Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Nisan 2010) > Ekonomide Gündem
Ekonomide Gündem
Ekonomide Gündem Dünya / Nisan 2010
“Obamacare” Amerikan Kongresi’nden geçti
Amerikan halkının tamamını sağlık sigortası kapsamına almayı hedefleyen Sağlık Reformu Yasası, bir yıl süren yoğun tartışmaların ardından 21 Mart’ta ABD Temsilciler Meclisi tarafından kabul edildi. Halk arasında “Obamacare” olarak anılan ve bütçeye 10 yılda 940 milyar dolarlık bir maliyet getireceği öngörülen sağlık reformu paketi, sağlık sigortasının zorunlu hale getirilmesi ve yoksullara sağlanan sigorta kapsamının genişletilmesi gibi temel konuların yanı sıra sigorta şirketlerinin geçmişteki sağlık sorunlarını mazeret göstererek hastaları sigortalamayı reddetmesi ve primleri hızlı bir şekilde arttırması gibi detaylarla ilgili düzenlemeleri de içeriyor. Seçim kampanyasından bu yana, ABD Başkanı Obama’nın bir numaralı iç politika önceliği olan sağlık reformunun Kongre’den geçmesi önemli bir siyasi başarı olarak nitelendirilirken; 900 milyar dolarlık maliyetin özellikle üst gelir grubunu etkileyecek vergi düzenlemeleriyle telafi edileceğini düşünen mükellefler, Obama’yı ülkeyi sosyalizme sürüklemekle itham ediyorlar.
 
İlaçta AR-GE şampiyonu ABD
Yarattığı yüksek katma değer nedeniyle en gözde sektörlerden olan ilaç sektöründe satış ve kâr bazında yaşanan rekabet, AR-GE’ye ayrılan kaynak ve geliştirilen ürün bazında da etkisini hissettiriyor. Ciroları itibarıyla dünyanın önde gelen 50 şirketinden 22’sine sahip olan ABD, yeni ilaçların %65’inin piyasaya ilk kez sürüldüğü ülke olma özelliğini de taşıyor. Dünya genelinde AR-GE harcamalarının %45’inin yapıldığı ABD, bu alandaki AR-GE harcamalarının GSMH’sine oranında da %2,7 ile ilk sırada yer alıyor. Dünyadaki ilaç satışlarının %31’inin, AR-GE harcamalarının ise %41’inin yapıldığı Avrupa’da, AR-GE harcamalarının GSMH’ye oranı %1,87 düzeyinde seyrederken; AR-GE harcamalarının %13’ünü yapan Japonya innovasyon odaklı yapılanmasıyla Avrupa’yı geride bırakabileceğinin sinyallerini veriyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre, ABD biyoteknoloji alanındaki patentlerin %65’ini elinde tutarken, onu %15’le Avrupa ve %12 ile Japonya takip ediyor. ABD’nin bu alandaki üstünlüğü, AR-GE faaliyetlerindeki devamlılık ve başarı için önemli bir faktör olan üniversite-sanayi işbirliğini sağlamış olmasıyla açıklanıyor.
 
Çin’i “Google”lamak artık mümkün değil
Son aylarda Çin hükümeti ile Google arasında tırmanan gerilim, Google’ın “google.com.cn” adresini kapatarak kullanıcıları Hong Kong merkezli ve sansürsüz “google.com.hk” adresine yönlendirme kararı almasıyla farklı bir boyut kazandı. Google aldığı karara gerekçe olarak maruz kaldığı sansürlemeler ve siber saldırıları gösterirken, Çin Hükümeti Google’ın Çin yasalarına karşı sorumsuz ve dostça olmayan bir tutum sergilediğinde ısrar ediyor. Dünya genelinde %90 pazar payı ile bir numara olan Google, Çin’de pazarın %56’sını elinde tutan Baidu’nun ardından ikinci sırada yer alırken, 2010 yılı itibarıyla %13’lük pay artışına rağmen Çin Hükümeti’nin baskıları karşısında dünyanın en hızlı gelişen pazarından çekiliyor. Google’ı Amerikan casusluğu yapmakla suçlayan Çin Hükümeti ise Google ile kavgalı bir Çin’in bilgi ekonomisinin meydan okumalarıyla baş edebilme ihtimalini göz ardı ediyor. Bu tartışmanın, küresel ekonomik ve enformatik sistemin ulusal kurallarla mı yoksa evrensel düzenlemelerle mi idare edilmesi gerektiği tartışmasını beraberinde getirmesi kaçınılmaz gözüküyor.
 
