Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (September 2006) > Asılıyorum > Yaz ayı haz ayı
Asılıyorum
Yaz ayı haz ayı
Ali Cengiz Tuğrul
Yaz gel­di.
Yaz de­yin­ce be­nim ak­lı­ma haz ge­lir.
Ya­zı yaz­mak gel­mez.
Kı­şın yaz de­se­niz bel­ki.
Ama ya­zın ya­zı yaz­mak ka­dar zor bir iş yok­tur.
Yaz ayın­da ne­ler ye­din, iç­tin yaz de­se­ler o ay­rı.
Bü­tün bir ya­zı o tür­den yaz ya­zı­la­rı ile ge­çi­re­bi­li­rim.
Han­gi kı­yı­la­rı do­laş­tım?
Han­gi me­kân­la­rı keş­fet­tim?
Ne­re­de şa­rap iç­tim?
Ka­ça iç­tim?
Kaç ka­deh iç­tim?
Si­ya­set­çi­le­rin dik­ka­te al­ma­sı ge­re­ken ma­kul ço­ğun­lu­ğun ma­kul haz­la­rı bun­lar.
La­fın kı­sa­sı; yaz ayı, haz ayı.
Böy­le bir ata­sö­zü yok­tu.
Ama iş­te şim­di ol­du.
Yok­sa ha­zi­ra­nın adı haz­dan mı gel­mek­te­dir?
So­nun­da ‘iran’ ol­ma­sa, ne­den ol­ma­sın di­ye­bi­lir­dim.
Dü­şün­se­ni­ze haz ke­li­me­si ile İran ke­li­me­si yan ya­na!
Ne ta­lih­siz bir birara­ya gel­me.
Ne iro­nik bir du­rum.
Ah­me­dine­jad bir fü­ze­nin ağ­zı­na nük­le­er baş­lık tak­mak­tan baş­ka ne­den haz du­ya­bi­lir?
Bil­mi­yo­rum, bil­mek de is­te­mi­yo­rum.
Yü­zü­ne bak­tı­ğım za­man, onun al­nın­da giz­li mü­rek­kep­le ya­zıl­mış şu cüm­le­yi oku­yo­rum:
“Dev gi­bi fü­ze­le­rim ve ta­kın­tı­lı haz­la­rım var.”
 
EN SI­CAK YAZ
Me­te­oro­lo­ji uz­man­la­rı­nı din­le­ye­cek olur­sak iki bin se­ne­dir ya­şa­ma­dı­ğı­mız ka­dar sı­cak gün­ler ya­şa­ya­cak­mı­şız.
Ba­tı­lı si­ya­set adam­la­rı­nın ön­de gi­den­le­ri­nin ön­gö­rü­le­ri de öy­le.
Za­ten ba­tı­lı si­ya­set­çi­ler bi­zim­ki­ler gi­bi bi­lim­le gö­bek bağ­la­rı­nı ko­par­ma­mış­lar­dır.
Tür­ban, İmam-Ha­tip­ler, Kur’an kurs­la­rı gi­bi kı­sır bir üç­gen içi­ne hap­sol­ma­mış­lar­dır.
Ara sı­ra Ber­mu­da şey­tan üç­ge­nin­de ge­mi­le­riy­le uçak­la­rı kay­bo­lur, o ka­dar.
Öy­le ha­yal âle­min­de, ger­çek­leş­ti­ri­le­me­ye­cek pro­je­ler pe­şin­de koş­maz­lar.
Pe­şin­de koş­tuk­la­rı sa­de­ce Me­sih’in ge­li­şi­ni ko­lay­laş­tır­mak ne­vin­den cid­di ve uy­gu­la­na­bi­lir pro­je­ler­dir.
“Irak’a öz­gür­lük ge­ti­re­ce­ğiz” di­ye or­ta­lı­ğı ni­çin ce­hen­ne­me çe­vir­di­ler zan­ne­di­yor­su­nuz?
Ce­hen­nem ne ka­dar ya­kın­sa yer­yü­zü­ne, cen­net de o ka­dar ya­kın de­mek­tir.
