Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (August 2006) > Eleştiriyorum > EleştiriYORUM / Nisan 2005
Eleştiriyorum
EleştiriYORUM / Nisan 2005
İki tane velet Türk bayrağını yaktı, yer yerinden oynadı. Türk bayrağının yakılması elbette ki aşağılık bir tutum. Ve sorumluların cezalandırılması gerekir. Ama iki küçük çocuğun tüm Türkiye’yi galeyana getirebilmesi ayrıca incelenmesi gereken bir durum. Türkiye bu kadar küçük mü ki iki veledin taşkınlığı tüm Türkiye’yi ayağa kaldırabiliyor. Bu Türkiye toplumunun ne kadar manipülasyona, yani gaza gelmeye, açık olduğunun en açık göstergesi. Son derece sathî bir düzeyde yaşıyoruz. Herkes biliyor ki, o iki veledin bayrağı yakması ile, bayrağın sembolize ettiği bağımsızlığımız zerre kadar aşınmadı. Ama yine bilmeliyiz ki, yeri göğü bayrakla donatmakla bağımsızlığımızı muhafaza edebileceğimizi düşünmek sadece kendimizi aldatmaktır. Keşke aynı topyekûn tepkiyi, mesela, İMF ile imzaladığımız standby’larda, özel bankaların içi boşaltılırken, ya da Türkiye’nin en iyi beyinleri Avrupa’ya, Amerika’ya uçup giderken gösterebilseydik. Daha çook çalışmamız lazım çook…
Zeki Gümüş/İstanbul
 
Selamün Aleyküm
Dergiye dair şimdiye kadar bende oluşan izlenimleri aktarmak istiyorum. Dergi genel hatları itibariyle çok iyi. Toplum, okuyorum, hatırlıyorum, söyleşiyorum, kitap-film tanıtım bölümleri gerçekten çok güzel, insan okurken zevk alıyor. Derginin ekonomi ve siyaset kısımlarına gelince pek de böyle bir şey söylemek mümkün değil. Bu iki kısım da gerçekten çok iyi ama dergiyi çıktığı günden beri takip eden birisi için bir müddet sonra sıkıcı gelmeye başlıyor. Sebebi ise gayet açık; yazılar birbirini tekrar etmeye başlıyor. Zaten o kısımlarda yayınlanan yazıların bir kısmı sanki bir elden çıkmış gibi duruyor. Zannedersem niyetimi belirtebildim, daha fazla söze gerek yok. Bir de şunu merak ediyorum; dergide söyleşiyorum, hatırlıyorum, toplum gibi yeni bir bölüm açma imkanı söz konusu olamaz mı? Benim aklıma şehirlerle ilgili bir bölüm açılsa hiç de fena olmaz gibi geliyor. Neyse çok fazla eleştiri yapmayalım, haksızlık etmiş oluruz. Derginin çıkmasında emeği geçen tüm insanlardan Allah razı olsun, Allah kolaylık versin. Selam ve dua ile…
Mehmet Akdağ / İstanbul
 
Kıymetli Anlayış,
Bilmem farkında mısınız ama yurtdışındaki okuyucu kitlesi derginin internet sitesinin yenilenmesi için her gün intenete girip Anlayış sitesine bakıyor. Tabii ki internet sitesine giren ziyaretçi sayısını arttırmak için güzel bir yol bu. Ama böyle de olmaz ki; zaten son iki aydır derginin internet sitesinde bir rehavet görüyorum:) sayın yetkililer sizleri buradan uyarmak istiyorum. Allah bilir okuyucu mektuplarını da aydan aya kontrol ediyorsunuzdur. Neyse bunu kısa zamanda öğrenebiliriz. Bu mailime ne kadar hızlı cevap verdiğinize bağlı olarak hızınızı kontrol edebilirim...
Yunus Sönmez / ABD
 
Anlayış’ın Notu: Dergimiz matbaadan çıkıp dağıtıma verildiği gün İnternet sitemiz güncellenmektedir. İlginiz için teşekkür ederiz.
 
2005 Şubat sayınızın “MERHABA”sında, “Orta Doğu’nun dört kadim halkı” arasında Kürtleri de sayan derginizi, derginizi sürekli takip eden biri olarak kınıyorum ve sizi protesto ediyorum. Irak’ın kuzeyinde İsrail’in taşeronluğunu üstlenenler, yıllardır otuz binden fazla insanımızın ölümüne neden olanlar ve her zaman truva atı gibi aleyhimize kullanılanlar ve kendilerini kullandıranlar bu halk değilmiş gibi bu ifadeyi kullanmanızdan dolayı sizleri esefle kınıyorum ve derginizi bırakıyorum. 
Uğur Murat Hayran/Afyonkarahisar
 
Anlayış’ın Notu: Görüşlerinizi bizlerle paylaşma inceliği gösterdiğiniz için teşekkür ederiz. Ne var ki, ANLAYIŞ dergisi olarak taviz veremeyeceğimiz bir ilke, hissiyat ile hakikati birbirine karıştırmamaktır. Türkiye’nin kanayan bir yarası olan Kürt meselesi üzerine düşünceleriniz, hissiyatınız, algılama biçiminiz ne olursa olsun, belirttiğimiz hakikati değiştirmez. İsrail’in yeni Irak’ta Kürtler üzerine oynadığı, rivayetler doğruysa 200 bin dolayında Yahudi Kürt “imal ettiği” ve bunlar üzerinden Irak’ta etkinlik peşinde koşacağı açıktır. Bu oyuna verilecek cevap, Kürtlerin tarihî varlığını inkâr olursa, İsrail’in ekmeğine yağ sürülmüş olmaz mı? Ayrıca, 30 binden fazla insanımızın ölümüne sebep olanlar “Kürtler” değil, menşei belirsiz, destekçileri malum PKK adlı bir cinayet şebekesidir. 
 

Paylaş Tavsiye Et