Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (May 2008) > Dünya Ekonomi > Doha Süreci: Müzakere değil, maskeli balo
Dünya Ekonomi
Doha Süreci: Müzakere değil, maskeli balo
Sadık Ünay
EKO­NO­MİK kü­re­sel­leş­me­nin en önem­li alan­la­rın­dan olan ulus­la­ra­ra­sı ti­ca­re­ti dü­zen­le­mek adı­na 1995 yı­lın­da GATT me­ka­niz­ma­sı­nın ye­ri­ne ku­ru­lan Dün­ya Ti­ca­ret Ör­gü­tü (DTÖ), o gün bu­gün­dür bir so­run­lar yu­ma­ğı ol­ma­ya de­vam edi­yor. Özel­lik­le 2001 yı­lın­da, ge­liş­miş ül­ke­le­rin fa­kir­lik­le mü­ca­de­le et­me ve dün­ya­nın en fa­kir ül­ke­le­ri­ni aya­ğa kal­dı­ra­cak me­ka­niz­ma­la­rı kur­ma id­di­asıy­la baş­lat­tık­la­rı Do­ha gö­rüş­me­le­ri, bir­çok tı­kan­ma­dan son­ra ni­ha­yet kim­se­yi tat­min et­me­yen bir kör­dü­ğü­me dö­nüş­tü. Öy­le ki, GATT me­ka­niz­ma­sın­dan dev­ra­lı­nan prob­lem­ler ve sa­na­yi­leş­miş ül­ke­le­rin ye­ni ko­ru­ma­cı söy­lem­le­ri ile al­tı iyi­ce oyu­lan çok ta­raf­lı gö­rüş­me­ler sis­te­mi ar­tık ta­ma­men çök­mek üze­re.
Do­ha gö­rüş­me­ler se­ri­si­nin, kü­re­sel­leş­me kar­şı­tı ha­re­ke­tin bir nu­ma­ra­lı he­de­fi ha­li­ne ge­len DTÖ’nün ima­jı­nı ta­ze­le­ye­ce­ği­ne ve ge­liş­mek­te olan ül­ke­ler aley­hi­ne alı­nan ka­rar­la­rın göz­den ge­çi­ril­me­si­ni sağ­la­ya­ca­ğı­na da­ir umut­lar, 2005 Ara­lık ayın­da Hong Kong’da ya­pı­lan Ba­kan­lar Zir­ve­si’n­de za­ten tü­ken­miş­ti. “Ti­ca­re­tin li­be­ra­li­zas­yo­nu”, “ti­ca­ret­le kal­kın­ma” ve “fa­kir­li­ğin ti­ca­ret­le ön­len­me­si” gi­bi ga­yet in­sa­nî gö­rü­nüm­lü söy­lem­le­ri te­ren­nüm eden ABD, AB ve Ja­pon­ya blo­ğu için, ge­liş­mek­te olan ül­ke­le­rin yo­ğun­laş­tı­ğı ki­mi sek­tör ve ürün­ler (ör­ne­ğin ta­rım) ser­best ti­ca­ret ala­nı­na alı­na­ma­ya­cak ka­dar si­ya­se­ten de­ğer­liy­di. Ama la­zer ci­haz­la­rı ve­ya nük­le­er de­ni­zal­tı­lar ya da ge­ne­tik mü­hen­dis­li­ğin­de kul­la­nı­lan yük­sek tek­no­lo­ji­li ay­gıt­lar için ti­ca­re­tin ser­best­leş­ti­ril­me­si bel­ki dü­şü­nü­le­bi­lir­di!
Ta­bii bu tür tu­tar­sız­lık­la­rın doğ­ru bir bi­çim­de an­lam­lan­dı­rı­la­bil­me­si için, Do­ha Sü­re­ci’nin ve te­mel­de DTÖ re­ji­mi­nin ser­best ti­ca­ret pren­si­bi ile se­çi­ci ve ikir­cik­li bir iliş­ki­si ol­du­ğu­nu akıl­da tut­mak ge­re­ki­yor. Di­ğer bir de­yiş­le, GATT ve de­va­mı olan DTÖ’nün üze­rin­de in­şa edil­di­ği te­mel pren­sip, ulus­la­ra­ra­sı ti­ca­re­tin mut­lak ola­rak ser­best­leş­ti­ril­me­sin­den zi­ya­de, ön­de ge­len üye­le­rin çı­kar­la­rı­nı ve ulu­sal sos­yo-eko­no­mik den­ge­le­ri­ni gö­ze­ten se­çi­ci bir ko­ru­ma­cı­lı­ğın ha­ya­ta ge­çi­ril­me­si­dir. İş­te bu yüz­den, ulus­la­ra­ra­sı ti­ca­ret an­laş­ma­la­rı son de­re­ce uzun, kar­ma­şık ve tek­nik de­tay­lar­la yük­lü ol­mak zo­run­da.
