Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Kasım 2009) > Kültür Sanat
Kültür Sanat
Chagall’ın ışıkları Pera’da yanıyor
Yahudi asıllı ressam Marc Chagall (1887-1985) baskı, desen ve resim koleksiyonundan 160 seçki ile Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde ağırlanıyor. 23 Ekim 2009-24 Ocak 2010 tarihleri arasında açık olan Chagall: Yaşam ve Aşk başlıklı sergi, Chagall’ın yapıtlarını ilk kez Türkiyeli sanatseverlerle buluşturuyor. Kudüs’teki İsrail Müzesi ile ortak çalışma sonucunda Pera Müzesi için özel olarak tasarlanmış proje, Ocak 2009’da sergilenecekken, o günlerde İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılar sonucunda oluşan toplumsal hassasiyet göz önünde bulundurularak ertelenmişti. Sergide sanatçının yaşadığı şehri, kendisini ve ailesini konu alan çalışmalarının yanında, Kutsal Kitap, La Fontaine Masalları ve Gogol’ün Ölü Canlar’ı gibi dinî ve edebi yapıtlar için yaptığı resimleri bir araya geliyor.
Kendisini, ailesini ve dostlarını zarif portrelerle betimleyen Chagall, Rusya’nın Vitebsk şehrinde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Sanatını çocukluğunun geçtiği Vitebsk, Rus folkloru, Yahudi kültürü ve köy yaşantısı kuşatmıştır. Çalışmalarındaki renk canlılığı ve betimleri ile huzur veren yapıtlar ortaya koyan Chagall, döneminde gördüğü iki dünya savaşı ve onların getirdiği yıkımlar ve buhranlar karşısında yaşama, iyiliğe ve güzelliklere bağlı kalmış bir sanatçı olarak öne çıkar. Chagall ayrıca, yenilikçi okulların hiçbirine bağlı olmadan içinde yaşadığı dönemlerin havasını çok iyi soluyarak hemen her dönem öncü yapıtlar üretebilmiştir.
Sergi kapsamında çocuklar ve gençler için eğitim programı düzenleyen Pera Müze’sinde, 6-18 yaş arası 4 farklı kategoride hafta içi ve hafta sonları atölye çalışmaları da olacak. Ayrıca, Aralık ayında Marc Chagall’ın torunu ve Marc Chagall Komitesi Yardımcı Başkanı Meret Meyer, büyükbabasının sanatı ve yaşamı üzerine bir konferans vermek üzere İstanbul’a gelecek. (Tel: 0212 334 99 00)

