Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Haziran 2009) > Müzik
Müzik
Ori­ent-Oc­ci­dent 1200-1700
Hes­pe­ri­on XXI
Şef: Jor­di Sa­vall
Ya­pım: Ali­a Vox, 2006
 
Dün­ya De­di­ğin Ak­de­niz’dir, Mü­zik de Öy­le
Fer­nand Brau­del’in ha­fı­za­la­rı­mı­za ka­zı­dı­ğı im­ge: Eze­li ve ebe­di bir Ak­de­niz! Me­de­ni­yet­le­ri em­zi­ren bü­yük ana­mız! Yer­den ve­ya gök­ten, en be­re­ket­li alüv­yon­la­rın top­lan­dı­ğı ulu hav­za, kut­sal be­şik!
Jor­di Sa­vall’ın Ori­ent-Oc­ci­dent 1200-1700 ad­lı al­bü­mü, Brau­del’in muh­te­şem Ak­de­niz ta­sa­rı­mı­na ay­nı muh­te­şem­lik­te bir kat­kı; en­fes bir Ak­de­niz gü­zel­le­me­si. Jor­di Sa­vall’den ve mü­zi­ğin­den ge­çen ay söz et­miş­tim; az bi­raz. Ve Dün­ya­nın Tüm Sa­bah­la­rı’ndan.
Mü­zik­se­ver­ler za­ten ha­tır­la­ya­cak­tır; Ye­hu­di Me­nu­hin ile Ra­vi Shan­kar’ı bir ara­ya ge­ti­ren East Me­ets West al­bü­mü, mü­zi­kal bir mu­ci­ze gi­bi kar­şı­lan­mış­tı tüm dün­ya­da. Mu­ci­zey­se mu­ci­ze: Ali­a Vox eti­ke­tiy­le 2006’da pi­ya­sa­ya çı­kan Ori­ent-Oc­ci­dent 1200-1700’ün di­ğe­rin­den aşa­ğı ka­lır bir ya­nı yok. Yal­nız­ca mu­ci­ze­yi ger­çek­leş­ti­ren kad­ro da­ha ka­la­ba­lık bu de­fa.
Mer­ke­zin­de Sa­vall’ın yer al­dı­ğı bu kad­ro­ya bir ba­ka­lım: Per­kis­yon üs­ta­dı Ped­ro Es­te­van, Yu­nan san­tu­ri Di­mit­ris Pso­nis, İs­ra­il­li udi Ya­ir Da­lal, Fas­lı udi Driss El Ma­lou­mi ve ge­le­nek­sel Af­gan mü­zi­ği­ni tem­si­len üç isim Os­man Ar­man, Kha­led Ar­man, Sei­ar Has­hi­mi.
 
Kırk Ya­ma ve Sa­nat
Bu den­li ço­ğul bir ens­trü­man ve kül­tür bir­lik­te­li­ği, ka­çı­nıl­maz gi­bi gö­rü­nen bir ris­ki de be­ra­be­rin­de ta­şır: Ka­ka­fo­ni ve­ya kırk ya­ma­lı boh­ça!
Te­lâ­şa ha­cet yok: Sa­vall’ın im­za­sı­nı ta­şı­yan Ori­ent-Oc­ci­dent 1200-1700 bu ris­ki ber­ha­va et­me­yi ba­şar­mış bir al­büm. İtal­ya’nın ka­dim dans ez­gi­le­rin­den Sa­far­dik ro­mans­la­ra, klâ­sik Pers mü­zi­ğin­den 13. yüz­yıl İs­pan­yol dans­la­rı­na ve ora­dan bi­zim Rast Se­ma­i’ye, her şey uyum için­de. Çün­kü o za­man­lar za­ten her şe­ye ahenk ha­kim de­ğil miy­di!
Bu şa­şır­tı­cı uyu­mun sır­rı­nı, al­bü­mün ta­sa­rım te­me­lin­de ara­mak ge­rek: Hı­ris­ti­yan, Ya­hu­di ve Müs­lü­man kamp­la­ra bö­lün­müş­lü­ğü­ne kar­şın, mü­zik ve kül­tür te­me­lin­de ak­ra­ba bir Ak­de­niz hav­za­sı! Ve bu hav­za­da ken­di­ne yer bu­lan çok renk­li bir ez­gi bah­çe­si. Cins cins ye­miş­ler­le do­lu bu bah­çe­de her şey sa­hi­ci. Ya­ni Or­ta­do­ğu’yu ka­sıp ka­vu­ran kav­ga or­ta­mı­na kar­şı mü­zi­kal bir ba­rış çığ­lı­ğı.
 
