Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (August 2009) > Dünya Siyaset > Iraklı Kürtlerin demokrasi sınavı
Dünya Siyaset
Iraklı Kürtlerin demokrasi sınavı
Mete Çubukçu
IRAKLI Kürtlerin tarihi iki akım, iki lider üzerinde yükselir: Erbil merkezli, liderliğini Mesut Barzani’nin yaptığı Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Süleymaniye merkezli, liderliğini Celal Talabani’nin yaptığı Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB). Bu iki parti 1970’lerden bu yana kimi zaman çatışarak kimi zaman ittifak yaparak bölgedeki Kürt siyasetinin yönünü belirledi. 2003’ten bu yana Kürtler hem Irak siyasetinde hem de kendi bölgelerinde bu iki partinin yaptığı ittifak aracılığıyla temsil ediliyorlar. Irak Kürt bölgesinde KDP-KYB ya da Barzani-Talabani ikilisi dışında bir grubun veya ismin ortaya çıkması, hatta bu ikiliye yönelik eleştiri getirilmesi pek mümkün değildi. Kürt bölgesinde de Ortadoğu’nun “babadan oğula geçen liderlik” bazlı tipik politik çizgisi geçerli. Bu yüzden Saddam Hüseyin devrilse de zihniyeti hâlâ devam ettiriliyor; Irak’ın her bölgesinde küçük krallıklar ve bu anlayışı devam ettiren liderlikler ortaya çıkıyor. Bu durum Şii, Sünni ve Kürt bölgeleri için de geçerli.
 
Kürtlerin Tecrübesi
Irak’ta tüm eksikliklerine rağmen demokrasi tecrübesi en gelişmiş grubun Kürtler olduğu söylenebilir. 1991’den beri Kürt bölgesinde iyi kötü işleyen bir sistem, bir parlamento mevcut. 19 yıldır süren “parlamenter sistem” 25 Temmuz seçimleri ile yeni bir aşamaya girdi. Kürt parlamentosu seçimlerinde ilk kez ciddi bir muhalif hareket ortaya çıkararak mevcut statükoda minik de olsa bir gedik açtı, bölgede mevcut sistemde bir çatlak meydana getirdi. Tabandan gelen taleplerle ilk kez sözünü ettiğimiz iki akım ve lider dışında bir hareket ortaya çıkarak bölge politikasına müdahale etti. Bölgede Barzani-Talabani ikilisinin karşısında politika yapmanın cesaret gerektiren bir olay olduğu düşünülürse, muhalefetin ortaya çıkışının önemi daha iyi anlaşılabilir.
Kendilerine sembol olarak yanan bir mumu seçerek “Biz kendimizi feda ettik” demek isteyen, Süleymaniye kökenli KYB’den kopanların oluşturduğu “Değişim Hareketi”nin çıkışının temelinde KYB içindeki siyasi çekişme yatsa da, bu çekişmenin bölgenin iç politikasının yeniden yapılanmasına zemin oluşturacağı söylenebilir.
 
