Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (January 2009) > Memleket Hali > Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli
Memleket Hali
Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli
Yücel Bulut
GEÇ­Tİ­Ğİ­MİZ ayın be­lir­le­yi­ci gün­dem mad­de­si Lüb­nan’da gö­rev ya­pa­cak Ba­rış Gü­cü’ne as­ker ve­rip ver­me­ye­ce­ği­miz me­se­le­siy­di. Fa­kat bu­ra­sı Tür­ki­ye ve Tür­ki­ye’de yük­sek ha­ra­ret­te, ölüm ka­lım me­se­le­si cid­di­ye­ti için­de tar­tı­şı­lan bir ko­nu­nun bu ka­dar kı­sa bir sü­re­de gün­dem­den kalk­ma­sı alı­şık ol­ma­dı­ğı­mız bir du­rum de­ğil. Üs­te­lik Tür­ki­ye gün­dem açı­sın­dan hiç­bir sı­kın­tı da çek­mi­yor. Alın si­ze, Sa­yın Baş­ba­kan’ın ko­ru­ma­la­rı­na MHP’li­le­rin do­kun­ma­la­rın­dan Elif Şa­fak’ın da­va­sı­na ka­dar on­lar­ca gün­dem baş­lı­ğı!
 
İs­ma­i­la­ğa’da Ci­na­yet: Bir Fa­il-i Meç­hul Da­ha mı?
İs­ma­i­la­ğa Ca­mii içe­ri­sin­de ya­şa­nan ci­na­yet ve linç olay­la­rı­nı mer­ke­ze ala­rak ger­çek­leş­ti­ri­len ta­ri­kat-si­ya­set iliş­ki­le­ri ve Çar­şam­ba’nın “çağ­daş Tür­ki­ye” res­mi­ne uyup uy­ma­dı­ğı bağ­la­mın­da­ki tar­tış­ma­la­rın; ye­ni eği­tim ve öğ­re­tim yı­lı­nın ve ye­ni ad­lî yı­lın baş­la­ma­sı ve­si­le­siy­le ya­pı­lan ko­nuş­ma­lar­da­ki, ya­yın­la­nan me­saj­lar­da­ki “ir­ti­ca” teh­li­ke­si­ne dik­kat çe­ken açık­la­ma­ların Tür­ki­ye’de yıl­lar­dan be­ri sür­mek­te olan ve -hem Cum­hur­baş­kan­lı­ğı, hem de mil­let­ve­kil­li­ği için ya­pı­la­cak- se­çim­le­rin ta­ri­hi yak­laş­tık­ça da­ha da art­ma­sı ve ge­niş­le­me­si muh­te­mel gö­rü­nü­yor.
İs­ma­i­la­ğa ca­mi­in­de mey­da­na ge­len olay­la­rın med­ya­da ele alın­ma bi­çi­mi, bir­bi­rin­den fark­lı bir­çok he­de­fin üst üs­te bin­di­ği­ni gös­te­ri­yor. Her şey­den ön­ce böl­ge­de fa­ali­yet gös­te­ren Mah­mut Us­ta­os­ma­noğ­lu li­der­li­ğin­de­ki ce­ma­at­ten ve ma­hal­le­de ya­şa­yan in­san­la­rın kı­lık kı­ya­fet­le­rin­den ha­re­ket­le o bil­dik ir­ti­ca kam­pan­ya­la­rı­na hız ve­ril­me is­te­ği göz­le­ni­yor. Semt­te yo­ğun­la­şan ce­maa­tin ‘çağ­daş­lık’ ve ‘la­ik­lik’ kar­şı­tı bir ya­şam bi­çi­mi­ni sür­dür­dü­ğü ka­mu­oyu­nun bel­lek­le­ri­ne ka­zın­ma­ya ça­lı­şı­lı­yor. Bun­lar ya­pı­lır­ken el­bet­te, si­ya­sal ik­ti­dar­dan da, bu ya­pı­la­rı son­lan­dır­ma­ya yö­ne­lik bir adım at­ma­sı is­ten­di. Bu nok­ta­da da, hü­kü­me­tin işi­ni ko­lay­laş­tır­mak için ca­mi içe­ri­sin­de ci­na­yet iş­len­me­si ve ka­ti­lin de he­men­ce­cik ora­da linç edil­me­si ey­le­mi­nin al­tı ıs­rar­la çi­zil­di. Ne­ti­ce iti­ba­riy­le olay -eğer id­di­a edil­di­ği gi­bi po­li­si­ye ise- po­li­si­ye bir ola­yın ken­di sı­nır­la­rı içe­ri­sin­de tu­tul­ma­sı­na özen gös­te­ri­le­rek çö­zül­me­liy­di. Fa­kat öy­le ya­pıl­ma­dı ve olay­lar son­ra­sın­da med­ya­da­ki ya­yın­lar va­sı­ta­sıy­la, bir an­lam­da suç ma­hal­lin­de­ki iz­ler ya si­lin­di ya da kar­ma­ka­rı­şık ha­le ge­ti­ril­di.
