Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Haziran 2008) > Dünya Ekonomi > Açlığın küresel ekonomi politiği
Dünya Ekonomi
Açlığın küresel ekonomi politiği
Sadık Ünay
Nİ­HA­YET bu ha­zin ve mu­kad­der son da cid­di bir va­kı­a ola­rak gün­de­mi­mi­ze gir­di: “Kü­re­sel aç­lık”. Av­ru­pa mer­kez­li bir “dün­ya eko­no­mi­si”nin al­ter­na­tif eko­no­mik alan­la­ra (Çin, Hind, Os­man­lı gi­bi) üs­tün­lük sağ­la­ma­sı; ka­dim pi­ya­sa an­la­yış­la­rı­nın ye­ri­ni ti­ca­ri, sı­nai ve fi­nan­sal form­la­rıy­la ka­pi­ta­liz­min al­ma­sı; sa­na­yi dev­ri­mi, sö­mür­ge­ci­lik ve dün­ya sa­vaş­la­rı; kü­re­sel ka­pi­ta­list en­teg­ras­yon ve bü­tün bu ev­re­le­rin so­nun­da ulaş­tı­ğı­mız ni­hai nok­ta, kü­re­sel bir nir­va­na de­ğil, kü­re­sel aç­lık teh­di­di. Po­pü­ler meş­rui­yet ka­za­nı­mı nok­ta­sın­da gös­te­ri­len tüm ça­ba­la­ra ve ya­pay söy­lem/po­li­ti­ka in­şa­la­rı­na rağ­men, ka­pi­ta­liz­min ya­pı­sal so­run­la­rı ve hiç de in­sa­ni ol­ma­yan sı­nır­sız kâr ek­sen­li ir­ras­yo­na­li­te­si, in­san­lı­ğı 21. yüz­yı­lın ba­şın­da kü­re­sel aç­lık teh­li­ke­si­ni ko­nu­şur bir nok­ta­ya sü­rük­le­miş bu­lu­nu­yor.
Son ay­lar­da ay­yu­ka çı­kan kü­re­sel gı­da kri­zi ya da “aç­lı­ğın kü­re­sel­leş­me­si” üze­rin­den kü­re­sel eko­no­mik sis­te­min yö­ne­ti­şim so­run­la­rı­na da­ir çok sa­rih bir oku­ma yap­mak da müm­kün. “Be­yaz ada­mın yü­kü”nden “kü­re­sel­le­şe­rek bir­lik­te zen­gin­leş­mek” dö­ne­mi­ne uza­nan bir sü­reç­te kü­re­sel eko­no­mi­nin, ka­pi­ta­liz­min mer­ke­zi ile çev­re­sin­de­ki ül­ke ve top­lum­la­rın ka­ba­ca ka­pi­ta­list bir sos­yo-eko­no­mik çer­çe­ve için­de re­fah ve hu­zu­ra ka­vu­şa­cak­la­rı te­zi fark­lı bi­çim­ler­de iş­le­ne­gel­di. Sü­reç 20. yüz­yı­la ulaş­tı­ğın­da özel­lik­le Bret­ton Wo­ods sis­te­mi ve BM’nin eko­no­mik kol­la­rı üze­rin­den ka­pi­ta­liz­min ta­rih­sel ola­rak is­pat­la­nan yı­kı­cı et­ki­le­ri­ni sı­nır­la­ya­cak et­kin bir yö­ne­ti­şim me­ka­niz­ma­sı­nın ku­ru­la­ca­ğı yö­nün­de umut­lar ye­şer­miş­ti. Kü­re­sel he­ge­mon ro­lü­ne so­yu­nan ABD ve mih­man­da­rı İn­gil­te­re’nin eko­no­mi po­li­tik çı­kar­la­rı doğ­rul­tu­sun­da 1950’li ve 60’lı yıl­la­rın, ge­liş­mek­te olan ül­ke­le­rin umut­la­rı­nı bes­le­yen gö­re­ce bir is­tik­rar dö­ne­mi ol­ma­sı da bu er­ken iyim­ser­li­ği des­tek­le­di. An­cak kü­re­sel sis­te­min yö­ne­ti­şim mi­ma­ri­si­nin yer­leş­me­si için de­ko­lo­ni­zas­yon sü­re­cin­de ba­ğım­sız­lık­la­rı­nı ka­za­nan az ge­liş­miş ül­ke­le­rin “aşa­ğı­dan” meş­rui­yet sağ­la­yı­cı kat­kı­la­rı­na ih­ti­yaç var­dı. Bu çer­çe­ve­de, IMF, Dün­ya Ban­ka­sı, OECD gi­bi ku­rum­la­ra ek ola­rak BM bün­ye­sin­de ku­ru­lan “Kal­kın­ma Prog­ra­mı” (UNDP) ile es­ki ko­lo­ni­le­ri ti­ca­ret yo­luy­la dış yar­dı­ma ba­ğım­lı­lık­tan kur­tar­ma­yı he­def­le­yen “Ti­ca­ret ve Kal­kın­ma Kon­fe­ran­sı” (UNC­TAD) ve­ri­li sos­yo-eko­no­mik eşit­siz­lik­le­ri gi­der­me yo­lun­da kü­re­sel sis­te­min hâ­kim güç ve ya­pı­la­rı­na du­yu­lan gü­ven ve iyim­ser­li­ği yan­sı­tan plat­form­lar ol­du­lar.
