Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Haziran 2009) > Türkiye Siyaset > “Bilge köyü katliamı”nın anlaşılamamış öyküsü
Türkiye Siyaset
“Bilge köyü katliamı”nın anlaşılamamış öyküsü
Sezgin Tunç
MAR­DİN’İN Ma­zı­da­ğı il­çe­si­ne bağ­lı Kürt­çe is­mi “Zan­qırt” olan Bil­ge kö­yün­de, si­lah­lı 8-10 ki­şi­lik bir grup, 4 Ma­yıs ge­ce­sin­de, 6’sı ço­cuk, 16’sı ka­dın (3’ü ha­mi­le) ve 22’si er­kek ol­mak üze­re top­lam 47 ki­şi­yi uzun nam­lu­lu ma­ki­ne­li tü­fek­ler­le da­ha ön­ce eşi­ne rast­lan­ma­mış bir vah­şet­le kat­let­ti. Kat­li­am­dan sa­de­ce 4 ki­şi­nin ya­ra­lı ola­rak kur­tu­la­bil­me­si, fa­il­le­rin kas­tı­nın ge­ri­de ta­nık bı­rak­ma­mak ol­du­ğu­nu gös­te­ri­yor­du.
Kat­lia­mın zan­lı­la­rı kı­sa sü­re son­ra ya­ka­lan­dı ve zan­lı­la­rın, mak­tul­ler­le ay­nı so­ya­dı­nı ta­şı­yan ak­ra­ba­la­rı ol­duk­la­rı an­la­şıl­dı. Bu de­fa, ül­ke­nin say­gın ga­ze­te­ci­le­ri(!), aka­de­mis­yen ve ay­dın­la­rı “Bil­ge kö­yü kat­lia­mı”na de­rin sos­yo­lo­jik ana­liz­ler eş­li­ğin­de bil­ge­ce(!) yo­rum­lar ge­ti­re­rek “tö­re”nin, “tu­tu­cu ge­le­nek­sel aşi­ret ya­pı­sı”nın kat­lia­mın so­rum­lu­su ol­du­ğu­nu ilan et­ti­ler. Bu de­ğer­len­dir­me­le­ri, böl­ge hal­kı­nı ya­ni Kürt­le­ri il­kel­lik ve vah­şi­lik­le suç­la­yan açık­la­ma­lar ta­kip et­ti. Böy­le­ce baş­ta med­ya ol­mak üze­re Türk ay­dın­la­rı­nın önem­li bir kıs­mı­nın ül­ke me­se­le­le­ri­ne da­ir ha­riç­ten ga­zel oku­ma­ya ne ka­dar me­yil­li ol­du­ğu, bir kıs­mı­nın ise tez­le­ri­ni is­pat et­mek uğ­ru­na, ger­çek­le­ri çar­pıt­ma­da gös­ter­dik­le­ri ma­ha­ret bir kez da­ha gö­rül­müş ol­du.
Şa­yet kat­lia­mın zan­lı­la­rı ya­ka­lan­ma­say­dı “bö­lü­cü te­rör ör­gü­tü­nün ger­çek­leş­tir­di­ği men­fur sal­dı­rı” kı­na­na­cak ve dev­le­tin en üst ka­de­me­le­rin­de dil­len­di­ri­len “Kürt me­se­le­si­ne çö­züm için ya­ka­la­nan ta­ri­hî fır­sat”, te­rör ör­gü­tü­nün ger­çek­leş­tir­di­ği bu kat­li­am ne­de­niy­le bir baş­ka ba­ha­ra er­te­le­ne­cek­ti. Yi­ne bu var­sa­yım­da ga­ze­te­le­re “Tö­re­rizm”, “Tö­re­rist­ler”, “Kız Me­se­le­si”, “Ya­sak İliş­ki” gi­bi man­şet­ler atıl­ma­ya­cak, te­le­viz­yon­lar­da aşi­ret­ler, tö­re ve na­mus ol­gu­la­rı hak­kın­da ak­la za­rar yo­rum­lar da ya­pıl­ma­ya­cak­tı.