Bu­gün iti­ba­riy­le, bu ci­na­ye­tin han­gi amaç için iş­len­di­ği ve linç edi­len ki­şi­nin kim ol­du­ğu gi­bi so­ru­la­rın ce­va­bı açık ve ke­sin bir bi­çim­de ve­ri­le­bil­miş de­ğil. Ka­ti­lin kim ol­du­ğu bi­lin­me­si­ne kar­şın, bir fa­il-i meç­hul­le da­ha kar­şı kar­şı­ya ol­du­ğu­muz an­la­mı­na ge­lir bu. Ya­zı­lı ve gör­sel ba­sı­nın bun­ca ya­yı­nı, me­se­le­nin bu şe­kil­de kal­ma­sı için uğ­raş ve­ril­di­ği iz­le­ni­mi uyan­dı­rı­yor. So­ru­nun ale­la­ce­le “çağ­daş ve la­ik Tür­ki­ye” ile “mür­te­ci Tür­ki­ye” iki­le­min­de bir ya­şam bi­çi­mi çe­liş­ki­si­ne in­dir­ge­ne­rek ele alın­ma­sı da ola­yın fa­il-i meç­hul kal­ma­sı­na hiz­met­ten öte bir iş­lev gör­müş de­ğil. Med­ya­mız he­men­ce­cik ta­ri­kat-si­ya­set iliş­ki­le­ri bağ­la­mın­da ya­yın­lar yap­ma­yı, tar­tış­ma prog­ram­la­rı dü­zen­le­me­yi ve hat­ta Tür­ki­ye’nin ta­ri­kat ha­ri­ta­la­rı­nı ya­yın­la­ma­yı ter­cih et­ti ne­den­se. (Yap­tık­la­rı ya­yın­la­rın, has­sas ol­duk­la­rı­nı id­di­a et­tik­le­ri ko­nu­lar­da ne de­re­ce ca­hil ol­duk­la­rı­nı bir kez da­ha gün yü­zü­ne çı­kar­mak­tan baş­ka bir işe ya­ra­ma­dı­ğı­nı ve bu ko­şul­lar sür­dük­çe de ya­ra­ma­ya­ca­ğı­nı be­lir­te­lim!)
Hâ­kim med­ya, ilâ­ve­ten, kam­pan­ya­la­rı­nı de­zen­for­mas­yon ni­te­lik­li ha­ber­ler­le süs­le­me­yi de ih­mal et­me­di. Söz ko­nu­su ola­yın han­gi ama­ca bi­na­en ve kim­ler ta­ra­fın­dan ger­çek­leş­ti­ril­di­ği­ni sor­gu­la­yan, sor­gu­la­mak is­te­yen zi­hin­le­ri fark­lı yön­le­re sevk et­me­ye yö­ne­lik bü­tün bu ya­yın­lar; işin, med­ya­nın gös­ter­me­ye ça­lış­tı­ğın­dan fark­lı se­bep­le­ri bu­lun­du­ğu­nun ve -şim­di­lik- meç­hul kal­ma­sı mu­kad­der bi­ri­le­ri ta­ra­fın­dan ya­zı­lan bir oyu­nun sah­ne­len­mek­te ol­du­ğu­nun ipuç­la­rı­nı ve­ri­yor. Ta­ha Kı­vanç, ga­ze­te­de­ki kö­şe­sin­de, “Fe­ner Rum Pat­rik­ha­ne­si ile İs­ma­i­la­ğa Ca­mi­i’nin ses­len­sen du­yu­la­cak ya­kın­lık­ta bir kom­şu­luk iliş­ki­si” içe­ri­sin­de ol­duk­la­rı­na dik­kat çe­ke­rek bu se­nar­yo­nun ne’li­ği­ne bir de­ği­ni­de bu­lun­du. Hiç de ya­ba­na atı­lır bir ipu­cu de­ğil bu.