“Değişimciler”in Çıkış Noktası
Kürt siyasetindeki Barzani-Talabani tekeli, 2003’ten sonra giderek zenginleşmeye başlayan bölgede ekonomik gelirin belli ellerde toplanması, hatta bu zenginliğin fazlasıyla gösterişe dönüşmesi, yolsuzluk ve kayırmacılığın üst düzeye varması insanların harekete geçmesinin önemli nedenleri arasında sayılabilir. Nepotizm, anti-demokratik yöntemler, ifade ve basın özgürlüğünün kısıtlı olması da tüm bunlara eklenince, muhalifler kendilerine öncü olan bir ismin arkasından gitmekten çekinmedi. Özellikle gençler yeni bir ses, yeni bir politika öneren Neşirvan Mustafa’nın çıkışını destekledi; yoksullar umutlandı. Celal Talabani’nin devlet başkanı seçildikten sonra Kürt bölgesi ve özellikle KYB bölgesi ile ilgilenmemesi, Iraklı Kürtleri Bağdat’ta iyi temsil edememesi, Kürt bölgesi parlamentosunun hükümeti denetleme görevi yapamaması da Değişimcileri harekete geçiren dinamikler arasındaydı.
Neşirvan Mustafa KYB içerisinde ağırlığı bulunan, halk ve peşmerge tarafından bilinen, mücadele içinden gelen, sol örgütçü yapısı ile tanınan bir isim. Bu isim ile halkın rahatsız olduğu konular bir araya gelince “değişim” sloganı karşılığını buldu. Süleymaniye bölgesinde oyların yarısını alan Değişim Hareketi, Talabani’nin partisine büyük darbe vurdu ve partinin varlığını tartışılır hale getirdi. 2006’da KYB’den ayrılan Neşirvan Mustafa’nın bu partinin liderliğine talip olduğu, ancak reddedilince Talabani’ye bayrak açtığını söyleyenler de var. Açılan bu bayrağın ileride KYB’nin sonunu getirip getirmeyeceğini zaman gösterecek. Ama KYB ve Talabani’nin büyük bir prestij kaybına uğradığı da bir gerçek. Hatta KYB’nin dağılacağını düşünenlerin sayısı hiç de az değil.
111 sandalyeli mecliste 25 sandalye kazanan Değişim Hareketi bunun bir başlangıç olduğunu düşünüyor. Hedefleri Ocak ayındaki Irak Parlamentosu seçimleri. Öncü olmaktan mutlular, başkanlık sistemine karşılar, güçlü ve hükümeti denetleyen bir meclisten yanalar, Türkiye’deki sistemi ideal olarak görüyorlar ve onu örnek alabileceklerini söylüyorlar. Parlamentonun açılmasından sonra Kürt bölgesi anayasasını yeniden ele alacaklarını belirtiyorlar ve merkezî hükümet ile daha normal ilişki kurulmasından yanalar.
 
KDP-KYB İttifakının Geleceği
Muhaliflerin çıkışı KDP-KYB arasındaki stratejik ittifakı da etkileyecek gibi görünüyor. Çünkü ittifakın KYB kanadı çökmüş durumda. Mecliste kazandıkları sandalyeleri daha önce eşit şekilde paylaşan ittifakın KDP kanadı, KYB’nin oy kaybından dolayı eşit sayıda sandalye paylaşımına karşı çıkabilir. Çünkü KDP seçim sürecinde KYB’nin gerektiği gibi çalışmadığını, çaba göstermediğini iddia ediyor. Bu durum bakanlıkların paylaşımına da yansıyabilir. KDP maliye, savunma, içişleri gibi etkin bakanlıkları isteyebilir. Özellikle Değişimcilerin Mesud Barzani’nin karşısına hiç tanınmayan bir ismi çıkarması ve %26 oranında oy alması KDP’nin KYB’ye yönelik bir başka eleştirisi. Tüm bunları bir araya getirince KDP-KYB ittifakının eskisi gibi uyum içinde çalışması zor görünüyor. Çünkü KDP yöneticileri meclise giren Değişimcileri KYB’nin arka bahçesi olarak görüyor ve zayıflayan KYB’den bazı milletvekillerinin bu gruba katılması halinde ittifakın çökeceği ve KDP’nin güçsüz durumda kalabileceğinin hesaplarını yapıyor. Sorun bununla da bitmiyor. Yapılan anlaşma gereği dönüşümlü başbakanlık sırası KDP’li Neçirvan Barzani’den sonra KYB’li Irak Başbakan Yardımcı Berham Salih’te. Ancak alınan başarısız sonuçtan sonra KDP’nin başbakanlığı KYB’ye bırakmayıp Neçirvan Barzani ile devam etmek istemesi halinde, iki parti arasında ipler iyiden iyiye gerilebilir.
Tüm bunlar bir araya gelince, Kürt bölgesinde yeni ve çok bilinmeyenli bir döneme girildiği söylenebilir. Kürtlerin demokrasiyle imtihanı sancılı geçebilir. Ama demokrasi biraz da sancı, muhaliflere katlanma, farklı görüşleri yüksek sesle dile getirme ve uzlaşmayı gerektiriyor. Iraklı Kürtler de böyle bir döneme giriyor gibi görünüyor. Ama önlerinde alacakları uzun bir “demokrasi yolu” var.

Paylaş Tavsiye Et