Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Ağustos 2006) > Memleket Hali > Katil aynı, maktul aynı! Yenilik bunun neresinde?
Memleket Hali
Katil aynı, maktul aynı! Yenilik bunun neresinde?
Yücel Bulut
DÜN­YA­YI yö­ne­ten­ler, dün­ya ku­pa­sı­nı ken­di­le­ri de ra­hat iz­le­mek is­te­dik­le­rin­den mi­dir yok­sa tur­nu­va ile tüm dün­ya­yı oya­la­yıp ar­dın­dan ön­le­ri­ne kan­la, göz­ya­şıy­la do­lu ye­ni se­nar­yo­lar koy­mak is­te­dik­le­rin­den mi­dir bi­lin­mez, Ha­zi­ran baş­la­rın­dan Tem­muz baş­la­rı­na ka­dar gö­re­ce sa­kin bir dö­nem ya­şa­dık. İtal­ya ile Fran­sa ara­sın­da oy­na­nan fi­nal ma­çın­da Zi­da­ne’ın Ma­te­raz­zi’ye at­tı­ğı ka­fa ge­le­cek şid­det do­lu gün­le­rin ha­ber­ci­si gi­biy­di.
Da­ha dün­ya ku­pa­sı­nın mah­mur­lu­ğu­nu üze­ri­miz­den ata­ma­dan; Hin­dis­tan’ın nük­le­er fü­ze de­ne­me­si, mü­te­aki­ben ay­nı ül­ke­de mey­da­na ge­len ve yak­la­şık 150 ki­şi­nin ölü­mü­ne se­be­bi­yet ve­ren pat­la­ma, Ba­sa­yev’in öl­dü­rül­me­si, İs­ra­il’in Fi­lis­tin’de ve Lüb­nan’da gi­riş­ti­ği se­ri kat­li­am­lar, Irak’ta mey­da­na ge­len ve her bi­rin­de on­lar­ca in­sa­nın can ver­di­ği bom­ba­lı sal­dı­rı­lar, do­ğu böl­ge­miz­de ce­re­yan eden ça­tış­ma­lar­da ver­di­ği­miz as­ker ka­yıp­la­rı ve bu ka­yıp ha­ber­le­ri­ne bağ­lı ola­rak gün­de­me ge­len sı­nı­rö­te­si ope­ras­yon ih­ti­ma­li vb. şid­det do­zu yük­sek ha­ber­le­rin bom­bar­dı­ma­nı­na ma­ruz ka­lı­ver­dik.
Bir­bi­riy­le bağ­lan­tı­lı bu olay­lar ara­sın­da en be­lir­le­yi­ci ola­nı, hiç şüp­he­siz İs­ra­il’in Fi­lis­tin’e ve özel­lik­le de Lüb­nan’a yö­ne­lik sal­dı­rı­la­rı­dır. İs­ra­il’in böl­ge­de­ki şid­det-yo­ğun si­ya­set­le­ri­nin ve ey­lem­le­ri­nin ama­cı as­lın­da kim­se­nin meç­hu­lü de­ğil. An­cak bu sal­dı­rı­la­rın han­gi ama­ca hiz­met et­ti­ği ABD Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı Ri­ce’ın “ye­ni bir Or­ta Do­ğu’nun za­ma­nı gel­di” şek­lin­de­ki söz­le­riy­le iti­raf da edil­di. Ri­ce, ay­nı ko­nuş­ma­sın­da di­le ge­tir­di­ği “ye­ni bir Or­ta Do­ğu is­te­me­yen­le­re bu­nun üs­te­sin­den ge­le­ce­ği­mi­zi söy­le­me­nin za­ma­nı gel­miş­tir” söz­le­riy­le, şu an­da İs­ra­il ma­ri­fe­tiy­le ger­çek­leş­ti­ri­len kat­li­am­la­rın ar­ka­sın­da kim­le­rin bu­lun­du­ğu, he­def­te kim­le­rin ol­du­ğu ve kat­li­am­la­rın han­gi nok­ta­ya dek sü­re­ce­ği ko­nu­la­rı­na bir açık­lık da ge­tir­miş ol­du.