Sis­te­min “taş­ra”sın­dan ba­kıl­dı­ğın­da plan ka­ba­ca şöy­ley­di: Ege­men dün­ya güç­le­ri­nin sö­mür­ge­ci sis­tem­le­ri­ne yüz­yıl­lar­dır ceb­ren ek­lem­len­miş bu­lu­nan ve de­ko­lo­ni­zas­yon sü­re­cin­de ba­ğım­sız­lık­la­rı ker­hen ta­nı­nan “üçün­cü dün­ya” ül­ke­le­ri, li­be­ral ti­ca­ret öğ­re­ti­si­nin buy­ruk­la­rı­nı ta­kip ede­rek kü­re­sel eko­no­mik oyu­na ka­tı­la­cak­lar­dı. Ak­tif ti­ca­ret­te­ki “mu­ka­ye­se­li avan­taj”la­rı­nı ta­kip et­tik­le­rin­de ka­zan-ka­zan pren­si­bi­nin ge­re­ği ola­rak ken­di­le­ri­ne gö­re bir kal­kın­ma ve ön­de­ki­le­re ye­tiş­me (catch-up) yo­lu tut­tu­ra­cak­lar ve ko­lon­yal efen­di­le­ri­nin lüt­fet­tik­le­ri borç ve yar­dım­la­ra ih­ti­yaç duy­ma­dan var­lık­la­rı­nı sür­dü­rüp gi­de­cek­ler­di. Dö­ne­min po­pü­ler öğ­re­ti­si “mo­dern­leş­me te­ori­si” ta­ra­fın­dan si­ya­si ve sos­yal dö­nü­şüm bo­yut­la­rıy­la des­tek­le­nen bu de­ği­şim pro­je­le­ri man­zu­me­si, Af­ri­ka ül­ke­le­ri baş­ta ol­mak üze­re ar­dı ar­dı­na pek çok ül­ke­de “li­be­ral de­mok­ra­si-pi­ya­sa eko­no­mi­si” for­mü­lüy­le ha­ya­ta ge­çi­ri­le­cek ve “ba­ğım­sız­lar ha­re­ke­ti”nden il­ham­la da­ha adi­la­ne ye­ni bir “ulus­la­ra­ra­sı eko­no­mik dü­zen” da­hi ta­lep edi­le­cek­ti.
An­cak, kü­re­sel ka­pi­ta­liz­min uzun sü­re­li ta­rih­sel de­vi­ni­mi için­de iki sa­vaş-ara­sı dö­ne­min sı­kın­tı­la­rı, bü­yük buh­ra­nın yol aç­tı­ğı sis­te­mik çal­kan­tı­lar ve İkin­ci Dün­ya Sa­va­şı’nın yı­kı­cı et­ki­le­ri­ne kar­şı bir res­to­ras­yon dö­ne­mi ola­rak gö­rü­len Key­nez­yen ara­lı­ğın, ka­pi­ta­list ge­niş­le­me di­na­mi­ği­nin ya­pı­sı­nı de­ğiş­tir­me­di­ği kı­sa za­man­da an­la­şıl­dı. 1970’le­rin ba­şın­dan iti­ba­ren pat­la­yan ulus­la­ra­ra­sı pet­rol ve borç kriz­le­ri, ge­liş­mek­te olan dün­ya­nın er­ken ge­liş­me umut­la­rı­nı sü­pü­rüp sis­te­min te­pe­sin­de­ki­ler ile di­bin­de­ki­ler ara­sın­da­ki far­kı da­ha da kes­kin­leş­ti­ren ne­oli­be­ral çer­çe­ve­li fi­nan­sal (ga­zi­no) ka­pi­ta­liz­mi­nin de önü­nü aç­tı. Kâr mak­si­mi­zas­yo­nu, ve­rim­li­lik ve his­se­dar mem­nu­ni­ye­ti üç­ge­nin­de ya­şa­yan şir­ket ve ki­şi­sel gi­ri­şim­ci­ler dün­ya­sı, At­lan­tik-Ja­pon­ya ek­se­nin­de ko­nuş­la­nır­ken, “kü­re­sel sos­yal so­rum­lu­luk” kav­ra­mı git­tik­çe de­rin­le­şen Ku­zey-Gü­ney ay­rı­mı bağ­la­mın­da an­la­mı­nı ta­ma­men yi­tir­di.
