Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Haziran 2009) > Ankara Havası
Ankara Havası
Laikçilerin metafizik gerginliği
22 Tem­muz 2007 se­çim­le­ri ön­ce­si mi­ting­ler­de “Ne şe­ri­at ne dar­be!” di­yen Tür­kan Say­lan, kan­ser­den öl­dü. Ölü­mü­nün ar­dın­dan, ala­bil­di­ği­ne se­kü­ler ke­sim­le­rin as­lın­da ölü­me ne den­li mis­tik/me­ta­fi­zik an­lam­lar yük­le­ye­bi­le­ce­ği­ni de gö­re­rek şa­şır­dık. As­lın­da ka­ba­hat bi­raz da şa­şı­ran­da; Ar­da­han’ın Da­mal il­çe­sin­de­ki da­ğa yan­sı­yan Ata­türk göl­ge­si­ne ila­hi an­lam­lar yük­le­yen­ler fark­lı mıy­dı san­ki? De­mek ki bu ül­ke­nin po­zi­ti­vist-mo­der­nist ta­ife­si ile bâ­tıl inanç­lı ko­ca­ka­rı ta­ife­si bi­le ye­ri gel­di­ğin­de ay­nı saf­ta bu­lu­şa­bi­li­yor.
Ce­na­ze 19 Ma­yıs’a denk ge(ti­ri)ldi ya; me­ta­fi­zik ger­gin­li­ğin baş­lı­ca ne­de­ni bu. Ata­türk’ün Çan­ka­ya Sof­ra­sı’nda­ki “ze­vat-ı mu­ta­de”den bi­le 1936 yı­lın­da 19 Ma­yıs’ın ne­ye te­ka­bül et­ti­ği­ni bi­len çık­ma­mış­tı. Ga­zi “19 Ma­yıs ne­dir?” di­ye sof­ra­da­ki­le­ri im­ti­ha­na gi­ri­şin­ce kos­ko­ca Şük­rü Ka­ya fi­lan ön­ce bir­kaç ta­ri­hî gün sal­la­mış­lar, tut­tu­ra­ma­yın­ca da mec­bu­ren yut­kun­muş­lar­dı. Do­ğum gü­nü­nü so­ra­na da “Ne­den 19 Ma­yıs 1881 ol­ma­sın?” de­miş­ti; o yüz­den Ata­türk’ün te­vel­lü­dü 19 Ma­yıs ka­bul edil­di. O ka­dar iş­te.
Tür­kan Say­lan’a da em­ri­hak bir 18 Ma­yıs gü­nü va­ki ol­du. 20 Ma­yıs’ta def­ne­di­le­cek­ti; bi­ri­le­ri gü­nün an­lam ve öne­mi­ni is­ti­mal et­mek için tö­re­ni bir gün öne çek­ti.
Say­lan, öm­rü­nün so­nu­na ka­dar doğ­ru bil­di­ğin­den şaş­ma­yan bir ke­sin inanç­lıy­dı. Bi­raz da saf­ça ol­sa ge­rek; mey­dan­da­ki var­lık ne­de­ni dar­be çı­ğırt­kan­lı­ğı olan bir ka­la­ba­lı­ğa kar­şı “Ne şe­ri­at ne dar­be!” de­yi­ver­miş­ti de yu­ha­la­na­rak sus­tu­rul­muş­tu.
Ne ol­du da, onu o gün afo­roz eden la­ik­çi hok­ka­baz­lar ce­na­ze­de bir­den pey­dah­lan­dı?
Ka­dın­ca­ğı­zın, bir aya­ğı çu­kur­day­ken, ön­ce dur­duk ye­re evi aran­dı; gö­zal­tı­na alı­na­ca­ğı ha­ber­le­ri ya­pıl­dı. Oy­sa Se­dat Pe­ker ile iş yap­tı­ğı or­ta­ya çı­kan Si­vass­por Tek­nik Di­rek­tö­rü Bü­lent Uy­gun me­se­le­si­nin “yük­se­len Ana­do­lu de­ğe­ri” kon­ten­ja­nın­dan sü­rün­ce­me­ye bı­ra­kıl­ma­sı gi­bi bir şey ya­pı­la­bi­lir­di.
Say­lan’ın da eği­tim ve sağ­lık ko­nu­sun­da yap­tı­ğı top­lum­sal kat­kı­lar ve so­rum­lu­luk pro­je­le­ri var­dı. Za­ten dar­be­ci­ler ta­ra­fın­dan da afo­roz edil­miş­ti.
Kud­du­si Ok­kır’ı mağ­dur/maz­lum, Tun­cay Gü­ney’i an­ti-kah­ra­man ya­pan bi­ri­le­ri Tür­kan Say­lan’ı da gi­de­ra­yak kah­ra­man yap­tı.
O bi­ri­le­ri, hep ay­nı ki­şi­ler­se vay ha­li­mi­ze!