Ürdün, İslami bankacılığa geçti
İslami bankacılık olarak da isimlendirilen katılım bankacılığının ekonomik kriz döneminde sergilediği başarılı performans birçok hükümetin bu kuruluşlara yönelmesine sebep oldu. Son olarak Ürdün Hükümeti, Ürdün İslam Bankası ile 100 milyon dolarlık bir kredi anlaşması imzaladı. Ürdün Maliye Bakanı Muhammed Ebu Hamour anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada “Kriz döneminde İslami bankalar tarafından sergilenen finansal istikrar ve başarı, hükümet olarak bu yönde bir tercih yapmamızda etkili oldu” dedi. İslami bono olarak da isimlendirilen sukuk kanalıyla alınacak olan kredi, temel gıda maddeleri olan buğday ve arpa stoklarının arttırılmasında kullanılacak. Öte yandan Ürdün Maliye Bakanlığı’nın 2010 sonunda 15 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye ulaşması beklenen bütçe açığını hafifletmek amacıyla İslami finans kurumlarıyla yeni anlaşmalar yapması bekleniyor.
 
Kriz yoksulluğu tetikledi
Küresel ekonomik kriz döneminde şirket içi ekonomik suçlarda önceki döneme göre belirgin bir artış yaşandı. Denetim firmalarından alınan istatistiklere göre, dünya genelinde ekonomik durgunluktan etkilenen şirketlerin %30’u son bir yılda şirket içi yolsuzluk ve suistimal olaylarıyla karşılaştı. En yaygın ekonomik suç, şirket varlıklarına yönelik hırsızlık olurken; mali tablo suistimali, yolsuzluk ve rüşvet şirketleri etkileyen önemli suçlar arasında yer aldı. Şirket içi suistimal en çok havacılık-uzay, kimya, üretim ve ilaç sektörlerinde görülürken; şirket dışı suistimallerin en çok görüldüğü sektörler sigorta, teknoloji, iletişim ve finans oldu. Kriz döneminde en fazla ekonomik suç rapor eden ülke Rusya olurken, onu sırasıyla Güney Afrika, Kenya, Kanada ve Meksika takip etti.
 
Kadınlar yönetim katına çıkıyor
Dünya Ekonomik Forumu tarafından Fransa, Meksika, İspanya, ABD, Türkiye ve Brezilya gibi 20 ülkede yapılan bir araştırma, kadınların üst düzey yöneticilik görevine gelme oranının oldukça alt seviyelerde olduğunu ortaya koydu. Dünya genelindeki istihdamın büyük bir kısmını sağlayan 16 sektörde faaliyet gösteren 600 şirketi kapsayan araştırmaya göre, şirketlerde üst düzey yönetici pozisyonundaki kadınların oranı %5’in altında kalıyor. Üst düzey kadın yöneticilerde en yüksek oran %13 ile Finlandiya’da görülürken, onu sırasıyla %12 ile Türkiye ve Norveç, %11 ile İtalya ile Brezilya takip ediyor. Araştırma geleneksel ve kültürel alışkanlıklar, eril ya da ataerkil şirket kültürü, rol modeli eksikliği gibi sebeplerin kadınların kariyer basamaklarını tırmanmasını neredeyse olanaksız kıldığına dikkat çekiyor.

Tavsiye Et
Ekonomide Gündem Türkiye / Nisan 2010
Türkiye IMF ile yollarını ayırdı
Türkiye ile Uluslararası Para Fonu (IMF) arasında iki yıldır devam eden görüşmeler, Hükümet’in Stand-by Anlaşması’nı yenilememe kararı almasıyla sona erdi. Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan konuyla ilgili açıklamasında “Bizim IMF ile ilişkilerimiz, o günkü şartlar Türkiye için nasıl bir ilişkinin daha iyi olacağını söylüyorsa ona göre devam ediyor. Bugünkü şartlar Stand-by Anlaşması için uygun olsaydı, Türkiye bunu yapardı.” şeklinde konuştu. Orta Vadeli Program, mali kural, hedefler gibi konularda mutabık kalınmasına rağmen uygulamalarla alakalı tam bir mutabakat sağlanamadığına dikkat çeken Babacan, bu sene ve gelecek sene dünyada neler olacak sorusuna verilen cevapların farklılaştığını, bu durumunsa sağlıklı bir stand-by anlaşması yapılmasına imkan vermediğini belirtti. Hükümetin yola IMF’siz devam etme kararı piyasalarda “cesur bir adım” olarak yankı bulurken; kısa zaman önce Türkiye’nin notunu artıran derecelendirme kuruluşları, kararı “Türkiye ekonomisinin kendi sınırlarını ve gücünü anlayabilmesi adına doğru bir karar” olarak nitelendirdi.
 
Sınav ekonomisi 5 milyar dolara yaklaştı
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından 2010 yılında yapılacak sınavlar için 4,9 milyar harcanması öngörülüyor. Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS), Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS), Seviye Belirleme Sınavı (SBS) ile ehliyet ve özel güvenlik sınavlarına toplamda 9,9 milyon adayın girmesi beklenirken, bu rakam Türkiye’de yaşayan her 7 kişiden en az birinin sınava gireceği anlamına geliyor. İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın “Hayatımız Sınav” raporuna göre, üniversite sınavına hazırlanmak için 1,5 milyar lirası dershanelere, 45 milyon lirası etüt merkezi, test bürosu gibi kayıt dışı dershanelere, 300 milyon lirası özel derse, 200 milyon lirası kitaplara olmak üzere 2 milyar lira harcanıyor. KPSS ve özel güvenlik sınavları, açılan dershaneler ve piyasaya sürülen hazırlık kitaplarıyla kendi sektörünü oluştururken; 2010’da yapacağı 30 sınavla yaklaşık 5 milyon adaya ulaşacak olan ÖSYM’nin gelirinin hedeflerin üstünde çıkması bekleniyor.
 
