Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Aralık 2008) > Türkiye Ekonomi > Küresel kriz ve Başbakan’ın IMF ile dansı
Türkiye Ekonomi
Küresel kriz ve Başbakan’ın IMF ile dansı
İbrahim Öztürk

BAŞ­BA­KAN “ümü­ğü­mü­zü sık­tır­ma­yız” di­ye di­ye, IMF ile ma­sa­ya otur­ma nok­ta­sı­na gel­di. Bu­ra­dan çı­kan me­saj şu; pa­zar­lık­ta sı­nır da sü­re de yok. Eli ku­la­ğın­da­ki an­laş­ma na­sıl so­nuç­la­na­cak, he­nüz bil­mi­yo­ruz. Biz sa­kin ve so­ğuk­kan­lı ola­lım ve IMF ile olan iliş­ki­le­re “ön yar­gı” ile de­ğil, eko­no­mi­nin ger­çek­le­ri ve ül­ke men­fa­at­le­ri bağ­la­mın­da­ki il­ke­ler açı­sın­dan ba­ka­lım:

2009 yı­lı­nın kri­tik gün­de­mi, bü­yü­me­nin %4’ler ci­va­rın­da tu­tul­ma­sı­dır. Bu, ol­duk­ça id­dia­lı an­cak ne­re­sin­den tut­tu­ru­lur­sa tut­tu­ru­lsun iyi bir he­def­tir. Böy­le­lik­le KO­Bİ’ler, üre­tim, is­tih­dam ve alım gü­cü ko­run­muş; içe­ri­de top­lam ta­lep kıs­men de ol­sa can­lan­dı­rıl­mış; kri­zin et­ki­le­ri­nin top­lu­mu de­rin­den vur­ma­sı en­gel­len­miş ola­cak­tır. Bu bü­yü­me­nin ak­tö­rü­nün kim, fak­tör­le­ri­nin (sek­tör­le­ri­n) han­gi­le­ri­ ola­ca­ğı da son de­re­ce önem­li­dir. Bu an­lam­da özel sek­tö­rün bü­yü­me­nin mo­tor gü­cü ol­ma im­ka­nı­nın kal­ma­dı­ğı açık­tır. Zi­ra ya­tı­rım ka­rar­la­rı ra­fa kal­dı­rıl­mış, bor­cun dön­dü­rül­me ka­pa­si­te­si sor­gu­la­nır ha­le gel­miş­tir. O hal­de bü­tün dün­ya­da ol­du­ğu gi­bi ka­mu ke­si­mi­nin, be­lir­siz­lik­le­ri azalt­mak, bek­len­ti­le­ri dü­zelt­mek ve ta­lep oluş­tur­mak üze­re dev­re­ye gir­me­si, çar­pan (mul­tip­li­er) ve hız­lan­dı­ran (ac­ce­le­ra­tor) et­ki­le­ri­nin yük­sek ol­du­ğu sek­tör­ler­de ya­tı­rım yap­ma­sı ge­rek­mek­te­dir.
Esa­sen bu har­ca­ma alan­la­rı za­ten hü­kü­me­tin açık­la­dı­ğı 2009 yı­lı prog­ra­mın­da mev­cut­tur. GAP ve KOP pro­je­le­ri baş­ta ol­mak üze­re, ta­rım, ener­ji, su­la­ma, alt­ya­pı gi­bi alan­la­ra ila­ve­ten sağ­lık, eği­tim, ulaş­tır­ma ve ko­nut alan­la­rın­da­ki ka­mu­sal ya­tı­rım­lar bu çer­çe­ve­de önem­li­dir.
Ke­za, Tür­ki­ye’de is­tih­da­mın ve üre­ti­min bü­yük oran­da yü­kü­nü çek­ti­ğin­den, ka­mu ke­si­mi­nin ön­der­lik ede­ce­ği bü­yü­me sü­re­ci­ne et­kin­lik­le dâ­hil edil­me­si ge­re­ken ke­sim de KO­Bİ’ler ol­ma­lı­dır. Bu me­yan­da KO­Bİ’le­re bir­kaç kol­dan des­tek ve­ri­le­bi­lir: KOS­GEB yar­dım­la­rı­nın kriz ön­lem­le­ri doğ­rul­tu­sun­da ye­ni­den ya­pı­lan­dı­rıl­ma­sı, ih­ra­cat iv­me­si­nin el­den gel­di­ğin­ce ko­run­ma­sı için KOS­GEB’e ila­ve­ten EXIM­BANK kre­di­le­ri­nin dev­re­ye alın­ma­sı, iha­le­ler­de yer­li ma­lı kul­la­nı­mı­nı sağ­la­ya­cak ya­sal de­ği­şik­li­ğin ya­pıl­ma­sı, kri­te­rin sa­de­ce fi­yat ol­ma­sı­nın önü­ne ge­çil­me­si, is­tih­da­mı ko­ru­yan şir­ket­le­re özel des­tek­le­rin sağ­lan­ma­sı gi­bi. Ke­za ver­gi­ des­teği, dö­viz cin­si borç­lar­da ku­run ve di­ğer borç­lar­da fai­zin bel­li bir oran­da don­du­rul­ma­sı, öde­me­le­rin ye­ni­den yapılandırılması da ge­rek­li un­sur­lar­dır. Bu­ra­da asıl me­se­le, bu ted­bir­le­rin bek­le­til­me­den uy­gu­la­ma­ya kon­ma­sı­dır. 2009 yı­lı ba­şı bu an­lam­da bir mi­lat ola­cak­tır.
