Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Temmuz 2008) > Kapak > Siyasi narkoz
Kapak
Siyasi narkoz
Taha Özhan
ANA­YA­SA Mah­ke­me­si’nin şa­şırt­ma­yan ba­şör­tü­sü ka­ra­rı­nın ar­dın­dan si­ya­se­tin üze­ri­ne ölü top­ra­ğı tam an­la­mıy­la ser­pil­miş ol­du. Mah­ke­me po­zi­tif hu­kuk açı­sın­dan, hu­ku­ki tar­tış­ma­la­rı an­lam­sız ha­le ge­ti­ren bir ka­ra­ra im­za at­tı. Ar­tık sö­zün bit­ti­ği, tu­zun kok­tu­ğu yer­de­yiz. İp­tal ka­ra­rı­nın hu­ku­ki ve si­ya­si bo­yut­la­rı uzun uza­dı­ya tar­tı­şıl­dı. La­kin bu ka­ra­rın mez­kûr tar­tış­ma­la­rın öte­sin­de­ki en be­lir­gin an­la­mı “sö­mür­ge­ci bir ka­rar” ol­ma­sı­dır. 2008 yı­lın­da, yer­li sö­mür­ge­ci­le­ri­miz, baş­ka baş­kent­ler adı­na, mil­le­te el­bi­se biç­me­ye, de­ğer da­yat­ma­ya de­vam ede­cek­le­ri­ni ilan et­miş ol­du­lar.
Ba­şör­tü­sü ya­sa­ğı bir yö­rün­ge ya­sa­ğı­dır as­lın­da. Ba­şör­tü­sü üze­rin­den Tür­ki­ye’nin ek­se­ni tah­kim ve tan­zim edil­mek­te­dir. Ba­tı’ya ve­ri­len koz­mik bir “Biz, biz ol­ma­ya­ca­ğız” sö­zü­dür, işa­ret fi­şe­ği­dir. Os­man­lı’dan mi­ras bu va­tan­da, “bi­ra­der­ler mev­zi­si”nin TSK, Mec­lis ve mil­let ma­li­ye­ti­ne bir kez da­ha tah­kim edil­me­si­dir. Mec­lis ira­de­si, Tür­ki­ye’nin üze­ri­ne giy­di­ril­miş 80 yıl­lık İn­gi­liz de­li göm­le­ği­ni yırt­ma­ya yel­ten­di­ği için bu hış­ma uğ­ra­mış­tır. Ak­si tak­dir­de, Ku­zey Irak ope­ras­yo­nu son­ra­sı, Cum­hu­ri­yet ta­ri­hin­de ilk kez, bir sağ ik­ti­dar ile TSK’nın yan ya­na gel­me­siy­le olu­şan “mil­le­tin ik­ti­da­rı” denk­le­mi­ni mü­tea­kip açı­lan ka­pat­ma da­va­sı­nın bir te­sa­düf ol­du­ğu­nu dü­şün­me­miz ge­re­kir.
Ba­şör­tü­sü ya­sa­ğı, Tür­ki­ye’nin je­opo­li­ti­ği­ne bi­çi­len sö­mür­ge­ci kır­mı­zı ­çiz­gi­le­ri de tem­sil et­mek­te­dir. Ya­sa­ğı iç­sel­leş­ti­ren bir dev­let ak­lı­nın, Ku­düs’e, Bağ­dat’a, Bos­na’ya... da­ir ta­hay­yü­lü de sı­nır­lı ola­cak­tır. Bu ol­duk­ça ba­sit bir oyun­dur. Rol çal­mak ve dub­lör­lük yap­mak için sı­ra­ya gi­re­cek bin­ler­ce yer­li muh­bi­ri­miz de mev­cut­tur. İş­te böy­le­si bir kıs­ka­cın içe­ri­sin­de ik­ti­dar par­ti­si ka­pa­tıl­mak is­ten­mek­te­dir. An­cak me­se­le AK Par­ti’nin ka­pa­tıl­ma­sı­nı çok­tan aş­mış du­rum­da­dır. Ade­ta, Meş­ru­ti­yet’in ila­nı­nın 100. yı­lın­da, asır­lık bir hi­ka­ye­nin kı­rıl­ma nok­ta­sı­nı ya­şa­mak­ta­yız. AK Par­ti ya mil­le­te yas­lan­ma ce­sa­re­ti­ni gös­te­re­cek ya da mil­li nor­mal­leş­me­miz de­rin bir kı­rıl­ma ya­şa­ya­cak. Ya hak­kın­da açı­lan ka­pat­ma da­va­sı­nın, uy­gu­la­ma­ya ko­nan pro­je­nin sa­de­ce bir adı­mı ol­du­ğu­nu gö­re­cek; ya da me­se­le­nin bir ik­ti­dar par­ti­si­nin sis­tem kar­şı­sın­da­ki po­zis­yon al­ma sı­kın­tı­la­rı ol­du­ğu­nu veh­me­de­cek. Me­se­le sa­de­ce hü­kü­me­tin dü­şüp düş­me­me­si ol­say­dı, AK Par­ti çok­tan bir ara for­mül ge­liş­ti­rir­di. Hat­ta de­ni­le­bi­lir ki sü­re­ci baş­la­tan­lar, çı­kış yo­lu­nu da gös­te­rir­ler­di.
