Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Aralık 2008) > Kapak > MHP’de değişim, imaj mı gerçek mi?
Kapak
MHP’de değişim, imaj mı gerçek mi?
Murat Yılmaz
TÜR­Kİ­YE’NİN ya­şa­dı­ğı bü­yük dö­nü­şüm ve meş­rui­yet kri­zi, si­ya­si par­ti­le­ri de sar­sı­yor. Bil­has­sa 3 Ka­sım 2002 se­çim­le­ri son­ra­sı si­ya­si yel­pa­ze­de ya­şa­nan de­ği­şim ve mer­ke­zin ye­ni­den te­şek­kü­lü sü­re­ci, si­ya­si par­ti­le­rin kim­lik­le­rin­de ye­ni ara­yış­la­ra yol aç­tı. Si­ya­si fel­se­fe ve ide­olo­ji ge­le­ne­ği za­ten za­yıf olan Tür­ki­ye’de par­ti­ler, bu rüz­ga­rın et­ki­siy­le iyi­ce sav­rul­ma­ya baş­la­dı. Son za­man­lar­da AK Par­ti’nin de­mok­ra­tik ve si­vil du­ru­şu­nun dev­let­lü ve mer­kez­ci bir çiz­gi­ye kay­ma­sı, CHP’nin çar­şaf­lı ha­nım üye­ler kay­det­me­si ve MHP’nin Baş­ba­kan Er­do­ğan’ın sert söy­lem­le­ri kar­şı­sın­da “Ya sev ya terk et!” slo­ga­nı­nı eleş­ti­re­rek Ale­vi so­ru­nu üze­ri­ne açı­lım yap­ma­sı bu min­val­de sa­yı­la­bi­le­cek de­ği­şik­lik­ler.
Pe­ki, bü­tün bu “şa­şır­tı­cı” de­ği­şik­lik ala­met­le­ri, ne öl­çü­de ger­çek bir ara­yı­şı ve de­ği­şi­mi ifa­de edi­yor, ne öl­çü­de yak­la­şan ma­hal­li ida­re­ler se­çi­mi­ne yö­ne­lik bir opor­tü­nizm içe­ri­yor? Ka­muo­yu bu so­ru­yu tar­tı­şı­yor. 3 Ka­sım 2002’de TBMM’ye sa­de­ce AK Par­ti ile CHP’nin gi­re­bil­me­si, çok par­ti­li si­ya­si yel­pa­ze­nin iki par­ti ek­se­nin­de ye­ni­den ku­ru­la­ca­ğı bek­len­ti­si­ni ya­rat­mış­tı. An­cak CHP’nin cı­lız­lı­ğı bu bek­len­ti­nin ha­ya­ta geç­me­si­ni en­gel­le­di. Ne­re­dey­se bü­tün ini­si­ya­tif AK Par­ti’nin eli­ne geç­ti. Böy­le­ce MHP, DYP ve ANAP’ın ko­num­la­rı da AK Par­ti’nin bı­ra­ka­ca­ğı boş­lu­ğu gö­ze­te­rek, ora­da ko­num­lan­mak şek­lin­de ge­liş­ti. Bu du­rum cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çim­le­ri sü­re­cin­de, si­ya­set dı­şı ak­tör­le­rin si­ya­se­te mü­da­ha­le et­me­siy­le ye­ni bir iv­me ka­zan­dı ve AK Par­ti boş­luk bı­rak­mak ye­ri­ne top­lum­sal mu­ha­le­fe­ti ve de­ği­şim ar­zu­su­nu ta­şı­yan da­ha bü­yük bir si­ya­si ak­tö­re dö­nüş­tü. AK Par­ti’nin da­ha da bü­yü­ye­rek çık­tı­ğı bu kriz kar­şı­sın­da, CHP oy ora­nı­nı mu­ha­fa­za eder­ken, DYP ve ANAP ise si­lin­di.
