Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Temmuz 2007) > Film
Film
Yerdeniz Öyküleri / The Tales From Earthsea
Yönetmen: Goro Miyazaki
Senaryo: Ursula K. Le Guin-Goro Miyazaki
Yapım: Japonya, 2006, 115 dk.
 
Yer­de­niz’de den­ge bo­zul­muş­tur. Ekin­ler çü­rü­mek­te, hay­van­lar öl­mek­te­dir. Bu yı­kı­mın ne­de­ni­ni araş­tır­ma­ya ko­yu­lan baş bü­yü­cü At­ma­ca, sür­gün edil­miş genç prens Ar­ren’le kar­şı­la­şır. Ar­ren içi­ne ka­pa­nık, ses­siz bir genç gi­bi gö­rün­se de onu iç­ten içe kemiren ka­ran­lık bir sır­rı var­dır. Bu sır onu bir­den­bi­re acı­ma­sız ve nef­ret do­lu bi­ri­ne çe­vi­re­bil­mek­te­dir. Ar­ren ile bir­lik­te yo­la dü­şen At­ma­ca, baş düş­ma­nı kö­tü bü­yü­cü Cob’un son­suz ya­şa­ma ulaş­mak adı­na can­lı­la­rın dün­ya­sıy­la ölü­le­rin­ki­ni ayı­ran ka­pı­yı aç­tı­ğı­nı öğ­re­nir. Cob, ama­cı­na ulaş­mak ve At­ma­ca’yı alt et­mek için Ar­ren’in kor­ku­la­rı­nı kul­lan­ma­yı plan­la­mak­ta­dır.
Isa­o Ta­ka­ha­ta ile be­ra­ber yap­tı­ğı Hei­di di­zi­siy­le ta­nı­dı­ğı­mız, son­ra­sın­da kur­du­ğu Ghib­li Stüd­yo­su’nda üç bo­yut­lu ani­mas­yon tek­no­lo­ji­si­ne kar­şı çi­zim­le­ri­ni ge­le­nek­sel bir şe­kil­de hâ­lâ el­le ya­pan ani­me us­ta­sı Ba­ba Mi­ya­za­ki’den son­ra Oğul Mi­ya­za­ki de ani­me dün­ya­sı­na id­dia­lı bir film­le ka­tıl­dı. Fil­min id­dia­sı, fan­tas­tik bi­lim-kur­gu ya­za­rı Ur­su­la K. Le Gu­in’in dün­ya­ca ün­lü Yer­de­niz Öy­kü­le­ri ro­man di­zi­sin­den uyar­lan­ma­sın­dan kay­nak­la­nı­yor.
Ro­man­la­rın­da kar­şıt­lık­la­rın et­ki­le­şi­mi, ge­ri­li­mi, bir­bir­le­ri­ni den­ge­le­me­si ve bü­tü­nü oluş­tur­ma­sı te­ma­la­rı­nı iş­le­yen ve tao­izm, zen, fe­mi­nizm ve anar­şizm gi­bi akım­lar­dan et­ki­le­nen Le Gu­in’in ya­rat­tı­ğı ütop­ya­lar­la, Ja­pon mi­to­lo­ji­si­ni ve Shin­to inan­cı­nı film­le­ri­ne hem hi­ka­ye hem de ka­rak­ter an­la­mın­da ta­şı­yan; bü­yü­yen­ler, kü­çü­len­ler, ölüm­den ve ha­yat­tan kor­kan­la­rın, kı­sa­ca her ne olur­sa ol­sun do­ğa­sı ge­re­ği hep ‘ek­sik’ in­san­la­rın yer al­dı­ğı; an­cak bu ek­sik­lik­ler­le iyi­lik­le­rin hep den­ge nok­ta­sın­da bu­luş­tu­ğu Mi­ya­za­ki ge­le­ne­ği­nin mü­kem­mel bir kim­ya oluş­tur­ma­sı bek­le­ni­yor­du.
An­cak Ghib­li fil­mog­ra­fi­sin­de Ruh­la­rın Ka­çı­şı (2001)’ndan Howl’ın Yü­rü­yen Şa­to­su (2004) ve Yer­de­niz Öy­kü­le­ri’ne doğ­ru özel­lik­le an­la­tım di­li bağ­la­mın­da bir za­yıf­la­ma ol­du­ğu­nu söy­le­me­miz müm­kün. Ruh­la­rın Ka­çı­şı ile 2002 En İyi Ya­ban­cı Film Os­car’ını ta­bi­ri ca­iz­se bi­le­ği­nin hak­kıy­la ka­za­nan Mi­ya­za­ki, bu film­de­ki ya­lın an­la­tı­mı, ken­di­ne has ve ana akım ani­mas­yon­lar­dan ol­duk­ça fark­lı ka­rak­ter ya­ra­tı­mı­nı, ma­ale­sef Howl’ın Yü­rü­yen Şa­to­su’nda de­vam et­ti­re­me­miş­ti. Çi­zi­min an­la­tı­mın önü­ne geç­ti­ği, hi­ka­ye­de hiç­bir ye­ri ol­ma­dı­ğı hal­de önü­müz­de res­mî ge­çit ya­pan an­lam­sız ka­re­ler Ruh­la­rın Ka­çı­şı’nda­ki ne an­lat­mak is­te­di­ği­ni bi­len dra­ma­tik ya­pı­dan ol­duk­ça za­yıf bir film or­ta­ya ko­yu­yor­du. Oğul Mi­ya­za­ki’nin pas­to­ral bir ton­la çiz­di­ği Yer­de­niz Öy­kü­le­ri’nin -he­nüz Ba­ba Mi­ya­za­ki’nin ol­gun­lu­ğu­na ulaş­ma­yan- gör­sel et­ki­le­yi­ci­li­ği ise an­la­tı­mın ve met­nin gü­cüy­le des­tek­le­ne­mi­yor ma­ale­sef. Zi­ra film, ro­ma­nın bü­yü­sü­nü ve de­rin­li­ği­ni yan­sıt­mak­tan uzak. Ka­rak­ter­ler­le il­gi­li önem­li de­tay­lar ve­ril­me­di­ği gi­bi, sa­de­ce ro­ma­nı oku­yan­la­rın bi­le­bi­le­ce­ği öğe­ler de her­han­gi bir açık­la­ma ya­pıl­mak­sı­zın bo­ca edi­li­yor. “Boy­nuz ku­la­ğı ge­çer mi?” so­ru­su­nun ce­va­bı ise şim­di­lik ‘ha­yır’. Yi­ne de en az ha­va­lar ka­dar kor­kunç viz­yon­da eh­ve­ni şer Yer­de­niz Öy­kü­le­ri, içi­ni­zi bir par­ça da ol­sa fe­rah­la­ta­bi­lir. /Hilal Turan