Or­ta­do­ğu’nun Ahen­gi
Fa­kat sa­va­şan şa­hin­le­rin sa­na­tın ba­rış çağ­rı­sı­na ku­lak ver­di­ği şim­di­ye ka­dar hiç gö­rül­me­di. Bun­dan son­ra da gö­rü­le­cek de­ğil.
Bu yüz­den Ori­ent-Oc­ci­dent 1200-1700’ün mis­yo­nu, her sa­nat ese­ri gi­bi, ba­şa­rı­sız­lı­ğı pe­şi­nen ka­bul­le­nen bir mis­yon. Sa­nat de­ğil de si­ya­set açı­sın­dan.
Ama as­la ka­bul­len­me­ye­ce­ği bir şe­yin ye­de­ğin­de: Ka­li­te­siz­lik.

Tavsiye Et
Full For­ce
Art En­semb­le of Chi­ca­go
Ya­pım: EMI, 1980
 
Az Ek­sik ama Full For­ce
Full For­ce, Art En­semb­le of Chi­ca­go’nun Ni­ce Guys’tan son­ra çı­kar­dı­ğı, 1980 ta­rih­li ve yi­ne ECM eti­ket­li bir al­büm. Ve bir To­uch­sto­nes. Ha­ni şu 40 kla­sik ka­yıt­tan bi­ri­nin ge­çen yıl ba­sıl­mış ver­si­yo­nu.
Art En­semb­le of Chi­ca­go, Ni­ce Guys al­bü­müy­le dün­ya em­pro­vi­ze mü­zik li­gin­de ilk sı­ra­ya yer­leş­miş­ti. Al­bü­mün ka­yıt­la­ra ge­çen bir di­ğer özel­li­ği, ay­nı çiz­gi­yi iz­le­yen di­ğer em­pro­vi­ze grup­la­rın önü­nü aça­rak dün­ya mü­zik pi­ya­sa­sın­da tu­tun­ma­la­rı­nı sağ­la­ma­sı.
Full For­ce, iş­te bu par­lak mev­ki­i sağ­lam­laş­tır­ma­ya yö­ne­lik bir “son­ra” al­bü­mü. Üs­te­lik adıy­la da mü­sem­ma: Tam güç. Bu gü­cün mer­ke­zi­ni tu­tan par­ça ise, Char­li­e M.
Ef­sa­ne­vi Char­les Min­gus’un anı­sı­na ar­ma­ğan bu par­ça. Trom­pet­te Les­ter Bo­wi­e, bas sak­sa­fon­da Ros­co­e Mitc­hell ve bas­ta Ma­lac­hi Fa­vors’un ic­ra­la­rı do­la­yı­sıy­la, mü­zik okul­la­rın­da ir­ti­ca­li dök­tür­me ör­ne­ği ola­rak ra­hat­lık­la oku­tu­la­bi­lir.
 
