Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Mart 2008) > Kapak > MHP ve başörtüsü: Paradoksun derinleşmesi
Kapak
MHP ve başörtüsü: Paradoksun derinleşmesi
Murat Yılmaz
BA­ŞÖR­TÜ­SÜ­NE yö­ne­lik hu­ku­ka ay­kı­rı ve ay­rım­cı ya­sa­ğın kal­dı­rıl­ma­sı yö­nün­de AK Par­ti ile MHP’nin it­ti­fa­kı, ba­şör­tü­sü et­ra­fın­da Türk si­ya­si ha­ya­tın­da­ki bir­çok fay hat­tı­nın ve pa­ra­dok­sun ha­re­ke­te geç­me­si­ne yol aç­tı. Türk si­ya­si ha­ya­tın­da­ki te­mel di­na­mik­ler­den bi­ri olan mer­kez-çev­re iliş­ki­le­ri, mil­li­yet­çi­lik ve ulus-dev­let an­la­yı­şın­da­ki çe­liş­ki­le­rin su yü­zü­ne çık­ma­sı­na yol açan ba­şör­tü­sü tar­tış­ma­la­rı, MHP ba­kı­mın­dan da pa­ra­dok­sal du­rum­lar ya­rat­tı.
MHP mer­kez­le çev­re ara­sın­da sa­lı­nan, bu­na bağ­lı ola­rak da is­tik­rar­lı bir ko­num edi­ne­me­yen bir si­ya­si par­ti ola­rak dik­kat çe­ki­yor. Bu du­rum, her şey­den ev­vel MHP’nin mil­li­yet­çi ide­olo­ji­sin­den kay­nak­la­nı­yor. Mil­li­yet­çi­li­ğin ulus-dev­let­le ta­nım­lan­ma­sı ve­ya öz­deş­leş­ti­ril­me­si, ben­zer bir çe­liş­ki­yi ne­re­dey­se bü­tün mil­li­yet­çi si­ya­si par­ti ve­ya ha­re­ket­le­rin bün­ye­sin­de mün­de­miç kı­lı­yor.
Ni­te­kim Tür­ki­ye’de mil­li­yet­çi­lik, İt­ti­hat­çı­lar­dan iti­ba­ren dev­let ide­olo­ji­si­ne dö­nüş­me­ye ve si­ya­si mer­ke­zin bir ide­olo­ji­si ola­rak top­lum­sal­laş­ma­ya baş­la­dı. Bu du­ru­mun ya­rat­tı­ğı sı­kın­tı­lar, İkin­ci Meş­ru­ti­yet son­ra­sın­da­ki tar­tış­ma­lar­da ve hat­ta Mil­li Mü­ca­de­le dö­ne­min­de de gö­rü­le­bi­lir. Bu tar­tış­ma­la­rın te­la­fi edi­le­mez bir kı­rıl­ma­ya in­kı­lap et­me­si, tek par­ti (CHP) yö­ne­ti­mi al­tın­da Ke­ma­lizm tec­rü­be­sin­de ya­şan­dı. Bu dö­nem­de Türk­lük, an­tik bir dö­ne­me atıf­la, dev­let ek­se­nin­de ve ırk te­dai­si et­ra­fın­da ta­nım­lan­ma­ya ça­lı­şıl­dı. An­cak Türk­le­rin baş­ta Os­man­lı ol­mak üze­re İs­lam ta­ri­hi içe­ri­sin­de ya­şa­dık­la­rı tec­rü­be­le­ri­ni yok farz eden ve res­mî dü­zey­de Müs­lü­man kim­li­ği­ni en azın­dan gör­mez­den ge­len bu Türk­lük ta­nı­mı, si­ya­si mer­kez dı­şın­da çev­re­de ka­bul gör­me­di.