2009 yı­lın­da en çok kü­çü­le­cek sek­tör­ler, ih­ra­cat­çı ve ya­ban­cı­la­rın et­kin ol­du­ğu sek­tör­ler ola­cak­tır. Do­la­yı­sıy­la yer­li gir­di kul­la­nan is­tih­dam ağır­lık­lı sek­tör­ler, sek­tör ba­zın­da des­tek­len­me­li­dir. Bu des­tek da­ha çok borç dön­dür­me, na­kit ida­re­si, kre­di ka­nal­la­rı­nın açık tu­tul­ma­sı gi­bi un­sur­la­ra da­yan­ma­lı­dır. Ya­ni uzun va­de­li dö­nü­şüm teş­vi­kin­den zi­ya­de, kriz or­ta­mın­da sad­ra şi­fa ola­cak tür­den teşvikler, “doğ­ru­dan da­mar­dan” ve­ril­me­li­dir.
Bi­ze gö­re ka­mu ke­si­mi bü­tün bu ham­le­ler için ye­ter­li im­ka­na sa­hip­tir. Büt­çe dı­şın­da tu­tu­lan 30 mil­yar do­lar ci­va­rın­da­ki iş­siz­lik fo­nu­nun müm­kün olan kıs­mı he­men dev­re­ye so­ku­la­bi­lir ve bu, büt­çe di­sip­li­ni­ni sars­maz. Ay­rı­ca 2008 yı­lın­da açık he­de­fi 18 mil­yar YTL iken, yı­lın ilk 10 ay­lık dö­ne­min­de açık 5 mil­yar YTL’nin al­tın­da kal­mış­tır. Do­la­yı­sıy­la 2009 için büt­çe da­ral­tıl­ma­sı isa­bet­li ol­ma­ya­cak­tır.
Özel ke­si­min “açık po­zis­yo­nu” ise tam bir şan­taj mal­ze­me­si ola­rak kul­la­nıl­mak­ta­dır. Özel ke­si­min var­lık-yü­küm­lü­lük far­kı­nın 70 mil­yar do­la­rın üze­rin­de ol­du­ğu pro­pa­gan­da­sı­nın da doğ­ru ol­ma­dı­ğı an­la­şıl­mış­tır. Ha­zi­ne’den So­rum­lu Dev­let Ba­ka­nı Meh­met Şim­şek’in ken­di ka­yıt­la­rın­dan yap­tık­la­rı in­ce­le­me so­nu­cu açı­ğın 27 mil­yar do­lar ol­du­ğu, bu­nun da tü­mü­nün kı­sa va­de­li ol­ma­dı­ğı an­la­şıl­mak­ta­dır.
An­cak bu­ra­da­ki en önem­li kri­ter, özel sek­tö­rün ken­di du­ru­mu ve dev­le­tin özel sek­tö­re yö­ne­lik ola­rak açık­la­dı­ğı bil­gi­ler ara­sın­da­ki bü­yük fark­tır. De­mek ki Tür­ki­ye’de şir­ket­le­re yö­ne­lik şef­faf­lık ar­tı­rı­cı ted­bir­ler di­zi­si de ge­rek­mek­te­dir. Ay­rı­ca kri­zin ge­li­yor ol­du­ğu son iki se­ne­dir açık­ça bel­li iken, borç alan­la­rın ve borç ve­ren­le­rin bu­na mu­ka­bil bir gü­ven­ce, ipo­tek, te­mi­nat el­de et­me­miş ol­duk­la­rı­nı, ted­bir al­ma­dık­la­rı­nı, ge­rek­li si­gor­ta­la­ma­nın ya­pıl­ma­dı­ğı­nı ka­bul et­mek ger­çek­çi de­ğil­dir. Özel sek­tö­rün hü­kü­me­te ve hal­ka dö­ne­rek ade­ta ba­şa­rı­sız­lı­ğa met­hi­ye düzer gi­bi, “Sen be­nim ken­di­mi ne ka­dar da kö­tü yö­net­ti­ği­mi bil­mi­yor­sun, de­di­ğim mik­ta­rı aci­len te­min et” da­yat­ma­sı hiç­bir şe­kil­de ka­bul edi­le­mez.
