledi. İşkenceyle bağlantılı olduğu belirlenen cezaevindeki 19 kişi ise görevlerinden uzaklaştırıldı. Yargı sürecinin başlatıldığı olayın işkence olduğu kanıtlanırsa, bu suçun cezası müebbet hapis olacak. Diğer taraftan, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle Ceber’in ölümüyle ilgili soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi için “yayın yasağı” getirildi.
Şahin’in bu tavrıyla Türkiye tarihinde bir ilk gerçekleşmiş ve “işkenceye sıfır tolerans” görüşünü savunan AKP Hükümeti işkenceden dolayı özür dilemiş oldu. Bu tavır önemli bir adım olmakla birlikte, kamuoyu hükümetten çok daha ciddi adımlar atmasını bekliyor.

Tavsiye Et
Taraf-Genelkurmay geriliminde yeni perde
Taraf gazetesi ile Genelkurmay Başkanlığı arasında, 3 Ekim’de gerçekleştirilen Aktütün saldırısı üzerinden yeni bir gerginlik başladı. Dağlıca baskınının Genelkurmay tarafından önceden bilindiğini iddia ederek daha evvel de benzer bir gerilime yol açan Taraf, Genelkurmay’ın 17 askerin şehit olduğu Aktütün saldırısından 3,5 saat öncesinden haberdar olduğunu ve saldırı hazırlığının da iç güvenlik harekat durum raporları ve insansız hava araçlarının ilettiği anlık istihbarat bilgileri ile çok daha önce bilindiğini öne sürdü. İddiaya göre insansız hava aracı, saldırının gerçekleştiği gün sabah 9.35’ten itibaren yani saldırının başlamasından 3,5 saat önce aldığı görüntüleri Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı’na ve İkinci Başkan’a iletmeye başladı. Taraf 14 Ekim’de bu görüntüleri yayınladı ve Genelkurmay’ın görevini aksattığını iddia etti. Görüntüleri ve iddiaları yalanlayan ve inceleme başlatan Genelkurmay, ertesi gün de habere yayın yasağı kararı çıkarttı. Halen devam eden gerginliğin nasıl sonuçlanacağı kamuoyu tarafından merakla bekleniyor.

Tavsiye Et
Numan Kurtulmuş Saadet’in yeni lideri
26 Ekim’de Ankara Atatürk Spor Salonu’nda yapılan Saadet Partisi 3. Büyük Olağan Kongresi’nde Numan Kurtulmuş, tek aday olarak girdiği genel başkanlık seçiminde, oy kullanan 946 delegeden 924’ünün oyunu alarak partinin yeni genel başkanı oldu. 1959 Ordu, Ünye doğumlu, evli ve üç çocuk babası olan Kurtulmuş, lisans ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, doktora eğitimini ise ABD‘deCornell Üniversitesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde uzun yıllar Sosyal Siyaset, Çalışma Ekonomis ve İnsan Kaynakları Yönetimi gibi alanlarda dersler verdi ve 2004 yılında da profesör unvanını aldı. 1998 yılında aktif siyasete girerek Fazilet Partisi İstanbul İl Başkanlığı, Genel İdare Kurul üyeliği ve sonrasında da partinin Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini yürüttü. Kurtulmuş’la beraber ka tazeleyen Saadet Partisi’nin, önümüzdeki yerel seçimlerde AKP’yi zorlayacağı görüşü siyaset ve medya çevrelerinde hâkim.

Tavsiye Et
Dünya finans piyasası paramparça

Dünya finans piyasası Eylül ayında ABD’de bankacılık sektöründe patlak veren krizin etkisiyle sarsıldı. Bankacılık sektörünü kurtarmak için 700 milyar dolar bütçe ayrılacağını ilan eden ABD’de kriz, başkanlık seçimlerinde adaylar arasında da tartışma konusu oldu. McCain krizin sebeplerini Walt Street’in “açgözlülük ve kokuşmuşluğu”na bağlarken, Obama krizi Cumhuriyetçi Bush yönetiminin yanlış ekonomi politikalarına dayandırarak McCain’in aynı politikaları yürüteceği iddiasıyla puan toplamaya çalıştı. Avrupa’da İzlanda ekonomisi iflas ederken, İrlanda ve Yunanistan banka mevduatlarına tam güvence vereceklerini ilan ettiler. Bu girişim, AB ülkeleri arasında küçük çapta bir gerginliğe ve güven problemine yol açtı. Krizin derinleşmesi üzerine Avrupa ülkeleri bankacılık sektörünün çökmesini engellemek için İngiltere 680 milyar dolar, Avro bölgesi ülkeleri ise 2,5 trilyon dolar tutarında bütçe ayırma kararı aldı. Türkiye’de de kısmen etkisini gösteren kriz, borsanın ciddi anlamda düşmesine ve döviz fiyatlarında önemli artışlara sebep oldu.


Tavsiye Et
Frankfurt Kitap Fuarı’nda Türkiye’ye yoğun ilgi

Dünyanın en büyük kitap fuarı olarak kabul edilen Frankfurt Kitap Fuarı’nın bu yılki onur konuğu Türkiye idi. 15-19 Ekim tarihlerinde 60.’sı düzenlenen fuarın açılış konuşması Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Nobel Ödüllü Yazar Orhan Pamuk ve Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier tarafından yapıldı. “Bütün Renkleriyle Türkiye” sloganıyla ülkemizin tanıtıldığı fuara, yaklaşık 700 sanatçı katıldı; sergi, sanatsal programlar, konferanslar ve özel davetler gibi 300 ayrı etkinliğe imza atıldı. Fuarda, Türk sinemasının en seçkin örnekleri de sinemaseverlerle buluştu. Türkiye’nin beklenenden büyük ilgi gördüğü fuarda ziyaretçi rekoru kırıldı. Fuar Müdürü Jürgen Boos kapanış konuşmasında, Türkiye’nin fuarda büyük başarı elde ettiğini, Türk edebiyatının beklenenden büyük ilgi gördüğünü belirtti. Boos, fuarda son 60 yılın ziyaretçi rekoru kırıldığını ifade etti. Fuarın kapanışında ise Türkiye, “onur konuğu” payesini Çin Halk Cumhuriyeti’ne devretti.


Tavsiye Et
Başkan mı çürük, yoksa rapor mu?

Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun askerlikle ilgili tartışması gündemden bir türlü düşmüyor. 1984 yılında aldığı “çürük” raporundan dolayı askerlik yapmayan Eminağaoğlu, hakkında basında çıkan “çürük raporunun düzmece olduğu”na dair iddialar üzerine, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA)’ne başvurarak, çürük raporu almak istedi. 11 Eylül 2008’de GATA’dan “askerliğe elverişsiz hiçbir durumu”nun olmadığına dair rapor, kamuoyuna bomba gibi düştü. İlginç olan ise, savcının hastane kapısında Tuğgeneral M. Tahir Ünal tarafından karşılanmış olmasıydı. Yapılan tetkikler sonucunda savcının sağlık durumunun iyi bulunması üzerine, Eminağoğlu’na yeni rapor vermek yerine 1988 yılında verilen çürük raporunun doğruluğunun onaylanması yoluna gidildi. Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreterliği ise, Eminağaoğlu’na 1988 yılında verilen “askerliğe elverişsiz” raporunun teyit edildiğini duyurdu. İddialar ve açıklamalar kafalarda soru işaretleri bırakırken; kamuoyu, Arap saçına dönen “çürük rapor” meselesinin bir an evvel açıklığa kavuşturulmasını bekliyor.


Tavsiye Et