Be­şi Bir Yer­de
Al­bü­mün di­ğer par­ça­la­rı da üç aşa­ğı beş yu­ka­rı ay­nı kı­rat­ta. 46 sa­ni­ye­lik Ca­re Fre­e için de böy­le bu, 20 da­ki­ka­lık Mag­ga Zel­ma için de. Beş par­ça­nın be­he­ri, bes­te ve ic­ra us­ta­lı­ğı­nın res­me­dil­di­ği kü­çük bi­rer mü­cev­her. Ve her mü­cev­her gi­bi so­kul­gan, ay­nı za­man­da.
Di­ğer de­yiş­le Full For­ce, Art En­semb­le of Chi­ca­go’nun bel­ki de en “eh­li­leş­miş” al­bü­mü. Bu ba­kım­dan sı­kı hay­ran­la­rın ca­nı­nı fe­na hâl­de sı­ka­bi­lir.
Ama grup­la ye­ni ta­nış­mış müp­te­di­ler için şa­ha­ne bir baş­lan­gıç, en azın­dan.

Tavsiye Et
Ku­lak­lık / Türk Ra­kı Ca­iz mi­dir Ho­cam?
Tür­ki­ye’de en çok ne pat­lar? Tüp gaz mı, do­ğal­gaz mı? Lâs­tik mi?
Bi­le­me­di­niz! Tür­ki­ye’de en çok, Türk si­ne­ma­sı pat­lar; bir de Türk rock’ı.
Türk rock mü­zi­ği 80’den iti­ba­ren pat­la­ma üs­tü­ne pat­la­ma ger­çek­leş­tir­di. Ne Ve­züv’ün böy­le pat­la­mış­lı­ğı var­dır, ne de Fu­ji’nin. Ben gi­dip de gö­ren­le­rin ya­lan­cı­sı­yım, Ay’dan gö­rü­le­bi­len ikin­ci sa­nat ese­ri Türk rock mü­zi­ğiy­miş; öy­le bir pat­la­mış.
Ni­çin bil­mem ama otuz se­ne­dir kim­se­nin ak­lı­na şu so­ru gel­me­di? Türk rock’ı mı­sır mı ki pat­la­sın! Ta­bi­i bir in­sa­nın bu so­ru­yu so­ra­bil­me­si için şu­nu bil­me­si ge­re­ki­yor: Rock de­ni­len mü­zik tü­rü, 60’lar­da doğ­muş, bir ri­va­ye­te gö­re 70’ler­de, baş­ka bir ri­va­ye­te gö­re ise taş çat­la­sa 80’ler­de de öl­müş­tür. Evet, Ke­nan Ev­ren dün­ya­da rock mü­zi­ği­nin ölü­mün­den de so­rum­lu­dur; bu­nun için de yar­gı­lan­ma­lı­dır.
Rock de­ni­len mü­zik, 70’le­rin or­ta­la­rın­dan iti­ba­ren il­kin prog­res­si­ve, sen­fo­nik, art, folk gi­bi alt tür­le­re ge­çit ver­miş, ar­dın­dan da mi­ra­sı­nı iki hır­çın oğ­lu­na dev­ret­miş­tir: Me­tal ve punk. Ve ta­bi­i ki caz­dan new age’e dün­ya­nın ne­re­dey­se bü­tün po­pü­ler mü­zik tür­le­ri­ni şu ve­ya bu oran­da et­ki­le­dik­ten son­ra.
Rock ta­ri­hi­ne bir ba­kın, ilk 20 grup ya İn­gi­liz’dir ya­hut Ame­ri­ka­lı. Ni­çin? Dün­ya­nın en akıl­lı, en duy­gu­lu adam­la­rı bun­lar mı? İl­gi­si yok. Rock, İn­gi­liz­ce­ye muh­taç, hat­ta mah­kûm bir tür­dür de on­dan. İn­gil­te­re’nin va­roş­la­rın­da doğ­muş, Ame­ri­ka’nın ar­ka so­kak­la­rın­da har­man ol­muş bir mü­zi­kal an­la­yış. Baş­ka mü­zik tür­le­ri­ne oran­la çok cid­di bir han­di­kap ba­rın­dı­rır as­lın­da. Sö­ze ih­ti­yaç du­yar ve bu söz de İn­gi­liz­ce ol­mak zo­run­da­dır. Mut­la­ka İn­gi­liz­ce.
