Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Kasım 2009) > Müzik
Müzik
West Side Story
Leonard Bernstein, Stephen Sondheim
Yapım: SONY-BMG, 2007
 
Batı Yakasının Hikâyesi
Roman, müzikal, film, müzik gibi dört farklı kulvarda at koşturmuş West Side Story, bir çeşit kısa Amerikan tarihi niteliğinde.
Arthur Laurents’in West Side Story adlı çoksatan kitabı, aslen zamane alt tabaka zevkine seslenen bir Romeo ve Juliet uyarlamasından başka bir şey değildi. Romanın çok tutmasına eğlence sektörünün kayıtsız kalması düşünülemezdi. Gösteri dünyasının merkezi Broadway, 1957 yılında romanın müzikal uyarlamasını sahneye taşımıştı. Çok geçmeden bu kez Hollywood’da yeniden dirildi West Side Story; müzikal kimliğinde tabii.
Filmin kamera arkasında Robert Wise vardı. Natalie Wood, Richard Beymer ve Russ Tamblyn’in rol aldığı filmin senaryo ekibinde bizzat yazar da yeralmıştı. Film, aralarında birkaç Oscar, Akademi ve Grammy’nin de bulunduğu 20’den fazla ödül kazandı.
Film tematik düzlemde iyi ile kötünün savaşı, nesiller arası çatışma, kadın ile erkek arasındaki algı tezadı, sınıflar arasındaki savaş, zengin-yoksul zıtlaşması, gençliğin kendini ifadesindeki çıkmazlar, değişen yeni insanın ruh dünyası, kapitalizmin getirisi ve götürüsü gibi bir yığın meseleyi ele almaktaydı. Tabii eksenine tipik bir Amerikan tarzı aşk hikâyesini yerleştirerek.
 
Kendine Özgü Tür
Bir tür olarak müzikal, yalnızca Amerikan icadı değil, aynı zamanda Amerikalılara mahsus bir karakterdedir. Hepsi de Amerikan icadı sayılabilecek cazın, rock’un ve popun gösterdiği uluslararası başarının yanına bile yaklaşamayan müzikal türü, daima Broadway ile Hollywood arasında mekik dokumak durumunda kaldı. West Side Story, türün Amerika dışında da gerçekten karşılık bulan birkaç istisnasından biri durumunda.
Oyunun Leonard Bernstein imzalı plağı, 60’ların kült işlerinden biriydi. Müzikalin kendisi nasıl Shakespeare ile ucuz romanların zevkini birarada harmanlayabilmişse, albüme ses veren parçalar da aynı biçimde, bestecinin hem caz ve klasik müzik geçmişinin, hem de sahne müziğinin birikiminin harmanı niteliğindeydi.
Müzikal, film, plak... Üçü de kendisini meydana getiren zıtlıkların üzerinde inşa ettiği değerlerden beslenmekteydi.
 
40 Yılın Ardından
Bir müzikseverin koleksiyonunda West Side Story’ye rastlamak hiç de şaşırtıcı değildir. Çünkü albüm, en çok satan film soundtrack’larından biri. Daha az bulunanı ise 1961 tarihli filmin değil, 1957 tarihli Broadway müzikali versiyonu. West Side Story:Original Broadway Cast Recording’de New York Filarmoni’yi bizzat Bernstein yönetmekte. Şarkı sözleri ise Stephen Sondheim imzalı.
Albümün çok satmış orijinal baskısı oyunun ilk iki perdesinden şarkılar içermekteydi. 40. yıl anısına çıkarılmış bu yeni baskıda ise yine Broadway’de sahnelenmiş oyun versiyonundaki sanatçılar tarafından seslendirilmiş dokuz yeni parça daha var. Ve ilgilisini memnun edecek başka sürprizler…
West Side Story Amerikan kültürünü kendi ağzından, bütün tezatlarıyla, yani olanca debdebe ve sefaletiyle tanımak için istisnai bir imkân.

