Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Ekim 2008) > Türkiye Ekonomi > Türkiye küresel krize ne kadar direnebilir?
Türkiye Ekonomi
Türkiye küresel krize ne kadar direnebilir?
İbrahim Öztürk
EKO­NO­Mİ­DE “Tür­ki­ye’yi do­kuz do­ğur­ta­cak” bir­çok de­rin so­ru­nun ol­du­ğu bi­li­ni­yor. Kü­re­sel kriz­le en­di­şe­le­rin had saf­ha­ya çık­tı­ğı bir or­tam­da “Aca­ba di­renç gü­cü­müz ne­dir?” so­ru­su ise akıl­la­rı gi­de­rek da­ha çok kur­ca­lı­yor.
2006 yı­lı­nın or­ta­sın­dan be­ri ya­şa­nan ge­liş­me­ler, Tür­ki­ye’nin ge­çir­mek­te ol­du­ğu sı­kın­tı­lı dö­ne­min, en az bir se­ne da­ha de­rin­le­şe­rek sü­re­ce­ği­ni gös­te­ri­yor. An­cak yi­ne ay­nı sü­reç, 1994 ve 2001 yıl­la­rın­da­ki­ne ben­zer bir sav­rul­ma ve kri­zin ya­şan­ma­ya­ca­ğı­na da işa­ret edi­yor.
Risk ha­ri­ta­sı: Tür­ki­ye, ar­tık kü­re­sel bir ma­hi­yet ka­za­nan ABD’nin ipo­tek­li ko­nut tür­bü­lan­sı­na yük­sek ca­ri açık, %10 ve üze­rin­de ka­la­cak bir enf­las­yon, yük­sek iş­siz­lik, yük­sek fa­iz ve re­el sek­tör şir­ket­le­ri­nin yük­sek sa­yı­la­cak dö­viz po­zis­yo­nu açı­ğıy­la ya­ka­lan­dı. Ül­ke­nin bü­yü­me­si ikin­ci çey­rek­te dur­muş, Tem­muz-Ağus­tos ve­ri­le­ri­ne gö­re ima­lat sa­na­yi üre­ti­mi ek­si­ye düş­müş, ka­pa­si­te kul­la­nım oran­la­rı da %75’le­re ge­rilemiş du­rum­da. Böy­le­ce yı­lın üçün­cü çey­re­ğin­de de bü­yü­me­nin %2 ci­va­rın­da ger­çek­le­şe­ce­ği tah­min edi­le­bi­lir.
Bü­yü­me ne öl­çü­de kur­ta­rı­la­bi­lir? Şu an dü­şük bü­yü­me ve yük­sek iş­siz­lik top­lum­sal açı­dan en bü­yük risk. Kü­re­sel or­tam bu sü­re­ci da­ha da te­tik­li­yor. Bü­yü­me­yi ola­bil­di­ğin­ce kur­tar­mak ve hiç ol­maz­sa yıl­lık baz­da he­def­le­nen %4’te tu­ta­bil­mek için yı­lın son çey­re­ğin­de ya­pı­la­cak ham­le önem­li. Hem iç pi­ya­sa can­lan­dı­rıl­ma­lı hem de al­ter­na­tif ih­ra­cat ka­nal­la­rı zor­lan­ma­lı. An­cak bu ham­le­yi kim ve na­sıl ya­pa­cak? Bir ke­re ka­mu ke­si­mi yı­lın ilk se­kiz ayın­da çok ciddi bir şe­kil­de ke­mer­le­ri sık­tı. Böylelikle son çey­rek­te eli bir hay­li ra­hat­la­yan ka­mu ke­si­mi pa­ra­sal di­sip­li­ne de­vam eder­ken, ma­li di­sip­li­ni gev­şet­me­se de ya­şa­nan türbülansa uy­gun ola­rak da­ha ger­çek­çi bir kı­va­ma ta­şı­ma­lı. Bu ne­den­le ka­mu­ har­ca­ma­la­rı alt­ya­pı baş­ta ol­mak üze­re Ana­do­lu’da zor du­rum­da olan KO­Bİ’le­re de iş çı­kar­ta­cak şe­kil­de, po­zi­tif dış­sal­lı­ğı yük­sek, doğ­ru­dan tü­ke­ti­mi te­tik­le­me­ye­cek, enf­las­yo­nist ol­ma­ya­cak tarz­da art­tı­rıl­ma­lı.
