Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Mart 2009) > Türkiye Siyaset > TRT Şeş ilk adım, devamı gelmeli
Türkiye Siyaset
TRT Şeş ilk adım, devamı gelmeli
Vahap Coşkun
ANA­DİL, bir in­sa­na, ana­sı­nın ak sü­tü gi­bi he­lal­dir. Hak nos­yo­nun­dan az bi­raz ha­be­ri bu­lu­nan ve vic­dan­dan bir par­ça ol­sun na­sip­len­miş olan bir si­ya­sal or­ga­ni­zas­yo­nun, in­san­la­rın ana­dil­le­ri­nin önü­ne ba­ri­yer koy­ma­sı, he­le ki ya­sak­la­ma­sı ka­bul edi­le­mez. Çün­kü in­san, ana­di­liy­le var­dır. Ve bir ana­di­li in­kar et­mek, onu ko­nu­şan­la­rı in­kar et­mek ve ade­ta yok­lu­ğa mah­kum et­mek­le eşan­lam­lı­dır.
Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti, ne ya­zık ki, ta ku­ru­lu­şun­dan be­ri Kürt­çe­ye ta­rih­te eşi me­nen­di az gö­rü­lür bir zu­lüm uy­gu­la­dı. Kürt­çe­nin so­ka­ğa çık­ma­sı ya­sak­lan­dı, Kürt­çe ko­nu­şan­lar zin­dan­la­ra tı­kıl­dı. Türk­çe bil­me­yen ana-ba­ba­lar ço­cuk­la­rıy­la ile­ti­şim­le­ri­ni(!) “dağ di­li” (Ha­rold Pin­ter’in ru­hu şad ol­sun) üze­rin­den ger­çek­leş­tir­mek zo­run­da kal­dı­lar. Ya­say­la ya­sak­lan­dı Kürt­çe, mil­yon­lar­ca in­sa­nın gül gi­bi an­laş­ma­sı­nı sağ­la­ma­sı­na kar­şın tu­ta­nak­la­ra “an­la­şıl­ma­yan bir dil” ola­rak geç­ti; ker­li fer­li tit­re sa­hip ba­zı res­mî ze­va­tın “üç-beş ke­li­me­den olu­şan il­kel bir dil” aşa­ğı­la­ma­la­rı­na ma­ruz kal­dı. Dev­le­tin ga­ye­si onu or­ta­dan kal­dır­mak­tı; bu­nu ba­şa­ra­ma­dı ama Kürt­çe­ye zu­lüm­le­rin en ko­yu­su­nu re­va gör­dü ve onu çok ya­ra­la­dı.
TRT 6 (Şeş), böy­le bir ta­rih­sel ar­ka pla­nın üze­ri­ne ku­rul­du. Çok de­ğil da­ha dün Kürt­çe­yi yok et­me­ye ko­şul­lan­mış bir dev­le­tin bu­gün 24 sa­at Kürt­çe ya­yın ya­pan bir te­le­viz­yon ka­na­lı­nı hiz­me­te sok­ma­sı, ba­zı­la­rı­nı şaş­kına çevirdi ba­zı­la­rını kuş­kuya düşürdü. Şa­şı­ran­lar, tüm plan­la­rı­nı dil ya­sa­ğı üze­ri­ne bi­na eden ve ya­sak -kıs­men- kal­kın­ca ha­zır­lık­sız ya­ka­la­nan­lar­dı. Kuş­ku­lanan­lar ise dev­le­tin yap­tı­ğı her iş­te bir ça­pa­noğ­lu ara­yan­lar ile rah­met­li Ah­met Ka­ya’nın (onun da ru­hu şad ol­sun) eşi Gül­ten Ka­ya gi­bi ya­sa­ğın bir ge­ce­de ber­ha­va ol­ma­sı­nı hay­ra yor­ma­yan­lar­dı.
 
TRT Şeş’in Öne­mi
TRT Şeş, Kürt me­se­le­sin­de Cum­hu­ri­yet ta­ri­hi boyunca -son de­re­ce ge­cik­miş ol­sa da- atıl­mış önem­li adım­lar­dan bi­ri­dir. Hem sos­yo­lo­jik bir ger­çek­lik olan Kürt­çe­nin var­lı­ğı­nın dev­let­çe ka­bul edil­me­si hem de üs­tü ka­pa­lı bir şe­kil­de de ol­sa dev­le­tin Kürt­ler­den özür di­le­me­si an­la­mı­nı ta­şı­yan bu adım, bil­has­sa iki nok­ta­da olum­lu bir iş­lev gör­dü: İl­kin, bir ka­mu ku­ru­mu ni­te­li­ği ta­şı­yan TRT’nin Kürt­çe ya­yın yap­ma­sı, Tür­ki­ye’de ifa­de öz­gür­lü­ğü­nün ala­nı­nı fii­lî ola­rak ge­niş­let­ti. Ör­ne­ğin Kürt al­fa­be­sin­de bu­lu­nan q, w, x gi­bi harf­ler bu­gün TRT ek­ra­nın­da boy gös­te­ri­yor. Do­la­yı­sıy­la dert­le­ri­ni di­le ge­ti­rir­ken al­fa­be­le­rin­de­ki ba­zı harf­le­ri kul­lan­dık­la­rı için Kürt­le­rin ba­şı­nı yak­mak, ar­tık es­ki­si ka­dar ko­lay ol­ma­ya­cak.
