Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Ağustos 2008) > Dünya Siyaset > Ortadoğu’da karşılıklı geri adımlar
Dünya Siyaset
Ortadoğu’da karşılıklı geri adımlar
Ahmet Emin Dağ
OR­TA­DO­ĞU’DA­Kİ so­run­la­rın mer­ke­zin­de du­ran “Fi­lis­tin me­se­le­si”nin sa­de­ce o top­rak­lar­la sı­nır­lı ol­ma­dı­ğı­nı, te­me­lin­de si­ya­si, kül­tü­rel, eko­no­mik ve di­nî bo­yut­lar ta­şı­yan kök­lü bir çe­kiş­me­nin yat­tı­ğı­nı sü­rek­li ha­tır­lat­mak­ta ya­rar var. Or­ta­do­ğu’­yu an­la­mak için böl­ge­de­ki he­men her ge­liş­me­de kar­şı­mı­za çı­kan si­ya­si denk­le­mi de dik­ka­te al­mak ge­re­ki­r. Tüm ge­liş­me­ler­de, ABD Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı Con­do­le­ez­za Ri­ce’ın de­yi­miy­le “Ye­ni Or­ta­do­ğu”yu kur­mak üze­re si­ya­set ge­liş­ti­ren güç­ler­le (ABD, İs­ra­il ve AB), bu­na kar­şı mü­ca­de­le ve­ren di­renç cep­he­si (İran, Su­ri­ye, Hiz­bul­lah, Ha­mas) ve iki ta­raf ara­sın­da or­ta yol bul­ma­ya ça­lı­şan Tür­ki­ye gi­bi ılım­lı den­ge güç­le­ri­nin bir­bi­ri­ne kar­şı po­zis­yon­la­rı be­lir­le­yi­ci.
Yu­ka­rı­da­ki iki tes­pi­ti or­ta­ya koy­duk­tan son­ra Or­ta­do­ğu’da 2008’de öne çı­kan beş fark­lı uz­laş­ma ara­yı­şı­nı de­ğer­len­dir­mek da­ha ko­lay ola­cak­tır. İç içe geç­miş du­rum­da­ki bu ça­ba­lar mer­kez­den çev­re­ye doğ­ru şu şe­kil­de di­zi­li­yor: El-Fe­tih-Ha­mas, Ha­mas-İs­ra­il, el-Fe­tih-İs­ra­il, Hiz­bul­lah-İs­ra­il ve Su­ri­ye-İs­ra­il.
Ha­mas ile el-Fe­tih ara­sın­da Mı­sır is­tih­ba­ra­tı­nın ara­cı­lı­ğın­da yü­rü­tü­len gö­rüş­me­ler so­mut bir an­laş­may­la so­nuç­lan­maz­ken, Ha­mas ile İs­ra­il ara­sın­da­ki ateş­kes ağır ak­sak iler­li­yor. El-Fe­tih ile İs­ra­il ara­sın­da­ki doğ­ru­dan gö­rüş­me­le­rin ye­rin­de say­dı­ğı bir sı­ra­da, Al­man­ya’nın ara­cı­lı­ğın­da Hiz­bul­lah ile İs­ra­il ara­sın­da­ki esir de­ği­şi­mi olum­lu so­nuç­la­nır­ken, Su­ri­ye ile İs­ra­il ara­sın­da­ki sü­reç ise Tür­ki­ye’nin ara­bu­lu­cu­lu­ğun­da olum­lu gö­rü­nen bir hat­ta ha­len iler­li­yor.