Bu­ra­da do­zu iyi ayar­lan­mış Key­nes­yen bir açı­lım öner­mek­te­yiz. ABD’nin ne­re­dey­se mer­ke­zî plan­la­ma­ya geç­ti­ği, de­va­sa ku­rum­la­rı ka­mu­laş­tır­dı­ğı bir or­tam­da, zor­la ken­di ken­di­mi­ze ta­bu­lar icat et­me­nin bir âle­mi yok. Bu me­yan­da GAP’ta­ki ye­ni ham­le­ler za­ten bu doğ­rul­tu­da atıl­mış isa­bet­li adım­lar. Ka­mu­da in­şa­at tü­müy­le dur­muş va­zi­yet­te. TO­Kİ mü­te­ah­hit­le­re öde­me­le­ri­ni ak­tar­mı­yor. De­mir ve çi­men­to­ya ge­len zam­lar­dan son­ra TO­Kİ’ye iş ya­pan alt te­da­rik­çi­le­rin ye­ni­den fi­yat­la­ma­sı­na uzun sü­re di­renç gös­te­ril­diy­se de so­nun­da bu ka­bul edil­di. An­cak söz ko­nu­su fark­lar hâ­lâ ak­ta­rıl­mı­yor. Ke­za KOS­GEB üze­rin­den ih­ra­cat, is­tih­dam, üre­tim alan­la­rı­nı kap­sa­yan çe­şit­li ka­te­go­ri­ler­de­ki kre­di ve fa­iz des­tek­le­ri yı­lın son çey­re­ğin­de bir “can su­yu” me­sa­be­sin­de dev­re­ye so­kul­du. Fa­kat şim­di­lik de­ve­de ku­lak ka­lan bu desteğin aci­len 1 mil­yar YTL’nin üze­ri­ne çı­kar­tıl­ma­sı la­zım.
İh­ra­cat di­na­mi­ği­ni ko­ru­mak: AB ve Rus­ya pa­za­rın­da ih­ra­cat­çı­nın zor bir dö­nem ge­çi­re­ce­ği açık. AB da­ra­lı­yor, Rus­ya ise eko­no­mi­yi bir si­lah ola­rak kul­la­nan gü­ve­nil­mez bir ti­ca­ri or­tak. An­cak öte yan­dan ül­ke­nin ta­ze dö­viz gi­ri­şi­ne çok ih­ti­ya­cı var. Ney­se ki, son yıl­lar­da hü­kü­me­tin dev­re­ye sok­tu­ğu Kom­şu Ül­ke­ler­le Sı­fır Prob­lem Stra­te­ji­si’nin ne­ti­ce ver­di­ği, komşu ve çevre ülkelerle ih­ra­ca­tımızın toplam ihracattaki pa­yının %45’le­ri aş­tı­ğı gö­rü­lü­yor. AB’nin pa­yı ilk de­fa %50’nin al­tı­na ge­ri­le­di. Bil­has­sa son yıl­lar­da pet­ro-do­lar zen­gi­ni Kör­fez ül­ke­le­ri­ne olan açı­lım her açı­dan tak­di­re şa­yan. Son ayın ih­ra­cat sı­ra­la­ma­sın­da Al­man­ya’nın ye­ri­ni Kör­fez ül­ke­le­ri­nin al­ma­sı çok an­lam­lı ve isa­bet­li.
Şir­ket­le­rin borç­la­rı: Tür­ki­ye 2002’den be­ri sü­rek­li bir­ta­kım “is­tik­rar nok­ta­la­rı”nı güç­len­dir­me­ye ça­lı­şı­yor. Fi­nans ve fi­yat is­tik­ra­rı bun­la­rın ba­şın­da ge­li­yor. İki­sin­de de ta­ri­hî adım­lar atıl­mış ol­sa da du­ra­ğan ve kıs­men kö­tü­le­şen bir dö­nem­den ge­çi­li­yor. Fi­nan­sal is­tik­rar ko­nu­sun­da ban­ka­cı­lık ke­si­mi ol­duk­ça güç­lü ve so­run­suz gö­rü­nü­yor. Ka­mu ke­si­mi de borç yü­kü ve borç­lan­ma di­na­mik­le­ri açı­sın­dan epey ra­hat. Bu yüz­den şim­di­ler­de dik­ka­ti­mi­zi re­el sek­tö­re odak­lı­yo­ruz. Şir­ket­le­rin 75 mil­yar do­lar ci­va­rın­da bir po­zis­yon açı­ğı ol­sa da kı­sa va­de­li borç­lar 2 mil­yar do­la­rın al­tın­da ka­lı­yor; esas borç uzun va­de­li. Yi­ne ra­hat­la­tan bir baş­ka du­rum, açı­ğı olan şir­ket­le­rin hem bü­yük hem de sağ­lam ih­ra­cat­çı şir­ket­ler ol­ma­sı. Bu me­yan­da şir­ket­le­rin bü­yük bir öde­me ris­ki al­tın­da ol­ma­dı­ğı, an­cak ih­ra­cat di­na­mi­ği­nin ko­run­ma­sı­nın şart ol­du­ğu unu­tul­ma­ma­lı. Şir­ket­le­rin borç­lan­ma­sın­da ise bü­yük bir so­run yok; sa­de­ce borç­lan­ma va­de­si­nin nis­pe­ten kı­sa­lıp, ma­li­ye­ti­nin art­tı­ğı gö­rü­lü­yor. Ya­şa­nan hen­gâ­me­de bu ga­yet nor­mal sa­yı­la­bi­lir. Sa­de­ce her­ke­sin aya­ğı­nı yor­ga­nı­na gö­re uzat­ma­sı, ak­tif-pa­sif yö­ne­ti­mi­ne dik­kat et­me­si ge­re­ki­yor.