Dün­ya­nın ter­si­ne ola­rak Türk ban­ka­la­rı 2007 yı­lın­da ol­du­ğu gi­bi 2008 yı­lı­nın ilk on ayın­da da bü­yük kâr­lar açık­la­mış­lar­dır. An­cak yi­ne de her­ke­s “ken­di ba­şı­nın ça­re­si­ne bak­mak” zo­run­da kaldığında, pi­ya­sa­lar­da bir pa­ni­ğin oluş­ma­sı ve ak­tör­le­rin bir­bi­ri­ni ba­tı­rı­cı dav­ra­nış­la­ra yö­nel­me­si ka­çı­nıl­maz ola­ca­ğın­dan, gü­ven ar­tı­rı­cı ted­bir­ler de ge­rek­mek­te­dir. Bu an­lam­da ban­ka­la­rın ser­ma­ye ye­ter­li­lik ve re­zerv tut­ma oran­la­rı­nın kriz or­ta­mın­da bi­raz aşa­ğı çe­kil­me­si, mev­du­at ga­ran­ti­si­nin son de­re­ce sı­nır­lı bir şe­kil­de ar­tı­rıl­ma­sı, li­ki­di­te yö­ne­ti­min­de ra­hat­la­ma­nın sağ­lan­ma­sı gi­bi ted­bir­ler ge­re­ke­bi­lir.
Öte yan­dan dün­ya­da ban­ka­lar 2009 yı­lın­da “sı­fır ban­ka­cı­lık” yap­ma­ya­cak, top­la­dık­la­rı mev­dua­tı ka­zanç ge­ti­ren alan­la­ra yön­len­dir­mek zo­run­da ola­cak­lar­dır. Bu me­yan­da Türk şir­ket­le­ri­nin ve ban­ka­la­rı­nın per­for­man­sı bi­lin­mek­te­dir. Da­ha se­çi­ci ol­sa da Tür­ki­ye, 2009 yı­lın­da as­ga­ri dü­zey­de­ki zo­run­lu kay­nak­la­rı te­min et­me­ye de­vam ede­cek­tir.
Tür­ki­ye’nin ca­ri açı­ğı Ey­lül iti­ba­rıy­la ay­lık baz­da %60 ora­nın­da düş­müş­tür. Bu tem­po­nun de­vam et­me­si ha­lin­de 2009 yı­lı­nın ca­ri açı­ğı ra­hat­lık­la 30 mil­yar do­la­rın al­tı­na sar­ka­bi­lir. Bu açı­ğı fi­nan­se et­mek bağ­la­mın­da “si­gor­ta gö­re­vi” gör­dü­ğü ge­rek­çe­siy­le yıl­lar­dır eko­no­mi­ye za­rar ver­me­si pa­ha­sı­na sür­dü­rü­len dal­ga­lı kur sis­te­mi­miz devam etmelidir. İla­ve­ten Mer­kez Ban­ka­sı’nın ka­sa­sın­da bi­rik­tir­di­ği 70 mil­yar do­lar­lık re­zer­vin de ge­rek­ti­ği öl­çü­de bu amaç için kul­la­nıl­ma­sı ga­yet ye­rin­de ve müm­kün­dür.
Tür­ki­ye’nin ko­ta­sı­nın ar­tı­rıl­ma­sı yön­te­miy­le IMF’den ala­bi­le­ce­ği kre­di 20-25 mil­yar do­la­rı bu­la­bi­lir. An­cak IMF’nin bu­nu han­gi şart­lar­da ve­re­ce­ği, alı­nan bu kre­di­le­rin içe­ri­de ki­min için ve na­sıl kul­la­nı­la­ca­ğı ha­ya­ti önem ta­şı­mak­ta­dır. Bu yüz­den IMF ile ya­pı­la­cak bir an­laş­ma­da şu üç ta­lep ke­sin­lik­le ka­bul edil­me­me­li­dir: Bü­yü­me­den vaz­ge­çil­me­si, özel sek­tö­rün ala­ca­ğı kre­di­le­re dev­let ga­ran­ti­si­nin ve­ril­me­si, tam da bü­tün dün­ya­da “dev­let ne­re­de?” di­ye so­ru­lan bir or­tam­da büt­çe har­ca­ma­la­rın­da aşı­rı kı­sın­tı­ya gi­dil­me­si.
IMF ile ancak, ta­ri­hin­de ilk de­fa bü­yü­me ve is­tih­dam odak­lı öne­ri­le­re onay ve­rmesi şartıyla, imaj dü­zelt­mek ve bel­li bir kay­nak te­min et­mek üze­re bir an­laş­ma ya­pı­la­bi­lir. Eğer sü­re­ci tek bir il­ke­ye in­dir­mek ge­re­kir­se o da şu­dur: Ulu­sal­cı-as­ker göl­ge­sin­de 2001 kri­zi­ne so­ku­la­rak bü­yük bir ya­ban­cı ta­la­nı­na açı­lan Tür­ki­ye, şim­di bu kriz ve­si­le­siy­le bir kez da­ha ope­ras­yo­na ma­ruz bı­ra­kı­lır­sa, sı­ra ar­tık Ana­do­lu’ya ge­le­cek­tir. Da­ha ye­ni ye­ni yuvarlanmaya baş­la­yan Ana­do­lu’da­ki te­ker, tüm­sek­te kal­ma­ma­lı­dır.

Paylaş Tavsiye Et