Cepte kuruş dönemi başladı
Cep telefonlarında kontör dönemi 1 Nisan’dan itibaren sona erdi. Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu’nun tarifeleri basitleştirmek amacıyla aldığı karar çerçevesinde tüm operatörler kontör sisteminden lira sistemine geçti. Yeni düzenlemenin uygulamaya geçmesiyle hatlarına kontör yerine lira yükleyecek olan aboneler, hediye kontörler ve kampanyalardan da lira veya kuruşa çevrilmiş halleriyle faydalanacaklar. Yapılan yüklemelerin ve harcamaların daha net olmasını hedefleyen düzenlemeyle birlikte hesaplarına lira yükleyip harcamalarını kuruş üzerinden yapan aboneler, kaç kontör kaybettiklerini ve eksilen kontörün kaç liraya denk geldiğini hesaplamak yerine, kaç kuruş harcadıklarını ve geriye kaç liralarının kaldığını doğrudan görme imkanına sahip olacaklar. Daha önce alınmış olan ve halen piyasada satılmakta olan kontör kartları geçerliliğini yitirmeden sistemle uyumlu hale getirilerek bir süre daha kullanılmaya devam ederken, yeni sistemle birlikte lira yükleme kartları kullanılacak.
 
İslam Kalkınma Bankası’ndan 2 milyar dolarlık kaynak
İslam Kalkınma Bankası, Irak ve Suriye ile demiryolu hattı başta olmak üzere enerji yatırımlarında kullanılması amacıyla Türkiye’ye 2 milyar dolarlık kredi için onay verdi. Dört yıllık bir periyoda yayılan ve geçmişteki kredilerin aksine belirli bir strateji ve altyapı çalışmasının ardından aktif hale getirilecek olan kaynak, enerjinin yanı sıra eğitim, afet yönetimi ve özel sektörün geliştirilmesi konularında kullanılabilecek. Türkiye’nin de üyesi olduğu İslam Kalkınma Bankası’ndan Başkan Ahmed Muhammed Ali’nin de aralarında bulunduğu bir heyet, Ankara’ya gelerek kredi için gerekli olan stratejik yol haritasını oluşturmak amacıyla bir dizi temasta bulundu. IMF ile anlaşmaktan vazgeçilen bir dönemde gelen bu kredi, Türkiye’nin tek kredi kaynağının IMF olmadığına işaret etmesi bakımından oldukça önemli.
 
Sanal ticaret hızlandı
Kredi kartı kullanımında görülen artış ve sanal ortamın güvenlik koşullarında yapılan iyileştirmeler e-ticaret rakamlarına yansıdı. Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre e-ticaret hacmi geçen yılın aynı dönemine göre %46 oranında artarak aylık 1 milyar lira sınırına yaklaştı. 2009 yılı Ocak ayında Türkiye’deki e-ticaret sitelerinden sanal POS aracılığıyla yaklaşık 4 milyon adet işlem ve 605 milyon liralık alışveriş yapılırken, yaşanan %46’lık artışla birlikte bu yılın Ocak ayında işlem adedi 6,5 milyona, yapılan alışverişin hacmi ise 990 milyon liraya ulaştı. Yıllık alışveriş hacminin 10 milyar lirayı bulduğu elektronik pazarda sanal alışveriş yapma imkanı sunan işyeri sayısı da 22 bini geçti. Marmara Bölgesi’nde 10’u aşkın işyeri elektronik pazarda faaliyet gösterirken, İstanbul 7.804 sanal işyeri ile bu alanda lider durumda.
 
Yolsuzlukla mücadele OECD standartlarına ulaştı
Türkiye uluslararası ticarette yolsuzluğa karşı izlediği politikayla Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)’den geçer not aldı. OECD’nin Mart 2010 raporunda, kuruluş tarafından 2007’de verilen tavsiyelerin biri hariç tamamının hayata geçirildiği belirtilerek, Türkiye’de uluslararası ticarette yolsuzluğa karşı alınan önlemlerin ve harcanan çabanın “memnuniyet verici” olduğu bildirildi. Türkiye, 2007’den bu yana Türk şirketlerin uluslararası faaliyetlerindeki yolsuzluklardan sorumlu tutulması, yabancılar tarafından yapılan yolsuzlukların Türk kanunlarını ihlal olarak nitelenmesi, yolsuzlukları açıklayan kişi ve kurumlar için koruyucu tedbirlerin alınması, yolsuzlukla ilgili düzenleyici ve denetleyici kanunların artırılması gibi düzenlemeler yaparak bu konudaki hassasiyetini artırmaya çalışıyor. 

Tavsiye Et