Bu­na di­ya­lek­tik de­nir.
Ba­tı’da so­rum­lu­luk mev­kii­ne ge­len her si­ya­set­çi di­ya­lek­tik­ten an­lar.
Si­ya­set­çi­le­rin ön­de gi­den­le­ri­nin ise mut­la­ka fel­se­fi de­rin­li­ği var­dır.
Bi­zim­ki­ler­se tut­tur­muş­lar bir de­rin dev­let, de­rin komp­lo; uy­dur ba­bam uy­dur.
Ti­pik bir Ak­de­niz has­ta­lı­ğı.
At­lan­tik öte­sin­de, fel­se­fi de­rin­li­ği olan Ba­tı­lı si­ya­set ya­pı­cı­la­rın ön­gö­rü­le­ri ise şu:
Ku­düs’ü Ya­hu­di­ler ta­ma­men ele ge­çir­dik­le­rin­de du­ru­ma el koy­mak için Hz. İsa yer­yü­zü­ne ine­cek.
Ve ken­di şe­ri­a­tı­na bağ­la­nan­la­rı öz­gür kı­la­cak.
Ya­hu­di­le­rin Ku­düs’ü ta­ma­men ele ge­çir­me­le­ri için de Fi­lis­tin­li­ler bö­cek gi­bi ezil­me­li, Arap­lar par­ça­lan­ma­lı, İran bom­ba­lan­ma­lı.
Ki Me­sih ça­buk gel­sin.
Pro­je bu ka­dar.
At­la de­ve de­ğil ya­ni.
Böy­le ina­nı­yor Bush’lar.
“Be­nim­le ol­ma­yan ba­na kar­şı­dır ve be­nim­le bir­lik­te dev­şir­me­yen da­ğı­tır.”
Lu­ka 23’te böy­le ya­zı­yor.
Bush 11 Ey­lül sal­dı­rı­la­rın­dan son­ra şöy­le tef­sir ve şerh et­ti İn­cil’de­ki ifa­de­yi:
“Bi­zim­le ol­ma­yan bi­ze kar­şı­dır ve bi­zim­le bir­lik­te dev­şir­me­yen da­ğı­tı­lır.”
“Ya biz­den ya­na­sı­nız ya da te­rö­rist­ler­den” kav­ram­sal­laş­tır­ma­sı böy­le bir ar­ka plan­dan bes­le­ni­yor.
Sa­de­ce fel­se­fe­nin de­ğil te­olo­ji­nin de özü­nü kav­ra­mış po­li­ti­ka­cı­lar bun­lar.
İç­kiy­di, tür­ban­dı, İmam-Ha­tip’­ti; böy­le te­fer­ru­at­la uğ­raş­mı­yor­lar adam­lar.
İki bin se­ne­den be­ri gö­rül­me­miş en sı­cak ik­li­me gi­ri­yo­ruz, de­miş­ler­di ya bi­lim adam­la­rı; bu tah­min­le­ri bo­şa çık­ma­sın di­ye üç se­ne ön­ce­den ça­ba gös­ter­me­ye baş­la­dı el âle­min si­ya­set­çi­si.
Bi­lim­le si­ya­set ara­sın­da­ki ala­ka­lar böy­le tar­tı­la­rak kur­gu­la­nı­yor.
Ne ala­ka, na­sıl ala­ka di­ye so­ra­bi­lir­si­niz.
Şöy­le ce­vap ve­re­bi­li­rim:
Sı­cak ala­ka.
 
Bİ­ZİM SI­CAK­LAR
Biz­de­ki yaz­la­rı da at­la­ma­ma­lı bu ara­da.
Özel­lik­le Ağus­tos ayı­nı ya­ba­na at­ma­ma­lı.
Bi­zim Ağus­tos­lar baş­ka ül­ke­le­rin Ağus­tos­la­rı­na ben­ze­mez.
Hep­si­ne fark atar.
Bü­tün top­lum ne­fe­si­ni tu­ta­rak bek­ler.