Fa­kat ze­ki­ce bir çar­pıt­may­la, ci­na­ye­tin fai­li ve se­bep­le­ri üze­rin­de dur­mak ye­ri­ne, İs­ma­i­la­ğa ce­maa­ti ve ce­ma­at men­sup­la­rı­nın ya­şam tarz­la­rın­dan, kı­lık-kı­ya­fet­le­rin­den ha­re­ket­le ye­ni bir ir­ti­ca kam­pan­ya­sı dü­zen­le­me yo­lu­na gi­dil­di. Böy­le­lik­le hem ola­ya iliş­kin ger­çek­le­rin or­ta­ya çık(arıl)ma­sı en­gel­len­di -ger­çek­le­rin or­ta­ya çık­ma­sı­nın is­te­nip is­ten­me­di­ği de ay­rı bir tar­tış­ma ko­nu­su­dur-, hem de ya­kın bir ge­le­cek­te mem­le­ke­tin en önem­li gün­dem mad­de­si ha­li­ne ge­le­ce­ği aşi­kâr olan Cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi ön­ce­sin­de hü­kü­met ve AKP yö­ne­ti­ci­le­ri­ne me­saj­lar ve­ril­me yo­lu tu­tul­du. İs­ma­i­la­ğa Ce­maa­ti ola­rak ad­lan­dı­rı­lan grup üze­rin­den ger­çek­leş­ti­ril­me­ye ça­lı­şı­lan kam­pan­ya, “için­den de­re ge­çen” tür­den ah­lak­sız­lık ve yol­suz­luk ha­ber­le­riy­le de bir­leş­ti­ri­lin­ce ki­mi çev­re­ler­de bun­la­rın, 28 Şu­bat ben­ze­ri ye­ni bir post-mo­dern dar­be­nin semp­tom­la­rı olup ol­ma­dı­ğı ko­nu­sun­da şüp­he­le­rin oluş­ma­sı­na yol aç­tı. 
(Bu ara­da, Baş­ba­kan R. T. Er­do­ğan ile CHP Ge­nel Baş­ka­nı De­niz Bay­kal’ın ge­çen ay için­de sarf et­tik­le­ri iki cüm­le­yi ha­tır­la­mak­ta fay­da var: Sa­yın Baş­ba­kan, AKP il baş­kan­la­rın­dan, “Önü­müz­de­ki sü­reç fi­nal sü­re­ci­dir. Bu sü­reç­te ba­zı fa­ul­lü ha­re­ket­ler ola­bi­lir” di­ye­rek, muh­te­mel pro­vo­kas­yon­lar ko­nu­sun­da dik­kat­li ol­ma­la­rı­nı is­ti­yor­du. Sa­yın Bay­kal ise, Baş­ba­kan Er­do­ğan’ın cum­hur­baş­kan­lı­ğı­na doğ­ru git­ti­ği­ni ve “geç ka­lın­ma­dan bi­ri­le­ri­nin onu en­gel­le­me­si” ge­re­ği­ni ifa­de edi­yor. Bu iki açık­la­ma ve mey­da­na ge­len ge­liş­me­ler, ge­rek yol­suz­luk dos­ya­la­rı­nın, ge­rek­se Çar­şam­ba sem­tin­de ya­şa­yan­la­rın kı­lık kı­ya­fet­le­rin­den ha­re­ket­le ya­pı­lan kam­pan­ya­la­rın ben­zer­le­ri­nin önü­müz­de­ki dö­nem­de de de­vam ede­ce­ği­nin bir işa­re­ti ola­rak alı­na­bi­lir mi?)