Tavsiye Et
Hele bir gelseydin cenazeye!
He­le ba­kın, Cum­hur­baş­ka­nı Ab­dul­lah Gül, Tür­kan Say­lan’ın ce­na­ze­si­ne çe­lenk yol­la­ma­dı­ğı; çi­çe­ği bur­nun­da Mil­li Eği­tim Ba­ka­nı Ni­met Çu­buk­çu da ka­tıl­ma­dı­ğı için eleş­ti­ri­ye uğ­ru­yor.
Hat­ta Hür­ri­yet, in­ter­net say­fa­sın­da “Ni­met Çu­buk­çu ce­na­ze­ye ka­tıl­ma­lı mıy­dı?” an­ke­ti bi­le dü­zen­le­di.
Ha­di çe­len­gi ge­çe­lim; Çu­buk­çu, ce­na­ze­ye ka­tıl­say­dı ba­şı­na ne­ler ge­lir­di?
Bir: Bir Er­ge­ne­kon ci­na­ye­ti ol­du­ğu bu­gün ne­re­dey­se ke­sin­le­şen Da­nış­tay Üye­si Mus­ta­fa Yü­cel Öz­bil­gin’in yi­ne bir 19 Ma­yıs gü­nü 2006’da dü­zen­le­nen ce­na­ze tö­re­nin­de Ada­let Ba­ka­nı Ce­mil Çi­çek’in ba­şı­na ge­len­ler…
İki: 1993’te Uğur Mum­cu’nun ce­na­ze­sin­de bin­ler­ce ki­şi ta­ra­fın­dan yu­ha­la­nan din­dar­la­rın ve taş yağ­mu­ru­na tu­tu­lan Straz­burg Cad­de­si’nde­ki MHP bi­na­sın­da bu­lu­nan­la­rın ba­şı­na ge­len­ler…
Üç: “Ne yüz­le gel­din bu­ra­ya?”, “ka­til hü­kü­met” ve ben­ze­ri slo­gan­lar…
Çu­buk­çu’yu ce­na­ze­ye ka­tıl­ma­dı­ğı için kı­na­yan­lar, o gün onu ve­ya hü­kü­met­ten bir baş­ka­sı­nı ora­da gö­re­me­yip hın­cı­nı ala­ma­mı­şa ben­zi­yor.
İn­san hak­lı ola­rak so­ru­yor: Ne ge­rek var?

Tavsiye Et
Kabileden kabineye
Ka­bi­ne­de bek­le­nen re­viz­yon ya­pıl­dı ve bir an­lam­da öze dö­nüş baş­la­dı. Vit­rin ba­kan­la­rı ye­ri­ne ic­ra­cı ba­kan­lar öne çık­tı, de­ni­le­bi­lir. Gi­den­le­ri isim isim de­ğer­len­dir­me­ye, ge­len­le­ri de tek tek ele al­ma­ya ge­rek yok; ama Bü­lent Arınç’ın Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı ola­rak özel­lik­le Baş­ba­kan Er­do­ğan ta­ra­fın­dan çağ­rıl­ma­sı baş­lı ba­şı­na bir iş­tir.
AK Par­ti için­de ma­şe­ri vic­da­nın se­si ola­rak gö­rü­len Arınç, hü­kü­met­te de bir ağa­bey ola­rak den­ge­le­yi­ci rol oy­na­ya­bi­lir. En önem­li­si, AK Par­ti’nin son gün­ler­de çok­ça ih­ti­yaç duy­du­ğu dü­rüst­lük al­gı­sı Arınç’ın ki­şi­li­ğin­de faz­la­sıy­la var.
Arınç’ın ve­ya bir baş­ka ba­ka­nın slo­gan cüm­le­le­ri kur­ma­sı­na hiç ge­rek yok. Bi­rin­ci­si, ka­bi­ne­nin “ka­bi­le” ol­ma­dı­ğı­nı, bir de top­lu­mun vic­da­nı­na ses­le­ne­rek na­mus­lu si­ya­set­çi­nin is­tis­na de­ğil, kai­de ol­du­ğu­nu gös­ter­sin­ler ye­ter. Za­ten kai­de iki aya­ğı üze­rin­de, dik du­ran de­ğil mi­dir?