Tavsiye Et
Taksi Şoförü / Taxi Driver DVD
Yönetmen: Martin Scorsese
Senaryo: Paul Schrader
Oyuncular: Robert De Niro, Judie Foster
Yapım: ABD, 1976, 113 dk.
 
Ame­ri­kan si­ne­ma­sı­nın 70’li yıl­la­rı­na dam­ga­sı­nı vu­ran us­ta yö­net­men Scor­se­se, suç, ada­let ve şid­det un­sur­la­rı­nı Ka­to­lik ah­lak­çı bir üs­lup­la iş­le­di­ği film­le­rin­de ken­di­ne has bir gör­sel­lik in­şa eder. En önem­li fil­mi Tak­si Şo­fö­rü’nde ge­ce­le­ri uyu­ya­ma­dı­ğı için tak­si şo­för­lü­ğü ya­pan, Vi­et­nam ga­zi­si Tra­vis Bick­le’ın yal­nız­lık ve ile­ti­şim­siz­lik­ten şi­zof­re­ni­ye ge­çi­şi­ni adım adım su­nar. Ka­to­lik sim­ge­ler­le do­lu film­de şe­hir de tıp­kı dün­ya gi­bi kö­tü­lük sem­bo­lü­dür Tra­vis için. Her şe­ye kar­şı öf­ke­li Tra­vis, ken­di­ni kah­ra­man­laş­tır­ma uğ­ru­na, be­de­ni­ni sa­ta­rak ha­ya­tı­nı ka­za­nan 13 yaş­la­rın­da bir kı­zı kur­ta­rır­ken bir di­zi ci­na­yet iş­le­mek­te be­is gör­mez.
Tak­si Şo­fö­rü, mo­dern-kent­li bi­rey­sel fa­şiz­min psi­ko­lo­ji­si­ni mer­ke­zi­ne alan ve Ro­bert De Ni­ro’nun et­ki­le­yi­ci per­for­man­sıy­la si­ne­ma ta­ri­hi­nin en bü­yük an­ti-kah­ra­man­la­rın­dan bi­ri­ni ya­ra­tan bir si­ne­ma kla­si­ği. /Hilal Turan

Tavsiye Et
Ocean’s 13 / Ocean’s Thirteen
Yönetmen: Steven Soderbergh
Senaryo: Brian Koppelman, David Levien
Oyuncular: Al Pacino, George Clooney
Yapım: ABD, 2007, 122 dk.
 