Kat­lia­mın he­men er­te­sin­de Maz­lum-Der Di­yar­ba­kır Şu­be­si’nin ta­nık, mağ­dur ve zan­lı ifa­de­le­riy­le des­tek­le­ye­rek ha­zır­la­dı­ğı 9 Ma­yıs 2009 ta­rih­li “Bil­ge Kö­yü Kat­lia­mı Araş­tır­ma ve İn­ce­le­me Ra­po­ru”nda mağ­dur­lar ile zan­lı­lar ara­sın­da yıl­lar­dır sü­re­ge­len kan da­va­sı ve çe­şit­li rant an­laş­maz­lık­la­rı dı­şın­da, kat­lia­mı an­la­şı­lır kı­la­bi­le­cek so­mut bir ne­de­nin tes­pit edi­le­me­me­si de dik­kat çe­ki­ciy­di. Yi­ne geç­ti­ği­miz gün­ler­de ka­muo­yu ile pay­la­şı­lan, Bil­ge kö­yü kat­lia­mı hak­kın­da ha­zır­la­nan TBMM Araş­tır­ma Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru’nda Jan­dar­ma’nın olay ye­ri­ne geç in­ti­kal et­ti­ği ve 156 ara­ma­la­rı­nı kay­de­den ci­ha­zın, olay­dan bir haf­ta ön­ce bo­zul­du­ğu­nun be­lir­til­me­si de ka­fa­lar­da­ki so­ru işa­ret­le­ri­ni ar­tı­rı­yor.
Tür­ki­ye ta­ri­hin­de bir ben­ze­ri­ne rast­lan­ma­mış böy­le bir kat­lia­mın, bi­lim­sel ana­li­zi­nin güç­lü­ğü, ya­şa­nan kat­lia­mın ne tö­re ne kan da­va­sı ne de grup cin­ne­tiy­le açık­la­na­ma­yı­şın­dan kay­nak­la­nı­yor. Özel­lik­le kan da­va­sı ge­rek­çe­siy­le ka­dın­la­ra si­lah doğ­rul­tul­ma­dı­ğı bi­li­nen bir ger­çek. Ge­rek kat­lia­mın ger­çek­leş­ti­ği köy­de ge­rek­se böl­ge­nin baş­ka yer­le­rin­de, te­rör sal­dı­rı­la­rı ha­ri­cin­de, hiç­bir ölüm­lü ola­yın, hem ni­te­lik hem de ni­ce­lik an­la­mın­da bu kat­li­am­la kı­ya­sı müm­kün de­ğil.
Bu an­lam­da kat­lia­mın, 29 Ekim 2007’de, Şır­nak’ın Bey­tüş­şe­bap il­çe­si­ne bağ­lı Be­şa­ğaç (Hem­kan) kö­yün­de bir mi­ni­bü­sün ta­ran­ma­sı so­nu­cu 12 ko­ru­cu­nun öl­dü­rül­dü­ğü, 2 ki­şi­nin de ya­ra­lan­dı­ğı “te­rör sal­dı­rı­sı” ile, zan­lı­la­rın ya­ka­lan­ma­sı dı­şın­da, ben­zer­li­ği dik­kat çe­ki­ci­dir (İHD, Maz­lum-Der, KESK, Şır­nak Ba­ro­su ta­ra­fın­dan ha­zır­la­nan 19 Ekim 2007 ta­rih­li “Be­şa­ğaç Kö­yü Araş­tır­ma ve İn­ce­le­me Ra­po­ru”). Be­şa­ğaç kö­yü ola­yı­nın fai­li meç­hul ka­la­rak ka­pa­nan so­ruş­tur­ma dos­ya­sı, geç­ti­ği­miz Ni­san ayın­da Di­yar­ba­kır Özel Yet­ki­li Cum­hu­ri­yet Baş­sav­cı­lı­ğı ta­ra­fın­dan “il­gi­li dos­ya­da fa­il­le­rin tes­pit edi­lip ya­ka­lan­ma­sı­na yö­ne­lik ye­ni bul­gu­la­rın el­de edil­me­si” üze­ri­ne de­rin­leş­ti­ri­le­rek ye­ni­den açıl­dı.
