Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Mayıs 2005) > Müzik
Müzik
Müzik, Kültür, Dil
Cinuçen Tanrıkorur
İstanbul: Dergâh Yayınları, 2003
Daha evvel Biraz da Müzik kitabını oluşturan ve Aksiyon dergisinde yayımlanan (ilk yazı 17 Aralık 1994, son yazı 15 Nisan 2000) yazılarını yepyeni bir sınıflandırmayla okuyucuya sunan bu kitap, müzikolog ve bestekâr Cinuçen Tanrıkorur’un, Türk müziğinin ideolojik ve siyasî tartışmaların hırgürü arasında kaybolan ciddî meselelerini, zaman zaman ironikleşen üslûbuyla tartıştığı, adı “üstad”a çıkmışlarla cedelleştiği yazılardan, bir diğer deyişle Türk müziğinin safında duran “müdafaaname”lerden oluşmaktadır. Tanrıkorur’un buradaki tespitleri incelendiğinde, bugün “millî” kültürden dem vuran palavracıların aslında bizi kapalı bir kutuya hapsederek kendi kısır dünyalarına mahkûm etmek istedikleri ve yine “evrensel” kültürden dem vuran diğer birtakım palavracıların da bizi “redd-i miras” saçmalığıyla kendi medeniyet birikimimizden âdeta utanır hâle getirerek Batı kültür ve medeniyetinin ucuz taklitçileri mesabesine indirgemek istedikleri kolayca fark edilecektir. Tanrıkorur’un satırlarını okuyanlar, satır aralarında onun yüreciğinin pür-sûz-ı âhını can kulaklarıyla işitecek ve gerçekten millî ve evrensel bir kültürün bugünün şartlarındaki imkân alanına dair ufuk açıcı tahlillerle ve tekliflerle karşılaşacaklardır. Tanrıkorur’un bu kitapta derlenen yazıları, onun akademik yazıları değil, aylık popüler bir dergide kaleme aldığı köşe yazılarıdır. O sebeple de bu yazılar, onun nazarî birikiminden ziyade devrine ettiği şahitliğin birer yansıması, hatta Nurettin Topçu’nun deyişiyle “isyan ahlâkı”na sahip bir aydının feryadı ve itirazı olarak değerlendirilmelidir. Nazarî metinler olmamakla beraber, Tanrıkorur bu yazılarda edebî üslûbundaki kemali sayesinde nazarî bakımdan çok netameli ve girift mevzuları dahi umumun anlayacağı bir dille sığlığa düşmeksizin ustaca izah edebilmiştir. Bilhassa Türk musiki aletlerini tanıttığı makaleler, sahasındaki derinliğini edebî üslûbuyla buluşturan büyük bir müzikoloğun terennümleri olarak okunabilirler. Cinuçen Tanrıkorur, Doğu’yu ve Batı’yı birkaç diliyle kitabî eserler seviyesinde tanıyan, ayrıca konserleri ve konferansları vesilesiyle de bu iki dünyanın çeşitli coğrafî merkezlerini ziyaret etme fırsatı bulmuş, hatta farklı milletlerden talebeleri olan bir üstat. Bu kitaptaki yazılar da, her türlü kompleksten arınmış bir düşünür-sanatkârın, “Biz kimiz?” sorusuna verdiği felsefî derinlik taşıyan cevaplar manzumesi olarak okunabilir. / Cihat Arınç

