Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Temmuz 2009) > Kültür Sanat
Kültür Sanat
İstanbul’un ruh ikizi Lizbon’dan hatıralar
Portekiz’in olduğu kadar, denizci olan eşlerini denize uğurlayan ve onların geri dönmesini umutla bekleyen 19. yy Portekiz kadınlarının beklenen yakınlarının geri gelmemesi üzerine denize karşı yaktıkları ağıtlardan türeyen Fado müziğinin de başkenti olan Lizbon, tıpkı İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulmuştur. Her iki şehri sarıp sarmalayan deniz, yokuşlu sokaklar, geçmişteki büyük imparatorlukların armağanı görkemli yapılar, soylu bir çekingenlikle içtenliği içlerinde barındıran insanlar, hep hasretten ve kavuşulamayan aşklardan söz eden hüzünlü şarkılar Lizbon ve İstanbul’u adeta ruh ikizi şehirler yapıyor.
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Portekiz’deki Calouste Gulbenkian Vakfı işbirliğiyle, 14 Temmuz 2009’a kadar küratörlüğünü Helena De Freitas’ın gerçekleştirdiği, “Lizbon-Bir Başka Şehirden Hatıralar” başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor. Sergi, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başını kapsayan zaman diliminde yaşamış önemli Portekizli sanatçıların eserleriyle, bizlere hem uzak hem de bir o kadar yakın olan Lizbon kentini tanıtıyor. Sergide aralarında 6 duvar halısının da bulunduğu 73 tablo ve 30 fotoğraf yer alıyor.
“Lizbon-Bir Başka Şehirden Hatıralar” sergisi ilhamını; SSM ile Calouste Gulbenkian Vakfı’nın 2007 yılında Portekiz’de düzenlediği “Çağrışımları, Yolculukları ve Atmosferiyle İstanbul, Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu’ndan Tablolar” sergisinden alıyor. Zira sergide yer alan eserlerdeki Boğaziçi ve deniz manzaraları, İstanbul’un gündelik hayatından sahneler, Avrupa kıtasının batı ve doğu uçlarında yer alan Lizbon ile İstanbul’un ortak özelliklere sahip olduğu gerçeğini açık şekilde ortaya koyuyordu. Portekiz Cumhurbaşkanı Anibal Cavaco Silva’nın Türkiye ziyareti vesilesiyle de düzenlenen “Lizbon-Bir Başka Şehirden Hatıralar” sergisi; kültürleri, dinleri, uygarlıkları ve kıtaları birleştiren Lizbon ile İstanbul’un benzerliklerini, ortak yanlarını gözler önüne seriyor. Sergi süresince Portekiz kültürüne ışık tutacak şiir, müzik geceleri ve sürpriz başka etkinlikler düzenlenecek. (Tel: 0 212 277 22 00)

Tavsiye Et
Kısa film seçkileri Akbank Sanat’ta
Kısa film, genel olarak uzun metraja sıçrama tahtası olarak görülse de son dönemde bu algının önemli ölçüde değiştiğini söylemek mümkün. Zira kısa film, uluslararası festival programlarıyla birlikte giderek bir mecburiyet olmaktan çıkıp, özel bir tercih ve anlatım biçimi olma özelliğini kazanıyor. Türkiye’de ise kısa filmi teşvik eden bu tip organizasyonlarda ciddi bir hareketlenme mevcut. Bu anlamda Hisar Film Yarışmaları’nın ardından, kısa film alanında yapılan en önemli etkinlik 80’lerde başlayan ve 90’lı yıllarda uluslararası bir film festivaline dönüşen İFSAK’ın ulusal kısa film yarışması oldu. Türkiye’de kısa film alanında günümüzde en etkin platform ise Akbank Kısa Film Festivali. Festivalde son iki senedir ön elemeyi geçen filmler 2-30 Temmuz 2009 tarihleri arasında Akbank Sanat’ta gösteriliyor. Her yıl Temmuz ayında gerçekleşen “Geçmiş festival kısaları seçkisi”nin bu yılki filmleri; Akbank 4. ve 5. Kısa Film Festivali’nin yarışmalı bölümünde ön elemeyi geçen ve festivalde gösterime alınan kısalardan oluşuyor.
Akbank 4. Kısa Film Festivali’nin en iyi kurmaca filmi Bir Cinayetin İki Öyküsü ve en iyi belgesel filmi İntihar Ederdim dışında mansiyon ödüllü Güvercin Taklası, Unus Mundus, Camgöz, Sokak Çocukları ve Sis ile Murat Pay imzalı Kardeşim gösterime alınan filmler arasında. Akbank 5. Kısa Film Festivali’nden ise Sapak, Sinope’nin Yolculuğu, Tek Notalık Adam, Oyuncağımı İnekler Yemesin gibi ödüllü filmler dışında, Polis, Şah Mat, Bekleyiş, Süt ve Çikolata, Bir Kaplumbağa ile Tavşan Hikayesi gibi övgü toplayan filmler de Akbank Sanat’ta sinemaseverlerle buluşacak. Temmuz ayı boyunca 15:00 ve 18:00 saatlerinde gerçekleşecek olan etkinlik ücretsiz. (Tel: 0212 252 35 00)

Tavsiye Et
Farklı kültürlerden odalar
İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, 5 Mayıs’ta açılan yeni sergisi Oda Projesi ile “ulusların kültürleri arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri” göstermeyi amaçlayan Annette Merrild’in, 9 ülkede 9 büyük kentte çekilen fotoğraflarını sergiliyor. Küratörlüğünü Engin Özendes’in üstlendiği ve 30 Ağustos’a dek sürecek olan sergide 118 adet fotoğraf yer alıyor.
“Dünyayı tanımak mı istiyorsunuz? O zaman işe komşunuzdan başlayın.” özlü sözünü benimseyerek yola çıkan Annette Merrild, ülkemizde ve yabancı ülkelerde yaşayanlarla ilgili, çoğumuzun zihninde yer alan stereotipleri ışık altına tuttuğu Oda Projesi’ni gerçekleştirdi.
Hamburg Sanat Akademisi’ndeki öğrenimi sırasında yaşadığı yabancılık deneyimine dayanan ve dört yıl süren proje kapsamında Annette Merrild, önce Hamburg, New York ve Kopenhag’da aynı apartmanda oturan komşularının oturma odalarını fotoğrafladı. Bu fotoğraf serilerinin insanlar üzerinde yarattığı etkiden esinlenerek de, Oda Projesi’ni yarattı. İki yıl içinde, Varşova, Barselona, Tallinn, Lyon, Manchester ve İstanbul’u ziyaret etti.
Annette Merrild, “Avrupa’nın bir ucundan diğerine yaptığı bir tür antropolojik yolculuk” olarak nitelendirdiği projesinde, fotoğraf makinesiyle evlerin içlerini görüntüleyerek, toplumdan portreler oluşturuyor. Eski ustaların natürmort tarzlarını takip eden portre serilerinde mobilya ve eşyalar yer alıyor ama evlerde yaşayanları göremiyoruz. Oda Projesi, izleyicinin farklı kültürlerden gelen insanlara ait özel odaları görmesini ve turistlerin normalde yaşayamayacağı bir deneyim yaşamasını sağlıyor.

Tavsiye Et