Rock açı­sın­dan Türk­çe, öte­ki Av­ru­pa dil­le­ri­ne oran­la da­ha az im­kân ba­rın­dı­rır. Fark­lı bir dil ai­le­si­ne men­su­bi­yet me­se­le­si. Bir za­yıf­lık mı bu? İn­gi­liz­ce aruz­la şi­ir yaz­ma­ya mü­sa­it mi ki! Mü­sa­it de­ğil di­ye mi za­yıf bir dil pe­ki?
Her dil ken­di ahenk ka­lı­bı­nı be­ra­be­rin­de ge­ti­rir. Ve rock mü­zi­ğin is­te­di­ği ifa­de ka­lıp­la­rı için in­sa­nın İn­gi­liz­ce bil­me­si de­ğil, İn­gi­liz­ce rü­ya gör­me­si şart. O yüz­den de bu iki ül­ke dı­şın­da­ki yer­ler­de ya­pı­lan iyi rock mü­zik­le­ri­nin önem­li bir kıs­mı söz­süz­dür. Ya­hut da İn­gi­liz­ce söz­lü. Öy­le ol­ma­yan söz­ler­de de an­lam de­ğil, çal­gı­ya eş­lik an­la­yı­şı ön plan­da­dır.
Er­kin Ko­ray’ın dün­ya­da da az çok ta­nın­ma­sı, özel­lik­le de Elek­tro­nik Tür­kü­ler’inin bi­lin­me­si te­sa­düf mü siz­ce? Ana­do­lu pop ve­ya Ana­do­lu rock dö­nem­le­rin­den son­ra da ül­ke­miz­de rock mü­zi­ği ça­lın­dı, söy­len­di. Ama Türk rock’ının pat­la­dı­ğı da yok, pat­la­ya­ca­ğı da. Ge­rek de yok.
Te­le­viz­yon­lar­da, ga­ze­te­ler­de “Türk Rock Mü­zi­ği” baş­lı­ğı al­tın­da “Son al­bü­mü bil­mem şu ka­dar sat­tı.” di­ye öne çı­ka­rı­lan isim­le­rin hiç­bi­ri­nin rock’la uzak­tan ya­kın­dan alâ­ka­sı yok. Tür­ki­ye’de bir rock da­ma­rı ta­bi­i ki var.
Üz­gü­nüm, Türk rock mü­zi­ği­ni te­le­viz­yon­lar­da bu­la­maz­sı­nız. Bel­ki na­di­ren. O ka­nal­lar si­ze her gün Teo­man, Kı­raç, Hay­ko Cep­kin fa­lan mı di­yor, yok­sa Sid­har­ta’dan, Nek­rop­si’den, Zen’den mi söz edi­yor? Bi­zim ka­nal­la­rı­mız en faz­la Rep­li­kas’ı ta­nır.
Pe­ki rad­yo­lar­da du­rum na­sıl? O si­zin bil­di­ği­niz rad­yo­la­rın ço­ğun­da da du­rum ay­nı. TRT 3, Açık Rad­yo ve Rad­yo Ek­sen gi­bi ba­zı is­tas­yon­lar­da, fark­lı çap ve ebat­lar­da bol mik­tar­da sı­kı rock prog­ra­mı­na rast­la­ya­bi­lir­si­niz ama. Ara­la­rın­da çok iyi ha­zır­lan­mış Türk rock prog­ram­la­rı da var. Ta­bi­i Ali Ba­ba’nın ha­ki­ki ha­zi­ne­le­ri in­ter­net­te. Ne­re­sin­de mi? İl­min ka­pı­sı Haz­ret-i Ali, ma­lû­mun ka­pı­sı Haz­ret-i Go­og­le.
Doğ­ru, so­ru sor­ma­sı­nı da bil­mek lâ­zım.

Tavsiye Et