Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Temmuz 2005) > Dünya Siyaset > Lübnan’da kartlar yeniden dağıtıldı
Dünya Siyaset
Lübnan’da kartlar yeniden dağıtıldı
Ebru Afat
ATLANTİK üzerinden esen demokrasi rüzgarlarının hız kazandığı Orta Doğu’nun en kozmopolit ülkesi Lübnan, 29 Mayıs-19 Haziran tarihleri arasında, meclis üyelerini belirlemek için sandık başına gitti. 29 yıl aradan sonra ilk defa Suriye’nin askerî varlığı olmaksızın gerçekleşen seçimlerle, eski Başbakan Refik Hariri’nin 14 Şubat’ta öldürülmesiyle başlayan dönüşüm sürecinde yeni bir safhaya girildi. Suriye, Hariri suikastından sonra Lübnanlıların protestoları ve uluslararası camianın baskısı üzerine, Lübnan’daki askerlerini Nisan ayında geri çekmek zorunda kalmıştı. Suikastın yarattığı sarsıntıya rağmen vaktinde yapılabilen seçimler, Şam karşıtı grupların çoğunluğu sağladığı, ama Suriye yandaşı unsurların da güçlerini kısmen koruyabildikleri ilginç bir meclis ortaya çıkardı.
Ülkeyi dört yıl boyunca yönetecek parlamentodaki 128 sandalye beş seçim bölgesine dağıtılmıştı. Dört turlu seçim maratonu, 29 Mayıs’ta Sünni ve Maruni Hıristiyanların bir arada yaşadığı başkent Beyrut’ta yapılan oylamayla başladı. Beyrut için ayrılan 19 sandalyenin tamamını, Refik Hariri’nin oğlu Saad Hariri’nin öncülüğünde oluşturulan Suriye karşıtı ittifakın listesinden adaylar kazandı. 5 Haziran’da Şiilerin çoğunlukta olduğu Güney Lübnan’da sandık başına gidildi ve 23 sandalyenin tamamı Hizbullah-Emel ittifakına gitti. 12 Haziran’da Dağlık Lübnan’ın 35 ve Bekaa Vadisi’nin 23 temsilcisi belirlendi. En ilginç sonuçlar, Hıristiyanlar, Dürziler ve Şiilerin çoğunlukta olduğu bu bölgelerde alındı. Lübnan ordusunun eski komutanı aşırı sağcı Michel Aoun’un öncülüğündeki ittifakın meclise girmesi birçok Lübnanlı için tam bir sürpriz oldu. Seçimler 19 Haziran’da Kuzey Lübnan’da yapılan dördüncü turla sona erdi. 28 sandalyenin tamamını yine Hariri bloğu kazandı.
Hem Lübnan’ın geleceği, hem de bölgedeki siyasî gelişmeler üzerinde önemli etkileri olacak seçimler sonunda Saad Hariri’nin Gelecek Hareketi’nin başını çektiği, Dürzi cemaat lideri ve politikacı Velid Canbolat’ın İlerici Sosyalist Partisi ile halen hapiste bulunan Hıristiyan milis lideri Samir Geagea’nın Lübnan Güçleri ve Maruni Patrik Nasrallah Sfeir’in Qornet Shehwan’ın da dahil olduğu Suriye karşıtı ittifak, meclisteki 128 sandalyenin 72’sini kazandı. Suriye yanlısı Şii Hizbullah-Emel ittifakı 35 sandalye; Michel Aoun’un Özgür Vatansever Hareketi’nin Suriye yanlısı Hıristiyan ve Müslüman politikacılarla kurduğu ittifak ise 21 sandalye elde etti.