Ama bu uz­laş­ma ara­yış­la­rı, ay­nı za­man­da böl­ge­nin fark­lı so­run­la­rı­nın da ke­si­şim nok­ta­sın­da­ki or­tak ak­tör­ler­le bağ­lan­tı­lı. Bu se­bep­le Ha­mas ile el-Fe­tih ara­sın­da­ki uz­laş­ma ara­yı­şı­nı İs­ra­il ve İran’dan, Hiz­bul­lah-İs­ra­il esir de­ği­şi­mi­ni Su­ri­ye ile il­gi­li sü­reç­ten ay­rı dü­şün­mek ne­re­dey­se im­kan­sız. He­le İran ile İs­ra­il ara­sın­da ge­ri­li­min en üst nok­ta­ya ulaş­tı­ğı bir dö­nem­de Hiz­bul­lah’ın ge­çen ay­ki adı­mı at­ma­sı, İran-İs­ra­il iliş­ki­le­rin­de fark­lı kart­la­rın açıl­mış ol­ma­sı­nın bir so­nu­cun­dan baş­ka bir şey de­ğil.
Bu açı­dan Tem­muz ayı­nın or­ta­la­rın­da ya­şa­nan esir de­ği­şi­mi, Or­ta­do­ğu’da­ki as­ke­rî ve si­ya­si denk­le­mi ku­ran ak­tör­le­rin po­zis­yon­la­rın­da­ki gev­şe­me­yi ifa­de eden bo­yut­lar ta­şı­yor. Hiz­bul­lah, İs­ra­il ile 2006 yı­lın­da yap­tı­ğı sa­vaş­tan ka­lan iki İs­ra­il­li as­ke­rin ce­se­di­ni Tel Aviv’e tes­lim eder­ken, kar­şı­lı­ğın­da 200 Lüb­nan­lı ve Fi­lis­tin­li­nin na­aş­la­rı­nın ya­nı sı­ra hâ­lâ ha­yat­ta olan 5 Lüb­nan­lı tu­tuk­lu­yu da ge­ri al­dı. Böy­le­ce İs­ra­il ha­pis­ha­ne­le­rin­de Hiz­bul­lah üye­si mah­kum kal­ma­dı.
Bu de­ği­şim, İs­ra­il ile İran ara­sın­da son bir ay­dır yü­rü­tü­len tır­man­dır­ma si­ya­se­ti­nin kar­şı­lık­lı as­ke­rî tat­bi­kat­lar­la göv­de gös­te­ri­si­ne dö­nüş­tü­ğü bir dö­nem­de gel­di. Za­man­la­ma, as­lın­da İran ve İs­ra­il’in, bir cep­he­de ça­tış­ma nok­ta­sı­na ge­lir­ken, baş­ka bir cep­he­de kar­şı­lık­lı yu­mu­şa­ma ve tan­si­yo­nu dü­şür­me ama bu­nu da ge­ri adım at­ma­dık­la­rı me­sa­jı ve­re­rek yap­ma ih­ti­ya­cıy­la bağ­lan­tı­lı. He­men ar­dın­dan Tür­ki­ye’nin tam or­ta­sın­da yer al­dı­ğı İran-Ame­ri­ka nük­le­er pa­zar­lık­la­rı­nın bir­den­bi­re sa­vaş söy­le­min­den mü­za­ke­re söy­le­mi­ne dö­nüş­me­si gel­di. Tüm bun­la­rın Su­ri­ye’nin İs­ra­il’le yü­rüt­tü­ğü mü­za­ke­re­le­rin sür­dü­ğü bir dö­nem­de ol­ma­sı, önü­müz­de­ki sü­reç­te Or­ta­do­ğu’da stra­te­jik ze­min kay­ma­la­rı­nın ya­şa­na­bi­le­ce­ği­nin güç­lü işa­ret­le­ri. Şu an gör­dük­le­ri­miz, tüm ye­rel ve ulus­la­ra­ra­sı ak­tör­le­rin de­ği­şen den­ge­le­re gö­re po­zis­yon al­ma ha­zır­lı­ğın­dan baş­ka bir şey de­ğil.