Tavsiye Et
Osmanlı Davulları / Ottoman Drums
Kudsi Erguner
Yapım: İmaj Müzik, 2002
Onuncu yüzyıla kadar uzanan zengin bir müzik repertuvarına sahip olmasına rağmen, Türkiye bu görkemli mirasını günümüzde hakkıyla değerlendirememektedir. Eldeki eserlerin yeterince iyi tanınmaması ve bu eserlerin icralarına aşina olmamaktan kaynaklı “uzak durma” temayülü, repertuvarın büyük bir kısmının terk edilmesine, icra edilenlerinse kendi sahih (otantik) yapısına uygun olmayan güncel bir tarzla yozlaştırılmasına sebep olmuştur. Kudsi Erguner, bu albümünde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait klasikleşmiş şaheserlerden seçtiği çeşitli formlardaki örnekleri (kâr, peşrev, terennüm, yürük semaî, vb.), asıllarına uygun şekilde icra etmiş. Eserlerin okunabilmesi için, güftelere uygun bir ağız, damak ve gırtlak yapısı gerektiği için Erguner, büyük bir arayışın sonunda Aziz Bahriyeli, Halil Neciboğlu ve albüm hazırlanırken henüz hayatta olan merhum İsmail Biçer gibi hafızlardan (cami efradından) bir topluluk tertip etmiş ve daha evvel musiki tahsili görmemiş olan bu hafızlar da büyük bir sabırla kendilerini çalıştıran Necip Gülses’in yönetiminde, Neva, Rast ve Mahur kârları eski meşk usulüyle ezberlemişler. Albümü farklı kılan bir diğer özellik de, eserler arasında yer alan ve güftesi Şark’ın büyük şairi Hafız-ı Şirazî’ye bestesiyse Türk irfan musikisinin bir hülâsası sayılabilecek Segâh Tekbir’in bestekârı büyük Itrî’ye ait “Neva Kâr”ın icrasında, önceki kayıtların aksine ilk defa eserin özgün ritmik yapısını ön plana çıkaran bir yorumun benimsenmesi ve usullerin yerli yerinde vurulmuş olması. Askerî musikimiz olan mehterin enstrümanlarından olan kös, davul, nakkâre, halile (zil) gibi vurmalı sazlar ve zurna gibi sesi güçlü bir üflemeli müzik aletinin yanı sıra klasik müziğimizin enstrümanlarından ney, kemençe, tambur, ud ve kanun gibi sazlara da eserleri icra eden orkestrada yer verilmiştir. Erguner’in, kendisiyle yapılan bir röportajda “Türk müziğinin, kendi içinde kendi bütünlüğünü bozmadan yapılan bir senfonik versiyonu” olarak nitelediği bu çalışması, sırf Türk müziğinin kendine özgü ritmik yapısını öne çıkarmış olması sebebiyle dahi arşiv değeri taşıyor. “Bu kubbede bir hoş sada bırakıp gidenlerin” nağmelerinden feyiz almak için iyi bir vesile… / Cihat Arınç

Tavsiye Et
Hier pour Aujourd’hui (Chante)
Candan Erçetin
Yapım: Topkapı Müzik, 2003
Bazı şarkılar vardır, hiçbir zaman unutulmaz. Dönemlerinde popülerdir, sonrasında da hoş hatıralarla yaşarlar hafızalarda. Her insan kendi hayat serüveninde böyle şarkılar, kitaplar, filmler, vs. seçer ve biriktirir bilincinin derinliklerinde; onların her zaman ayrı bir yeri vardır. Onlar artık sadece birer şarkı, kitap yahut film değildirler; gün geçtikçe kavileşen şahsiyetin bir nevi görünmeyen yapıtaşlarıdır. Karşılaştığında, kişiyi mekânın dışına taşıyan ve alıp eski günlere, çok eskiden yaşadığı yerlere götüren ve insanın kendi şahsî tarihine ait hafızasını tazeleyen işaret taşları… İşte Candan Erçetin, Hier pour Aujourd’hui (Bugün için, Dün) adlı albümünde, yıllar önce Türkiye’de bir lisede tanıştığı Fransız Chanson’undan kendi deyimiyle “âşık olduğu şarkılar”ı yorumlamış. Candan Erçetin, yorumladığı eserlere olan hâkimiyeti, güçlü ve nev’i şahsına münhasır sesi ve oturaklı kişiliğiyle günümüz popüler müziğinin önemli isimlerinden. Kendisinin solo piyano eşliğinde söylediği Fransızca şarkıları dinlemiş olanlar, büyüleyici bir atmosferin içerisinde buluverirler kendilerini. Bu albümü, böylesi bir beklentiyle almıştım ve eğer bu türlü bir beklenti içerisine girmemiş olsaydım, belki de daha çok beğenirdim. Çünkü bugüne özgü elektronik ses düzenlemesiyle dinleyicinin beğenisine sunulan şarkılar, her ne kadar bu hâliyle de güzel olsa dahi, ben şahsen klasik müzik aletleri (meselâ solo piyano yahut keman) ile icrayı tercih ederim. Yine de Erçetin’in başarılı yorumunu dinlemek isteyenler için, güzel bir albüm… / Emin Ali Kunt

Tavsiye Et