Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Temmuz 2008) > Kapak > Google davası
Kapak
Google davası
Hasan Kösebalaban
BA­ŞÖR­TÜ­SÜ da­va­sı ola­rak bi­li­nen, üni­ver­si­te­ler­de kı­lık-kı­ya­fe­ti ser­best bı­ra­kan ka­nu­nun Ana­ya­sa Mah­ke­me­si ta­ra­fın­dan 2’ye kar­şı 9 oy­çok­lu­ğuy­la red­di, AK Par­ti’ye kar­şı açı­lan da­va­nın da ka­pat­ma ka­ra­rıy­la so­nuç­la­na­ca­ğı tah­mi­ni­ni güç­len­dir­di. Ana­ya­sa’ya gö­re ana­ya­sa de­ği­şik­lik­le­ri­ni sa­de­ce usul yö­nün­den in­ce­le­ye­bi­len Mah­ke­me’nin esa­sa iliş­kin yo­rum ya­pa­rak ver­di­ği ta­ma­men si­ya­si içe­rik­li bu ka­rar par­ti ka­pat­ma da­va­sı­nın bir ha­ber­ci­siy­se eğer, Tür­ki­ye çok ha­re­ket­li bir son­ba­har ya­şa­ya­cak de­mek­tir.
Kuş­ku­suz kap­sam­lı ana­ya­sal re­form­la­rı uy­gu­la­ma­ya ge­çi­re­me­yen ve Mah­ke­me’yi CHP’nin no­te­ri ol­mak­tan kur­ta­ra­ma­yan AK Par­ti, ya­şa­nan bu sü­re­cin so­rum­lu­su­dur. Hü­kü­met, kriz çı­kart­ma he­ves­li­le­ri­nin önü­nü ke­se­cek ya­sal ham­le­le­ri ye­ni bir ana­ya­sa de­ği­şik­li­ği pa­ke­tiy­le, ge­re­kir­se re­fe­ran­dum yo­luy­la, ger­çek­leş­tir­mek zo­run­day­dı. An­cak oyu­nu, bir kriz çı­kart­ma­ma­ya gö­re ve iyi ni­ye­ti el­den bı­rak­ma­dan ku­ra­rak bu kri­zi te­tik­le­di. Böy­le­ce AK Par­ti, seç­me­nin ken­di­si­ne ver­di­ği müt­hiş des­tek­le ifa­de olu­nan de­mok­ra­tik ira­de­yi tem­sil ve mu­ha­fa­za ede­me­di. Bu da­va­da AK Par­ti, gay­ri hu­ku­ki dar­be­ye kar­şı hu­ku­ki bir sa­vun­ma­yı ter­cih ede­rek kri­zin bo­yut­la­rı­nı ek­sik al­gı­la­dı­ğı­nı ya da kü­çük gör­dü­ğü­nü or­ta­ya koy­du. Hal­bu­ki so­run, hu­ku­ki kav­ram­la­rın yan­lış yo­ru­mun­dan de­ğil hu­ku­kun ta­ma­men hi­çe sa­yıl­ma­sın­dan kay­nak­la­nı­yor. Or­ta­da sa­vun­ma­nın ori­ji­nal ifa­de­siy­le bir “go­og­le da­va­sı” de­ğil bir “gu­guk da­va­sı” bu­lu­nu­yor; bu da­va­lar tıp­kı bir gu­guk­lu sa­at gi­bi pe­ri­yo­dik ara­lık­lar­la dar­be sa­ati­nin gel­di­ği­ni bi­ze ha­tır­la­tı­yor.
 
As­ker Bu Yar­gı Dar­be­si­nin Ne­re­sin­de?
