Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (March 2009) > Memleket Hali > Aç parantez, e-muhtıra; kapat parantez... eeeeee, muhtıra?
Memleket Hali
Aç parantez, e-muhtıra; kapat parantez... eeeeee, muhtıra?
Yücel Bulut
“(...) Nİ­ZAM-I Ce­dit ile­ri­yi gö­re­me­yen dev­let adam­la­rı­nın çı­kar­dı­ğı bir bi­dat­tir. İrad-ı Ce­dit ise, bu ki­şi­le­rin ken­di çı­kar­la­rı­na hiz­met eden bir ge­lir kay­na­ğı­dır. Ka­fir­le­ri tak­lit et­me­le­ri ne­de­niy­le or­du ocak­la­rın­da ken­di­le­ri­ne kar­şı bir nef­ret uyan­mış­tır. (...) Pa­di­şa­hı al­da­ta­rak özel çı­kar sağ­la­mak için gi­riş­tik­le­ri bu ey­lem­le­re kar­şı ‘ocak su­bay ve er­le­ri iş­le­re dü­zen ver­mek gi­bi iyi bir ni­yet­le is­yan çı­kar­dı­lar. Şe­ri­a­ta ve ka­nu­na uy­gun ola­rak es­ki hü­küm­da­rı dü­şü­rüp bü­tün ule­ma­nın ve dev­let adam­la­rı­nın is­te­ğiy­le ye­ni pa­di­şa­hı tah­ta ge­ti­re­rek ona bi­at et­ti­ler. Böy­le­ce dev­let uzak­laş­tı­rıl­dı­ğı dü­ze­ne ka­vuş­tu­rul­du. Onun için oca­ğın bu ey­le­min­de bir suç yok­tur. Onu hem Pa­di­şah, hem halk be­nim­se­miş­tir.’ (...) Ge­rek ule­ma ve ge­rek­se de dev­let ile­ri ge­len­le­ri ara­sın­da şe­ri­a­ta ve ka­nu­na ay­kı­rı dav­ra­nış­la­rın ol­ma­ma­sı ge­rek­li­dir. (...) ‘Or­du su­bay ve er­le­ri dev­let iş­le­ri­ne ka­rış­ma­ya­cak­lar­dır. Sa­de­ce gö­rev­len­di­ril­dik­le­ri iş­le­ri sa­da­kat­le ya­pa­cak­la­rı­na söz ve­rir­ler.’ Bu met­nin ba­şın­da Pa­di­şah, kul­lar şart­la­rı ye­ri­ne ge­tir­dik­le­ri müd­det­çe met­ne uya­ca­ğı­na da­ir söz ve­ri­yor­du. Bu söz­leş­mey­le bir­lik­te, dev­le­tin ‘em­ri bil ma­ruf ve neh­yi anil mün­ker’e uy­gun dav­ran­ma­sı ge­rek­ti­ği; bu­nun ga­ran­ti­si­nin or­du ola­ca­ğı ve halk ira­de­si­ne ay­kı­rı uy­gu­la­ma­la­ra mü­da­ha­le ede­ce­ği ka­bul edi­li­yor­du.”