Ha­va za­ten sı­cak­tır.
Ayın so­nu­na doğ­ru ha­ra­ret iyi­ce yük­se­lir.
Ter­fi­le­rin ha­ra­re­ti, ter­mo­met­re­nin ib­re­si­ni son had­di­ne ka­dar zor­lar.
Ki­mi­le­ri gö­re­vi­ni dev­re­der, ki­mi­le­ri ye­ni gö­re­vi­ni dev­ra­lır.
Ki­mi­le­ri­nin son gö­rev sü­re­le­ri bel­li olur.
Ki­mi, bir bak­mış­sı­nız, tak di­ye ih­ti­lal li­de­ri olur.
Ki­mi bir bak­mış­sı­nız mağ­dur olur.
Olur mu olur.
Yaz­dan son­ra ge­len ba­ha­ra son­ba­har de­nil­me­si zan­ne­de­rim bu se­bep­ten­dir.
Son­ra kış ge­lir.
27 Ma­yıs ilk­ba­ha­ra denk gel­miş­tir.
12 Ey­lül son­ba­har­da yü­rür­lü­ğe kon­muş­tur.
12 Mart ile 28 Şu­bat kı­şa rast­la­mış­tır.
Yaz, gör­dü­ğü­nüz gi­bi boş­ta­dır.
Boş­lu­ğun se­be­bi aşı­rı sı­cak­lar mı­dır, onu da bil­mi­yo­rum.
An­cak ta­bia­tın boş­luk ka­bul et­me­di­ği gö­rü­şü­nün Aris­to’ya ait ol­du­ğu­nu bi­li­yo­rum.
Bir ya­zı ada­mı ola­rak, böy­le önem­li bir bi­lim ada­mı­nın mah­cup edil­me­me­si ge­rek­ti­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum.
Si­ya­set­çi­le­rin üzer­le­ri­ne dü­şen gö­re­vi ye­ri­ne ge­tir­me­ye­cek­le­rin­den adım ka­dar emi­nim.
On­la­rın dı­şın­da­ki sa­ir il­gi­li­le­re ses­le­ni­yo­rum.
 
GÖĞ­SÜM KA­BAR­DI
Da­ha ses­le­nir ses­len­mez bir mes­lek­ta­şı­mın bi­lim ile ilm-i si­ya­set ara­sın­da­ki sı­cak ala­ka­la­ra par­mak bas­tı­ğı­na şa­hit ol­dum.
Med­ya­nın bu ön­der­li­ği her za­man göğ­sü­mü ka­bart­mış­tır.
Son de­re­ce mü­te­has­sis ol­dum.
Bun­dan son­ra­ki sa­tır­lar seç­kin ce­mi­yet ga­ze­te­ci­si mes­lek­ta­şı­mın ka­le­min­den çık­mış­tır.
Hep­si­ne vir­gü­lü­ne, nok­ta­sı­na ka­dar ka­tı­lı­yo­rum.
Mü­te­va­zı kat­kım sa­de­ce kes­me ya­pış­tır­ma yön­te­mi ile vur­gu­la­rın al­tı­nı çiz­mek ol­du.
Sn. Öz­kök’ün şu sa­tır­la­rı­nı kö­şe­me ta­şı­mış ol­mak­tan son de­re­ce bah­ti­ya­rım:
“Tür­ki­ye ka­ran­lık bir böl­ge­ye gi­ri­yor.
Böy­le dö­nem­ler­de, akıl ye­ri­ni duy­gu­la­ra, öf­ke­le­re bı­ra­kır.
Ül­ke böy­le bir ik­li­me gi­ri­yor­sa, ilk ya­pıl­ma­sı ge­re­ken iş, si­zi ‘sa­vaş bal­ta­la­rı­nı top­rak­tan çı­kar­ma­ya kış­kır­tan’ güç­le­re dur de­mek­tir.
Bu­gün­ler­de ak­lı­se­lim sa­hi­bi her­kes bu pro­vo­ka­tif sa­vaş çığ­lık­la­rı­na ku­lak­la­rı­nı ka­pa­ma­lı­dır.”