Ku­mar­ha­ne ve otel­ler zin­ci­ri sa­hi­bi Willy Bank, Reu­ben Tish­koff ile yap­tı­ğı an­laş­ma­ya uy­maz ve ote­li­ni elin­den alır. Tish­koff, Danny Oce­an ve ar­ka­daş­la­rı­nın ya­kın dos­tu­dur. Bu yüz­den Bank, ye­ni otel ve ku­mar­ha­ne­si­ni açı­lı­şa ha­zır­lar­ken, Danny Oce­an ve ar­ka­daş­la­rı ku­mar­ha­ne­yi çö­kert­mek için ça­lış­ma­la­ra baş­lar­lar. Yap­tık­la­rı pla­nın iki aya­ğı var­dır. Ku­mar­ha­ne­nin tüm ma­sa­la­rı­nın açı­lış ge­ce­sin­de kay­bet­me­si­ni sağ­la­mak ve da­ha ön­ce aç­mış ol­du­ğu pres­tij­li otel­ler için Bank’e ve­ri­len Beş El­mas Ödül­le­ri’ni çal­mak­tır. Stra­te­ji­le­ri­nin ilk ba­sa­ma­ğı ile Bank’i eko­no­mik an­lam­da çö­kert­me­yi, ikin­ci ba­sa­mak ile de ha­yat­ta övün­dü­ğü mut­lu­luk kay­na­ğı­nı elin­den al­ma­yı he­def­ler­ler. Teh­li­ke­li ve ger­çek­leş­tir­me­le­ri ne­re­dey­se im­kan­sız plan­la­rı­na rağ­men sı­nır ta­nı­maz çe­te, Bank’in zen­gin­li­ği­ne ve mut­lu­lu­ğu­na kas­te­der, iş ba­şı­na ge­çer. Oce­an’s Ele­ven (2001), 1960 ya­pı­mı olan ve ay­nı adı ta­şı­yan ­filmin ye­ni­den çev­ri­miy­di. Se­nar­yo­su ve oyun­cu­la­rı iti­ba­riy­le ken­di tür­le­ri için­de çok sı­kı­cı sa­yıl­ma­ya­bi­lir­di. Ar­dın­dan ge­len Oce­an’s Twelve (2004) hem ilk fil­min ver­di­ği key­fi ka­çır­dı hem de bir de­vam fil­mi­ne dö­nü­şen ya­pı­yı sı­ra­dan­laş­tır­dı. Zor­la­ma se­nar­yo­su­nun ya­nı­nda ge­ri­ye ez­be­re bil­di­ği­miz mi­mik­le­ri, ba­kış­la­rı ve trip­le­riy­le bir di­zi ci­la­lı oyun­cu bı­rak­tı. Oce­an’s Twel­ve’in al­dı­ğı olum­suz eleş­ti­ri­ler­den son­ra se­ri­nin ge­le­ce­ği teh­li­ke­ye gir­se de oyun­cu kad­ro­su­nun is­tek­li olu­şu ve So­der­bergh’in inat­la de­vam ka­ra­rı al­ma­sı üçün­cü fil­min de çev­ril­me­si­ni sağ­la­dı. Sı­ra­dan­lık do­za­jı­nı her ye­ni de­vam ka­ra­rıy­la bi­raz da­ha art­tı­ran yö­net­men, ar­ka­sı ya­rın­va­ri film­le­re alış­tı­rıl­dı­ğı­mız bir dö­nem­de üç­le­me­nin üçün­cü fil­mi­nin so­nu­na dört­le­ye­bi­le­ce­ği ih­ti­ma­li­ni de sı­kış­tır­ma­yı ih­mal et­mi­yor. Yö­net­men­le ay­nı is­te­ğe sa­hip, ar­tık or­ta ya­şın da üs­tü sa­yı­la­bi­le­cek ih­ti­yar de­li­kan­lı­lar(!) çe­te­si de ken­di­le­ri­ni eğ­len­dir­mek ve bel­ki gençliklerinde bir­bir­le­ri­ne ayır­mak­ta zor­lan­dık­la­rı vak­ti film se­tin­de te­la­fi et­me nok­ta­sın­da he­ves­li gö­zü­kü­yor. Oce­an’s Thir­te­en, du­ru­şu ile Oce­an’s Ele­ven‘a çok ben­zer bir se­nar­yo ve olay ör­gü­sü­ne sa­hip. Öz­gü­ven­le­ri­ni ve ki­bir­le­ri­ni per­de­nin dı­şı­na da taşıran çe­te üye­le­ri es­pri anl­ayış­la­rı ile yi­ne faz­la­ca ze­ki ol­duk­la­rı­nı dü­şü­nü­yor­lar. Uka­la ba­kış­la­rı­nı sak­la­yan, ha­ta ya­pa­bi­len, bel­ki kay­be­den ol­du­ğu için da­ha mü­te­va­zi du­ran ama var­lı­ğıy­la fil­mi iki­ye bö­len Al Pa­ci­no ise ye­te­ne­ği ve ka­riz­ma­sıy­la göz dol­du­ru­yor. An­cak se­ri­nin sı­ra­dan­lı­ğı­nı ve tek­rar­la­rı­nı çöz­me­ye Al Pa­ci­no’nun oyun­cu­lu­ğu bi­le ye­ter­li ol­mu­yor. Eğ­len­mek için film yap­tık­la­rı­nı söy­le­yen ekip Ame­ri­kan­va­ri dik ba­kış­la­rı­nı Üçün­cü Dün­ya’ya uza­tır­ken de Nas­red­din Ho­ca mi­sa­li bir mi­zah­la, eğ­len­di­rir­ken dü­şün­dür­me­den ede­mi­yor­lar(!). /Esra Bulut
 

Tavsiye Et