Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Temmuz 2006) > Eleştiriyorum > AnlayışOKURU / Kar­tez­yen­ler ol­ma­sa...
Eleştiriyorum
AnlayışOKURU / Kar­tez­yen­ler ol­ma­sa...
Yazan: M. Ali Öner
 
Kar­tez­yen dü­şün­ce; in­dir­ge­me­ci, par­ça(la­yı)cı, bü­tü­ne da­ir so­rum­lu­luk­tan ka­çan, prag­ma­tist, de­ter­mi­nist yak­la­şım­lar su­nar. Kar­tez­yen ya da baş­ka bi­lim­sel/fel­se­fi yak­la­şım­lar ne ta­ma­men bi­zi ka­ran­lı­ğa gö­tü­rür, ne de ay­dın­lı­ğa.
Genç­ler­le soh­bet eder­ken, Eği­tim Fa­kül­te­si­ni bi­tir­mek üze­re olan bıç­kın de­li­kan­lı şöy­le bir so­ru sor­du:
– İyi ay­dın ile kö­tü ay­dı­nı na­sıl ayırt ede­ce­ğiz?
Du­rak­sa­ma­dan ver­di­ğim ce­vap:
– Ay­dı­nın iyi­si, kö­tü­sü ol­maz. Ay­dın­lar tek­nis­yen­dir.
Bu tes­pi­tim­de ıs­rar­lı­yım ve tar­tış­ma­ya aç­ma­ya da ha­zı­rım. Ay­dın­lan­ma ça­ğı­nın us­ta­sı Des­car­tes ile kar­tez­yen­ler/ay­dın­lar ara­sın­da­ki bağ kur­mak­ta zor­lan­mı­yor­sak, yu­ka­rı­da­ki tes­bi­tim­de ıs­rar­lı ol­mam da­ha an­la­şı­lır ha­le gel­mek­te­dir. Bu da baş­ka bir yak­la­şım: “Kar­tez­yen yön­te­me ge­re­ğin­den faz­la bel bağ­lan­ma­sı, bu­gün bi­zim ge­nel dü­şün­ce­le­ri­miz­de­ki ve aka­de­mik alan­lar­da­ki par­ça­lan­ma, fark­lı­laş­ma ya­nın­da, bi­lim­de yay­gın olan in­dir­ge­me­ci­li­ğe de se­bep ol­muş­tur.” Ne­re­de, ne de­ğiş­ti? Kar­tez­yen akıl­la ne­re­ye du­hul et­tik. Sta­tü­süz ve gü­nü bir­lik de­ğiş­ken ak­lı­nız­la (kor­ku sa­la­rak) ne­re­ye ka­dar ken­di­niz ve mil­le­ti­niz mut­lu ola­cak­tır. Ya­tı­rım sö­zü edi­lin­ce, is­tih­da­mın ak­la gel­di­ği­ni mi sa­nı­yor­su­nuz?
Ha­yır. Az in­san gü­cüy­le, çok ve fa­hiş ka­zanç el­de et­me­nin yol­la­rı­nı ara­dı­ğı­nı­zı iyi bi­li­yo­ruz. Es­ki­den en vaz­ge­çil­mez üre­tim fak­tör­le­ri ara­sın­da yer alan “Top­rak” ve “Eme­ğin” ye­ri­ni hız­la “bil­gi” al­mak­ta­dır. Bil­gi ise, ak­lı olan her­ke­sin eri­şe­bi­le­ce­ği ka­dar ya­kın­da! O hal­de, el gü­cü­nün önem­siz­leş­me­siy­le, ar­tık sö­mü­rü­le­cek in­san da kal­ma­ya­cak­tır. An­cak bu ara­da, bil­gi de sa­tı­lır ha­le gel­miş bu­lun­mak­ta. Bir yan­dan da, bü­tün in­san­lı­ğın iç­gü­dü­le­ri­ni tah­rik ede­rek, son­suz ser­vet edin­me ih­ti­ra­sıy­la, dün­ya­yı yok et­me­ye va­ra­cak de­re­ce­de den­ge­le­ri bo­zu­cu (eko­lo­jik, ik­ti­sa­di, kül­tü­rel v.s) “em­per­yal” tut­ku da sür­mek­te­dir.