Bu uzun alın­tı, Ka­bak­çı Mus­ta­fa İs­ya­nı son­ra­sın­da, 31 Ma­yıs 1807’de Şey­hü­lis­lam Ata­ul­lah Efen­di’nin evin­de ka­le­me alın­mış olan Şer’î Hüc­cet di­ye bi­li­nen me­tin­den ya­pıl­dı. Ma­yıs 2007’de­yiz. Ara­dan 200 yıl geç­miş. Bu uzun za­man di­li­min­de el­bet­te Tür­ki­ye çok şey ya­şa­dı; çok de­ği­şim ge­çir­di. Se­ned-i İt­ti­fak, Va­ka­yi Hay­riy­ye, I. Meş­ru­ti­yet, II. Meş­ru­ti­yet, 27 Ma­yıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Ey­lül 1980, 28 Şu­bat 1996 ve 27 Ni­san 2007. Meş­ru­ti­yet dev­ri ya­şan­mış, Cum­hu­ri­yet ilan edil­miş, çok par­ti­li de­mok­ra­tik ha­ya­ta ge­çil­me­si­ne ka­rar ve­ril­miş. Ak­tör­ler de­ğiş­miş, ik­ti­dar den­ge­le­ri fark­lı­laş­mış, elit­ler dü­ze­yin­de dö­nü­şüm­ler ya­şan­mış; fa­kat ül­ke­miz­de­ki “si­ya­set et­me tar­zı” de­ğiş­me­yip sü­rek­li­li­ği­ni ko­ru­muş. Ara­da bir bu ko­nu­lar­da şi­ka­yet­le­rin yük­sel­di­ği ol­muş; fa­kat ya­şa­nan­la­ra ba­kıl­dı­ğın­da, ge­rek mağ­dur­la­rın, ge­rek­se de mağ­dur eden­le­rin söz ko­nu­su tarz­da kök­lü de­ği­şik­lik­ler yap­ma­ya pek de ni­yet­li ol­ma­dık­la­rı an­la­şı­lı­yor.
 
Geç­miş Gün­le­rin Hi­ka­ye­le­ri
AKP ada­yı­nın cum­hur­baş­ka­nı se­çil­me­si­ni is­te­me­yen gü­ru­hun gay­ret­le­ri, ne­ti­ce­de ken­di­le­ri açı­sın­dan ba­şa­rıy­la so­nuç­lan­dı. Bu en­gel­le­me­den kay­nak­la­nan sü­reç­le­rin na­sıl bir so­nuç ya da so­nuç­lar do­ğu­ra­ca­ğı ge­le­cek gün­ler­de sak­lı. Son gün­ler­de ya­şa­nan olay­lar ise, ge­le­cek­te sür­priz ge­liş­me­le­re açık ol­mak ge­rek­ti­ği­ni or­ta­ya ko­yu­yor.
İs­ter­se­niz, ön­ce, geç­ti­ği­miz ayın so­nun­dan bu­gü­ne ne­ler ol­muş, kı­sa­ca bir ha­tır­la­ya­lım:
Er­kan Mum­cu’nun ANAP’ı ve Meh­met Ağar’ın DYP’si, cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi­nin ilk tu­ru­na ka­tıl­ma­ya­rak, CHP’nin sa­hip­len­di­ği 367 tar­tış­ma­la­rı­na des­tek ver­di­ler. (Ken­di­le­ri ne der­ler­se de­sin­ler, or­ta­ya çı­kan tab­lo bun­dan iba­ret­tir. Ait ol­duk­la­rı id­di­asın­da bu­lun­duk­la­rı DP ge­le­ne­ği­nin mi­ra­sı­na bü­tü­nüy­le ters dü­şe­rek CHP’nin kuy­ruk­çu­su ol­du­lar.) CHP, ya­pı­lan oy­la­ma­yı Ana­ya­sa Mah­ke­me­si’ne gö­tür­dü.
Ül­ke bir an­da ken­di­si­ni bir ka­os or­ta­mın­da bul­du. De­mok­ra­si­den ve de­mok­ra­tik ku­rum­la­rın ta­raf­sız­lı­ğın­dan, ba­ğım­sız­lı­ğın­dan bah­se­den çev­re­ler de­mok­ra­si­nin ve de­mok­ra­tik ku­rum­la­rın ba­ğım­sız ve ta­raf­sız bir bi­çim­de iş­le­me­me­si için el­le­rin­den ne ge­li­yor­sa onu yap­tı­lar.