Ri­ce’ın afi­yet­le mi­de­ye in­dir­di­ği gü­zel ye­mek­ler son­ra­sın­da tat­lı is­ter ra­hat­lı­ğın­da söy­le­di­ği “Ye­ni bir Or­ta Do­ğu’nun za­ma­nı gel­di” cüm­le­si, coğ­raf­ya­mız için kan­lı ve şid­det do­lu ye­ni bir dö­ne­min de baş­la­ya­ca­ğı­na işa­ret edi­yor. Bu du­rum, on ve hat­ta yüz­yıl­lar­dır hu­zur­lu bir dö­ne­mi­ni ha­tır­la­ma­dı­ğı­mız böl­ge­miz için ye­ni bir şey de­ğil as­lın­da. Ye­ni olan şey; öz­gür­lük, de­mok­ra­si, kal­kın­ma, dün­ya re­fa­hı, ba­rış vb. gi­bi slo­gan­la­rın ar­ka­sı­na sak­la­na­rak özün­de yı­kı­cı ih­ti­ras­la­rı­nı -tüm dün­ya­yı kan ve göz­ya­şı­na bo­ğa­rak- ger­çek­leş­ti­ren­le­rin bu­gün hiç­bir slo­ga­nın ar­dı­na sak­lan­ma ih­ti­ya­cı his­set­me­me­le­ri­dir.
Tüm dün­yay­la dal­ga ge­çer gi­bi, İs­ra­il’in “ken­di­ni sa­vun­ma hak­kı”ndan söz edi­yor­lar. ABD’nin ken­di­ni sa­vun­ma hak­kı Af­ga­nis­tan’dan baş­lı­yor, Fran­sa’nın­ki Ce­za­yir’den, İn­gil­te­re’nin­ki Hin­dis­tan’dan… G-8’le­rin her bi­ri­nin bi­rer gü­ven­lik ala­nı var ve bu böl­ge­ler­de ya­şa­yan­lar, üze­rin­de ya­şa­dık­la­rı top­rak­la­rı ger­çek­ten ken­di top­rak­la­rı zan­net­tik­le­rin­de ve bu­na gö­re ta­sar­ruf­ta bu­lun­mak is­te­dik­le­rin­de ken­di top­rak­la­rı­nın ken­di­le­ri için hiç de gü­ven­li top­rak­lar ol­ma­dı­ğı bir şe­kil­de ken­di­le­ri­ne ha­tır­la­tı­lı­yor. Hu­kuk, de­mok­ra­si, öz­gür­lük, ba­ğım­sız­lık, ege­men­lik vs. söy­lem­le­ri­ne rağ­men ya­şa­dı­ğı­mız dün­ya­nın ger­çe­ği ma­ale­sef bu: İş­te Fi­lis­tin, iş­te Lüb­nan!