Tür­ki­ye’nin tek par­ti dik­ta­tör­lü­ğün­den kur­tul­ma­sın­dan son­ra, bu alan­da ya­şa­nan yu­mu­şa­ma ve ye­ni­den ta­nım­la­ma ih­ti­ma­li, as­ke­rî dar­be­ler ve res­mî ide­olo­ji­yi esas alan mil­li gü­ven­lik dev­le­ti ta­ra­fın­dan ber­ta­raf edil­di. Böy­le­ce mil­li kim­lik ve mil­li­yet­çi­lik, mer­kez­le çev­re­nin ku­tup­laş­ma­sı için­de yer al­ma­ya de­vam et­ti. Bu yüz­den de, Müs­lü­man azın­lık­lar et­nik me­se­le, Müs­lü­man ço­ğun­luk ise la­ik­lik an­la­yı­şın­dan kay­nak­la­nan din ve vic­dan hür­ri­ye­ti­nin ih­la­li üze­rin­den mer­kez­le ge­ri­lim ya­şa­ma­yı sür­dür­dü.
MHP’nin da­yan­dı­ğı fik­rî mi­ras bu ge­ri­lim­le­ri te­mel­lük et­me­nin öte­sin­de, ku­ru­cu li­de­ri Al­pas­lan Tür­keş’in şah­sın­da kat­mer­li bir şe­kil­de bün­ye­si­ne dâ­hil et­ti. Tür­keş, 27 Ma­yıs 1960 Dar­be­si’ne ka­tıl­mak su­re­tiy­le za­ten baş­tan iti­ba­ren çev­re nez­din­de bir meş­rui­yet prob­le­mi ya­şa­dı. MHP’nin ku­ru­luş aşa­ma­sın­da­ki Ke­ma­list ve Türk­çü vur­gu­su da, par­ti­yi mer­ke­zin ye­ni ak­tö­rü gi­bi tak­dim et­ti. An­cak MHP’nin za­man içe­ri­sin­de mer­kez­den dış­lan­ma­nın ve çev­re­den il­gi gör­me­me­nin ge­tir­di­ği bir an­la­yış­la Ke­ma­lizm’den ve Türk­çü­lük­ten uzak­la­şa­rak Türk-İs­lam sen­te­zi çiz­gi­si­ne gel­me­si po­zis­yo­nu­nu de­ğiş­tir­di.
1970’le­rin ba­şın­da ge­li­şen ka­pi­ta­lizm­den ra­hat­sız olan ve So­ğuk Sa­vaş’ın ko­mü­nizm teh­di­di al­gı­la­ma­sıy­la an­ti-ko­mü­nist cep­he­ye sav­ru­lan ke­si­min tem­sil­ci­si ol­ma­yı ba­şa­ran MHP, 70’le­rin ikin­ci ya­rı­sın­da­ki şid­det or­ta­mın­da Ale­vi­le­re kar­şı Sün­ni re­ak­si­yo­ner cep­he­nin par­ti­si­ne dö­nüş­tü. Bu ge­liş­mey­le, di­nî has­sa­si­ye­ti gi­de­rek ar­tan ve par­ti­yi ku­şa­tan ül­kü­cü ha­re­ket, di­nî ve taş­ra­lı kim­li­ğiy­le mer­kez­kaç özel­lik­ler gös­ter­me­ye baş­la­dı. An­cak ide­olo­jik dü­zey­de sağ­lan­mış gö­rü­len den­ge­ye rağ­men, Tür­keş ve MHP Ge­nel Mer­ke­zi ile ül­kü­cü ha­re­ke­tin göv­de­si ara­sın­da bir baş­ka tür mer­kez-çev­re ger­gin­li­ği oluş­tu. 12 Ey­lül 1980 Dar­be­si son­ra­sı ül­kü­cü­le­re dev­rim­ci­ler­le ay­nı mu­ame­le tat­bik edi­lin­ce, ül­kü­cü ha­re­ke­tin mer­ke­ze olan me­sa­fe­si art­tı. 12 Ey­lül ön­ce­si MHP li­der­li­ği­nin ve res­mî ide­olo­ji­nin gi­de­rek da­ha sert bir şe­kil­de eleş­ti­ril­di­ği bu sü­reç­te, MHP’nin ku­ru­lu­şun­da­ki pa­ra­doks ve ger­gin­lik­ler ye­ni­den te­tik­len­di. Bu is­tik­rar­sız­lık, MHP için­den di­nî has­sa­si­yet­le­ri dik­kat çe­ken Muh­sin Ya­zı­cı­oğ­lu ön­der­li­ğin­de­ki genç­lik li­der­le­ri­nin