Tavsiye Et
Setting Standards
Keith Jarret, Gary Peacock, Jack DeJohnette
Yapım: ECM, 2008
 
Üç Büyükler
Keith Jarret, Gary Peacock, Jack DeJohnette... Piyano, kontrbas ve davul. Caz aleminin üç büyüğü...
Üç virtüoz düşünün. Üçü de kendi alanlarında biricik sayılsın. Üçü bir araya gelsin ama kendilerine bir “trio”dan çok daha fazla bir değer atfedilsin.
Caz tarihinde bu denli istisnai bir birlikteliğe az rastlanır. Sanatçıların üçü de solo çalışmalarındaki performanslarıyla kendilerinden söz ettirmiş, üçü de farklı caz anlayışlarına mensup, üçü de besteci ve üçü de ECM sanatçısı. Yalnızca bu şirketten 15’den fazla albüm çıkarmışlar.
 
Standart Üstü Standartlar
Setting Standards adlı albüm aslen 1983’te New York’ta kaydedilmiş 3 CD’lik bir set. Bu da özel bir baskı; 25. yıl anısına.
Albümün ilk iki CD’sinde Richard Rogers, Oscar Hammerstein, Billie Holiday ve Raymond Evans gibi caz standartlarına can vermiş bestecilerden örnekler var. Tabii ki her biri yepyeni birer kimliğe kavuşmuş durumda. Üç parçadan müteşekkil son albüm bizzat Keith Jarret’ın bestelerine ayrılmakta.
Adı üstünde, albüm “üç büyükler”in öteki albümlerindeki yaratıcılıkla yarışmıyor. Fakat caz standartları da ancak bu kadar yenilenebilirdi.

Tavsiye Et
Kulaklık / Yusuf Lâtif ve Arayışı
Caz geçen yüzyılın sesidir; olanca ihtişam ve sefaletiyle. Çağına sesini veren başka sanat dallarına zor rastlanır sanat tarihinde. En çok da Amerikan kültürünün hamurudur. Çoğu zenci ilk dönem caz müzisyenlerinin izinden gidenlerin önemli bir bölümü başka yollara saptılar bugün. İyi de ettiler. Cazı bir kültür öğesi olmaktan kurtarıp bir sanat türüne tırmandırdılar. Bu isimlerden biri de Yusuf Lâtif.
Wayne Eyalet Üniversitesi’ndeki dört yıllık müzik çalışmasının ardından kendi kuartetini kuran müzisyen, aynı zamanda önemli müzik okullarından Teal’de kuram, beste ve flüt ile obua dersleri de alır. Herkes gibi gece kulüplerinde çalar ve peşpeşe albüm çıkarır. Müzik kariyerindeki en ciddi evrelerinden biri, kuşkusuz “free cazın” kurucusu Charles Mingus’u, ilk denemelerine giriştiği yıllarda yakından tanıyabilmesi. Müzik eğitimini Manhattan’da sürdüren sanatçı, bir yandan flüte odaklanır, öte yandan masterini bitirir. Sonra da Amerika çapında turneye çıkar. Oradan da Avrupa ve hatta Japonya’ya.
Kendi grubunu kuran cazcılarda bir durma-duraklama tavrı görürsünüz; kimileyin ustalaşmaya kayma. Fakat Yusuf Lâtif müziğini dondurmaktansa denemelerin malzemesi kılmayı seçti daima. Zıt bir biçimde filmlere müzik yapmayı da reddetmedi: The Cool World ve Tracks in the Sand.
Tipik Batı tarzı müzik anlayışının dışına kayma merakı onu Tayvan’a değin götürür. Tayvan flütü, Hint rüzgâr çalgısı, shenai ve bizzat icat ettiği çalgılar...
Müziğini de ana akım cazdan çok başka yerlere döndürmeyi seçmişti: Çin, Hint, İran, Eski Alman, Afrika, Rus ve Yahudi müzikleri üzerine kurulu yeni bir sada.
Müzik dünyasındaki sahici arayışları ona yepyeni bir imanın kapılarını da aralar. Adını William Emanuel Huddleston’dan Yuseef Lateef’e çevirir; kalbini de.
New age’ten post-bop’a, fusion’dan çağdaş yaratıcı caz’a birbirinden farklı anlayışlarla kotarılmış 100’den fazla albüm. Tabii ki işbirlikleri, toplamalar ve konser kayıtları bu listeye dahil değil. Yaratıcılık ve üretkenlik. Birbirine zıt bu iki durumu aynı anda nadiren bir arada görebiliriz.
 
Bulursanız Kaçırmayın:
1) Jazz Moods (1957)
2) Eastern Sounds (1961)
3) Autophysiopsychic (1977)
4) Meditations (1990)
5) Metamorphosis (1993)

Tavsiye Et