Ön­ce, ha­ki renk­li­le­ri­miz “de­mok­ra­tik ve ana­ya­sal” hak­la­rı­nı kul­la­na­rak pi­ja­ma­lı bil­di­ri­le­ri­ni ya­yın­la­dı­lar. Ar­dın­dan CHP Ge­nel Baş­ka­nı De­niz Bay­kal’ın “Ana­ya­sa Mah­ke­me­si’nden cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi­nin ip­ta­li dı­şın­da bir ka­rar çık­ma­sı du­ru­mun­da ül­ke­nin bö­lü­ne­ce­ği” teh­di­di gel­di. (Baş­ka bir de­yiş­le, “ha­ki gi­yen adam­lar”ın gö­re­vi­ni, on­la­rın bı­rak­tık­la­rı yer­den “la­ci­vert gi­yen adam­lar” üst­len­di­ler!) Bu bas­kı or­ta­mı­nın bir ne­ti­ce­si ola­rak da, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si ta­raf­sız­lı­ğı­nı ve ba­ğım­sız­lı­ğı­nı ko­ru­du­ğu­nu gös­ter­mek ve da­ha da önem­li­si si­ya­sal­laş­ma­dı­ğı­nıis­pat­la­makiçin -Ana­ya­sa’yı de­ğil- CHP’nin söz­cü­lü­ğü­nü yap­tı­ğı çev­re­le­rin “Ana­ya­sa yo­rum­la­rı”nı hak­lı çı­ka­rır bir ka­rar ver­di ve bir an­lam­da sta­tü­ko­cu­la­rı fe­rah­lat­tı. (Sis­te­min şı­ma­rık ço­cu­ğu­nun, Ata­türk­çü Dü­şün­ce Der­ne­ği (ADD)’nin ön­cü­lü­ğün­de ger­çek­leş­ti­ri­len ge­niş ka­tı­lım­lı mi­ting­ler­den ha­re­ket­le ge­liş­ti­ri­len söy­lem­le­ri de yan­sı­tan bu ‘bö­lün­me’ teh­dit­le­ri, her za­man ol­du­ğu gi­bi gün­dem­den ka­çı­rıl­dı. Önem­li olan, me­sa­jın gi­de­ce­ği ad­re­se ulaş­ma­sıy­dı. O da sağ­lan­dı ne­ti­ce iti­ba­riy­le. Da­ha ön­ce Ley­la Za­na ve ar­ka­daş­la­rı­nın Mec­lis’te Kürt­çe ye­min et­me­le­ri­nin fa­tu­ra­sı, ken­di­le­ri­ni Mec­lis’e so­kan SHP’den na­sıl ba­ğım­sız­laş­tı­rıl­dıy­sa, bu söy­lem­ler de CHP’den ve ge­nel baş­ka­nın­dan ba­ğım­sız­laş­tı­rıl­dı ve unut­tu­rul­du. Oy­sa ben­zer iliş­ki­ler ya da söy­lem­ler ne­de­niy­le bu ül­ke­de RP ve FP gi­bi par­ti­ler ka­pa­tıl­mış­tı. Bu­gün Bay­kal’ın ve yar­dım­cı­la­rı­nın yap­tı­ğı tür­den ko­nuş­ma­la­rı AKP’li­le­rin yap­mış ol­ma­la­rı du­ru­mun­da, ku­lis­ler­de ko­nu­şu­lan AKP’nin ka­pa­tıl­ma­sı tü­rün­den se­nar­yo­la­rın ra­hat­lık­la ha­ya­ta ge­çi­ri­le­ce­ğin­den kim­se­nin kuş­ku­su ol­ma­sa ge­rek­tir. Ah, be­nim hu­kuk dev­le­tim ah!)
An­ti-de­mok­ra­tik yön­tem­le­re baş­vur­mak su­re­tiy­le oy­na­nan bu kir­li oyu­nun fi­gü­ran­la­rı da, çok par­ti­li ha­ya­ta ge­çiş anın­dan bu­gü­ne dek mev­cut sis­tem­den ra­hat­sız­lık du­yan ve si­ya­si ge­le­ne­ği­ni bü­tü­nüy­le bu ta­ri­hî sü­re­ce otur­tan çev­re­ler (DP=ANAP+DYP) ol­du. CHP kar­şıt­lı­ğı­nın ad­re­si ola­rak or­ta­ya çı­kan DP, o gün­ler­de ta­kip et­ti­ği si­ya­set­le, CHP’nin kuy­ru­ğu­na ta­kı­lıp git­me­yi ter­cih et­ti­ği­ni dost düş­man her­ke­se gös­ter­di. Son­ra­sın­da, is­te­di­ği ka­dar fark­lı söy­lem­ler ser­gi­le­sin­ler, hem Mum­cu hem de Ağar bu yaf­ta­dan ha­yat­la­rı bo­yun­ca kur­tu­la­maz­lar.