ay­rıl­ma­sı­na rağ­men so­na er­me­di. Ko­mü­nizm teh­di­di­nin or­ta­dan kal­kı­şı da, dış düş­man et­ra­fın­da bir­leş­me söy­le­mi­ni Tür­keş’in elin­den al­dı. Bu me­yan­da Do­ğu ve Gü­ney­do­ğu’da mey­da­na ge­len Kürt so­ru­nun­dan mü­te­vel­lit PKK, MHP üze­rin­de ilk el­de sa­ğal­tı­cı bir et­ki ya­rat­tı. An­cak bu sa­ğal­tı­cı et­ki, kı­sa za­man­da ye­ri­ni Türk mil­li­yet­çi­li­ği­nin için­de­ki Türk­çü, dış­la­yı­cı da­mar­la İs­la­mi bü­tün­leş­ti­ri­ci da­mar ara­sın­da­ki fay kı­rık­la­rı­nı ha­re­ke­te ge­çir­di. Ke­za, 28 Şu­bat sü­re­cin­de RP ve DYP kar­şı­sın­da­ki cep­he­de yer alı­şı, MHP’nin ma­ya­sı­na ça­lın­mış bu ide­olo­jik ve sos­yo­lo­jik prob­lem­le­ri müz­min­leş­tir­di.
Bu sü­reç son ola­rak Ni­san 2007’de baş­la­yan Cum­hu­ri­yet mi­ting­le­ri ve Cum­hur­baş­kan­lı­ğı kri­zin­de MHP’yi çok zor du­rum­da bı­ra­kan bir ma­ka­sın içi­ne al­dı. Bir yan­da mer­ke­zin di­ğer yan­da çev­re­nin ku­tup­laş­ma­sı, bü­yük şe­hir­ler­le Ege ve Mar­ma­ra’da par­ti­ye PKK şid­de­ti do­la­yı­sıy­la sem­pa­ti du­yan re­ak­si­yo­ner ve la­ik ye­ni mil­li­yet­çi­ler­le, ge­le­nek­sel ta­ba­nı­nı oluş­tu­ran Sün­ni has­sa­si­ye­te sa­hip Or­ta ve Do­ğu Ana­do­lu ile Ka­ra­de­niz böl­ge­si ara­sın­da­ki fark­lı­lık­la­rı te­lif et­me prob­le­mi ya­rat­tı. Öte­den be­ri mer­kez kar­şı­sın­da­ki za­man za­man tes­li­mi­yet­çi ve ço­ğu za­man da ür­kek ve çe­kin­gen tav­rı, MHP’yi çev­re­den zi­ya­de mer­ke­ze ya­kın gös­ter­di. MHP li­der­li­ği­nin de mem­nun ol­ma­dı­ğı bu stra­te­jik aç­maz, par­ti­ye se­çim­ler­de %15 ka­dar oy ge­tir­me­si­ne rağ­men, ge­rek li­der­lik­te ge­rek­se teş­ki­lat­ta tam bir deh­şet ya­rat­tı. MHP, ge­le­nek­sel ta­ba­nın­da cid­di bir oy kay­bı­na uğ­rar­ken; Ege ve Mar­ma­ra’da DYP’nin çö­kü­şü ve CHP’nin AK Par­ti kar­şı­tı cep­he­yi to­par­la­ma ka­bi­li­ye­ti gös­te­re­me­me­sin­den kay­nak­la­nan oy kay­ma­sın­dan is­ti­fa­de et­ti. Li­der­li­ği, elit­le­ri ve teş­ki­la­tın­da za­ten zar zor sağ­la­nan ide­olo­jik ve sos­yo­lo­jik den­ge­nin büs­bü­tün sar­sıl­ma­sı kor­ku­suy­la “tit­re­yip ken­di­ne ge­len” MHP, her fır­sat­ta ge­le­nek­sel den­ge ve ta­ba­nı­nı gö­ze­te­cek si­ya­si ham­le­le­re yö­nel­di. Bu şe­kil­de 22 Tem­muz se­çim­le­rin­de or­ta­ya çı­kan seç­men ira­de­si­ne ve ken­di ge­le­nek­sel ta­ba­nı­na me­saj ver­mek is­te­yen MHP, Cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çim­le­rin­de TBMM’ye gir­me ka­ra­rı­nın ar­dın­dan üni­ver­si­te­ler­de ba­şör­tü­sü ya­sa­ğı­nın kal­dı­rıl­ma­sı için AK Par­ti ile iş­bir­li­ği­ne gir­di.