 
Pa­pa­lık Tah­tın­da Bir Çay­lak: XVI. Be­ne­dikt
Pa­pa XVI. Be­ne­dikt, Al­man­ya zi­ya­re­ti es­na­sın­da, Re­gens­burg Üni­ver­si­te­si’nde yap­tı­ğı ko­nuş­ma­da -Bi­zans İm­pa­ra­to­ru Pa­le­olo­gos’tan alın­tı da ol­sa- İs­lam’ı tah­kir edi­ci ifa­de­ler kul­lan­dı. Pa­pa’nın açık­la­ma­la­rı, Tür­ki­ye ve bü­tün İs­lam dün­ya­sın­da yo­ğun ve şid­det­li tep­ki­le­re yol aç­tı. Bu açık­la­ma­la­rı ya­pan ki­şi­nin, Av­ru­pa’nın Hı­ris­ti­yan te­mel­le­ri bu­lun­du­ğu­nu ve Tür­ki­ye’nin, İs­la­mî geç­mi­şi ne­de­niy­le böy­le bir bir­lik için­de ye­ri ol­ma­dı­ğı­nı ilan eden ve Ka­sım ayın­da da ül­ke­mi­zi zi­ya­ret et­me­si muh­te­mel bir ki­şi ol­ma­sı, söz ko­nu­su açık­la­ma­la­rı ve onun ar­dın­dan ger­çek­le­şen tar­tış­ma­la­rı da­ha da önem­li ve an­lam­lı kı­lı­yor. Bu açık­la­ma­la­rı bel­li bir pla­nın par­ça­sı ola­rak ya­pıp yap­ma­dı­ğı so­ru­su­nu da ak­la ge­ti­ri­yor is­ter is­te­mez.
Pa­pa’nın İs­lam ve Hz. Mu­ham­med hak­kın­da söy­le­dik­le­ri ye­ni şey­ler de­ğil as­lın­da; Or­yan­ta­list ar­şiv­de bol­ca bu­lu­nan tür­den yar­gı­lar. Sı­ra­dan bir ka­ra­la­ma kam­pan­ya­sı­na mal­ze­me olan bu yar­gı­lar ara­sın­da bel­ki de tü­rü­nün en ha­fi­fi sa­yı­la­bi­le­cek ni­te­lik­te olan­lar üs­te­lik. Bu yar­gı­la­ra tep­ki ve­ril­me­si, Pa­pa’nın eleş­ti­ril­me­si ya da kar­şı ce­vap­la­rın dil­len­di­ril­me­si el­bet­te ga­rip­se­ne­cek bir du­rum de­ğil.
(Ko­nu İs­lam/din olun­ca ben­zer de­ğer­len­dir­me­le­ri her fır­sat­ta di­le ge­ti­ren ke­sim­le­rin Pa­pa’nın söz­le­ri­ne yö­ne­lik eleş­ti­ri­ler­de bu­lun­ma­la­rı il­gi­ye şa­yan­dır. Tür­ki­ye’nin öz­gün­lük­le­ri­ni, bir yö­nüy­le de, par­ça­lan­mış­lı­ğı­nı gös­ter­me­si açı­sın­dan il­gi çe­ki­ci bir du­rum­la kar­şı kar­şı­ya­yız!)
Ha­tır­la­na­ca­ğı üze­re Pat­rik Bart­ho­lo­me­os’un, 2005 yı­lın­da, An­ka­ra’ya da­nış­ma­dan bir ön­ce­ki Pa­pa Je­an Pa­ul’ü Tür­ki­ye’ye da­vet et­me­si ne­de­niy­le or­ta­ya çı­kan “em­ri­va­ki kri­zi”; Cum­hur­baş­ka­nı Se­zer’in, ye­ni Pa­pa XVI. Be­ne­dikt’i Tür­ki­ye’ye da­vet et­me­siy­le son bul­muş­tu. Sa­yın Se­zer’in da­ve­ti­ni ka­bul eden Pa­pa’nın 28-30 Ka­sım ta­rih­le­rin­de Tür­ki­ye’yi zi­ya­ret et­me­si bek­le­ni­yor. Bu da, Pa­pa’nın ko­nuş­ma­sı­nı da­ha da bir önem­li ha­le ge­ti­ri­yor.