Or­ta­do­ğu denk­le­mi­ni yan­sı­ta­cak şe­kil­de bö­lün­müş olan Lüb­nan’da­ki iç si­ya­si ak­tör­le­rin ik­ti­dar pay­la­şı­mı Hiz­bul­lah’ın ra­zı ola­ca­ğı bir for­mül­le so­nuç­la­nır­ken, bu de­ği­şim, İran’ın sa­de­ce Lüb­nan’da de­ğil, Irak ve Kör­fez’de­ki po­zis­yo­nu­nu da sağ­lam­laş­tır­mış ol­ma­sıy­la doğ­ru­dan bağ­lan­tı­lı. Ya­ni yu­ka­rı­da sı­ra­la­nan tüm bu de­ği­şim­le­rin te­me­lin­de, Ye­ni Or­ta­do­ğu cep­he­si­nin, mu­ha­lif­le­ri tas­fi­ye ope­ras­yo­nu­nun ba­şa­rı­sız­lık­la so­nuç­lan­ma­sı ve (ye­rel si­ya­si po­zis­yon­la­rı iti­ba­rıy­la) ye­ni ham­le ge­liş­ti­re­cek va­kit­le­ri­nin ol­ma­ma­sı ya­tı­yor.
Ha­mas’ın, elin­de­ki bir İs­ra­il as­ke­ri­ne kar­şı­lık ser­best bı­ra­kıl­ma­sı­nı ta­lep et­ti­ği Fi­lis­tin­li mah­kum­la­rın key­fi­ye­ti ve ke­mi­ye­ti ko­nu­sun­da sü­ren an­laş­maz­lık da tıp­kı Hiz­bul­lah esir de­ği­şi­min­de ol­du­ğu gi­bi, kar­şı­lık­lı ak­tör­le­rin ar­gü­man­la­rın­dan da­ha çok, böl­ge­sel ak­tör­le­rin ve özel­lik­le Su­ri­ye ile pa­zar­lık­la­rın gi­di­şa­tı­na gö­re şe­kil­le­ne­cek. İs­ra­il’in elin­de ha­len 50 ta­ne­si mil­let­ve­ki­li ol­mak üze­re 10 bi­ne ya­kın Fi­lis­tin­li si­ya­si mah­kum bu­lu­nu­yor.
Öte yan­dan 100’den faz­la Fi­lis­tin­li mah­ku­mun ce­set­le­ri­nin ia­de­si­ni sağ­la­yan Hiz­bul­lah’ın, yıl­lar­dır İs­ra­il ile mü­za­ke­re yü­rü­ten Fi­lis­tin li­de­ri Mah­mud Ab­bas’tan da­ha faz­la iş yap­tı­ğı ko­nu­sun­da­ki yay­gın ka­na­at, Ab­bas’ın eli­ni za­yıf­lat­mış du­rum­da. Bu ise, baş­tan be­ri Ab­bas’ın eli­ni güç­len­dir­me­ye ça­lı­şan İs­ra­il’in he­sap­la­rı­nı olum­suz et­ki­le­di­ği ka­dar, Ha­mas kar­şı­sın­da el-Fe­tih yö­ne­ti­ci­le­ri­ni ge­ri adım at­ma­ya zor­la­ya­cak­tır. Do­la­yı­sıy­la kısa bir za­man son­ra, Ha­mas ile el-Fe­tih arasındaki uz­laş­ma ça­ba­la­rı­nın olum­lu ne­ti­ce­len­me­si­ni ve İs­ra­il-Ha­mas esir de­ği­şi­mi­ni bek­le­mek sür­priz ol­ma­ya­cak­tır.