Re­el za­man­da 24 sa­at sa­nal iş­lem­le­rin ya­pıl­dı­ğı; yer­kü­re­nin fi­nan­sal ser­ma­ye­ye ev sa­hip­li­ği ya­pan bir­kaç şeh­ri ara­sın­da­ki his­se se­ne­di, tah­vil, bo­no, tü­rev ti­ca­re­ti­nin üre­ti­me da­ya­lı eko­no­mi ile iliş­ki­si­nin kop­tu­ğu; ve tıp­kı pet­rol ile de­ğer­li taş­lar­da ol­du­ğu gi­bi ta­hıl ve yi­ye­cek mad­de­le­ri­nin de ulus­la­ra­ra­sı spe­kü­las­yon ko­nu­su ol­du­ğu bir dün­ya­da aç­lı­ğın ya­yıl­ma­sı de­ğil, kü­re­sel­leş­me­me­si sür­priz olur­du. Gel­di­ği­miz nok­ta­da, Tür­ki­ye dâ­hil ge­liş­mek­te olan ül­ke­le­rin pek ço­ğun­da kü­re­sel ısın­ma­ya pa­ra­lel ola­rak ar­tan ku­rak­lık, spe­kü­la­tif et­ki­ler, bi­o-ya­kıt üre­ti­mi gi­bi se­bep­ler­le ta­hıl ve te­mel gı­da fi­yat­la­rı özel­lik­le dü­şük ge­lir grup­la­rın­da­ki mil­yon­lar­ca in­sa­nın ge­çi­mi­ni teh­dit eder bir nok­ta­ya doğ­ru hız­la iler­le­mek­te. Bu­na bağ­lı ola­rak kü­re­sel yö­ne­ti­şim sis­te­mi­nin ba­şa­rı­sız ak­tör­le­ri ta­ra­fın­dan Mı­sır, Se­ne­gal, Hin­dis­tan, Ye­men ve Mek­si­ka dâ­hil 33 ül­ke­de aç­lık­tan kay­nak­la­nan si­ya­si-sos­yal ka­os, top­lu ayak­lan­ma ve yağ­ma­la­ma teh­li­ke­si­nin had saf­ha­da ol­du­ğu be­lir­ti­li­yor.
Bü­tün bun­lar olur­ken, AB’nin or­tak ta­rım po­li­ti­ka­sı üze­rin­den büt­çe­si­nin yak­la­şık üç­te bi­ri­ni ta­rım des­tek­le­ri­ne ayır­ma­ya de­vam et­ti­ği­ni, ABD’nin yük­se­len ta­hıl fi­yat­la­rı­na kar­şın çift­çi­le­ri­ne cö­mert süb­van­si­yon­lar da­ğıt­ma­yı sür­dür­dü­ğü­nü ve Dün­ya Ti­ca­ret Ör­gü­tü’nün 2002’de Do­ha’da baş­la­yan gö­rüş­me­ler se­ri­si­nin ge­liş­miş ve ge­liş­mek­te olan ül­ke­ler ara­sın­da (en çok ta­rım ürün­le­riy­le il­gi­li) an­laş­maz­lık­lar yü­zün­den tı­kan­mış ol­du­ğu­nu da söy­le­me­ye ge­rek yok her­hal­de. Ke­za Tony Bla­ir gi­bi “me­si­ya­nik” li­der­le­rin gay­ret­le­riy­le ça­lış­ma­la­rı­nı, 2015 yı­lın­da dün­ya­da fa­kir­li­ği ya­rı­ya in­dir­mek dâ­hil, pek çok abar­tı­lı he­def içe­ren “Mi­len­yum Kal­kın­ma He­def­le­ri”ne en­deks­le­yen BM’nin UNDP ve UNC­TAD gi­bi ku­rum­la­rı ile yak­la­şık 20 yıl­dır “fa­kir­li­ği azalt­ma” şar­kı­la­rı söy­le­yen Bret­ton Wo­ods ku­ru­luş­la­rı­nın tüm inan­dı­rı­cı­lık ve kre­di­bi­li­te­le­ri­ni yi­tir­dik­le­ri de aşi­kâr.
Da­ha de­rin bir ana­liz­le, aç­lı­ğın kü­re­sel­leş­me­si ris­ki al­tın­da if­las eden asıl un­su­run, kâr ve ve­rim­li­lik söy­lem­le­ri ile ger­çek re­ka­be­ti yok eden; ya­şam hak­kı dâ­hil ca­ri tüm in­sa­ni ih­ti­yaç­la­rı im­ti­yaz­lı bir “ya­tı­rım­cı­lar” gru­bu­nun çı­kar­la­rı­nın tü­re­vi ola­rak gö­ren; spe­kü­las­yon ve şi­şi­ril­miş ka­zanç alan­la­rı üret­me nok­ta­sın­da sı­nır ta­nı­ma­yan ve hiç­bir ah­la­ki nos­yon ile sı­nır­la­na­ma­yan “kü­re­sel ka­pi­ta­list” pa­ra­dig­ma ol­du­ğu gö­rü­le­bi­lir.Dün­ya üze­rin­de epey bir za­man­dır aç­lı­ğın ka­de­rin bir cil­ve­si ol­ma­dı­ğı­nı ve ses­siz-se­da­sız kit­le­sel ci­na­yet­le­re doğ­ru yol alan bu pa­ra­dig­ma­nın en bü­yük za­af­la­rı­nın yi­ne en bü­yük kuv­ve­le­rin­den kay­nak­lan­dı­ğı­nı he­pi­miz bi­li­yo­ruz.

Paylaş Tavsiye Et
Dünya Ekonomi
DİĞER YAZILAR