“Da­nış­tay’a ya­pı­lan men­fur sal­dı­rı ‘Cum­hu­ri­yet’in 11 Ey­lü­lü’dür.”
“Son gün­ler­de, her ta­ra­fın­dan dö­kü­len bir komp­lo mas­ka­ra­lı­ğı ya­şa­dık.
He­pi­mi­ze ‘Bu ka­da­rı da ol­maz’ de­dir­ten bir oyun oy­nan­dı…
He­pi­mi­zi ena­yi ye­ri­ne ko­yan bu ka­dar sa­lak­ça bir oyun oy­nan­dı.
Ya­ni kar­ga­la­rın önü­ne at­san, kah­ka­ha­dan kır­dı­rıp ge­çi­re­cek bir oyun oy­nan­dı.
Pe­ki, bu ko­me­di için­de ko­mik ol­ma­yan ne?’
“Da­nış­tay’a ya­pı­lan men­fur sal­dı­rı ‘Cum­hu­ri­yet’in 11 Ey­lü­lü’dür.”
“Bu pes­pa­ye se­nar­yo top­lu­mu böl­me­yi ba­şar­dı.
Evet, böy­le­si­ne il­kel, pes­pa­ye, he­pi­mi­zi ena­yi ye­ri­ne ko­yan bir se­nar­yo ne ya­zık ki, bi­zi gül­dü­rüp ge­çir­me ye­ri­ne, da­ha da ger­gin­li­ğe sok­tu.
Ben iş­te bu­nu va­him ve teh­li­ke­li gö­rü­yo­rum.
Na­sıl ol­du da, kar­ga­la­rın bi­le gü­le­ce­ği bu oyun­la­ra ba­kıp kamp­la­ra ay­rıl­dık?”
“Da­nış­tay’a ya­pı­lan men­fur sal­dı­rı ‘Cum­hu­ri­yet’in 11 Ey­lü­lü’dür.”
“Ne ol­du da, bu or­ta­oyu­nu­na ka­nıp, dev­le­ti, ül­ke­nin or­du­su­nu, hü­kü­me­ti­ni, ku­rum­la­rı­nı bir­bi­riy­le kan­lı bı­çak­lı ha­le ge­ti­re­cek bir pro­vo­kas­yo­na gel­dik.
Baş­ba­kan­la­rı­mı­zı, ba­kan­la­rı­mı­zı zor du­rum­da bı­rak­tık.
He­pi­mi­zin dü­şü­nüp ce­va­bı­nı ver­me­si ge­re­ken so­ru bu­dur.
Yi­ne de, Da­nış­tay sal­dı­rı­sıy­la baş­la­yan sü­re­cin ha­yır­lı bir ta­ra­fı ol­du.
Türk top­lu­mu­nun en has­ta­lık­lı ya­nı or­ta­ya çık­tı.”
“Da­nış­tay’a ya­pı­lan men­fur sal­dı­rı ‘Cum­hu­ri­yet’in 11 Ey­lü­lü’dür.”
“Bu olay­la­rın or­ta­ya çı­kar­dı­ğı önem­li bir ger­çek da­ha var.
Top­lum için­de ba­zı ki­şi­le­rin, ma­ra­za çı­kar­mak, ger­gin­lik ya­rat­mak için ne ka­dar al­çak­ça iş­ler ya­pa­bi­le­ce­ği­ni, ne if­ti­ra­lar ata­bi­le­ce­ği­ni hep bir­lik­te gör­dük.
Kı­sa­ca, si­ya­se­ti­miz ken­di ça­pın­da bir ‘Kat­ri­na fe­la­ke­ti’ ya­şa­dı.
Şim­di ha­sar tes­pi­ti ya­pıp ta­mi­ra­ta baş­la­ma za­ma­nı­dır.
Her­kes ken­di evi­nin önü­nü te­miz­le­ye­cek.”
“Da­nış­tay’a ya­pı­lan men­fur sal­dı­rı ‘Cum­hu­ri­yet’in 11 Ey­lü­lü’dür.”