Mec­lis dı­şı güç­ler, an­ti-de­mok­ra­tik, an­ti-ana­ya­sal, an­ti-öz­gür­lük­çü gi­ri­şim­le­ri­ni, ta­yi­ni ADD’ye çık­mış emek­li as­ker­le­rin ve Tür­kan Say­lan’ın or­ga­ni­zas­yo­nun­da ya­pı­lan ge­niş ka­tı­lım­lı açık ha­va top­lan­tı­la­rı­na da­yan­dı­ra­rak meş­ru­iyet­le­ri­ni sağ­la­ma­ya ça­lış­tı­lar. Bu meş­rui­yet ça­ba­sı­nın, en ba­si­tin­den, ül­ke­yi böl­mek ve kamp­la­ra ayır­mak an­la­mı­na gel­di­ği, en ma­sum gi­ri­şim­le­ri bö­lü­cü­lük­le ni­te­le­me­ye yat­kın çev­re­le­rin göz­le­ri­ne hiç iliş­me­miş!
Her­ke­sin ma­lu­mu­dur sa­nı­yo­rum “Bu ül­ke­ye ko­mü­nizm ge­re­kir­se, onu da biz ge­ti­ri­riz” sö­zü. ADD ön­cü­lü­ğün­de­ki ge­niş ka­tı­lım­lı açık ha­va top­lan­tı­la­rı­nın il­ki­nin bu sö­zün sa­hi­bi tek par­ti dö­ne­mi An­ka­ra Va­li­si’nin is­mi­nin ve­ril­di­ği Tan­do­ğan Mey­da­nı’nda ger­çek­leş­ti­ril­me­si de hay­li iro­nik. Tan­do­ğan, Çağ­la­yan, İz­mir ve Sam­sun’da ger­çek­leş­ti­ri­len mi­ting­ler­de söy­le­nen şar­kı­la­rın söz­le­ri­nin sa­hip­le­ri­nin ve bir dö­nem­ler bu şar­kı­la­rı söy­le­yen­le­rin, bu ül­ke­de, ko­mü­nist­lik suç­la­ma­sıy­la tür­lü tür­lü sı­kın­tı­la­ra uğ­ra­tıl­dık­la­rı ha­tır­lan­dı­ğın­da iro­ni­nin yo­ğun­lu­ğu da ar­tı­yor. Ül­ke­nin ger­çek sa­hip­le­ri ol­duk­la­rı­nı hay­kı­ran ka­la­ba­lık­lar, ken­di­le­ri­ni bir ha­pis­ha­ne­de -hem de gar­di­yan­la­rıy­la bir­lik­te hap­se­dil­miş- sa­nı­yor­lar ol­sa ge­rek­tir!