İs­ra­il’in Bey­rut’a yö­ne­lik sal­dı­rı­la­rı­nın üçün­cü haf­ta­sı­na gi­ril­di. Sa­vaş tek­no­lo­ji­si­ni Hit­ler’e rah­met oku­tur bir acı­ma­sız­lık­ta kul­la­nan İs­ra­il, bir ara ka­ra ha­re­kâ­tı­na yö­nel­diy­se de ver­di­ği za­yi­at­lar son­ra­sın­da tek­rar ha­va bom­bar­dı­ma­nı­na dön­dü. Bey­rut’a yö­ne­lik sal­dı­rı­la­rın­da yüz­ler­ce si­vil in­sa­nı öl­dür­dü, yüz­ler­ce­si­ni de ya­ra­la­dı. Şeh­rin ne­re­dey­se tüm alt ya­pı­sı­nı tah­rip et­ti. Gaz­ze’ye yö­ne­lik sal­dı­rı­la­rı­nın za­ten ne baş­lan­gı­cı ha­tır­la­nı­yor, ne de yap­tı­ğı kat­li­am­la­rın top­lam bi­lan­ço­su. He­nüz ya­şı­nı dol­dur­ma­mış be­bek­le­rin, özür­lü in­san­la­rın bu sal­dı­rı­lar ne­ti­ce­sin­de ha­yat­la­rı­nı kay­bet­miş ol­ma­la­rı ne 50 yı­lı aş­kın bir sü­re­dir oy­na­dı­ğı “maz­lum ve mağ­dur” ro­lü­nün ar­ka­sı­na sak­la­nıp böl­ge­yi kan gö­lü­ne çe­vi­ren İs­ra­il için, ne de dün­ya ba­rı­şı­nın ha­mi­si ro­lün­de önü­ne ge­le­ne efe­le­nip du­ran, önü­ne kim­se gel­mi­yor­sa “şa­nım yü­rü­sün ve de ba­ha­nem ol­sun de­yip ku­le­le­ri­ne uçak­lar çak­tı­ran” ABD için bir an­lam ta­şı­mı­yor. Akıt­tık­la­rı ka­nı “kır­mı­zı şa­rap” zan­ne­dip is­raf ol­ma­sın di­ye ya­nı­na zi­ya­fet sof­ra­la­rı do­nat­mak­la meş­gul ol­sa­lar ge­rek! BM gi­bi ulus­la­ra­ra­sı ör­güt­ler ise, ABD’ye ya da İs­ra­il’e söz ge­çi­re­bi­le­cek ne bir gü­ce sa­hip­ler, ne de böy­le bir ni­ye­te. BM; 4 göz­lem­ci­si­ni, pat­ro­nun kim ol­du­ğu­nu ha­tır­lat­mak için kas­ten kat­le­den İs­ra­il’i pro­tes­to et­mek­ten bi­le aciz. Cı­lız bir şe­kil­de di­le ge­tir­dik­le­ri ‘ateş­kes’ ya da böl­ge­de ulus­la­ra­ra­sı bir güç ko­num­lan­dır­mak tü­rün­den ta­lep­ler­le gü­nü kur­tar­ma ve vic­dan­la­rı­nı ra­hat­lat­ma uğ­ra­şın­da­lar.
Bir de su­yun bu ya­ka­sı­na ba­ka­lım! Fır­sat bul­duk­la­rın­da Arap dün­ya­sı­nın li­der­li­ği için bir­bir­le­riy­le ka­pı­şan ve hat­ta ulus­la­ra­ra­sı top­lan­tı­lar­da bir­bir­le­riy­le ha­ka­re­te va­ran tar­tış­ma­la­ra gi­ri­şen Arap dev­let­le­ri bu du­rum kar­şı­sın­da ne ya­pı­yor? İs­ra­il ve ABD’nin söy­lem­le­ri­ne pa­ra­lel­lik arz eder bir tarz­da Hiz­bul­lah’ı ve do­la­yı­sıy­la da İran’ı suç­la­mak­la meş­gul­ler. Sa­hip ol­duk­la­rı zen­gin­lik­le­ri kül­tü­rel, eko­no­mik ve si­ya­sî bir gü­ce dö­nüş­tür­mek­ten yok­sun­lar ve bu du­ru­mu dü­zelt­me gay­re­ti içe­ri­sin­de de de­ğil­ler. As­lın­da bu de­ğer­len­dir­me­miz, bü­tün bir İs­lam dün­ya­sı­na da şa­mil kı­lı­na­bi­lir. Bu­gün bü­tün bir İs­lam dün­ya­sın­da, Emir Şe­kib Ars­lan’ın “Trab­lus’un çöl­le­ri­ni ko­ru­ya­ma­yan, Şam’ın bah­çe­le­ri­ni hiç ko­ru­ya­maz” sö­zün­de ifa­de­si­ni bu­lan bir­lik bi­lin­ci­nin ye­rin­de ma­ale­sef yel­ler esi­yor!