Dö­viz pi­ya­sa­sın­da bek­len­ti­ler: Dö­viz cep­he­sin­de bü­yük bir sıç­ra­ma ve is­tik­rar­sız­lık bek­lenmiyor. Dün­ya sar­sı­lır­ken bu ya­şa­nan ha­re­ket­ler, son de­re­ce nor­mal ve ge­çi­ci. Zi­ra dö­viz pi­ya­sa­sı ol­duk­ça de­rin­leş­ti, iç ve dış ak­tör­le­rin ih­ti­yaç­la­rı ters yön­de bir­bi­ri­ni den­ge­le­ye­cek şe­kil­de çe­şit­len­di. Ki­mi dö­viz yük­sel­dik­çe boz­dur­mak, ki­mi­si de al­mak der­din­de. Ya­ni öy­le tek yön­de pi­ya­sa­la­ra sal­dı­rı şek­lin­de bir ha­re­ket, ger­çek­çi bir bek­len­ti de­ğil. Ay­rı­ca gir­di ma­li­yet­le­ri­nin düş­me eği­li­min­de ol­du­ğu bir or­tam­da dö­viz­de­ki bu yük­se­liş, re­ka­bet­çi­li­ği ar­tı­ra­ca­ğın­dan üre­tim ve ih­ra­cat avan­ta­jı da sağ­la­ya­cak­tır.
Ca­ri açık ve fi­nans­ma­nı: 2007’de or­ta­la­ma 70 do­lar ban­dın­da bu­lu­nan ener­ji ma­li­yet­le­ri, 2008’de 115 do­la­ra fır­la­dı ve ca­ri açı­ğı da hort­lat­tı. An­cak dün­ya­da eko­no­mik fa­ali­ye­tin ya­vaş­la­dı­ğı bir or­tam­da ener­ji-em­ti­a ma­li­yet­le­ri­nin hız­la ge­ri­le­me­si ina­nıl­maz bir şans. Ya­pı­lan ener­ji sa­tın al­ma kon­trat­la­rı­na bağ­lı ola­rak son çey­rek­te bu fa­tu­ra­nın bir hay­li düş­me­si müm­kün.
Ca­ri açı­ğın fi­nans­ma­nın­da da bir sı­kın­tı­nın ol­ma­ya­ca­ğı­nı var­sa­yabiliriz. Yi­ne de ted­bir al­mak, ye­ni ara­yış­la­ra gir­mek ge­re­ki­yor. Ör­ne­ğin ABD sar­sı­lır­ken, Kör­fez ser­ma­ye­si gi­de­cek yer arı­yor. Tok­yo ve Lon­dra’nın İs­la­mi fi­nans mer­ke­zi ol­ma id­di­ası­nı gün­de­me ge­tir­di­ği bir or­tam­da, ba­sit ide­olo­jik ar­gü­man­lar bir ke­na­ra bı­ra­kıl­ma­lı. Bir an ön­ce İs­la­mi ser­ma­ye­yi cez­be­de­cek dü­zen­le­me­ler ya­pı­lıp, Su­kuk (fai­ze da­ya­lı ol­ma­yan tah­vil) gi­bi ye­ni fi­nan­sal ens­trü­man­lar ge­liş­tir­mek su­re­tiy­le Kör­fez ser­ma­ye­si da­ha yo­ğun öl­çü­de dev­re­ye so­kul­ma­lı.
Fa­iz cep­he­si: Enf­las­yon­da aşa­ğı yön­de sark­ma ya­şan­dı­ğın­da, fa­iz oran­la­rı­nın gev­şe­til­me­si için iyi bir or­tam oluş­muş­tu. An­cak dı­şa­rı­da­ki son bo­zul­ma­nın et­ki­siy­le pi­ya­sa fa­iz oran­la­rı %20 ban­dı­nı zor­lu­yor. ABD’de ha­zır­lık­la­rı sü­ren “pa­ke­t”i gör­me­den ki­min, ne­yi ve na­sıl kur­tar­dı­ğı­nı an­la­ma­dan fa­iz cep­he­sin­de bir dü­şü­şün ya­şan­ma­sı zor. İf­las­lar de­vam eder­se bu ge­ri­lim al­tın­da fa­iz­ler bu dü­zey­de de­vam eder. Mer­kez Ban­ka­sı’nın bu or­tam­da fai­zi tek yan­lı dü­şür­me­si­nin zer­re ka­dar an­la­mı kal­maz. An­cak dı­şa­rı ne­fes alır al­maz içe­ri­de fa­iz­le­rin hız­la %18’le­re dön­me­si ve Mer­kez’in eli­ni ra­hat­lat­ma­sı bek­len­ebilir. Öte yan­dan dış tür­bü­lans de­vam eder­ken, içe­ri­de bü­yü­me­yi te­tik­le­mek üze­re hü­kü­me­tin, abart­tı­ğı ma­li di­sip­li­ninin bi­raz nor­mal­leş­tir­me­si, sı­kı pa­ra di­sip­li­nin de de­vam et­ti­ril­me­si şart.

Paylaş Tavsiye Et