Te­rör ve şid­de­tin hâ­lâ sür­dü­rül­me­ye ça­lı­şıl­dı­ğı böl­ge­de, ge­le­nek­sel aşi­ret ya­pı­la­rı ve top­lum­sal kon­trol me­ka­niz­ma­la­rı hem bir dö­ne­min dev­let po­li­ti­ka­la­rı hem de si­lah­lı Kürt mil­li­yet­çi ha­re­ke­ti ta­ra­fın­dan tah­rip edil­di. Bu­nun ye­ri­ne kır­sal böl­ge­ler­de ye­rel ik­ti­dar ola­rak şu an sa­yı­la­rı 70 bi­ni bu­lan si­lah­lı ko­ru­cu­luk sis­te­mi ge­ti­ril­di. Böl­ge ge­ne­lin­de ise, ola­ğa­nüs­tü hal re­ji­mi ile hu­kuk gü­ven­li­ği or­ta­dan kal­dı­rıl­dı ve böl­ge, şu sı­ra­lar Er­ge­ne­kon Da­va­sı sü­re­cin­de de sık­ça anı­lan ya­sa­dı­şı olu­şum­la­rın fa­ali­yet ala­nı­na dön­dü. Yi­ne bu sü­reç­te, dev­le­tin şid­de­te da­ya­lı po­li­ti­ka­la­rı ve PKK te­rö­rü iki­le­min­de ka­lan böl­ge in­sa­nı, hem köy­de hem kent­te bas­kı­ya ve şid­de­te ma­ruz kal­dı; köy­le­ri bo­şal­tıl­dı, ta­rım­sal fa­ali­yet­le­ri ve üre­ti­mi dur­du­rul­du. Bu­na kar­şı­lık, ya­sa­dı­şı rant alan­la­rı da ola­bil­di­ğin­ce ge­niş­le­di. Sos­yal ve ik­ti­sa­di ya­pı­sı ta­ru­mar edil­miş böy­le bir or­tam­da, şid­det ol­gu­su da nor­mal­le­şe­rek araç­sal­laş­tı­rıl­dı. Öy­le ki, bir po­li­tik di­le dö­nü­şen şid­det, böl­ge­de şid­de­ti araç­sal­laş­tı­ran ha­re­ket­le­rin, ken­di­le­ri dı­şın­da yön­tem ola­rak şid­de­ti seç­me­yen hiç­bir si­ya­si ve top­lum­sal ha­re­ke­te ya­şam hak­kı ta­nı­ma­ma­sı ve tas­fi­ye et­me­si şek­lin­de et­ki­si­ni gös­ter­di.
Ni­san ayın­da yo­ğun­la­şan te­rör olay­la­rı son­ra­sı­na, Kürt so­ru­nu­nun çö­zü­mü­ne yö­ne­lik ira­de be­yan­la­rı­nın he­men ön­ce­si­ne ve Mu­rat Ka­ra­yı­lan’ın ben­zer açık­la­ma­la­rı­nı içe­ren Ha­san Ce­mal’le rö­por­ta­jı­nın ya­yın­lan­dı­ğı gü­ne denk ge­len kat­lia­mın, bu kon­jonk­tür­den ba­ğım­sız de­ğer­len­di­ri­le­me­ye­ce­ği açık. An­cak ola­yın, ya­şan­dı­ğı böl­ge­nin ta­rih­sel ve sos­yo­lo­jik ko­şul­la­rı ile son 30 yıl­da böl­ge­de ya­şa­nan­lar doğ­ru okun­ma­dan an­la­şı­la­ma­ya­ca­ğı­nı da be­lirt­mek­te fay­da var. Bu doğ­rul­tu­da, son gün­ler­de gün­de­me ge­len Kürt so­ru­nu­na çö­züm gi­ri­şim­le­ri­nin, kat­li­am­dan ve ger­çek­leş­ti­ği ze­min­den önem­li ders­ler çı­kar­ma­sı ge­re­ki­yor.