“As­ker­ler, ken­di­le­ri­ni il­gi­len­di­ren kıs­mı­nın üze­ri­ne bü­tün cid­di­ye­tiy­le gi­de­cek­ler­dir.
Ya­ni ken­di men­sup­la­rı­nın ve­ya es­ki men­sup­la­rı­nın oluş­tur­du­ğu çe­te bo­zun­tu­la­rı­nı mut­la­ka or­ta­ya çı­ka­ra­cak, ce­za­sı­nı ve­re­cek­ler­dir.
Ama si­vil­ler­den o ka­dar emin de­ği­lim.
Baş­ba­kan, ken­di­si­ni ya­nıl­tan­la­rı bu­lup ge­re­ği­ni ya­pa­cak mı?
Mut­la­ka yap­ma­sı ge­re­kir.”
“Da­nış­tay’a ya­pı­lan men­fur sal­dı­rı ‘Cum­hu­ri­yet’in 11 Ey­lü­lü’dür.”
“Ama ya­pıl­ma­sı ge­re­ken çok önem­li bir baş­ka şey var.
Ön­ce sağ­lam bir teş­his.
Bun­lar çe­te bo­zun­tu­la­rı­dır; ama top­lu­mu­mu­zun en bü­yük za­afı­nı keş­fet­miş­ler­dir.
Ya­ni en ap­tal­ca komp­lo te­ori­le­ri­ne bi­le ko­lay­lık­la kan­ma­mı­zı, dol­du­ru­şa ge­ti­ri­le­bil­me­mi­zi…
Ön­ce bu za­afı­mı­zı gi­der­me­li­yiz.
Bi­zi bö­len de­ğil, bir­leş­ti­ri­ci yan­la­rı­mız üze­rin­de ça­lış­ma­lı­yız.
Evet, ha­sar tes­pi­tin­de ilk he­def bu­dur.”
“Da­nış­tay’a ya­pı­lan men­fur sal­dı­rı ‘Cum­hu­ri­yet’in 11 Ey­lü­lü’dür.”
“Di­nî has­sa­si­ye­ti ağır ba­san med­ya­nın kö­şe ya­zar­la­rı be­nim Da­nış­tay sal­dı­rı­sı­nı ‘Cum­hu­ri­yet’in 11 Ey­lü­lü’ ola­rak ni­te­le­me­me çok kız­mış­lar.
On­lar öy­le dü­şü­ne­bi­lir­ler ama ge­rek Tür­ki­ye’de ge­rek dün­ya­da on­la­rın dı­şın­da ka­lan­la­rın ola­ya ba­kı­şı bu­dur.
Bir ül­ke­de, ana­ya­sal dü­ze­nin en kri­tik ku­rum­la­rın­dan bi­ri ba­sı­lır ve di­nî ko­nu­da ka­rar ver­miş bir da­ire­nin üye­le­ri top­tan öl­dü­rül­me­ye kal­kı­şı­lır­sa, bu ta­ri­hî önem­de bir olay­dır.
O ne­den­le ben bu­na ‘Cum­hu­ri­yet’in 11 Ey­lül’ü’ ola­rak bak­ma­ya de­vam ede­ce­ğim.”
“Da­nış­ta­ya ya­pı­lan men­fur sal­dı­rı ‘Cum­hu­ri­yet’in 11 Ey­lü­lü’dür.”
 
NOR­MAL­DİR
Ma­lum, yaz ayın­da in­san sı­cak­tan bu­na­labilir.
Bu­na­lın­ca da se­rin­le­mek için aya­ğı­na san­da­let giyebilir. Ku­la­ğı­na walk­man ta­kabilir.
Ku­lak­ta walk­man var­sa, in­sa­nın ağ­zın­dan çı­ka­nı ku­la­ğı duy­ma­ya­bi­lir.
Yazın herşey olabilir, nor­mal­dir.
 
SON SÖZ
Güneş de adamı çarpabilir.

Paylaş Tavsiye Et