Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Aralık 2008) > Müzik
Müzik
Müzik
Şeyh Galib’e Saygı
Soprano solo-tenor solo, koro ve orkestra için kantat
Şef: Ruhi Ayangil
Solistler: Özlem Abacı, Zafer Teklioğlu
Yapım: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
 
Şeyh Ga­lib’in Mu­si­ki­şi­nas To­ru­nu
Bil­ge mi­mar lâ­ka­bıy­la ma­ruf Tur­gut Can­se­ver’in er­ken mu­adi­li sa­ya­bi­le­ce­ği­miz bir zat var­dı: Ce­vat Ül­ger. Şim­di­ler­de adı­nı kim­se­ler an­maz ol­du.
Üs­kü­dar Ba­ba­ban’da iki kat­lı kü­çü­cük bir bi­na­nın mi­ni­cik bir oda­sın­dan mü­te­şek­kil bü­ro­su, bir iş­ye­rin­den çok bir med­re­se hüc­re­si­ni an­dı­rır­dı. Müs­lü­man­la­rın ca­hil­li­ğin­den, zevk­siz­li­ğin­den fa­lan şi­kâ­yet eden­ler için kü­çük bir tes­ti var­dı mer­hu­mun: Ma­sa­sı­nın he­men ar­dın­da­ki ki­tap ra­fın­dan ka­lın, ko­ca­man bir cilt çı­ka­rır, ara­sı­na işa­ret koy­du­ğu bir ye­ri açar ve so­rar­dı:
-Sen­ce han­gi­si da­ha gü­zel?
Mu­ha­ta­bı da sol say­fa­da­ki res­mi işa­ret ede­rek ce­vap ve­rir­di:
-Şu!
Tak­di­ri ilâ­hi, o ec­ne­bi ki­ta­bın sö­zü ge­çen iki say­fa­sın­da te­sa­dü­fen yan ya­na ge­len iki re­sim­den bi­ri Sü­ley­ma­ni­ye Ca­mi­i’nden bir mu­kar­nas de­ta­yıy­dı, öte­ki ise Aya­sof­ya’dan.
Aya­sof­ya de­ta­yı sol say­fa­day­dı.
Ken­di ifa­de­si­ne gö­re bir ömür bo­yu Sü­ley­ma­ni­ye’nin mu­kar­na­sı­nı be­ğen­di­ği­ni söy­le­yen bir A...h’ın ku­lu çık­ma­mış­tı.
Türk Sa­nat Mü­zi­ği’nden baş­ka bir şey din­le­me­di­ğin­den baş­la­yıp Ha­cı Arif Bey’in ne ka­dar bü­yük bir mü­zis­yen ol­du­ğuy­la de­vam ede­rek bu alan­da na­sıl bir der­ya ol­du­ğu­nu gös­ter­me­ye ça­lı­şan­lar için be­nim de kü­çük bir sı­na­vım var. Ona he­men şu­nu so­ra­rım:
-Yal­çın Tu­ra’yı bi­lir mi­si­niz?
Ce­vat Ül­ger’in tes­ti­nin so­nu­cu ka­dar kes­kin de­ğil be­nim tes­tim; far­kın­da­yım. Be­nim­ki­si da­ha öz­nel. Fa­kat ay­nı oran­da ke­sin. İki test ara­sın­da­ki baş­ka bir fark da­ha var: Ce­vat Ül­ger’in so­ru­su­na mu­ha­tap olan ki­şi­ye han­gi res­min ne­ye ait ol­du­ğu söy­le­nir, ar­dın­dan da teş­his ko­nu­lur­du:
-Sen de zev­ken ve­le­di zi­na­sın!
Be­nim tes­ti­min so­nu­cu­nu ben hiç açık­la­ma­dım şim­di­ye ka­dar. Me­rak eden de çık­ma­dı ya.
 
