Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Ağustos 2005) > Asılıyorum > Maça asına ne oldu?
Asılıyorum
Maça asına ne oldu?
Ali Cengiz Tuğrul
Maça asını arıyorlardı.
Bula bula maça papazını buldular.
Bilenler bilir, destedeki son kart papazdır.
Tek sakallı oyuncu da papazdır.
Başında tacı, elinde asası vardır.
Oğlan, kız, papaz diye sıralanmışlardır.
Papazı bulmak tabiri oradan gelir.
Papazı buldun mu oyun biter.
Papazı bulan diğerine göstererek ‘papazı yedin!’ der.
Artık yersen!
 
GILLI GIŞLI İŞLER
Maça ası bir numaradır, ama oyunu oynayanlar maça papazı ile bitirmeyi tercih ettiklerine göre bir bildikleri vardır.
Papazla Saddam’ın ne alakası var?
Desteye hayatta elini sürmemiş olanlar, neme lazım deyip, değil satranç üç taş bile oynamamış olanlar oyunun gıllı gışlısını nereden bilecekler.
Bu gıllı gışlı lafını ben en çok merhum Özal’dan duymuştum.
Onun kafası böyle şeylere çok çalışırdı.
Çalışırdı ki bu lafı sık sık ederdi.
Belki o yüzdendir ki ömrü kısa oldu.
Allah bilir.
Baas Partisi’nin kurucusu ve ideologu Mişel Eflak’ tır.
Suriye doğumlu bir Ortodoks Hıristiyan uşağıdır.
Uşak dediysek ‘ha uşağum!’ dedikleri cinsten.
Aynı cinsten diğer partilerin olduğu gibi Saddam’ın partisinin fikir babası da odur.
‘Ortadoğu’yu Arapçılık kurtarır’ görüşü işbu zata aittir.
Saddam onun adına bir türbe diktirip adını da bir Müslüman adı ile değiştirmiştir.
Karanlık geçmişle ilgili bütün izler silinsin diye onun Bağdat’ta bulunan türbesi de harekattan sonra yıktırılmıştır.
Artık bu geçmiş hangi karanlık geçmiş ise.
‘Hoppala! Bunları da nereden uyduruyorsun?’ diyecek olanların her oyuna gelmeleri müstahak değil de nedir!
Sonra Saddam’ın sakallı oyuncağını çıkardılar diye kızar durursunuz.
Adam Rusya ile kapışıyor adına ‘Büyük Oyun’ diyor.
Bir diğeri ‘Milletler Oyunu’ diye kitap yazıyor.
Oyunun her türlüsüne gelip ‘oyun istemezük!’ diye bağırmak akıllı adam işi midir?
Oyun oynamaktan hoşlanmayız, ama masallara bayılırız diyorsanız ondan kolay ne var!
Hemen size bir tane anlatayım.
 