La­kin me­se­le ara for­mül­ler bul­mak­tan geç­mi­yor. Çün­kü mil­le­tin kar­şı­sı­na di­kil­miş bü­yük bir teh­dit­le kar­şı kar­şı­ya­yız. Bi­ze kom­şu olan bir düş­ma­nı­mız kal­ma­dı, kü­re­sel sa­vaş den­ge­le­ri ara­sın­da bir ka­na­da yas­la­na­cak du­ru­mu­muz yok, bur­nu­mu­zun di­bin­de­ki bir iş­ga­le or­tak ol­ma­dık, iç teh­dit di­ye sa­tıl­ma­ya ça­lı­şı­lan pa­ra­no­ya ba­lon­la­rı bi­rer bi­rer mil­let eliy­le pat­la­tıl­ma­ya baş­lan­dı, TSK’nın mil­le­te kar­şı ma­ni­pü­le edil­me­si ar­tık çok zor, gö­re­ce­li de ol­sa bel­li bir re­fah dü­ze­yi ya­ka­lan­dı… Ha­sı­lı ke­lam es­ki dü­zen sal­la­nı­yor. Tam da bu se­bep­ten mey­dan­la­ra 31 Martçı­lar ya­ni Cum­hu­ri­yet mi­ting­ci­le­ri ini­ver­di­ler. 31 Mart’tan tam yüz ­yıl son­ra “Es­ki dü­ze­ni is­te­rük” di­yor­lar. O gün es­ki dü­ze­ni is­te­yen­le­rin kü­re­sel bir kar­şı­lı­ğı yok­tu. Bu­gün denk­lem iyi ku­ru­lur­sa ken­di­le­ri­ne bir kar­şı­lık bu­la­bi­lir­ler. İş­te ka­pat­ma da­va­sı bu kar­şı­lı­ğın ola­bi­le­ce­ği­ni gös­te­ren en gü­zel de­lil­dir as­lın­da. AK Par­ti’nin kü­re­sel­leş­me­ci ve li­be­ral söy­le­mi kim­se­yi ya­nılt­ma­sın. Mez­kûr söy­le­min po­li­ti­ka­ya dö­nüş­tü­ğü yer­ler­de açı­lan si­ya­set ala­nı, kü­re­sel güç­le­ri coğ­raf­ya­mız­da ve hin­ter­lan­dı­mız­da ra­hat­la­ma­ya de­ğil, zor­la­ma­ya baş­la­mış­tı. Özel­lik­le Irak’la baş­la­yan ve ar­dın­dan Tür­ki­ye’nin di­ğer açı­lım­la­rıy­la de­vam eden son 5 yıl­lık si­ya­si ma­nev­ra­la­rıy­la, ken­di­si­ne bi­çi­len ro­lün ol­duk­ça dı­şa­rı­sı­na çık­mış­tı. Bu hız­la de­vam eden bir Tür­ki­ye’nin, mil­li nor­mal­leş­me­si­ni de hi­ta­ma er­dir­di­ği tak­dir­de, kü­re­sel sis­tem için bir part­ner­den zi­ya­de bir teh­di­de dö­nüş­me­si mu­kad­der­di. Me­se­la, yaş­la­nan ve dün­ya eko­no­mi po­li­ti­ğin­de­ki de­rin­li­ği­ni kay­bet­me­nin baş­lan­gı­cın­da olan AB açı­sın­dan, bu den­li güç­len­miş bir Tür­ki­ye iyi bir part­ner mi­dir yok­sa bir risk un­su­ru mu­dur?
AK Par­ti’nin açı­lan ka­pat­ma da­va­sı­na kar­şı ey­lem­siz­lik ka­ra­rı al­ma­sı­nın üze­rin­den (30 Ni­san) tam iki ay geç­ti. Bu sü­re zar­fın­da, si­ya­se­tin ala­nı ola­bil­di­ğin­ce da­ral­dı. Ade­ta AK Par­ti eliy­le si­ya­si bir nar­koz ha­ya­ta ge­çi­ril­di. Ön­ce ola­bi­le­cek bü­tün se­nar­yo­lar, yol ha­ri­ta­la­rı ve çı­kış plan­la­rı sa­de­ce tar­tı­şı­la­rak tü­ke­til­di. Ar­dın­dan da ey­lem­siz­lik içe­ri­sin­de adım at­ma­ya ça­lış­ma te­na­ku­zu­na si­ya­set kur­ban edil­di. Ge­rek re­to­rik dü­zey­de ge­rek­se de fii­lî ola­rak si­ya­set tı­kan­dı. Bu tı­kan­ma­nın eko­no­mik ma­li­ye­ti­ni özel­lik­le son çey­rek­te cid­di bi­çim­de his­se­de­ce­ğiz.