Pa­pa XVI. Be­ne­dikt, Tür­ki­ye’nin İs­la­mi geç­mi­şi ne­de­niy­le Av­ru­pa Bir­li­ği’ne ka­tıl­ma­sı­na/alın­ma­sı­na so­ğuk yak­la­şan bi­ri­si. Bu dü­şün­ce­le­riy­le bağ­lan­tı­lı bi­çim­de ele alı­na­cak olur­sa, yap­tı­ğı ko­nuş­ma­da her iki ta­ra­fa, hem Av­ru­pa, hem de Tür­ki­ye’ye bir me­saj ver­me kay­gı­sı ta­şı­dı­ğı so­nu­cu çı­ka­rı­la­bi­lir mi?
Me­se­le­ye bir de Tür­ki­ye açı­sın­dan ba­ka­cak olur­sak… Pa­pa’nın, Tür­ki­ye zi­ya­re­ti es­na­sın­da ta­kip ede­ce­ği res­mî ve gay­ri res­mî prog­ra­mın içe­ri­ği­ne iliş­kin tar­tış­ma­lar da (Aya­sof­ya’da du­a et­me­si ya da Pat­rik­ha­ne’nin le­hi­ne ba­zı açık­la­ma­lar­da bu­lu­na­bi­le­ce­ği ih­ti­ma­li gi­bi) ha­tır­lan­dı­ğın­da Tür­ki­ye’de yük­se­len tep­ki­le­rin Pa­pa’nın Tür­ki­ye zi­ya­re­ti­ni en­gel­le­mek ama­cı­na ma­tuf ol­du­ğu da dü­şü­nü­le­bi­lir pe­kâ­lâ. Ni­te­kim Meh­met Ali Ağ­ca’nın, avu­ka­tı ara­cı­lı­ğıy­la ga­ze­te­ler­de ya­yın­la­nan Pa­pa’ya yö­ne­lik “Bu iş­ler­de tec­rü­be­li bir ki­şi ola­rak söy­lü­yo­rum: Tür­ki­ye’ye gel­me, can gü­ven­li­ğin teh­li­ke­de ola­bi­lir!” şek­lin­de­ki söz­le­ri de -en azın­dan bir ke­si­min- Pa­pa’nın Tür­ki­ye zi­ya­re­ti­ni hiç is­te­me­di­ği­ne işa­ret edi­yor.
 
Tür­ki­ye’nin Ger­çek Gün­de­mi
TBMM’de ya­sa­laş­ma­yı bek­le­yen ka­nun ta­sa­rı­la­rı var. Bun­lar­dan bir ta­ne­si Va­kıf­lar Ka­nu­nu ta­sa­rı­sı. Bir di­ğe­ri azın­lık okul­la­rı ile il­gi­li ta­sa­rı. Tür­ki­ye ka­muo­yu her iki ta­sa­rı ko­nu­sun­da da, çok sağ­lık­lı bir tar­tış­ma or­ta­mın­dan geç­me­di. Azın­lık okul­la­rı ya­sa ta­sa­rı­sı, CHP’li­le­rin, ye­ni dü­zen­le­me­nin Ruh­ban Oku­lu’nun açıl­ma­sı­na yol aça­ca­ğı ge­rek­çe­siy­le yap­tık­la­rı mu­ha­le­fet ne­ti­ce­sin­de hü­kü­met ta­ra­fın­dan ge­ri çe­kil­di. Ay­nı şey, da­ha ön­ce va­kıf­lar­la il­gi­li ya­sa ta­sa­rı­sın­da da vu­ku bul­muş­tu. As­lın­da bun­lar, yu­ka­rı­da vur­gu­la­nan ko­nu­lar ka­dar ve hat­ta on­lar­dan çok da­ha faz­la, ka­mu­oyu­nun gün­de­mi­ni be­lir­le­me­yi hak edi­yor. Tür­ki­ye için bun­lar, en azın­dan Elif Şa­fak’ın da­va­sın­dan çok da­ha ha­ya­tî­dir. Çün­kü Tür­ki­ye’nin ger­çek gün­de­mi bun­lar. Baş­ka bir de­yiş­le, bun­lar Tür­ki­ye’nin ger­çek gün­de­mi­nin be­lir­len­di­ği alan­lar­dır. Bu alan­lar­da­ki dü­zen­le­me­ler ise hiç şüp­he­siz ge­le­ce­ği­mi­zi be­lir­le­ye­cek­tir.

Paylaş Tavsiye Et