Bir Giz­li Ha­zi­ne
Yal­çın Tu­ra adı mü­zik­le, sa­nat­la il­gi­le­nen­ler için ka­ran­lık­ta kal­mış bir ad. En iyi ola­sı­lık­la yap­tı­ğı ki­mi film mü­zik­le­ri anım­sa­nır. Bi­len­le­rin nez­din­de de iti­ba­rı hak et­ti­ği dü­ze­yin çok çok al­tın­da sey­re­der: “Ha, şu Türk Mü­zi­ği ile Ba­tı Mü­zi­ği’ni sen­tez­le­yen adam...”
San­ki Yal­çın Tu­ra’dan de­ğil de, Ad­nan Say­gun’dan söz edi­yo­ruz. İlk ba­kış­ta doğ­ru gi­bi gö­rü­nen bu tes­pit­te­ki isa­bet ora­nı ile “Bir din ola­rak İs­lâm, Hı­ris­ti­yan ah­lâk an­la­yı­şı ile Ya­hu­di şe­ri­a­tı­nın bir­leş­me­sin­den iba­ret­tir.” gö­rü­şü­nün isa­bet ora­nı bir ve ay­nı­dır.
O yüz­den Yal­çın Tu­ra’nın gün yü­zü gör­müş bes­te­le­ri ara­sın­da şa­he­ser pa­ye­si­ni hak eden Şeyh Ga­lib’e Say­gı al­bü­mü­nün ka­pa­ğın­da­ki “Sop­ra­no So­lo, Ko­ro ve Or­kes­tra İçin Kan­tat” tü­rün­den ifa­de­ler, Türk Mü­zi­ği’ne aşi­na ol­du­ğu­nu sa­nan­la­rın kâ­hir ek­se­ri­si gi­bi si­zi de ya­nılt­ma­sın. Din­le­ye­ce­ği­niz si­zin hi­kâ­ye­niz!
 
Sen­tez ile Tez
Yal­çın Tu­ra mü­zi­ği, han­gi kul­var­da sey­re­der­se et­sin, ne gi­bi bir fark­la ele alı­nır­sa alın­sın, bir Do­ğu-Ba­tı sen­te­zi de­ğil! Bu ifa­de­si ko­lay, id­ra­ki çe­tin mev­zu­u an­la­ma­dan bu mü­zi­ğin içi­ne gi­ri­le­mez.
Pe­ki ben­zer­le­rin­den far­kı ne? Şu:
Sen­tez an­la­yı­şıy­la ko­ta­rı­lan mü­zik­ler, (dü­zey­le­ri bir ta­ra­fa) son tah­lil­de ya Ba­tı­lı çal­gı­lar­la ic­ra edil­miş bir Do­ğu mü­zi­ği­ne denk ge­lir, ya da iki fark­lı mü­zik tü­rün­de­ki me­lo­dik or­tak­lık­lar üze­rin­den ye­ni sa­dâ­lar ya­ka­lan­ma­ya ça­lı­şı­lır; iç­le­rin­den bi­ri­ni efen­di, öbü­rü­nü kö­le ya­par­ca­sı­na ama. Yal­çın Tu­ra ise Ba­tı Mü­zi­ği’ni bir Av­ru­pa­lı ka­dar bi­len bir Do­ğu­lu ola­rak, zev­ken Ba­tı­lı­laş­mış hem­cins­le­ri­nin da­hi ka­yıt­sız ka­la­ma­ya­ca­ğı ye­ni bir Türk se­si­nin pe­şin­de. Ba­tı­lı­la­şa­ma­mış­lı­ğın acı­sı­nı ci­ğer­le­rin­de his­se­de­rek Ba­tı­lı efen­di­le­ri­ne ya­ran­ma­ya ça­lı­şan Say­gun’a gö­re Tu­ra, Ba­tı’yı fet­he çık­mış bir ku­man­dan eda­sın­da. Ve ona da söy­le­ye­cek bir çift sö­zü var.
Bel­ki de böy­le­si zor­la­rın zo­ru bir gö­re­ve so­yun­du­ğu için ka­ran­lı­ğa itil­miş bir isim Yal­çın Tu­ra.
 
Yal­çın Tu­ra’ya Say­gı
Yal­çın Tu­ra’nın şa­he­se­ri Şeyh Ga­lib’e Say­gı, İş Ban­ka­sı Kül­tür Ya­yın­la­rı ta­ra­fın­dan ya­yım­lan­mış bir al­büm. Al­bü­mü Ru­hi Ayan­gil Türk Mü­zi­ği Or­kes­tra ve Ko­ro­su ses­len­dir­miş. Ko­ro­nun şe­fi ma­lûm: Ru­hi Ayan­gil. So­list­ler ise Öz­lem Aba­cı ve Za­fer Te­ke­li­oğ­lu. Al­büm ga­yet te­miz ve iti­na­lı bir tek­nik aşa­ma­dan geç­miş­li­ği­ni her an ka­nıt­lı­yor. Do­kuz par­ça var al­büm­de. “Fa­riğ Ol­mam Ey­le­sen Yüz Bin Ce­fa, Sev­dim Se­ni” gi­bi bir isi­me de rast­lı­yor­su­nuz par­ça­lar ara­sın­da, “Pra­elu­di­um”, “In­ter­lu­di­um” gi­bi isim­le­re de.
Fa­kat bu tür bir ad­lan­dır­ma ka­fa­nı­zı ka­rış­tır­ma­sın. Siz din­le­ye­ce­ği­niz mü­zi­ğe ba­kın.
Ve unut­ma­yın, mü­zi­ğin al­tın ku­ra­lı şu­dur: Han­gi mü­zik si­zi ko­lay­ca tes­lim alı­yor­sa o mü­zik iyi mü­zik ola­maz. / Hasanali Yıldırım
 