Ta­raf ga­ze­te­si­nin ya­yın­la­dı­ğı, Ge­nel­kur­may’dan sı­zan Bil­gi Des­tek Pla­nı, par­ti ka­pat­ma da­va­sı­nın ka­ra­ra bağ­lan­ma­sı­na bir ay ka­la, fut­bol­la bir­lik­te gün­de­min ba­şı­na otur­du. Ge­nel­kur­may bu pla­nı red­det­ti; ama red­de­der­ken kul­la­nı­lan dil, “Böy­le bir plan ol­sa bi­le bu çok şa­şır­tı­cı ol­maz­dı” gi­bi bir me­saj ve­ri­yor­du: “Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı ka­yıt­la­rın­da, ko­mu­ta ka­tı ta­ra­fın­dan onay­lan­mış böy­le bir res­mî ev­rak ve­ya plan bu­lun­ma­mak­ta­dır.” Böy­le bir cüm­le­den ne an­la­ma­mız ge­re­kir? “Ge­nel­kur­may Baş­kan­lı­ğı ka­yıt­la­rın­da ol­ma­yan” ya da “ko­mu­ta ka­tı­nın onay­la­ma­dı­ğı bir ev­rak” ya da “res­mî ol­ma­yan bir bel­ge” var mı­dır? Ma­ale­sef ge­re­ken ke­sin­lik­te ol­ma­yan bu muğ­lak red­det­me üs­lu­bu bi­le, söz ko­nu­su bel­ge­yi ve içe­ri­ği­ni ma­kul gö­ren bir te­pe­den in­me­ci zih­ni­ye­ti açı­ğa vu­ru­yor. Ge­nel­kur­may’dan bek­le­nen sa­de­ce böy­le bir bel­ge­nin var ol­ma­dı­ğı­nı ha­ber ver­mek de­ğil, ne­den var ol­ma­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni ve as­la ola­ma­ya­ca­ğı­nı ilan et­mek­tir.
Bu hal­ka kar­şı ül­ke­yi ko­ru­ma mis­yo­nu ve üs­lu­bu, ar­tık par­ti­li-par­ti­siz si­vil top­lu­mun bü­tün ke­sim­le­rin­ce or­tak bir dil­le red­de­dil­me­li; üni­for­ma­lı­lar gö­rev­len­di­ril­dik­le­ri alan­la il­gi­len­me­ye da­vet edil­me­li­dir. Hal­kın ya­rı­sın­dan oy alan bir par­ti­nin ir­ti­ca­nın oda­ğı ola­rak gö­rül­dü­ğü, yar­gıç­la­rın hi­za­ya çe­kil­me­ye çağ­rıl­dı­ğı, med­ya­nın pro­pa­gan­da ara­cı ola­rak kul­la­nıl­ma­sı­nın is­ten­di­ği bir söy­lem, ne de­mok­ra­tik il­ke­le­re ne de için­de ya­şa­dı­ğı­mız kü­re­sel­le­şen dün­ya­nın şart­la­rı­na uy­gun­dur. Böy­le bir üs­lu­bun dün­ya şart­la­rın­da tek dos­tu, Tür­ki­ye’nin üçün­cü dün­ya stan­dart­la­rı­nın öte­si­ne geç­me­si­ni is­te­me­yen ve Av­ru­pa Müs­lü­man nü­fu­su­nun art­ma­sın­dan duy­duk­la­rı kay­gı­dan do­la­yı ül­ke­mi­zin AB üye­li­ği­ne kar­şı ol­duk­la­rı bi­li­nen Ame­ri­kan ye­ni-mu­ha­fa­za­kâr­la­rı ve on­la­rın ABD’de­ki ku­rum­la­rın­da is­tih­dam edi­len yer­li iş­bir­lik­çi­ler ola­bi­lir. Ge­nel­kur­may’ın, ken­di ül­ke­si­nin mil­li ba­sı­nı­nın men­sup­la­rı­na uy­gu­la­dı­ğı am­bar­go bir ta­raf­ta du­rur­ken, Ame­ri­ka’nın en az­gın ye­ni-mu­ha­fa­za­kâr ka­lem­le­ri­ni, üs­te­lik Tür­ki­ye’nin si­vil hü­kü­me­ti­ne her tür­lü ha­ka­re­ti yap­mak­tan ge­ri dur­ma­yan­la­rı­nı, ıs­rar­la dü­zen­le­dik­le­ri kon­fe­rans­la­ra ça­ğır­ma­sı ay­rı­ca açık­la­ma bek­le­yen bir du­rum­dur.