Me­se­le­nin ib­ret ve­ri­ci bir baş­ka yö­nü de, İs­ra­il’in ge­rek Gaz­ze’ye ve ge­rek­se de Bey­rut’a yö­ne­lik sal­dı­rı­la­rı­nın ilk gün­le­rin­de, Türk med­ya­sı­nın olay­la­rı ve­riş bi­çi­miy­di. İs­ra­il’in ken­di ül­ke­sin­de bir san­sür uy­gu­la­mak­ta ol­du­ğu­nu bi­li­yor, fa­kat eli­nin Türk ga­ze­te ve te­le­viz­yon­la­rı­na ka­dar uza­na­bil­di­ği­ni bil­mi­yor­duk. Onu da öğ­ren­miş ol­duk bu ve­si­ley­le.
İlk gün­ler­de olay­lar ne­re­dey­se fa­ili meç­hul bi­rer olay­mış gi­bi ve­ril­di med­ya­mız­da: Or­ta­da in­san­lık dı­şı bir bom­bar­dı­man ey­le­mi var, bom­ba­la­nan in­san­lar, yol­lar, köp­rü­ler var fa­kat bom­ba­la­yan kim bel­li de­ğil. Gö­ze çar­pan ikin­ci bir özel­lik ise; İs­ra­il’in ver­di­ği za­yi­at­lar­dan söz eden ha­ber­ler­de “an­ne ve kı­zı” tü­rün­den iba­re­ler kul­la­nı­lır­ken, İs­ra­il’in kat­let­ti­ği in­san­la­rın yaş­la­rı­nı, cin­si­yet­le­ri­ni, sta­tü­le­ri­ni, uy­ruk­la­rı­nı ve özel­lik­le de din­le­ri­ni be­lirt­me ih­ti­ya­cı­nın his­se­dil­me­me­siy­di. On­la­rın yüz­le­ri ve kim­lik­le­ri yok­muş gi­bi dav­ra­nıl­dı. Oy­sa bom­bar­dı­ma­nın ikin­ci haf­ta­sın­da ba­zı ga­ze­te­le­re yan­sı­yan re­sim­ler­de, Müs­lü­man nü­fu­sun yo­ğun ol­du­ğu Gü­ney Bey­rut bom­bar­dı­ma­na ma­ruz ka­lır­ken; Ma­ru­nî nü­fu­sun bu­lun­du­ğu Ku­zey Bey­rut’ta eğ­len­ce ha­ya­tı­nın hız­lı bir şe­kil­de de­vam et­ti­ği gö­rül­mek­tey­di. İs­ra­il or­du­su ya da ABD yet­ki­li­le­ri­nin açık­la­ma­la­rı be­lirt­ti, bil­dir­di, açık­la­dı tü­rün­den ke­sin­lik ifa­de eden söz­cük­ler­le ak­ta­rı­lır­ken; Hiz­bul­lah ya da HA­MAS yet­ki­li­le­ri­nin açık­la­ma­la­rı­na ise bi­rer id­di­a ol­mak­tan öte­ye git­me­yen söz­ler mu­ame­le­si ya­pıl­dı.
 
Çat Sı­nır-İçin­de, Çat Sı­nır-Öte­sin­de Ope­ras­yon!
İs­ra­il’in Fi­lis­tin ve Lüb­nan’da ger­çek­leş­tir­di­ği in­san­lık dı­şı ey­lem­ler, ül­ke­miz­de de PKK te­rö­rü ba­ha­ne edi­le­rek sı­nır öte­si bir ope­ras­yo­nun ya­pıl­ma­sı doğ­rul­tu­sun­da is­tek­le­rin di­le ge­ti­ril­me­si­ni te­tik­le­di. PKK ile sür­dü­rü­len sa­vaş­ta ve­ri­len as­ker ka­yıp­la­rı­nın med­ya­da yan­sı­tı­lış şek­li, sı­nı­r ö­te­si bir ope­ras­yo­nu is­te­yen bir ka­mu­oyu­nun olu­şu­mu­nu hız­lan­dır­dı ve bir an­da İs­ra­il’in böl­ge­miz­de sür­dür­dü­ğü if­sat edi­ci ey­lem­ler, PKK’ya had­di­ni bil­dir­mek ama­cıy­la Ku­zey Irak’a ya­pı­la­cak bir ope­ras­yo­nun meş­ru ge­rek­çe­si ola­rak kul­la­nıl­mak is­ten­di. “Hâ­lâ ne­yi bek­li­yo­ruz” an­la­mın­da man­şet­ler atan ga­ze­te­ler ve te­le­viz­yon ka­nal­la­rı İs­ra­il ile Tür­ki­ye ve Hiz­bul­lah ile PKK ara­sın­da pa­ra­lel­lik­ler kur­du­lar.