Yal­nız, geç­miş­te­ki ti­ca­ret gö­rüş­me­le­ri ile Do­ha Sü­re­ci ara­sın­da ba­riz bir fark var. Do­ha’ya de­ğin Was­hing­ton ve Brük­sel, ara­la­rın­da­ki kıs­mi ih­ti­laf­la­ra rağ­men, stra­te­jik ko­nu­lar­da it­ti­fak ede­rek ne­o-mer­kan­ti­list bir cep­he­yi ba­şa­rıy­la ko­ru­muş­lar ve ge­liş­mek­te olan ül­ke­le­re mi­ni­mum ta­viz ve­re­rek ka­za­nım­la­rı­nı mak­si­mi­ze et­miş­ler­di. An­cak Çin, Hin­dis­tan ve Bre­zil­ya gi­bi eko­no­mi­le­ri hız­la bü­yü­yen ve si­ya­sî ağır­lık­la­rı ar­tan ge­liş­mek­te olan ül­ke­le­rin kü­re­sel eko­no­mik yö­ne­ti­şim için­de da­ha ak­tif söz sa­hi­bi ol­mak is­te­me­le­ri pek çok den­ge­yi de­rin­den sars­tı. ABD ve AB hâ­li­ha­zır­da dün­ya ürün ve hiz­met ti­ca­re­ti­nin yak­la­şık %70’ini elin­de tu­tan ba­şat ak­tör­ler ol­duk­la­rı­na gö­re, ti­ca­ret ala­nın­da on­la­rın ira­de­si­ne ta­ban ta­ba­na zıt ka­rar ve me­ka­niz­ma­la­rın or­ta­ya çık­ma­sı­nı bek­le­mek ger­çek­çi ol­maz. An­cak, de­ği­şen kü­re­sel eko­no­mi coğ­raf­ya­sı­nın ge­tir­di­ği ye­ni re­ali­te­ler dik­ka­te alın­dı­ğın­da, Was­hing­ton ve Brük­sel ka­lı­cı et­ki­si ola­cak adım­lar atar­ken, ge­liş­mek­te olan baş­lı­ca ül­ke­le­ri de ar­tık yan­la­rı­na al­mak du­ru­mun­da­dır. Bel­ki tek baş­la­rı­na ye­ni olu­şum­la­rı ve­to edip en­gel­le­ye­bi­lir­ler; fa­kat on­lar ol­ma­dan cid­di an­lam­da ye­ni­den ya­pı­lan­ma eg­zer­siz­le­ri­ne gi­ri­şe­mez­ler.
İş­te bu yüz­den, çık­ma­za gi­ren gö­rüş­me tra­fi­ği­ni can­lan­dır­ma­ya ça­lı­şan DTÖ Baş­ka­nı Pas­cal Lamy’nin iz­le­di­ği yol, 149 üye ül­ke­nin üze­rin­de uz­la­şa­bi­le­ce­ği bir çö­zü­mün te­me­li­ni ABD, AB, Ja­pon­ya, Bre­zil­ya, Hin­dis­tan ve Avus­tral­ya’yı içe­ren al­tı ana ak­tör [G-6] ara­sın­da at­mak­tı. An­cak ta­rım süb­van­si­yon­la­rı gi­bi sos­yo-po­li­tik öne­mi yük­sek ko­nu­lar baş­ta ol­mak üze­re, gö­rüş­me­le­ri ki­lit­le­yen ko­nu­lar­da, “anah­tar al­tı­lı” bi­le ara­la­rın­da an­laş­ma­ya va­ra­ma­dı­lar. Ni­ha­ye­tin­de ABD de­le­gas­yo­nu, Bush’un St Pe­ters­burg’da­ki G-8 zir­ve­sin­de söz ver­di­ği teş­vik in­di­rim­le­ri­ni özen­di­re­cek ye­ter­li kar­şı­lı­ğı ma­sa­da gö­re­me­dik­le­ri­ni öne sü­re­rek gö­rüş­me­ler­den çe­kil­di. Ge­li­nen du­rum­da, 2001’den bu ya­na ağır ak­sak iler­le­yen Do­ha Sü­re­ci’nin ar­tık kri­tik bir di­renç nok­ta­sı­na ulaş­tı­ğı ve ke­si­len gö­rüş­me tra­fi­ği­nin ay­lar hat­ta yıl­lar bo­yun­ca ta­mir edi­le­me­ye­cek de­re­ce­de ya­ra al­mış ol­du­ğu gö­rü­lü­yor. AB’nin ti­ca­ret­ten so­rum­lu ko­mi­se­ri Pe­ter Man­del­son’un, kü­re­sel eko­no­mi­nin ‘ağa­be­yi’ ola­rak fe­da­kâr­lık yap­ma­sı bek­le­nen ABD’nin ve­re­ce­ği her ta­vi­ze, ge­liş­miş ve ge­liş­mek­te olan ül­ke­ler­den bi­re bir kar­şı­lık bek­le­ye­rek sis­te­mi kas­ten tı­ka­dı­ğı­na da­ir ze­hir zem­be­rek açık­la­ma­lar yap­ma­sı da za­ra­rın bü­yük­lü­ğü­ne işa­ret edi­yor.