Böy­le­si bir or­tam­da böl­ge­sel ve ulus­la­ra­ra­sı güç­ler po­zis­yon­la­rı­nı göz­den ge­çir­me­ye ih­ti­yaç du­yu­yor. Böl­ge­de ge­liş­me­ler öy­le­si­ne hız­lı iler­li­yor ki, oyun ku­ru­cu­la­rın so­luk­la­nıp iç si­ya­si den­ge­le­ri de tat­min ede­cek şe­kil­de ye­ni bir söy­lem ve tak­tik ge­liş­tir­me­le­ri ha­ya­ti bir zo­run­lu­luk. Bu yö­nüy­le Ha­mas ile İs­ra­il ara­sın­da­ki son ateş­kes de, bir ba­rış ara­yı­şın­dan çok, kar­şı­lık­lı zo­run­lu­luk­lar­dan doğ­muş bir ge­çi­ci so­luk­lan­ma ola­rak de­ğer­len­di­ril­me­li.
Irak’ta, Kör­fez’de, Fi­lis­tin’de ve böl­ge­sel eko­no­mi­de ya­şa­nan çe­kiş­me, her şe­yin Was­hing­ton ve Tel Aviv’de he­sap­lan­dı­ğı gi­bi git­me­ye­ce­ği­ni bir kez da­ha is­pat­la­dı. Bil­has­sa Tür­ki­ye, Mı­sır, Suu­di Ara­bis­tan gi­bi ılım­lı güç­le­rin den­ge­le­yi­ci ola­rak oyun kur­ma­da­ki rol­le­ri, tan­si­yo­nu dü­şü­rü­cü et­ki ya­pı­yor ve kök­lü stra­te­jik kı­rıl­ma­lar ye­ri­ne yu­mu­şak ge­çi­şe ze­min ha­zır­lı­yor.
Ama bu kar­şı­lık­lı ge­ri adım­la­rın sağ­du­yu­lu bir tep­ki ve po­li­ti­ka ge­tir­me­si­ni bek­le­mek de böl­ge ta­ri­hi­ni bil­me­mek olur. Şim­di ki­mi oyun ku­ru­cu güç­le­rin is­te­me­ye­rek de ol­sa at­tık­la­rı ge­ri adım­la­ra şa­hit ol­sak bi­le, bu­nun ge­çi­ci bir du­rum ol­du­ğu­nu vur­gu­la­mak ge­re­kir. İs­ra­il’in si­ya­si ve as­ke­rî ala­nın dı­şı­na çı­ka­rak, in­sa­ni yar­dım ko­nu­su­nu bir si­lah ola­rak kul­lan­ma ina­dı ha­len sü­rü­yor. İki yıl­dır am­bar­go al­tın­da tut­tu­ğu Gaz­ze’de ge­ri tep­ti­ği hal­de, yar­dım ku­ru­luş­la­rı­nı he­def ala­rak bu kez çok cep­he­li mü­ca­de­le­ye gi­riş­ti­ği sin­yal­le­ri­ni ver­me­si, önü­müz­de­ki gün­ler­de çok tar­tı­şı­la­cak un­sur­lar­dan bi­ri. Ara­la­rın­da ba­zı Kı­zı­lay ku­rum­la­rı­nın da bu­lun­du­ğu 36 ku­ru­lu­şu kap­sa­yan lis­te­ye, Tür­ki­ye’nin say­gın yar­dım ku­rum­la­rın­dan ba­zı­la­rı­nın ek­len­miş ol­ma­sı, İs­ra­il’in ala­bil­di­ği­ne ge­niş bir düş­man al­gı­la­ma­sı ile fark­lı cep­he­ler­de ye­ni düş­man­lık­lar yaratmaktan vaz­geç­me­di­ği­ni or­ta­ya ko­yu­yor.
Kı­sa­ca­sı, bu ge­çi­ci so­luk­lan­ma dö­ne­mi so­na er­di­ğin­de, ki bu bü­yük ih­ti­mal­le 2009 ba­şı­ olacaktır, in­sa­ni yö­nün çok da­ha yo­ğun tar­tı­şıl­dı­ğı ge­ri­lim sü­re­ci­nin ye­ni­den tır­man­ma­sı bek­le­ne­bi­lir.

Paylaş Tavsiye Et