Ge­li­nen nok­ta, ön­ce­lik­le Kürt so­ru­nu­nun bir te­rör so­ru­nun­dan iba­ret ol­ma­dı­ğı­nı, te­rö­rü de bes­le­yen şid­det or­ta­mın­dan bes­len­di­ği­ni bir kez da­ha te­yit edi­yor. Şid­det ol­gu­su üze­rin­de dü­şü­nür­ken tö­re­yi, ge­le­nek­sel aşi­ret ya­pı­sı­nı şid­de­tin se­be­bi ola­rak ka­bul eden yay­gın ve sığ an­la­yı­şın da sor­gu­lan­ma­sı ge­re­ki­yor. Bin­ler­ce kö­yün ya­kıl­dı­ğı, bo­şal­tıl­dı­ğı, mil­yon­lar­ca in­sa­nın göç et­ti(ril­di)ği, top­lum­sal do­ku­su bo­zul­muş bir coğ­raf­ya­da han­gi ge­le­nek­sel ya­pı­lar­dan söz edi­li­yor? Böy­le bir kat­lia­mın, top­lum­sal kon­trol me­ka­niz­ma­la­rı­nı da bün­ye­sin­de ba­rın­dı­ran ge­le­nek­sel ya­pı­la­rın yok ol­ma­ya yüz tut­tu­ğu bir za­man­da ya­şan­mış ol­ma­sı kar­şı­sın­da bu ya­pı­la­rı so­rum­lu tu­ta­rak işin için­den çık­ma ko­lay­cı­lı­ğın­dan sıy­rıl­mak ge­re­ki­yor.
Bil­ge kö­yü kat­lia­mı, şid­det or­ta­mı­nın ve res­mî ya da fii­lî ke­sin­ti­siz ola­ğa­nüs­tü hal re­ji­mi­nin ha­zır­la­dı­ğı bir so­nuç­tur. Ola­yın ma­ni­pü­la­tif mü­da­ha­le­ler ve­ya böl­ge­nin iç di­na­mik­le­rin­den kay­nak­la­nan ne­den­ler­le ger­çek­leş­miş ol­ma­sı­nın da bu aşa­ma­da bir öne­mi yok­tur. Çö­züm, si­ya­si ira­de ta­ra­fın­dan, baş­ta ko­ru­cu­luk ve ya­sa­dı­şı olu­şum­lar ol­mak üze­re, nor­mal­leş­me­ye en­gel ola­rak var­lı­ğı­nı hâ­lâ et­kin bi­çim­de sür­dü­ren tüm ya­pı­la­rın ve uy­gu­la­ma­la­rın aci­len tas­fi­ye edi­le­rek hu­kuk gü­ven­li­ği­nin bir an ön­ce sağ­lan­ma­sı­dır. Kürt so­ru­nu­nun çö­zü­mü için baş­la­tı­lan gi­ri­şim­ler, hu­ku­ki me­ka­niz­ma­la­rın sağ­lık­lı bir şe­kil­de iş­le­ye­bil­di­ği, dev­le­tin şid­det ile de­ğil hu­kuk ile so­mut­laş­tı­ğı ola­ğan bir re­jim­de ka­za­nı­ma dö­nüş­tü­rü­le­bi­lir. Ak­si hal­de, so­ru­nun çö­zü­mü için gün­de­me ge­len her gi­ri­şim, ma­ni­pü­le edil­mek­ten kur­tu­la­ma­ya­cak­tır.

Paylaş Tavsiye Et