 
Evgeny Kissin in Concert (Piano)
Historic Russian Archives (4 CD box)
Yapım: Brillant Classics
İc­ra­a­tın De­ha­sı: Ev­ge­ni Kis­sin
Mü­zik­te ic­ra­at ile bes­te bir­bi­rin­den ay­rı iki di­sip­lin. Ve mü­zik­te de­ha ta­bi­ri bes­te­ci­ler için kul­la­nı­lır. Hak­lı bir kul­la­nım­dır bu. De­ha sı­fa­tı­na lâ­yık üs­tün ak­li va­sıf, ya­rat­ma ala­nın­da ken­di­ni ser­gi­ler çün­kü. Fa­kat na­dir de ol­sa ic­ra ala­nın­da da de­ha sıfatının ken­di­si­ne ya­kış­tı­ğı ya­ra­tı­cı im­za­la­ra rast­la­na­bil­mek­te. Rus pi­ya­nist Ev­ge­ni Kis­sin bu isim­ler­den bi­ri.
1971 do­ğum­lu Kis­sin, çok er­ken yaş­ta şöh­ret bul­muş bir ic­ra­cı. He­nüz 13 ya­şın­day­ken Cho­pin’in iki kon­çer­to­su­nu peş­pe­şe ça­lar­ken gös­ter­di­ği per­for­mans­la er­ba­bın­ca “Bu ço­cuk­ta iş var.” teş­hi­si­ni hak et­miş bir isim. Ve ar­dın­dan ge­len ha­ri­ka bir mü­zik eği­ti­mi...
Genç us­ta­nın fa­vo­ri mü­zis­ye­ni Cho­pin. Fa­kat re­per­tu­arın­da Rah­ma­mi­noff, Liszt, Shos­ta­ko­vich ve Tchai­kovsky gi­bi isim­ler de var. Fark­lı de­vir­ler­den, fark­lı mil­let­ler­den ve fark­lı mü­zik an­la­yış­la­rın­dan oluş­ma bu ic­ra lis­te­si hay­li ka­ba­rık as­lın­da.
 
Slav Hüz­nü­nün Mü­zik­te­ki Kar­şı­lı­ğı
Ev­geny Kis­sin’in Rus­ya dö­ne­min­de­ki ka­yıt­la­rın­dan ha­zır­lan­mış bir top­la­ma His­to­ric Rus­si­an Arc­hi­ves se­ri­sin­den ya­yım­lan­dı. İl­gi­li­si bi­lir; bu se­ri­den çı­kan her al­büm ger­çek­ten de ta­ri­hi bir öne­me sa­hip­tir.
Kis­sin se­ti dört CD’den mü­te­şek­kil. İlk al­büm­de san­ki ken­di va­tan­daş­la­rı­na bir say­gı du­ru­şu tav­rı var: Tchai­kovsky ve Shos­ta­ko­vich’in 1 nu­ma­ra­lı pi­ya­no kon­çer­to­la­rı. İkin­ci al­büm ise üs­ta­dın us­ta­sı Cho­pin’e ay­rıl­mış du­rum­da. 1 ve 2 nu­ma­ra­lı pi­ya­no kon­çer­to­la­rı. Üçün­cü al­büm de Liszt ve Schu­mann’ın Pi­ya­no Ça­lış­ma­la­rı’na ay­rıl­mış. Son al­büm­de yi­ne Cho­pin var.
Kim­den ne­yi ça­lar­sa çal­sın, Ev­ge­ni Kis­sin’i din­le­mek, Şo­lo­hov’la bir­lik­te bir te­pe­ye otu­rup ora­dan dur­gun dur­gun akan Don Neh­ri’ni sey­ret­me­ye ben­zi­yor. O ün­lü Slav hüz­nü­nü his­set­me­ye… / Hasanali Yıldırım

Tavsiye Et