Ge­li­nen son nok­ta­da tar­tış­ma­nın ek­se­ni ar­tık “AK Par­ti ka­pa­tı­lır­sa ve­ya ka­pa­tıl­maz­sa ne olur?”dan zi­ya­de “Ka­pa­tıl­ma­ma­nın ma­li­ye­ti ne olur?” so­ru­su­na odak­lan­mak zo­run­da. Ger­çek­ten AK Par­ti açı­sın­dan par­ti­nin ka­pan­ma­ma­sı­nın ma­li­ye­ti, ka­pan­ma­sı­nın ma­li­ye­tin­den az mı olur çok mu? Par­ti ka­pan­maz­sa kim­se si­ya­si ya­sak­lı ol­ma­ya­cak. Bu hu­ku­ki ola­rak AK Par­ti’nin sü­reç­ten za­rar­sız çık­ma­sı­nı sağ­la­ya­bi­lir. La­kin AK Par­ti si­ya­si ola­rak or­ta­ya çı­kan ma­li­ye­tin bü­yük­lü­ğü­nü tar­tış­mak zo­run­da­dır. Çün­kü böy­le­si bir so­nuç, AK Par­ti’nin bel­li odak­lar­la yap­tı­ğı bir üst akit­ten kay­nak­la­dı­ğı ima­jı­nı bes­le­ye­cek­tir. Bu ise AK Par­ti’nin mil­le­te yas­lan­ma ira­de­si­ni za­yıf­la­ta­cak­tır. Ay­rı­ca 367 mü­da­ha­le­si ile te­vec­cü­hü­ne maz­har ol­du­ğu kit­le­nin kop­ma­sı­na, Tür­ki­ye’nin her ye­rin­den tem­sil edil­me gü­cü­nün za­yıf­la­ma­sı­na da ne­den ola­bi­lir. Bun­lar ol­duk­ça bü­yük risk­ler.
Her ne ka­dar ik­ti­dar, ka­pat­ma da­va­sı­na kar­şı ey­lem­siz­lik ka­ra­rı al­mış ol­sa da, bu ka­ra­rın en faz­la yaz so­nu­na ka­dar sür­dü­rü­le­bi­lir ol­du­ğu­nu gör­me­miz ge­re­ki­yor. Ya­ni Mah­ke­me ka­ra­rı uza­dık­ça AK Par­ti’nin ey­lem­siz­lik ka­ra­rı­nın öm­rü kı­sa­la­cak­tır. Bu ise AK Par­ti üze­rin­de bü­yük bir bas­kı oluş­tur­mak­ta­dır. Be­lir­siz­lik fa­tu­ra­sı­nın ken­di­si­ne ke­sil­me­si­ne mü­saa­de et­me­si de müm­kün gö­zük­me­mek­te­dir. Bu du­rum­da, AK Par­ti’nin yol ha­ri­ta­sın­da­ki tak­vim­den uzak­la­şan, 2008’in so­nu­na doğ­ru atı­lan bir mah­ke­me ka­ra­rı­nın biz­le­ri ani bir se­çim­le baş ba­şa bı­rak­ma­sı muh­te­mel­dir. Her du­rum­da sü­re­ci yö­net­me­nin so­rum­lu­lu­ğu ik­ti­da­rın üze­rin­de­dir. Ey­lem­siz­lik po­li­ti­ka­sı­nın si­ya­se­ten fa­re do­ğur­ma­ma­sı için, Mah­ke­me ka­ra­rı­nın ge­cik­ti­ril­di­ği­ni his­set­tik­le­ri an­da ha­re­ke­te geç­me­le­ri ge­rek­mek­te­dir. Ak­si bir si­ya­set Tür­ki­ye’nin be­del öde­me­si­ne yol aça­cak­tır. Böy­le­si bir be­de­lin ad­re­si­nin ilk an­da AK Par­ti ola­ca­ğı­nı en baş­ta ik­ti­dar id­rak et­miş ol­ma­lı­dır.
Ba­şör­tü­sü ka­ra­rı­nı, sı­ra­dan bir Ana­ya­sa mad­de­si de­ği­şik­li­ği ip­ta­li şek­lin­de de­ğil; hu­ku­ken Mec­lis’i, si­ya­se­ten ise Tür­ki­ye’yi “es­ki dü­zen”in köh­ne bir ak­tö­rü ha­li­ne ge­tir­me ça­ba­sı ola­rak oku­yan bir akıl, si­ya­si nar­koz­dan ha­fı­za kay­bı­na uğ­ra­ma­dan uya­na­cak­tır. Ez­cüm­le ya bek­le­yip baş­la­rı­na ge­le­cek­le­ri gö­re­cek­ler ya da bek­le­me­yip ne­ler ya­pa­bi­le­cek­le­ri­ni gö­re­cek­ler!

Paylaş Tavsiye Et