Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Mart 2010) > Ekonomide Gündem
Ekonomide Gündem
Ekonomide Gündem Dünya / Mart 2010
Toyota’nın frenleri tutmuyor
Japon otomotiv devi Toyota, dünyanın en fazla satan hibrid aracı olan, Mayıs 2009’dan itibaren piyasaya sunduğu ve Prius modeli başta olmak üzere Lexus ve Sai modellerinde yaşanan fren sorunu nedeniyle sıkıntılı günler geçiriyor. Güvenilirliği ve kalitesiyle tanınan Toyota, gaz pedalındaki bir hata ya da paspasa takılmadan kaynaklı gaz pedalı sıkışması ve fren sorunu yüzünden aralarında hibrid modellerinin de olduğu 8 milyonu aşkın aracı geri çağırmak zorunda kaldı. Geri çağırılan araçların 6 milyondan fazlasının ABD’de satılan araçlar olması sebebiyle şirket başkanı Akio Toyoda, ABD Kongresi’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde yapılan komite toplantısına katıldı ve bazı ölümlü kazalardan ötürü geri çağırmalara yol açan mekanik arıza konusunda özür diledi. Alınan tedbirlere ve müşterilerden özür dilenmesine rağmen şirketin imajını zedeleyen bu olay, Moody’s, Standard&Poor’s gibi derecelendirme kuruluşlarından gelen olumsuz tepkilerin ardından şirketin finansal pozisyonunu da etkileyecekmiş gibi görünüyor.
 
Dünya yüzünü “rüzgar”a döndü
2009’da dünya genelinde rüzgar enerjisi üretme kapasitesi küresel ekonomik krize rağmen %31 oranında arttı. Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (GWEC)’nin verilerine göre, dünyadaki rüzgar enerjisi kurulu gücü son 10 yılda 8 kat artarken; 500.000 kişi için de istihdam kapısı oldu. 2000 yılında 17,4 gigavat olan dünya rüzgar enerjisi kapasitesi, 2009’da yapılan 63 milyar dolarlık yatırımla 157,9 gigavata ulaştı. Böylece geçen yıl rüzgar enerjisinde Türkiye’nin elektrik üretiminde toplam kurulu gücüne yakın bir miktar olan 37,4 gigavatlık yeni kapasite devreye girmiş oldu. Güç kapasitesinde ilk sırayı %22,3’lük payla ABD, ikinci sırayı %16,3’lük payla Almanya alırken, %15,9’luk payla üçüncü sırada yer alan Çin, 2009’da rüzgar enerjisine en çok yatırım yapan ve kapasitesini %100 artıran tek ülke olarak dikkat çekti. Enerji pazarının en yeni ve etkin oyuncularından olan rüzgar enerjisi, enerji fiyatlarındaki artış, arz güvenliği sıkıntısı ve talepteki yükseliş gibi nedenlerle ucuz ve yenilenebilir enerji kaynağı olarak çok tercih ediliyor.
 
Yunanistan’da yeni “kemer sıkma” programı
Ekonomik anlamda zor günler geçiren ve uluslararası alanda oluşan olumsuz imajı sebebiyle eleştirilerin odağı olan Yunanistan, 3 yıllık bir istikrar ve kalkınma programı açıkladı. Gayri safi yurtiçi hasılanın %12,7’sine denk gelen bütçe açığının 2012 yılı sonuna kadar %2,8’e düşürülmesini hedefleyen ekonomik program çerçevesinde başbakan, bakanlar ve milletvekilleri de dâhil olmak üzere, yüksek ücret alan memurların maaşları dondurulurken; kamuda emekliye ayrılan her 5 memura karşılık 1 kişinin işe alınması, 12 bin avronun üzerindeki kazançlara %18’den başlayarak %40’a kadar varan vergi getirilmesi ve kiliseye ait mal varlıklarının da vergilendirilmesi öngörülüyor. 300 milyar avroya ulaşan kamu borçlarının ödenmesi için 20 milyar avrodan fazlası Nisan ve Mayıs aylarında olmak 53 milyar avroya ihtiyaç duyan Yunan hükümeti, borçlarını etkin bir şekilde düşürecek bir AB kurtarma planı aramadığı ve Yunanistan’ın da diğer ülkeler ile aynı faiz oranında borçlanabilmesine olanak sağlayacak siyasi desteğe ihtiyacı olduğu noktasında ısrar ediyor.
 
İsviçre kara paraya kapısını kapattı
Dünyanın önde gelen zenginlerinin ve dev şirketlerin paralarını tutmayı en çok tercih ettikleri ülke olan ve “vergi cenneti” olarak bilinen İsviçre, bu unvanından vazgeçti. İsviçre’nin bundan böyle vergilendirilmemiş parayla ilgilenmeyeceğini belirten Maliye Bakanı Hans-Rudolf Merz, uluslararası vergi işbirliği standartlarına olan taahhütlerini de yineledi. İsviçre bankalarında bulunan vergilendirilmemiş para konusunu her ülkeyle ikili olarak çözeceklerini belirten Merz, “Bankacılık sırrını ortadan kaldıracağı gerekçesiyle, AB’de uygulaması bulunan otomatik bilgi değişimini ise kabul etmeyeceğiz” dedi. 2 trilyon dolarlık offshore bankacılığı pazarına sahip olan İsviçre’de, 600-700 milyar dolar tutarında bir kayıt dışı paranın bankalarda olduğu tahmin ediliyor.
 