Ma­ma­fih, MHP’nin bu ham­le­le­ri­ne ve ulu­sal­cı­la­ra, cun­ta­cı­la­ra ve çe­te­ci­le­re kar­şı 22 Tem­muz se­çim­le­rin­den son­ra net bir ta­vır alı­şı­na rağ­men, ma­ya­sın­da hâ­lâ “mer­kez­ci” bir ka­nat ol­du­ğu ba­şör­tü­sü me­se­le­si­ne ba­kı­şın­dan ve De­niz Bö­lük­ba­şı, Gün­düz Ak­tan gi­bi si­ya­si fi­gür­le­rin üs­lup­la­rın­dan an­la­şı­lı­yor. Ni­te­kim MHP, ba­şör­tü­sü ya­sa­ğı­nın sa­de­ce üni­ver­si­te­ler­de kal­dı­rıl­ma­sı ve ka­mu gö­rev­li­le­ri ara­sın­da de­vam et­me­sin­de ka­rar­lı. Üs­te­lik üni­ver­si­te­ler­de çö­zü­mün “Gül­ha­ne fi­yon­gu”yla ol­ma­sı­nı is­ti­yor. MHP’nin 22 Tem­muz se­çim­le­ri son­ra­sın­da­ki ima­jı ve kar­şı cep­he­nin şir­ret­li­ği yü­zün­den dik­kat çek­me­yen bu mer­kez­ci ve oto­ri­ter ta­vır, çev­re­yi ve mu­ha­fa­za­kâr ta­ba­nı tat­min et­mek­ten uzak. Bu va­di­de MHP, tıp­kı DYP ve ANAP gi­bi çev­re­de­ki dö­nü­şü­mü ve bu dö­nü­şü­mün ürü­nü ye­ni zih­ni­yet ve elit­le­ri al­gı­la­ya­mı­yor. Ar­tık bu tür sı­nır­lı si­ya­si ham­le­ler ik­na edi­ci bir po­li­ti­ka ol­mak­tan çık­tı. Bu ba­kım­dan MHP’nin ba­şör­tü­sü ham­le­si, onu kor­ku­la­rın­dan ve ge­le­nek­sel pa­ra­dok­sun­dan kur­tar­mak ye­ri­ne, tam da pa­ra­dok­sun man­tı­ki so­nuç­la­rıy­la kar­şı­laş­ma­ya sü­rük­le­ye­cek bir tar­tış­ma­ya gö­tü­re­bi­lir. MHP’nin çev­re­de­ki dö­nü­şü­mü an­la­ma­dı­ğı hal­de an­la­mış gi­bi gö­rün­me­si, yağ­mur­dan ka­çar­ken do­lu­ya tu­tul­ma­sıy­la so­nuç­la­na­bi­lir.

Paylaş Tavsiye Et