BABALAR VE OĞULLAR
Ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken,
Uday’la Kusay adında astıkları astık, kestikleri kestik iki delikanlı varmış.
(Ne demiştik; destede oğlanlar papazdan önce gelir.)
Bu iki delikanlıya artık astıklarınız astık, kestikleriniz kestik değil demişler.
Delikanlılar da koşup bir villaya sığınmışlar.
Acayip güçlerle donanmış yüzlerce silahlı adam etraflarını çevirmiş.
Ama delikanlılar çok vuruşkan çıkmışlar.
Villadan, acayip donanımlı, ben diyeyim yüzlerce siz deyin binlerce adamı telef etmişler.
Hummer jipli, çelik yelekli yüzlerce silahlı adam bunları yakalayamayınca komutanları,
‘Hedefimiz onları canlı ele geçirmek asla unutmayın, tanksavarı villaya yollayın!’ diye haykırmış.
Kuzey Irak ve Musul sorumlusu 101. Hava İndirme Tugayı Komutanı Tuğgeneralin aklına binayı muhasara ederek beklemek ne yazık ki gelmemiş.
Göğüs göğüse dövüşen gençler maalesef(!) ölü ele geçirilmişler.
Halbuki üç beş gün bekleseler gençler ‘kuzu isteriz!’ diye kuzu kuzu dışarı çıkabileceklermiş.
Gençlerin babaları da demiş ki;
‘Demek ki villada saklanılamıyor.
En iyisi ben bir çukur kazayım da içine yatayım.
Hem böylece ‘gizli mevzilerde ne kadar da çok Saddamcı Cumhuriyet Muhafızı varmış da haberimiz yokmuş diye yazan Ali Cengiz Tuğrul’u bir defa daha sevindireyim’.
Çukuru örten kapağın kulplarını da aklı kısa olduğundan dışarıdan takmış.
Görenler ‘bu kulplar da neyin nesi?’ derler ama açıp içine bakamazlarmış.
Çünkü çukurun başında zebellah gibi muhafızlar varmış.
Kimse de onlara ‘siz Cumhuriyet Muhafızı mısınız yoksa Masalcı Dedenin Muhafızları mısınız? diye soramazmış.
Babanın canı kivi isterse kiviyi bulan, salatalık isterse salatalığı bulan getiren, kulpu kaldırıp veren onlarmış.
Babanın canı bir gün puro istemiş.
‘Bana puro bulup getirin ama ille de Havana purosu olsun’ demiş.
‘Havalandırmam mükemmel mi bakayım, sistemi bir test edeyim’ demiş.
Muhafızlar Babayı kivi ve portakal reçeliyle beslemeyi, ona puro bulmayı akıl etmişler.
Ama ‘al şu makasla jileti de şu saçını sakalını bir düzelt hocam’ demeyi akıl edememişler.
 
EN KAHRAMAN KAHRAMAN
Derken efendim masalı yazdığını sanan, ama aslında masalı zar zor anlayan kahraman Şükran Günü çıkagelmemiş mi?
Askerlerimle fotoğraf çektirirsem oradan alırım bir iki oy, sen de saç sakalını kestirmezsen oradan da kaparım belki üç beş oy diye Babayla pazarlık yapasıymış.
Baba :
‘Abi saldırın komşumuza dedin saldırdık.
Bedava gaz verelim, kullanın dedin kullandık.
Adamımla el sıkış dedin sıkıştık.
Şu çukura gir dedin tıkıştık.
Yok mu bunun bir sonu?’ demiş.
Kahramanımız ‘müsaade et bizimkiler şöyle kafanla, ağzını da bir kameraya alsınlar bu son’ demiş.
Masal da burada bitmiş.
Gökten de üç bomba düşmüş.
 
MASALDAN HİSSE ÇIKAR MI?
Şimdi biz böyle yazınca kızanlar olacak.
Ama kimse açıp internetten Tuğgeneral David Petraeus’un Uday’la Kusay Operasyonu hakkındaki akıllara seza açıklamasını okumayacak.
Bir adam saklandığı yerde tek başına bile olsa saçını sakalını kesemez mi diye sormayacak.
Puro kokusunu takip edip Saddam’ı yakalayan eri takdir edecek.
Şimdi sorum şu;
Diyelim ki (Allah göstermesin) Süleyman Demirel kendisini tehdit eden çok büyük bir güçten kaçıyor.
Birinci soru:
Isparta’da İslamköy’de mi saklanırdı.
İkinci soru:
Fötrünü astığı askılığı saklandığı yerin kapısında mı bırakırdı?
 
BÖYLE HABER OLUR MU?
Demirel’in saklandığı yeri bulan asker açıkladı:
‘İslamköy’deki evin arka avlusundaki askılıkta baktım çok büyük bir fötr var.
Bunu olsa olsa o giyer dedim.
Aramalarımı derinleştirdim ve ona ulaştım.’
Ne kadar saçma değil mi?
Değil diyorsanız
Ben ne yapayım.
 
SON SÖZDEN İKİ ÖNCEKİ SÖZ
Masallar uyutulmak içindir.
 
SON SÖZDEN BİR ÖNCEKİ SÖZ
Artık masalları Dede Korkut anlatmıyor.
 
SON SÖZ
Bildiniz artık masalları medya anlatıyor.
 
SONDAN BİR SONRAKİ SÖZ
Ben de medyanın onurlu bir üyesiyim.

Paylaş Tavsiye Et