MHP ise AK Par­ti’ye kar­şı ge­li­şen re­ak­si­yo­nun CHP şem­si­ye­si al­tın­da top­la­na­ma­yan kıs­mı­nı ar­ka­sı­na ala­rak 22 Tem­muz 2007 se­çim­le­rin­den üçün­cü bü­yük si­ya­si par­ti ola­rak çık­tı. An­cak MHP bu ba­şa­rı­dan mem­nun kal­ma­dı. Zi­ra da­ha bü­yük bir oy ora­nı bek­li­yor­du ve AK Par­ti’nin %47 gi­bi bir oy pat­la­ma­sı ya­pa­bi­le­ce­ği­ni tah­min et­mi­yor­du. Bu ha­yal kı­rık­lı­ğı, se­çim­ler­den he­men son­ra ki­mi MHP söz­cü­le­ri­nin seç­me­ni ve Türk mil­le­ti­ni kü­çüm­se­yen ve suç­la­yan açık­la­ma­la­rıy­la dı­şa vu­rul­du. MHP’yi asıl sar­san ge­liş­me ise, ge­le­nek­sel ola­rak en güç­lü ol­du­ğu Or­ta Ana­do­lu’da AK Par­ti’ye cid­di oran­da oy kap­tır­ma­sıy­dı. Da­ha ön­ce nis­pe­ten za­yıf ol­du­ğu Mar­ma­ra, Ege ve kıs­men Ak­de­niz’den oy al­ma­sı ise ilk ba­kış­ta pek de se­vin­di­ri­ci de­ğil­di. Çün­kü bu oy­la­rın ne öl­çü­de ka­lı­cı ol­du­ğu tar­tış­ma­lıy­dı. Üs­te­lik bu du­rum MHP’nin için­de zar zor ku­rul­muş olan Türk-İs­lam sen­te­zi den­ge­si­ni sar­sa­bi­le­cek bir si­ya­si ha­ri­ta­yı or­ta­ya ko­yu­yor­du. Bu du­ru­mun ne­den ol­du­ğu cid­di kay­gı­lar, MHP’nin 22 Tem­muz se­çim­le­rin­de­ki seç­men ira­de­si­ni ve bil­has­sa kay­bet­ti­ği ge­le­nek­sel ta­ba­nı­nı din­le­yen bir po­li­tik ter­ci­hi be­ra­be­rin­de ge­tir­di. Bu bağ­lam­da kı­sa va­de­de ye­ni ka­zan­dı­ğı oy ta­ba­nın­dan ge­le­bi­le­cek eleş­ti­ri­le­re ve kop­ma ih­ti­ma­li­ne rağ­men, cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi kri­zi­ni de­vam et­tir­me­ye­rek CHP’nin ve bü­rok­ra­si­nin ya­nın­da yer al­ma­ya­ca­ğı­nı ilan et­ti. An­cak bu po­li­tik ham­le ay­nı za­man­da AK Par­ti li­de­ri Tay­yip Er­do­ğan’ı zo­ra so­ka­cak bir ham­ley­di. Çün­kü MHP ka­yıt­sız şart­sız TBMM’ye gi­re­ce­ği­ni ilan ede­rek, Ab­dul­lah Gül’ün cum­hur­baş­kan­lı­ğı­nın önü­nü aç­mış olu­yor­du. Bu şe­kil­de Er­do­ğan’ın CHP ve bü­rok­ra­siy­le pa­zar­lık ya­pa­rak kri­zi so­na er­dir­me im­ka­nı­nı da elin­den alı­yor­du.
MHP’nin DTP ile kriz ya­şa­ma­sı bek­len­ti­si de Ge­nel Baş­kan Dev­let Bah­çe­li’nin DTP’li­ler­le sı­cak bir şe­kil­de el sı­kış­ma­sıy­la so­na er­miş­ti. Bah­çe­li, yük­se­len te­rör ve DTP’nin kit­le gös­te­ri­le­ri kar­şı­sın­da ta­ba­nı­nı so­kak­tan uzak tut­ma ba­si­re­tiy­le de her ke­si­min tak­di­ri­ni top­lu­yor­du. Bu şe­kil­de MHP kriz an­la­rın­da ya­pı­cı bir ro­le so­yu­na­rak, kriz­le­re TBMM için­de çö­züm aran­ma­sı ira­de­si ve bu yön­de­ki tek­lif­le­riy­le il­gi çek­ti. Ba­şör­tü­süy­le il­gi­li Baş­ba­kan Er­do­ğan’ın çağ­rı­sı­na ken­di­si­nin müs­pet ce­vap ver­me­siy­le baş­la­yan ana­ya­sa de­ği­şik­li­ği ve son­ra­sın­da AK Par­ti’ye yö­ne­lik açı­lan ka­pat­ma da­va­sı kar­şı­sın­da MHP, TBMM’yi ve si­ya­se­ti sa­vu­nan (par­ti için­de bü­rok­ra­tik ke­si­min söz­cü­lü­ğü­nü ya­pan Emek­li Bü­yü­kel­çi De­niz Bö­lük­ba­şı’nın ba­sı­na yan­sı­yan ki­mi ko­nuş­ma­la­rı­nı say­maz­sak) is­tik­rar­lı bir si­ya­si du­ruş ser­gi­le­di. Ke­za Er­ge­ne­kon ya­pı­lan­ma­sı­nın par­ti içe­ri­sin­de fa­ali­yet gös­ter­me­si­ne izin ver­me­yen MHP, dev­let­ten müs­ta­kil bir si­ya­si par­ti ol­ma ko­nu­sun­da ka­muo­yu nez­din­de cid­di adım­lar at­mış ol­du.