Şili ekonomisinde “tsunami” alarmı
27 Şubat’ta Şili’de meydana gelen 8,8’lik depremin ardından ülke ekonomisini zor günler bekliyor. 2 milyona yakın kişinin etkilendiği, 1 milyondan fazla binanın hasar gördüğü depremin ülke ekonomisine maliyetinin 15 ila 30 milyar dolar arasında olacağı öngörülüyor. Dünyanın en büyük bakır üreticisi olan Şili’de üretim ve sevkıyata ilişkin belirsizlikler nedeniyle bakır fiyatlarının yükselmesi bekleniyor. Ülke ekonomisinin %20’sini oluşturan madencilik sektöründeki hasar henüz tespit edilmese de yılda 4,5 milyon ton bakır üretilen ülkede, bakır üretimi %20 oranında askıya alındı. Faizi artırarak sıkı para politikasına dönüş planları yapan Şili Merkez Bankası’nın depremin ekonomik etkilerini asgariye indirmek için daha esnek bir politika izleyeceği, hükümetin de harcamaları artıracağı düşünülüyor.
 
Şirketler krizde AR-GE’yi yavaşlattı
Küresel ekonomik kriz, yeni buluşların sinyali olarak görülen patent başvurularında da azalmaya yol açtı. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO)’na göre 2008’de 164 bin olan patent başvurusu, 2009’da %4,5 oranında azalarak 156 bine indi. Gelişmiş ülkelerde beklenenin üzerinde bir düşüş yaşanırken, Doğu Asya ülkeleri patent başvurularını artırdı. ABD, geçen yıla oranla %11,4’lük bir azalma yaşanmasına rağmen 2009’da en çok patent başvurusu yapan ülke özelliğini korurken, onu %3,9’luk büyümeyle Japonya takip etti. Geçen yıl patent başvurularını en çok artıran ülke %29,7’lik artışla Çin olurken, 1,891 adet patent için başvuruda bulunan Japon Panasonic firması, şirketler arasında ilk sıraya yerleşti. Patent başvurularındaki azalma, şirketlerin kriz döneminde ilk önce AR-GE faaliyetlerini azalttığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Tavsiye Et
Ekonomide Gündem Türkiye / Mart 2010
Ekonomi “kırık notları” düzeltti
Uluslararası derecelendirme kuruluşlarından peş peşe gelen iyi haberlere bir yenisi daha eklendi. Moody’s ve Fitch’in yaptığı not artırımlarının ardından saygın derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s da Türkiye’nin kredi notunu BB(-)’den BB’ye yükseltti. Not artırımıyla ilgili yaptığı açıklamada, Türk hükümetinin son 10 yılda borç yükünü istikrarlı bir şekilde azaltmasının sonucu olarak ekonomi politikasında ortaya çıkan esnekliğe vurgu yapan Standard&Poor’s, düzenleyici ve denetleyici kurumların dışarıdaki güçlüklere rağmen ülkedeki finans sektörünün sağlamlığını korumada başarılı olduğunu belirtti. Türkiye’nin kredi notunda ana risk unsurunun yabancı sermaye ihtiyacından kaynaklandığına dikkat çeken kuruluşa göre yatırımcı güvenindeki olası bir değişme, ekonomik büyüme ve kamu finansmanı konularında kaygıya yol açabilir. Standard&Poor’s, bir yandan Türkiye’nin notlarındaki yükselmenin hükümetin sağlam ekonomik ve mali yönetimiyle desteklendiğini ifade ederken, gelecek 12-24 ayda olası bir not artırımı olabileceğinin de sinyallerini verdi.
 
TEKEL’de 4/C kavgası devam ediyor
TEKEL’e ait sigara fabrikalarının 2008 yılı Haziran ayında özelleştirilmesinin ardından başlayan TEKEL işçileriyle ilgili özlük hakkı problemi, işçilerin Ankara’da başlattığı eylemlerle birlikte farklı bir boyut kazandı. Halen 11,500 işçi ve 1,500 memurun görev yaptığı TEKEL’de özelleştirme ihalesini alan şirketle çalışmak istemeyen 7,500 işçi, özlük hakları sabit kalmak şartıyla diğer kamu kuruluşlarına geçmeyi talep ederken; hükümet yaklaşık bir yıldır çalışmadıkları halde maaşları, kıdem ve ihbar tazminatları ödenen işçilere 4/C’li olarak çalışma önerisinde bulunuyor. 4/C’li olmayı reddeden işçilerin 14 Aralık’ta başlattıkları eylem Türk-İş, KESK ve DİSK gibi sendikalar ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından desteklenirken, işçilere memur olma hakkı tanınsa bile sendikaların işçilerden topladıkları aidatları kaybetmemek için eylemleri devam ettireceğini savunan hükümet, tepkilere rağmen geri adım atmıyor.
 