Tavsiye Et
Go go, Cindoruk!
De­mok­rat Par­ti (DP) es­ki Ge­nel Baş­ka­nı Sü­ley­man Soy­lu, “Par­ti­ye ha­kim ola­ma­dım; Er­ge­ne­kon­cu­la­ra kap­tır­dım” de­di ve kon­gre­ye git­ti. Rah­met­li Muh­sin Ya­zı­cı­oğ­lu da ben­zer bir cüm­ley­le “Bi­zim tar­la­yı ön­ce­den sür­müş­ler” mea­lin­de ko­nuş­muş­tu. Şim­di BBP de kon­gre­ye git­ti.
Soy­lu yi­ne de di­ren­di; fa­kat “genç­le­rin önü­nü aç­ma” vaa­diy­le ya­rı­şa ka­tı­lan Hü­sa­met­tin Cin­do­ruk, ken­di­sin­den 30 yaş genç Soy­lu’yu mağ­lup et­ti. Di­ğer ra­ki­bi de yi­ne Soy­lu’nun ak­ra­nı Meh­met Ali Ba­yar idi.
Ad­nan Men­de­res’in avu­ka­tı ol­du­ğu şek­lin­de­ki şe­hir ef­sa­ne­siy­le iti­bar ka­za­nıp 28 Şu­bat’ın avu­kat­lı­ğıy­la hak et­ti­ği top­lum­sal ve mes­le­ki ko­nu­mu­na av­det eden Cin­do­ruk’a ya­pı­lan bir baş­ka ya­kış­tır­ma da “kurt po­li­ti­ka­cı” la­ka­bı­dır.
Ko­ca­ma­mış­sa eğer, kurt po­li­ti­ka­cı­dan bek­le­nen, ta­şı ge­di­ği­ne oturt­ma­sı, ica­bın­da genç­le­ri si­ya­set mey­da­nın­da ma­da­ra et­me­si­dir. Hak­kı­nı ye­me­ye­lim, o da bu cüm­le­den ol­mak üze­re, ken­di­si­ne uza­tı­lan mik­ro­fo­nu us­ta­ca sa­hi­bi­ne ia­de ede­bi­len bi­ri­dir.
La­kin yaş eleş­ti­ri­le­ri­ne ce­vap ve­rir­ken ge­tir­di­ği mi­sal, as­lı­nı tem­sil eden bir mi­sal miy­di, kuş­ku­lu­yum. Cin­do­ruk, “Fe­ner­bah­çe Tek­nik Di­rek­tö­rü Ara­go­nes’e ba­kın; o da yaş­lı ama işi­ni ya­pı­yor” mea­lin­de bir şey­ler söy­le­miş.
Bu­nun üze­ri­ne in­ter­net­te­ki ta­raf­tar fo­rum­la­rı ka­rış­mış; Fe­ner­bah­çe­li­ler, DP’nin ba­şı­na geç­me­si ha­lin­de Cin­do­ruk’a oy ver­me­ye­cek­le­ri­ni ilan et­miş­ler. “İn­san bu ka­dar mı ko­puk olur ger­çek ha­yat­tan” di­ye de fe­na kız­mış­lar.
Ta­raf­ta­rın “Go go, Ara-go-nes!” di­ye te­za­hü­rat yap­tı­ğı, ta­kı­mı ku­pa­dan ele­nen, lig­de de dör­dün­cü­lü­ğe de­mir­le­yen “De­de” la­kap­lı Ara­go­nes, pek ye­rin­de bir ör­nek ol­ma­mış an­la­şı­lan.
Ya da ol­muş mu?

Tavsiye Et
Tarihin çöp sepeti
Ya­sa­ma, akıl­la­ra za­rar 367 tar­tış­ma­sı­nın ta­mi­ri­ni yap­ma­ya ça­lı­şa­dur­sun, 28 Şu­bat’ın sem­bol me­ka­nı Sin­can’da­ki mah­ke­me­den bir ka­rar gel­di: “Cum­hur­baş­ka­nı Gül yar­gı­lan­ma­lı!”
An­lı şan­lı ya­sa­cı­lar, me­se­la Er­do­ğan Te­ziç, “Cum­hur­baş­ka­nı se­çi­lir­se hiç­bir şey ya­pa­ma­yız; an­cak va­ta­na iha­net­ten yar­gı­la­na­bi­lir” de­di­ği Ab­dul­lah Gül için, şim­di­ler­de “Yar­gı sü­re­ci­ni bek­le­mek la­zım” di­yor. Eh, bu­nun “Yar­gı­lan­sın ba­ka­rız” an­la­mı­na gel­di­ği­ni bil­me­ye­cek yok­tur her­hal­de.
Ada­mı if­rit eden bir so­ğuk­kan­lı­lık; hat­ta iki­yüz­lü­lük ho­ca­la­rın ho­ca­sı ge­çi­nen pek çok ze­vat­ta re­vaç­ta bu­gün­ler­de.
Bu ze­va­tın kos­ko­ca hu­kuk ka­ri­ye­ri­ni dar­be öz­le­miy­le çö­pe at­tı­ğı­nı bi­li­yor­duk. Dar­be öz­lem­le­ri de çö­pe git­ti­ği­ne gö­re, iki­si­ni ay­nı yer­de bul­muş ol­ma­lı­lar.
Ta­ri­hin çöp se­pe­tin­de…

Tavsiye Et