ABD’de­ki si­ya­sî sü­re­ce ba­kıl­dı­ğın­da, Ka­sım ayın­da­ki ara se­çim­le­re ka­dar Bush yö­ne­ti­mi­nin ti­ca­ret gö­rüş­me­le­ri­ni can­lan­dır­ma­yı gün­de­me al­ma­ya ya­naş­ma­ya­ca­ğı ke­sin gi­bi. Son­ra­ki dö­nem­de de, baş­lı­ca des­tek­çi­le­rin­den ta­rım-en­düs­tri lo­bi­si­ni kar­şı­sı­na al­ma­ya hiç de ni­yet­li ol­ma­yan Bush’un, DTÖ ko­nu­su­nu bir sü­re da­ha buz­do­la­bın­da tu­tup 2009 yı­lı ba­şın­da ye­ri­ni ala­cak ha­le­fi­ne dev­ret­mek is­te­ye­ce­ği ön­gö­rü­le­bi­lir. Ulus­la­ra­ra­sı iliş­ki­ler ve ça­tış­ma­la­rın çö­zü­mü­ne yak­la­şı­mın­da kes­kin bir tek-ta­raf­lı­lık te­ma­yü­lü ge­liş­ti­ren Bush yö­ne­ti­mi­nin, ulus­la­ra­ra­sı ku­rum­la­rı ve çö­züm plat­form­la­rı­nı ha­fi­fe alan bu yak­la­şı­mı­nın kü­re­sel eko­no­mi­nin yö­ne­ti­şi­mi­ne yan­sı­mış ol­ma­sı da el­bet­te sür­priz de­ğil.
Ulus­la­ra­ra­sı ti­ca­re­tin li­be­ra­li­zas­yo­nu ve fa­kir­li­ğin ser­best ti­ca­ret­le en­gel­len­me­si gi­bi sa­mi­mi­yet­siz söy­lem­ler, ulu­sal çı­kar grup­la­rı­nın mil­yar do­lar­la­ra va­ran süb­van­si­yon­lar­la ayak­ta tu­tul­ma­sı­nı mas­ke­le­mek için or­ta­ya ko­nan “laf-ı gü­zaf” ola­rak kal­ma­ya mah­kûm. Bu bağ­lam­da, in­san­cıl söy­lem­ler ve (ör­ne­ğin İn­gi­liz­ler ta­ra­fın­dan fark­lı mü­la­ha­za­lar­la öne­ri­len) sis­te­mik re­form ça­ba­la­rın­dan faz­la haz­zet­me­yen ABD yö­ne­ti­mi­nin, ar­tan bir yo­ğun­luk­la iki­li ti­ca­ret an­laş­ma­la­rı­na yö­nel­di­ği­ni gö­rü­yo­ruz. Bush dö­ne­min­de ABD yö­ne­ti­mi­nin im­za­la­dı­ğı iki­li ti­ca­rî an­laş­ma sa­yı­sı 12, ay­rı­ca 6 an­laş­ma im­za­ya ha­zır du­rum­da ve 11 ta­ne­si­nin de ha­zır­lık gö­rüş­me­le­ri de­vam edi­yor. Stra­te­jik ön­ce­lik­ler ışı­ğın­da im­za­la­nan bu iki­li an­laş­ma­lar bir yan­dan ta­raf­lar­dan güç­lü ola­nın çı­kar­la­rı­nı ön­ce­ler­ken, di­ğer yan­dan da ki­mi önem­li böl­ge­sel en­teg­ras­yon gi­ri­şim­le­ri­ni dev­re dı­şı bı­ra­kıp özel­lik­le fa­kir­lik­le bo­ğu­şan ül­ke­le­ri ta­ma­men mar­ji­na­li­ze edi­yor.
So­nuç­ta, İkin­ci Dün­ya Sa­va­şı son­ra­sı kü­re­sel dü­ze­nin iz­le­ri­ni ta­şı­yan ve ta­ma­men se­çi­ci ola­rak iş­le­yen bir GATT me­ka­niz­ma­sı ile onun ye­ri­ni alan DTÖ, kü­re­sel ti­ca­ret re­ji­mi­ni şe­kil­len­di­rip yö­net­me nok­ta­sın­da cid­di bir tı­kan­maya ulaş­mış bu­lu­nu­yor. Ce­nev­re’de­ki bü­rok­rat­lar kad­ro­su, ya­kın za­man­da ‘kal­kın­ma’ gün­dem­li cid­di bir gö­rüş­me se­ri­si­nin baş­la­ma­ya­ca­ğın­dan emin bir şe­kil­de ta­til­le­ri­ne çı­kar­ken, kü­re­sel eko­no­mi po­li­ti­ğin de­ği­şen den­ge­le­ri­ni yan­sı­tan çok ta­raf­lı, adil ve meş­ru­iye­ti tar­tı­şıl­ma­ya­cak bir ti­ca­ri yö­ne­ti­şim sis­te­mi­nin ku­rul­ma­sı yi­ne baş­ka bir ba­ha­ra kal­mış gi­bi.

Paylaş Tavsiye Et