Tür­ki­ye ken­di gü­ven­li­ği ge­rek­çe­siy­le Ku­zey Irak’a gi­rer ve­ya gir­mez. Fa­kat bu gi­ri­şi meş­ru­laş­tır­mak için, sis­te­min şı­ma­rık ço­cu­ğu İs­ra­il’in in­san­lık dı­şı şid­det ey­lem­le­ri­nin ör­nek­li­ği­ne baş­vu­rul­ma­sı ço­cuk­ça bir gi­ri­şim ola­rak kal­ma­ya mah­kum­dur. Çün­kü dün­ya sis­te­mi, İs­ra­il’e ta­nı­dı­ğı “gü­ven­li­ği­ni sağ­la­ma hak­kı”nı Tür­ki­ye’ye ta­nı­ma­ya­cak­tır; ni­te­kim ta­nı­ma­dı da. Da­ha da va­hi­mi, Müs­lü­man halk­la­ra yö­ne­lik sı­nır ta­nı­ma­yan kat­li­am­la­rı ne­de­niy­le te­l’in et­ti­ği­miz İs­ra­il’le ken­di ko­nu­mu­mu­zu eşit­le­mek su­re­tiy­le, İs­ra­il’in mah­kûm edil­me­si ge­re­ken özel­lik­le­ri­ni de meş­ru­laş­tı­rı­yor ol­ma­mız­dır.
Me­se­le­nin far­kın­da olun­ma­sı ge­re­ken bir di­ğer bo­yu­tu da, bu tür bir sı­nı­r ö­te­si ope­ras­yo­nu­nun sa­de­ce PKK ile sı­nır­lı kal­ma­ya­ca­ğı­dır. Çün­kü PKK bu­gün iti­ba­riy­le et­kin­li­ği­ni kay­bet­miş bir ör­güt ko­nu­mun­da. Ger­çek teh­di­din ve do­la­yı­sıy­la da he­de­fin, Kürt me­se­le­sin­de öne çı­kan Bar­za­ni ol­du­ğu ba­sı­na da yan­sı­mış bu­lu­nu­yor. O ne­den­le, PKK te­rö­rü ge­rek­çe­siy­le gi­ri­şi­le­cek ope­ras­yon ay­nı za­man­da Tür­ki­ye’nin Irak’ta­ki prob­lem­le­rin içe­ri­si­ne da­ha faz­la çe­kil­me­si­ne se­be­bi­yet ve­re­bi­lir mi? Dil­len­di­ri­len bu ope­ras­yo­nun Ri­ce’ın di­le ge­tir­di­ği “Ye­ni Or­ta Do­ğu”ya yö­ne­lik Tür­ki­ye’nin bir ön-ha­zır­lı­ğı ni­te­li­ği­ni ta­şı­dı­ğı da dü­şü­nü­le­bi­lir. Ya­şa­yıp gö­re­ce­ğiz.
 
YAŞ Yak­la­şır­ken!