“Çakma Pazar” 3 milyar doları gördü
Türkiye, 3 milyar doları aşan cirosuyla dünyanın en büyük ikinci taklit ürün pazarı haline geldi. Ankara Ticaret Odası tarafından hazırlanan “Çakma Ekonomi Raporu”na göre, Türkiye’de tüketicilerin %58’i ürünlerin orijinali yerine moda tabiriyle “çakma” diye nitelenen taklitlerini tercih ediyor. Dijital teknoloji ve elektronikteki gelişmeler sayesinde kozmetikten futbol takımı formasına, elektronikten sigaraya kadar farklı birçok kalemde ürünün birebir taklidi yapılabilirken; özelikle ekonomik gücü orijinalini almaya yetmeyen marka meraklıları taklit ürünlere rağbet ediyor. Logolar ve marka isimlerinin harfleriyle oynanarak oluşturulan “Pierre Mardin” gibi isimlerle piyasaya sürülen “çakma” ürünler, İstanbul başta olmak üzere birçok ilde ve komşu ülkelerde satışa sunuluyor. Sosyete pazarları, internet, kadınların “gün” adı verilen toplantıları gibi çeşitli mecralarda orijinalinin üçte biri fiyatına satılan bu ürünler, ülke ekonomisi için 11,9 milyar liralık üretim ve 6,6 milyar liralık vergi kaybına, 60 bin kişilik de istihdam kaybına yol açıyor.
 
“Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul”
Dünyanın önde gelen iş dünyası dergilerinden Forbes Türkiye, “En Zengin 100 Türk” listesini açıkladı. Listenin ilk sırasında 3 milyar dolarlık servetiyle Hüsnü Özyeğin yer alırken, onu 2,9 milyar dolarla Mehmet Emin Karamehmet ve 2,6 milyar dolarla Şarık Tara takip etti. 2008’de %49 oranında azalan servetlerini geçen yıl %55 arttıran “En Zengin 100 Türk”ün toplam serveti 87 milyar dolara ulaştı. Toplamda 60 milyar dolarlık bir serveti yöneten listedeki 25 aile arasında Sabancı ailesi, 10 milyar dolarla Türkiye’nin en zengin ailesi oldu. Geçen yıl hiçbir kadınının isminin geçmediği listede bu yıl 24 kadın yer alırken, 2 milyar dolarlık servetiyle 8. sıraya yerleşen Filiz Şahenk Türkiye’nin en zengin kadını oldu.
 
Kriz tüketiciye “kart”ı sevdirdi
Türkiye’de 2009’da yapılan her 100 liralık alışverişin 25 lirası banka veya kredi kartlarıyla gerçekleştirildi. Geçen yıl 712 milyar liralık alışverişin 178 milyar lirası kartlarla yapılırken, kartlı alışverişlerde en yüksek payı %16,1 ile marketler ve alışveriş merkezleri aldı. Toplam 712 milyar liralık alışveriş içinde %14’lük ödeme payı ve 1 milyar liralık işlem adediyle Türkiye, 36 Avrupa ülkesi içinde İngiltere’den sonra ikinci büyük pazar olurken; temassız kart gibi yeni teknolojilerin kullanımında ise açık ara farkla ilk sıraya yerleşti. Ekonomide geçen yıl yaşanan daralmaya karşın kart kullanımında görülen artış, nakit alışverişte zorlanan tüketicinin taksit ve ödeme erteleme gibi imkanlar sebebiyle kartlı alışverişe yöneldiği şeklinde yorumlanıyor.
 
Cep telefonunda hızlı değişim
Tüketicilerin satın alma tercihlerini ortaya çıkartmak için yapılan “Ürün Yenileme Sıklığı Araştırması”na göre Türk tüketicisinin en çok aldığı ve en çok değiştirdiği ürün cep telefonu oldu. Uluslararası pazar araştırma şirketi Millward Brown tarafından yapılan araştırma, son bir yıl içerisinde 100 kişiden 50’sinin cep telefonu satın aldığını, aynı zamanda tüketicilerin cep telefonlarını ortalama 2,5 yılda bir yenilediğini ortaya çıkardı. Tüketicilerin en çok aldığı ve en sık değiştirdiği ürün cep telefonları olurken; onu sırasıyla televizyon, buzdolabı ve çamaşır makinesi takip etti. Televizyon, buzdolabı ve çamaşır makinesi kategorisinde öne çıkan yenileme sebebi ürünün eskimesi olurken; cep telefonu, otomobil ve bilgisayarda ürünler genellikle bir üst modeli yakalayabilmek için değiştiriliyor.

Tavsiye Et