Tavsiye Et
İpek Yolu’nda sinema kervanı
Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali, 14-22 Kasım tarihleri arasında dördüncü kez sinemaseverlerle buluşuyor. Yoğun ilgi üzerine süresi dokuz güne çıkarılan İpek Yolu Film Festivali’nin bu yılki ana teması “Sinema ve Mimarlık”. Bu yıl da festivalin merkezi olan Tayyare Kültür Merkezi, festival boyunca film gösterimlerine, film sonrası oyuncu ve yönetmenlerle yapılacak söyleşilere, ünlü konuklar ve usta sinemacıların katılacağı atölyelere ve özel sergilere ev sahipliği yapacak.
Festivalde ulusal ve uluslararası bölümde yarışacak uzun ve kısa metraj filmlerin yanı sıra “Panorama” bölümünde Coen Kardeşler, Ken Loach, Woody Allen, Costa Gavras ve Theo Angelopoulos gibi dünya sinemasının önemli yönetmenlerinin Cannes, Berlin ve Venedik gibi sinema dünyasının saygın festivallerinde gösterilen son filmleri izleyicilerle buluşacak. İran, Kırgızistan, Kazakistan, Suriye gibi tarihî İpek Yolu coğrafyasında bulunan ülke sinemalarının son örneklerinin gösterileceği “İpek Yolu Üzerinden” ve Balkan sinemasının yurtdışı festivallerde büyük ilgi gören yapımlarının yer aldığı “Balkan Sineması” da festivalin zengin içerikli diğer bölümleri. Türk sinemasından yeni filmlerin ilk gösterimlerinin yapılacağı “Özel Gösterimler ve Galalar” bölümünün en ilgi çeken filmi ise Ezel Akay’ın son filmi 7 Kocalı Hürmüz.
Festivalin ana temasını oluşturan “Sinema ve Mimari” başlığı altında sinema ve mimarlık etkileşimine dair paneller, film gösterimleri ve bir atölye çalışması yer alacak. Atölye çalışmasında Bursa’nın mimarisi ile öne çıkan tarihî bir mekanının belgesel olarak beyazperdeye taşınması sağlanacak. Ayrıca “Engelsiz Filmler Kuşağı”nda görme engelliler için sesli betimleme yapılarak gösterilen filmlerin yanı sıra, “Çocuk Kervanı”nda çocuk filmleri ve “Gerçeği Söylemek Gerekirse” başlığı altında belgesel filmler gösterilecek.
Festivalin ilgi çeken bölümlerinden biri olan Ücretsiz Sinema Kursları’nda bu yıl Sırrı Süreyya Önder “Senaryo”, Dolunay Soysert ve Sinan Tuzcuoğlu “Oyunculuk”, Semir Aslanyürek “Yönetmenlik”, Mehmet Açar “Film Analizi”, Uğur İçbak “Görüntü Yönetimi”, Sinan Toğrul “Sinema ve Video Kamera”, Yamaç Okur ve Nadir Öperli “Yapımcılık”, Ali Can Sekmeç “Türk Sinema Tarihi”, Senem Aytaç “Dünya Sinema Tarihi”, Mustafa Preşeva “Kurgu”, Sevtap Aytuğ “Makyaj”, Lamia Karaali Preşeva ve Alper Oktay “Bilgisayar Destekli Animasyon Teknikleri” dersleri verecek. Emektar sinema oyuncusu İzzet Günay da “Oyunculuk” atölyesinde oyunculuk tecrübesini katılımcılara aktaracak. “Set Fotoğrafları Sergisi”nde ise Necip Sarıcı’nın özel arşivinden Türk sinemasının kamera arkasını belgeleyen fotoğraflar sergilenecek. (Ayrıntılı bilgi için www.ipekyolufilmfest.com)

Tavsiye Et
Caso De Fados ilk kez Türkiye’de
Kelime anlamı kader, alın yazısı olan Fado, 19. yüzyıldan günümüze kadar uzanmış bir Portekiz halk müziği türü. Geçmişi, denizci olan eşlerini denize uğurlayan ve onların geri dönmesini umutla bekleyen Portekiz kadınlarının artık beklenen yakınlarının geri gelmemesi üzerine denize karşı yaktıkları ağıtlara dayanıyor. Bu nedenle, ismiyle müsemma olarak, sevinçten çok hüznü, derin acıları, özlemi ve aşkı ifade ediyor Fado müziği.
Usta İspanyol yönetmen Carlos Saura da Flamenko üçlemesiyle başladığı sinemadaki müzik yolcuğunda, Tango ve Iberia’ın ardından Portekiz’in köklü Fado geleneğine eğilmeyi ihmal etmedi. Saura, Fado Evi (Fados) filmiyle Chico Buarque, Caetano Veloso ve Lila Downs gibi önemli isimleri geleneksel Fado’yla buluştururken birçok yeni ve avangard sanatçıyı da bir araya getirdi. Mariza ve Camane gibi Fado’nun zirvedeki isimlerini, Carminho ve Pedro Moutinho gibi yeni yeteneklerle buluşturan filmde Amalia Rodrigues ve Carlos do Carmo gibi efsanelerin takipçilerini de tanıma şansı bulduk.
Casa De Fados, Saura’nın Fado Evi filmden alınan bir sekansın filmin estetiği ile sahneye taşındığı, izleyenleri müzikler eşliğinde geleneksel Fado evlerinin içinde hissettirmeyi amaçlayan bir proje. Bu proje Saura’nın Fado Evi filminde aktardığı tüm geleneği ve 19. yüzyılda evrenselleşen Fado müziğini muhteşem bir konsere sığdırıyor.
Sahne performanslarına filmden görüntüler eşlik ederken Fado’nun büyüsü Carminho, Ricardo Ribeiro, D. Vicente da Câmara, Maria da Nazaré, Ana Sofia Varela ve Pedro Moutinho gibi fadistalarla yaşatılıyor. Caso De Fados projesi, 12 Kasım’da Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda ilk kez Türkiye dinleyicisi ile buluşacak. (Tel: 0212 231 54 97)

Tavsiye Et