İkin­ci­si ve da­ha önem­li­si TRT Şeş, Kürt me­se­le­si­nin da­ha ra­hat ko­nu­şu­la­bi­le­ce­ği bir ze­min ya­rat­tı ve bu ko­nu­da ya­pıl­ma­sı ge­re­ken de­mok­ra­tik tar­tış­ma­nın önü­nü aç­tı. Ka­mu ya­yın­cı­lı­ğı ya­pan bir ku­ru­mun Kürt­çe ya­yı­na baş­la­ma­sı, dev­le­tin fark­lı­lık­la­rı red­de­den kla­sik tek tip­leş­ti­ri­ci po­li­ti­ka­sın­dan -zo­run­lu ol­sa da- ay­rıl­dı­ğı­na ve Tür­ki­ye’de fark­lı et­nik kim­lik­le­rin var­lı­ğı­nı ka­bul­len­di­ği­ne işa­ret edi­yor. Bu bağ­lam­da TRT Şeş, dev­le­tin fark­lı­lık­la­rın bi­ra­ra­da ya­şa­ma­la­rı­na des­tek ve­ren bir açı­lı­mı ola­rak de­ğer­len­di­ri­le­bi­lir.
Hiç şüp­he yok ki, bir tek TRT Şeş ile Kürt me­se­le­si­ni çöz­mek müm­kün de­ğil. Ama Fu­at Key­man’ın da be­lit­ti­ği gi­bi, “ço­ğul­cu­lu­ğu, çok-kül­tür­lü­lü­ğü ve fark­lı kül­tü­rel kim­lik­le­re sa­hip ol­ma­yı bir zen­gin­lik, bir olum­lu­luk, ko­ru­ma­mız ve güç­len­dir­me­miz ge­re­ken bir de­ğer ola­rak top­lu­ma sun­ma nok­ta­sın­da TRT Şeş, bu so­ru­nun çö­zü­mü­ne kat­kı ve­re­cek ve bu­gün çok ge­rek duy­du­ğu­muz bir­lik­te ya­şa­ma ola­sı­lı­ğı­nın güç­len­di­ril­me­si için çok ya­rar­lı bir gi­ri­şim.” (Ta­raf, 18.01.2009)
 
Ya­yı­nın İçe­ri­ği ve Di­li
Bu ya­rar­lı gi­ri­şim­den bek­le­nen­le­rin el­de edil­me­si için ya­yı­nın içe­ri­ği­ne ve di­li­ne aza­mi dik­kat gös­te­ril­me­si ge­re­ki­yor. TRT Şeş’in test ya­yı­nı baş­lat­tı­ğı dö­nem­de so­kak rö­por­taj­la­rı ya­pı­lı­yor ve Kürt­le­re “Kürt­çe TV’nin na­sıl ol­ma­sı­nı is­ti­yor­su­nuz?” di­ye so­ru­lu­yor­du. Kürt­le­rin ka­hir ek­se­ri­ye­ti “Ta­raf­sız bir ya­yın yap­ma­sı­nı is­ti­yo­ruz” ce­va­bı­nı ve­ri­yor­du. Bu “ta­raf­sız ya­yın”dan iki şe­yin kas­te­dil­di­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum:
Bi­rin­ci­si, Kürt­ler, TRT’nin ken­di­le­ri­ni ay­dın­la­tıl­ma­sı ve bi­linç­len­di­ril­me­si ge­re­ken bir top­lu­luk ola­rak gö­ren or­yan­ta­list bir ba­kış­tan uzak dur­ma­sı­nı ta­lep edi­yor­lar. Ba­şöğ­ret­men eda­sıy­la Kürt­le­ri ce­ha­let­ten kur­tar­ma­ya so­yu­nan bu­yur­gan bir ya­yın di­li­nin alı­cı­sı ol­maz. TRT Gap de­ne­yi­mi, bu ko­nu­da ye­te­rin­ce öğ­re­ti­ci. Hal­kı kü­çüm­se­yen ve üst per­de­den ko­nu­şan bir dil tut­tu­ran TRT Gap, hiç­bir dö­nem Kürt­ler nez­din­de bir iti­ba­ra sa­hip ol­ma­dı.