1975-90 arasında yaşanan iç savaşı sona erdiren anlaşmaya göre, Lübnan’da 128 meclis üyeliği Müslüman ve Hıristiyanlar arasında eşit olarak ikiye bölünüyor. Her bölüm ayrıca kendi içinde de mezhepler arası alt bölümlere ayrılıyor. Meclis tarafından seçilen cumhurbaşkanının Maruni Hıristiyan, meclis başkanının Şii ve başbakanın da Sünni olması kuralı uyarınca 35 yaşındaki Saad Hariri’nin Lübnan’ın yeni başbakanı olması bekleniyor. Ancak Hariri’nin öncülüğündeki blok mecliste çoğunluğu sağlasa da, görev süresi geçen yıl Suriye’nin baskısıyla 3 yıl daha uzatılan Cumhurbaşkanı Emile Lahoud’u devirebilmek için gereken üçte iki çoğunluğa ulaşamaması işleri biraz zorlaştırıyor. 15 yıldır sürgünde bulunduğu Fransa’dan Mayıs ayında geri dönen 70 yaşındaki Michel Aoun’un cumhurbaşkanlığında gözü olması, Lahoud’u devirmek için gereken çoğunluğun sağlanabilmesi olasılığını yükseltiyor. Ama bu durumda da iç savaşın sembol isimlerinden Aoun’un cumhurbaşkanı olması sorunu gündeme geliyor.
Lübnan’ın mezhep esasına dayanan sistemi, farklı inanç mensuplarının Lübnanlılık şemsiyesi altında birleşmesini engelliyor. Üstelik mezheplerin bugün için orantılı olarak temsil edildiklerini söylemek güç. Zira Lübnan’daki son resmî nüfus sayımı 1932’de yapıldı. Özellikle iç savaş sırasında Lübnan’dan dışarıya verilen göç ve iç savaştan sonra da özellikle Şii nüfustaki artış, nüfus oranlarını oldukça değiştirdi. Michel Aoun da tam bu noktada, mezhep esasına dayalı sistemin değiştirilmesi ve yolsuzluklarla mücadele edilmesi söylemiyle, özellikle Hıristiyanları etkilemeyi başardı. İç savaş sırasında Suriye’ye karşı çok sert bir mücadele yürüten Aoun, Suriye geri çekildiği için artık Suriye’ye karşı mücadele etmenin bir gereği olmadığını söyleyerek, seçimler sırasında Suriye yanlılarıyla ittifak yaptı ve bu grubun yeni mecliste de yerini korumasına yardım etti. Hıristiyan Süleyman Franjieh ve Michel Murr ile Canbolat’ın Dürzi rakibi Talal Arslan gibi önde gelen Suriye yanlıları, Aoun’un listesinden meclise girdiler.
Meclisin yarısı yeni isimlerden oluşsa da, Saad Hariri dahil en az yirmi isim, yıllardır Lübnan siyasetinde yer alan ailelerden geliyor. Yani mezhep sisteminden sonra Lübnan siyasetindeki kısır döngünün bir diğer sebebi olan, siyasetin zengin ve güçlü aileler etrafında odaklanması geleneği, bu mecliste de devam ediyor. Gerek yaşı, gerekse karizmatik görüntüsüyle gençleri ve kadınları etkileyen Saad Hariri’nin seçim sırasında verdiği değişim sözünü böylesi bir yapı içerisinde yerine getirmesinin pek de kolay olmayacağı ortada. Hariri’nin, yıllardır meclis başkanlığı görevini yürüten Emel örgütünün lideri, Suriye yanlısı Nabih Berri’nin bu dönemde de aynı görevi yürütmesine destek vermesi, Suriye’ye karşı dengeli hareket edeceğinin sinyalleri olarak yorumlanabilir.
Lübnan’ın çözülmesi gereken zorlu sorunları, yeni meclisi ve müstakbel başbakan Hariri’yi bekliyor. Bunların başında da ülkenin 35,5 milyar dolarlık borcu ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması geliyor. 1982-2000 arasında Güney Lübnan’ı işgal eden İsrail’e karşı direnişteki rolü nedeniyle iç savaş sonrasında silah bulundurulmasına izin verilen yegâne grup olan Hizbullah, ABD tarafından terörist örgüt kabul ediliyor. Suriye’ye Lübnan’dan çekilme çağrısı yapan 1559 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını da istiyor. Üstelik Suriye’nin Lübnan üzerindeki etkisini kırmaya çalışan ABD bu konuda Avrupa’nın da desteğini almakta. Lübnan sahnesinin yeni jönü Hariri, bu sorunları ülkesini bir arada tutarak çözmeyi başarabilirse, Lübnan da Orta Doğu tiyatrosundaki figüranlık konumundan aktörlüğe terfi edebilir.

Paylaş Tavsiye Et