TSK’nın önü­müz­de­ki dö­nem­ler­de­ki hi­ye­rar­şi­si­ni be­lir­le­ye­cek Yük­sek As­ke­rî Şu­ra 1-4 Ağus­tos’ta top­la­na­cak. Top­lan­tı­nın ta­ri­hi­nin yak­laş­tı­ğı gün­ler­de ya­şa­nan Tüm­ge­ne­ral Re­ha Taş­ke­sen’in is­ti­fa­sı, Al­bay Ali Er­gül­mez hak­kın­da so­ruş­tur­ma açıl­ma­sı gi­bi olay­lar TSK bün­ye­sin­de il­ginç bir şey­le­rin ol­du­ğu­nu açı­ğa vu­ru­yor. El­bet­te bu il­gi çe­ki­ci ge­liş­me­ler, Ya­şar Bü­yü­ka­nıt’ın Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı olup ola­ma­ya­ca­ğın­dan baş­la­ya­rak pek çok ko­nu­da spe­kü­las­yon­la­ra da ka­pı ara­lı­yor.
Ben­zer tar­tış­ma­lar cum­hur­baş­kan­lı­ğı için de ya­pı­lı­yor, baş­ba­kan­lık için de. Hat­ta bi­lu­mum bü­rok­ra­tik ku­rum­la­rın baş­kan­lık­la­rı için ben­zer sü­reç­le­ri ya­şı­yo­ruz. Bu tar­tış­ma­lar bü­tü­nüy­le ge­rek­siz mi? Ha­yır. An­cak so­ru­nu­muz, söz ko­nu­su ku­rum­la­rın ba­şı­na yal­nız­ca o ya da bu ki­şi­nin gel­me­siy­le hal­le­di­le­bi­le­cek ni­te­lik­te bir so­run de­ğil. Me­se­le­le­ri­miz çok da­ha de­rin ve tra­fik­te ya­şa­dı­ğı­mız kar­ga­şa­dan rüş­ve­te, yol­suz­luk­la­ra vs. va­rın­ca­ya ka­dar hep­si bir­bi­ri­ne bağ­lı ve ay­nı kay­nak­tan ne­şet edi­yor. Da­ha­sı, çö­zü­mü için yö­ne­ti­len­ler ile yö­ne­ten­ler ka­tı ara­sın­da­ki bir mu­ta­ba­ka­tı ve da­ya­nış­ma­yı da ge­rek­li kı­lı­yor.
O ne­den­le: Eğer uyuş­tu­ru­cu kul­lan­ma ya­şı 11’e ka­dar düş­müş­se, her gün mil­lî eği­tim sis­te­mi­mi­zin iç­ler acı­sı du­ru­mu­nu yan­sı­tan ye­ni bir 3. say­fa ha­be­ri­ni deh­şet için­de oku­yor­sak, zen­gin­lik­le­ri­miz sağ­lık­lı bir araş­tır­ma ve tar­tış­ma or­ta­mı­na gi­ri­şil­mek­si­zin bir geç kal­mış­lık duy­gu­su içe­ri­sin­de kim­le­rin sa­tın al­dı­ğı­na ve na­sıl bir ge­ri dö­nüş sağ­la­ya­ca­ğı­na ba­kıl­mak­sı­zın en faz­la pa­ra ve­re­ne sa­tı­lı­yor­sa, kon­tra­tı­nı so­na er­dir­mek için ça­lış­tı­ğı TV ka­na­lın­da ak­la ha­ya­le gel­mez ter­bi­ye­siz­lik­ler ya­pan­la­ra -ödül­len­di­rir gi­bi- bir baş­ka TV ka­na­lın­da iş ve­ri­li­yor­sa... Top­lum­sal ya­şan­tı­mı­zın he­men her ala­nın­da bu­na ben­zer ör­nek­ler­le kar­şı­la­şı­yo­ruz. Eğer bu çü­rü­me­nin far­kı­na va­rıl­mı­yor­sa ve yu­ka­rı­da olup bi­ten­le­rin aşa­ğı­da olup bi­ten­ler­le hiç­bir ala­ka­sı yok­sa çok teh­li­ke­li bir sü­re­ce gi­ri­yo­ruz de­mek­tir. O tak­dir­de dev­let mil­le­ti­ni, mil­let dev­le­ti­ni kay­be­di­yor de­mek­tir. Böy­le bir du­rum­da ise, yö­ne­ti­ci­ler ka­tın­da ko­pan fır­tı­na­lar ki­min umu­run­da ola­cak­tır?

Paylaş Tavsiye Et