DTP ile si­ya­si mü­ca­de­le­sin­de çok sert bir söy­lem kul­la­nan Baş­ba­kan Er­do­ğan’ın, bir dö­nem MHP’ye at­fe­di­len “Ya sev ya terk et!” söy­le­mi­ne ben­ze­ti­len ki­mi açık­la­ma­lar yap­ma­sı, MHP’nin eli­ne ye­ni bir fır­sat ver­di. MHP li­de­ri Bah­çe­li, bu ve­si­ley­le bu slo­ga­nı be­nim­se­me­dik­le­ri­ni ve sev­me­yen­le­rin va­ta­nı­nı terk et­me­me­si için Baş­ba­kan dâ­hil her­ke­sin uğ­raş­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­ye­rek 22 Tem­muz se­çim­le­ri son­ra­sı in­şa et­ti­ği po­li­tik çiz­gi­yi tah­kim et­ti. Bah­çe­li bu­ra­da da dur­ma­ya­rak Ale­vi so­ru­nu ve Ale­vi yurt­taş­la­rın ta­lep­le­ri ko­nu­sun­da an­la­ma­ya ve an­laş­ma­ya yö­ne­lik ça­ba­la­rı des­tek­le­ye­cek­le­ri­ni ilan et­ti. Kürt me­se­le­si ve Ale­vi­ler gi­bi MHP için fev­ka­la­de has­sas iki ko­nu­da ya­pı­lan bu açık­la­ma­lar, par­ti­nin özel­lik­le 12 Ey­lül ön­ce­sin­de­ki ko­nu­mun­dan uzak­laş­tı­ğı­nı gös­te­ri­yor. Al­pars­lan Tür­keş’in son za­man­la­rın­da Na­zım Hik­met’ten şi­ir­ler oku­ya­rak ve Er­me­nis­tan’la gö­rüş­me­ler ya­pa­rak oluş­tur­ma­ya ça­lış­tı­ğı, an­cak maf­yöz iliş­ki­ler ve de­rin dev­let te­mas­la­rıy­la ma­lul ça­lış­ma­la­rı, Bah­çe­li li­der­li­ğin­de ik­na edi­ci bir hü­vi­yet ka­zan­dı.
22 Tem­muz se­çim­le­rin­de ge­le­nek­sel oy ta­ba­nı­nı AK Par­ti’ye kap­tır­ma­sı, MHP’yi şim­di­ye dek ge­le­nek­sel ta­ba­nı­nı dü­şü­ne­rek so­ğuk dur­du­ğu açı­lım­lar yap­ma­sı ko­nu­sun­da teş­vik et­ti. Öte yan­dan MHP’nin TBMM’de tem­sil edi­le­bil­me­si, par­ti­yi mar­ji­nal söy­lem­ler­den uzak tu­tan bir di­na­mi­ği ha­ya­ta ge­çir­di. Bu ha­liy­le MHP’nin ya­şa­dı­ğı de­ği­şi­min si­ya­si bir ge­rek­çe­si ve man­tı­ğı bu­lu­nu­yor. An­cak prob­lem şu ki, MHP’de­ki de­ği­şim sa­de­ce Ge­nel Baş­kan Dev­let Bah­çe­li ve onun kon­tro­lü al­tın­da­ki teş­ki­lat­lar­la sı­nır­lı. Üs­te­lik Bah­çe­li’nin ses to­nu ve üs­lu­bu da din­le­yen­le­ri şüp­he­ye dü­şü­re­cek öl­çü­de sert. Bu de­ği­şi­mi top­lum­sal ta­ba­na ta­şı­ya­cak ak­tör ve ide­olo­ji­den ne öl­çü­de bah­se­di­le­bi­lir? MHP’nin ye­ni po­li­tik hat­tı­nın ar­ka­sın­da top­lum­sal ak­tör­le­rin, mil­li­yet­çi ay­dın­la­rın, mil­li­yet­çi ga­ze­te ve der­gi­le­rin bir des­te­ği var mı? Bu so­ru­la­ra olum­lu ce­vap ver­mek ol­duk­ça zor. MHP içe­ri­sin­de her­han­gi bir top­lum­sal ak­tö­rün si­ya­set ya­pa­bi­le­ce­ği bir va­sat yok. Bah­çe­li’nin de­mok­ra­tik ve si­vil söy­le­mi, oto­ri­ter bir li­der­lik ve teş­ki­lat ya­pı­sı al­tın­da “ger­çek­le­şi­yor”. Bu yüz­den de ha­ya­ta ge­çe­mi­yor. Mil­li­yet­çi ay­dın ve neş­ri­yat ise ezi­ci bir ço­ğun­luk­la Bah­çe­li’nin bu söy­le­mi­ni çok ağır bir şe­kil­de eleş­ti­ri­yor. Si­ya­set üs­tü ol­du­ğu­nu söy­le­yen yüz yıl­lık bir mil­li­yet­çi teş­ki­la­tın, böl­ge top­lan­tı­sın­da Ab­dul­lah Çat­lı’nın kab­ri­ni top­lu ola­rak zi­ya­ret et­me­si du­ru­mun va­ha­me­ti­ni or­ta­ya ko­yu­yor.

Paylaş Tavsiye Et