An­cak yurt­dı­şın­da­ki müt­te­fik­le­ri kim olur­sa ol­sun, mi­adı­nı dol­dur­muş bir zih­ni­yet­tir bu. Kü­re­sel­leş­me sü­re­ciy­le hal­kı­nın dı­şa­rı­ya açıl­ma­da dev­le­ti­nin önü­ne geç­ti­ği ve ade­ta dev­le­ti­ni dı­şa­rı­dan ku­şat­tı­ğı bir ül­ke­de, bu zih­ni­ye­ti sür­dür­me­nin de son de­re­ce zor ol­du­ğu or­ta­da. Med­ya ar­tık tek ses­li de­ğil ve hal­kın de­ğer­le­ri­ne, de­mok­ra­tik il­ke­le­re hiz­met eden ba­sın ku­ru­luş­la­rı mar­ji­nal de­ğil­ler. Mer­ke­zin mar­ji­nal­leş­ti­ği, çev­re­nin ise mer­ke­zi­leş­ti­ği bir sü­reç­ten ge­çi­yo­ruz. Ba­şör­tü­sü ve AK Par­ti fe­no­men­le­ri bu dö­nü­şüm çer­çe­ve­sin­de ya­şa­nan kri­zin sa­de­ce bi­rer gös­ter­ge­si. Asıl ça­tış­ma çok da­ha de­rin­ler­de, de­ği­şen Tür­ki­ye ile de­ği­şi­me di­re­nen ja­ko­ben ve mi­li­ta­rist elit­ler ara­sın­da ya­şa­nı­yor.
Ko­mu­ta ka­tı ta­ra­fın­dan onay­lan­ma­dı­ğı bi­ze lüt­fen bil­di­ri­len Bil­gi Des­tek Pla­nı, ar­tık ka­pat­ma da­va­sın­da­ki hu­kuk ör­tü­sü­nü iyi­ce kal­dır­dı. Za­ten tar­tış­ma­nın ta­raf­la­rın­dan hiç­bi­ri, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si’nin ka­rar­la­rı­nı hu­kuk öl­çü­sün­de al­dı­ğı­nı ve ala­ca­ğı­nı da dü­şün­mü­yor. Bir ta­raf do­kuz üye­nin si­ya­si kim­li­ği­ni, kar­şı ta­raf ise di­ğer üye­le­rin si­ya­si kim­li­ği­ni ir­de­li­yor. Eğer iki üye­nin ka­rar­la­rı­nı si­ya­si ola­rak ve­re­bil­dik­le­ri­ni dü­şü­nü­yor­sak, bu bi­le Mah­ke­me’nin hu­ku­ka ay­kı­rı ka­rar ve­re­bil­di­ği­nin bir ka­bu­lü­dür. Ge­nel­kur­may bel­ge­si et­ra­fın­da­ki id­dia­lar çer­çe­ve­sin­de yar­gı­nın or­du ta­ra­fın­dan hi­za­ya çe­kil­me­si ko­nu­şu­lu­yor. Bü­tün bun­lar ül­ke­de olan bi­ten­le­rin hu­ku­ki bağ­lam­da mey­da­na gel­me­di­ği­ni gös­te­ri­yor; ya­pıl­ma­sı ge­re­ken ön­ce­lik­le ze­mi­ni hu­ku­ka uy­gun ha­le ge­tir­mek. Tür­ki­ye hu­ku­ki bir sa­vun­ma­dan ön­ce, bir hu­ku­ki te­miz­li­ğe ve re­for­ma şid­det­le ih­ti­yaç du­yu­yor.
AK Par­ti hü­kü­me­ti ya da bir son­ra­ki hü­kü­met, bu ba­di­re­yi ne şe­kil­de olur­sa ol­sun at­la­tır at­lat­maz, ye­ni bir ana­ya­sa yo­luy­la kap­sam­lı bir hu­ku­ki re­form pla­nı­nı uy­gu­la­ma­ya koy­ma­lı­dır. Ka­pa­tıl­ma ol­sun ya da ol­ma­sın, ye­ni ana­ya­sa vaa­diy­le bir er­ken se­çi­me gi­dil­me­li­dir. Ana­ya­sa Mah­ke­me­si si­ya­si par­ti­le­rin ve ma­aş­la­rı­nı öde­yen hal­kın hi­za­ya çe­kil­di­ği bir araç ve is­tik­rar­sız­lık kay­na­ğı ol­mak­tan çı­ka­rıl­ma­lı­dır. Zi­ra üçün­cü dün­ya stan­dart­la­rın­da bir de­mok­ra­si, ar­tık bu ül­ke­ye dar ge­li­yor.

Paylaş Tavsiye Et