Mus­ta­fa Özel de bu ko­nu­ya da­ir şun­la­rı söy­le­miş:
“Kar­tez­yen akıl yü­rüt­me bi­zi ‘an­la­mak için bi­lim’den, ‘ma­ni­pü­le et­mek için bi­lim’e gö­tür­dü. Bil­gi­nin ga­ye­si ha­ki­kat­le ör­tüş­mek de­ğil, mad­dî dün­ya­da et­kin bi­çim­de fa­ali­yet gös­ter­mek ol­du. Böy­le­ce ‘ço­ğul­cu’ bir dün­ya­ya ulaş­tık, ilah­lar­la do­lu bir dün­ya: Ser­vet, bil­gi uğ­ru­na bil­gi, ha­re­ket hı­zı, pi­ya­sa bü­yük­lü­ğü, de­ği­şim hı­zı, eği­tim ‘mik­ta­rı’, has­ta­ne sa­yı­sı ve da­ha ni­ce kut­sal inek. Aman­sız man­tı­ğı ile Kar­tez­yen dev­rim in­sa­nı, onun in­san­lı­ğı­nı ida­me et­ti­ren yük­sek ka­de­me­ler­den ayır­dı. İn­sa­noğ­lu gök­le­rin (Ma­ve­ra) ka­pı­la­rı­nı ken­di­si­ne ka­pat­tı ve mu­az­zam ener­ji ve hü­ner ile ken­di­ni yer­yü­zü­ne (Ma­si­va) hap­set­me­ye ça­lış­tı. Şim­di yer­yü­zü­nün an­cak bir ko­nak­la­ma mev­kii ol­du­ğu­nu, do­la­yı­sıy­la Gök­le­re eriş­me­yi red­det­me­nin Ce­hen­ne­me gö­nül­süz bir al­çal­ma ma­na­sı­na gel­di­ği­ni keş­fe­di­yor.”
Si­ya­set ala­nın­da­ki ya­zı­la­rıy­la yet­kin olan, Müm­taz’er Tür­kö­ne stra­te­jik/ufuk içe­ren bir ya­zı­sın­da, “İm­pa­ra­tor­luk ba­ki­ye­si bir top­lu­ma Türk­çü­lük yap­mak mı, yok­sa bir­lik­te ya­şa­ma form­la­rı ge­liş­tir­mek mi da­ha çok ya­kı­şır?” di­yor.
Ha­di ba­ka­lım! Kim bö­lü­cü, kim­ler bü­tün­le­yi­ci imiş. Ha­ya­tın öz­ne­si ol­ma­yı bir tür­lü be­ce­re­me­yen, asıl­ma­yan ya da is­te­me­yen ve­ya “ak­let­me­yen” in­sa­noğ­lu, o ha­ya­tın nes­ne­si ol­ma­yı na­sıl ka­bul eder, doğ­ru­su, an­la­ya­mı­yo­rum. Ha­ya­tın öz­ne­si ol­ma­yan in­san/top­lum/top­lu­luk ya da gü­ruh­la­rın ne va­ra­ca­ğı, ne de gel­di­ği yer var­dır. Za­ten, kar­tez­yen­ler de ara­mak ye­ri­ne, “Yok­tur na­sıl ol­sa” der­ler ço­ğu za­man. Oy­sa yer­li­ler bu işin ça­re­si­ni bul­muş­lar bi­le:
Reh­ber yer­li­ler­le be­yaz bi­lim adam­la­rı­nın se­ya­ha­tin­de, kay­bol­duk­la­rı­nı sa­nan be­yaz bi­lim adam­la­rı­na yer­li­nin sö­zü ma­ni­dar­dır.
– İşa­ret lev­ha­sı kay­bol­du de­se­ni­ze!
Kar­tez­yen yak­la­şım­cı ne de­mek is­te­miş­ti ve ne ol­du? Bir za­man­lar; “Biz be­lir­le­yi­ci­yiz, biz ol­ma­sak...” gi­bi ya­rı tan­rı­cı ta­vır ve eda ile ya­ğıp gür­le­yen­ler­den eser kal­dı mı ki?
Ha­yır, kar­tez­yen­ler hiç­bir za­man ka­zan­ma­mış­lar­dır. Bun­dan son­ra da ka­za­na­ma­ya­cak­lar.
Al­lah in­san­la­ra ak­lı, Bay­ram­ye­ri-Çı­nar/Tak­sim-Be­ya­zıt ara­sın­da ge­zin­ti yap­tır­mak için ver­me­di, her­hal­de...

Paylaş Tavsiye Et