Kam­ber­siz dü­ğün ol­ma­ya­ca­ğı gi­bi, med­ya aya­ğı ol­ma­yan muh­tı­ra da ol­maz. Es­ki­den as­ker­ler rad­yo­ev­le­ri­ni ele ge­çir­me üze­ri­ne tak­tik­ler ge­liş­ti­rir­ler­di. Şim­di­ler­de in­ter­net or­tam­la­rı dar­be yap­ma­yı da ko­lay­laş­tır­dı. Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı’nın si­te­sin­de ya­yın­la­nan bil­di­ri­yi gör­mez­den gel­se­ler (ta­bii yer­se), bel­ki de si­vil ida­re­nin na­mu­su­nu kol­la­mak ve kur­tar­mak çok da­ha ko­lay olur­du. An­cak ne müm­kün! Med­ya­mı­zın bü­yük ke­si­mi, ıs­rar­la bu bil­di­ri­nin bir muh­tı­ra ol­du­ğunu ka­bul et­ti­rme­ye ve ge­re­ği ye­ri­ne ge­ti­ril­mez­se da­ha bü­yü­ğü­nün -ya­ni, fii­lî as­ke­rî dar­be­nin- ka­pı­da ol­du­ğu­nu zi­hin­le­re ka­zı­ma­ya yö­ne­lik ya­yın­lar yap­tı. Baş­ka bir de­yiş­le, iyi po­lis ro­lü­nü oy­na­dı. Bun­da da son de­re­ce ba­şa­rı­lı ol­du. Med­ya­mız, si­ya­set­çi­le­ri­miz, en­te­lek­tü­el­le­ri­miz ger­çek­ten si­vil ira­de­nin sür­dü­rül­me­si­ni is­te­se­ler­di; dil­le­rin­den dü­şür­me­dik­le­ri de­mok­ra­si­ye ve ana­ya­sal dü­ze­ne bağ­lı­lık­la­rın­da sa­mi­mi ol­sa­lar­dı iyi po­lis ol­ma­ya so­yun­maz ve söz ko­nu­su gi­ri­şim­ler kar­şı­sın­da di­re­ni­şiter­cih eder­ler­di. Bu sü­re­cin mağ­dur­la­rı­nın da­hi, “bü­yük abi”ye söz söy­le­mek­ten­se onu sa­ha­ya çek­mek is­te­yen­le­re yük­len­me­yi ter­cih et­me­si de sa­hi­ci­lik­ten çok uzak. Son de­re­ce çar­pık, tra­ji-ko­mik ve in­sa­nın akıl ve ruh sağ­lı­ğı­nı zor­la­yan bir oyun oy­na­nı­yor or­ta­lık yer­de.
De­mok­ra­si, hu­kuk, ana­ya­sa, öz­gür­lük… Ze­vat-ı ki­ram, ey­lem­le­riy­le ve ya­şa­dık­la­rı dö­nü­şüm­ler­le, “Ge­çe­lim bun­la­rı bey­ler” di­yor­lar. (Ey­val­lah, geç­tik!) Me­ğer­se sağ­cı­sıy­la sol­cu­suy­la bu ze­vat-ı ki­ra­mın bü­tün söy­le­dik­le­ri “Al­lah’a şü­kür, ik­ti­dar­da­yım”, “Ah, bir ik­ti­dar­da ol­say­dım” ve da­hi “Bu­gün sa­na, ya­rın ba­na” de­mek­ten iba­ret­miş.
Bil­mi­yor­duk, öğ­ren­dik el­ham­dü­lil­lah!
Er­ke­ne alın­mış nor­mal se­çim ya da ge­cik­ti­ril­miş er­ken se­çim (uma­rız, ge­çiş­ti­ri­len se­çimol­maz) ya­pıl­ma­sı­na ka­rar ve­ril­di ve se­çim ta­ri­hi bel­li ol­du: 22 Tem­muz 2007. Şim­di­ler­de, cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi­ne iliş­kin ana­ya­sal dü­zen­le­me­ler üze­rin­de uğ­ra­şı­lı­yor. Ana­ya­sa de­ği­şik­li­ği­ne iliş­kin ta­sa­rı, köşk ile hü­kü­met ara­sın­da gi­dip ge­li­yor.
Fa­kat nor­mal bir sü­reç ya­şan­ma­ya­ca­ğı­nı söy­le­mek sa­nı­rız ke­ha­net ol­maz. Zi­ra An­ka­ra-Ulus’ta mey­da­na ge­len can­lı bom­ba ve olay son­ra­sın­da dev­let ile­ri ge­len­le­ri­nin yap­mış ol­duk­la­rı açık­la­ma­lar, önü­müz­de­ki za­man di­li­min­de sür­priz ge­liş­me­le­re açık ol­ma­mı­zın da­ha uy­gun ola­ca­ğı­na işa­ret edi­yor!

Paylaş Tavsiye Et