İkin­ci­si, Kürt­ler, TRT Şeş’in dev­le­tin res­mî ide­olo­ji­si­ni ak­tar­dı­ğı bir ka­nal ol­ma­ma­sı­nı is­ti­yor­lar. Eğer bu ka­nal, Kürt­ler­de­ki kim­lik bi­lin­ci­ni za­yıf­lat­mak ve onun ye­ri­ne dev­le­tin mak­bul gör­dü­ğü bir kim­li­ğin gü­zel­le­me­si­ni yap­mak gi­bi bir ama­ca yö­ne­lir­se, ya­pı­lan mas­raf­la­ra ve har­ca­nan emek­le­re ya­zık olur. Bir bü­tün ola­rak dev­let tez­le­ri­ni Kürt­le­rin üze­ri­ne bo­ca eden ve Kürt­le­rin asi­mi­las­yo­nu­nu he­def­le­yen Ana­do­lu’dan Gö­rü­nüm gi­bi TRT ya­pı­mı prog­ram­la­rın Kürt­ler ara­sın­da alay ko­nu­su ol­du­ğu unu­tul­ma­ma­lı.
TRT’nin mev­cut yö­ne­ti­mi­nin Kürt­le­rin ya­yın di­li­ne iliş­kin bu ta­lep­le­ri­nin far­kın­da ol­du­ğu kan­sın­da­yım. Zi­ra TRT Ge­nel Mü­dü­rü İb­ra­him Şa­hin, ge­rek Kürt ay­dın­lar­la İs­tan­bul’da yap­tı­ğı top­lan­tı­da ge­rek­se ba­sı­na yan­sı­yan çe­şit­li açık­la­ma­la­rın­da de­fa­at­le, TRT Şeş’in, dev­let ide­olo­ji­si­nin bir ens­trü­ma­nı ola­rak kul­la­nıl­ma­ya­ca­ğı­nı, prog­ra­mın içe­ri­ği­nin hal­kın is­tek ve bek­len­ti­le­ri­ne pa­ra­lel bir şe­kil­de oluş­tu­ru­la­ca­ğı­nı ifa­de et­ti. Bir ay­lık ya­yın per­for­man­sı­na ba­kıl­dı­ğın­da TRT’nin, Ge­nel Mü­dür’ün be­lirt­ti­ği has­sa­si­yet­le­re uy­gun ya­yın yap­tı­ğı ve ge­nel ola­rak Kürt­ler üze­rin­de olum­lu bir in­ti­ba bı­rak­tı­ğı söy­le­ne­bi­lir.
 
Bi­raz Da­ha Ce­sa­ret
Kürt­çe ya­yın­la göz ar­dı edil­me­ye­cek bir me­sa­fe alın­dı; ama hu­kuk sis­te­mi içe­ri­sin­de doğrudan Kürt­çe­yi he­def alan yı­ğın­la ya­sak var. Ak­la ilk ge­len­le­ri sı­ra­la­ya­yım he­men: Kürt­çe si­ya­set yap­ma­yı ya­sak­la­yan Si­ya­si Par­ti­ler Ya­sa­sı’nın 43. ve 81. mad­de­si ile Se­çim­le­rin Te­mel Hü­küm­le­ri Hak­kın­da Ka­nun’un 58. mad­de­si, ana­dil­de eği­ti­mi im­kan­sız kı­lan Ana­ya­sa’nın 42. mad­de­si ile Ya­ban­cı Dil Eği­ti­mi ve Öğ­re­ti­mi ile Türk Va­tan­daş­la­rı­nın Fark­lı Dil ve Leh­çe­le­ri­nin Öğ­re­nil­me­si Hak­kın­da Ka­nun’un 2. mad­de­si, bin­ler­ce coğ­ra­fi bi­ri­min ori­ji­nal isim­le­ri­nin Türk­çe ile de­ğiş­ti­ril­me­si­ne da­ya­nak teş­kil eden İl İda­re­si Ka­nu­nu’nun 2. mad­de­si, tu­tuk­lu ve hü­küm­lü­le­rin ya­kın­la­rıy­la Kürt­çe ko­nuş­ma­la­rı­nı en­gel­le­yen Ce­za İn­faz Ku­rum­la­rı­nın Yö­ne­ti­mi ile Ce­za ve Gü­ven­lik Ted­bir­le­ri­nin İn­fa­zı Hak­kın­da Tü­zük’ün 88. mad­de­si.
Bu­gün ik­ti­da­rı ve mu­ha­le­fe­tiy­le si­ya­se­tin ön­ce­lik­li gö­re­vi, Kürt­çe ya­yın­la olu­şan ha­li­ha­zır­da­ki olum­lu du­ru­mu da­ha üst nok­ta­la­ra ta­şı­mak­tır. Bu­nun yo­lu ise TRT Şeş ile açı­lan ka­pı­yı zor­la­mak ve Kürt­çe­nin çe­şit­li alan­lar­da kul­la­nı­mı­nı en­gel­le­yen ya­sal mev­zua­tı tez el­den de­ğiş­tir­mek­tir. Si­ya­set, bu ba­si­re­ti ve ce­sa­re­ti gös­ter­me­li­dir. Hiç kim­se kork­ma­sın, Kürt­çe­ye her alan­da hak et­ti­ği öz­gür­lü­ğün ta­nın­ma­sı Tür­ki­ye’yi böl­mez, ak­si­ne top­lum­sal ba­rı­şı ve kar­deş­li­ği pe­kiş­ti­ren bir et­ki ya­par.

Paylaş Tavsiye Et