Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (July 2008) > Dosya > Arap ülkelerinin temel sorunu: İsrail
Dosya
Arap ülkelerinin temel sorunu: İsrail
Bülent Aras
SON yıl­lar­da Arap ül­ke­le­rin­de yay­gın an­la­yış, Arap­la­rın yir­mi­den faz­la par­ça­ya bö­lün­dük­le­ri, et­ki­siz­leş­tik­le­ri ve so­run­la­rı­na çö­züm üre­te­me­dik­le­ri yö­nün­de. Dı­şa­rı­dan bu du­rum uzun sü­re­dir “Arap ça­re­siz­li­ği” ola­rak ta­nım­la­nı­yor. Arap ül­ke­le­ri­nin yö­ne­tim so­ru­nu­nu, dev­let-top­lum ge­ri­lim­le­ri­ni ve so­kak­ta­ki Arap va­tan­da­şın psi­ko­lo­jik mo­du­nu en de­rin­den et­ki­le­yen ol­gu­lar­dan bi­ri­si İs­ra­il so­ru­nu. Ta­ri­hî kö­ken­le­ri ol­mak­la bir­lik­te Arap al­gı­la­ma­sıy­la İs­ra­il so­ru­nu; ge­nel ola­rak İs­ra­il’in Arap top­rak­la­rı üze­rin­de ge­niş­le­me­si, Arap­la­ra yö­ne­lik sü­rek­li sal­dı­rı­lar­da bu­lun­ma­sı, ABD ve ulus­la­ra­ra­sı top­lu­mun des­te­ğiy­le hem re­el-po­li­tik düz­lem­de hem de imaj açı­sın­dan Arap­la­rı zor du­rum­da bı­rak­ma­sı­na da­ya­nı­yor. Bu so­run Arap top­lum­la­rı­nın sü­rek­li kar­şı kar­şı­ya kal­dı­ğı bir trav­ma­ya dö­nüş­müş du­rum­da.
 
Te­ori­de ve Pra­tik­te Arap-İs­ra­il İliş­ki­le­ri
Arap ül­ke­le­ri­nin İs­ra­il re­to­rik­le­ri bir­bi­ri­ne ben­ze­mek­le bir­lik­te, bu söy­lem­ler dış po­li­ti­ka­la­rın­da ifa­de­si­ni bu­la­mı­yor. İs­ra­il ile ba­rış im­za­la­yan, po­li­tik iliş­ki­le­ri olan Arap ül­ke­le­ri de dâ­hil yay­gın Arap re­to­ri­ği, İs­ra­il kar­şı­tı. Arap en­te­lek­tü­el­ler ço­ğun­luk­la iş­gal­ci ül­ke, Si­yo­nist güç ve ben­ze­ri ifa­de­ler­le İs­ra­il kar­şıt­lı­ğı­nı ifa­de edi­yor­lar. Arap yö­ne­tim­le­ri­nin İs­ra­il ile il­gi­li ay­nı re­to­ri­ği ka­pa­lı ka­pı­lar ar­dın­da kul­lan­dı­ğı, an­cak özel­lik­le 11 Ey­lül son­ra­sı Arap­la­ra kar­şı ulus­la­ra­ra­sı top­lum­da şüp­he­nin art­tı­ğı dö­nem­de bu re­to­ri­ği açık­ça ifa­de et­me­dik­le­ri/ede­me­dik­le­ri göz­le­ni­yor. So­nuç­ta ulus­la­ra­ra­sı iliş­ki­ler­den kay­nak­la­nan bu du­rum, böl­ge­sel/ye­rel or­tam ara­sın­da bir ge­ri­lim oluş­tu­ru­yor; Arap top­lum­la­rı­nın dev­let-top­lum ge­ri­li­mi­ni sü­rek­li bes­le­yen bu kı­sır dön­gü­den çık­ma­la­rı müm­kün ola­mı­yor.
Arap ül­ke­le­ri­nin bir yan­dan bö­lün­müş­lük­ten ve ça­re­siz­lik­ten şi­ka­yet eder­ken, di­ğer yandan baş­ta Arap Bir­li­ği ol­mak üze­re or­tak kur­duk­la­rı ör­güt­le­rin iş­lev­siz kal­ma­sı önem­li bir so­ru­na işa­ret edi­yor. Bu so­ru­nun pra­tik so­nu­cu, Arap dev­let­le­ri­nin ken­di si­ya­si, eko­no­mik ve je­opo­li­tik çı­kar­la­rı bağ­la­mın­da ve ço­ğu kez ge­niş Arap dün­ya­sın­da tep­ki­ler do­ğu­ran po­li­ti­ka­lar­la ha­re­ket et­me­le­ri.
Arap ulus-dev­let­le­ri­nin İs­ra­il ile iliş­ki kur­ma­la­rı­nın üç fark­lı bağ­la­mı bu­lu­nu­yor: Bi­rin­ci bağ­lam, Arap top­lum­la­rı­nın ge­nel pers­pek­ti­fin­den uzak­la­şa­rak, İs­ra­il ile an­laş­ma yo­luy­la “ken­di so­ru­nu­nu hal­let­mek” şek­lin­de or­ta­ya çı­kı­yor. Mı­sır’ın Camp Da­vid sü­re­ci ile 1970’le­rin so­nun­da iş­gal edi­len top­rak­la­rı­nı kur­tar­ma kar­şı­lı­ğın­da İs­ra­il ile ba­rış an­laş­ma­sı im­za­la­ma­sı, bu bağ­la­ma ör­nek ola­rak ve­ri­le­bi­lir. İkin­ci bağ­lam, ulus­la­ra­ra­sı iliş­ki­ler­de ba­rış rüzgarının es­ti­ği, böl­ge­de ba­rı­şın sağ­la­na­ca­ğı­na da­ir bek­len­ti­le­rin yük­sek ol­du­ğu dö­nem­ler­de Arap dev­let­le­ri­nin İs­ra­il ile iliş­ki­ye geç­me­le­ri du­ru­mu. Bu­nun ya­kın ör­nek­le­rin­den bi­ri­si, 1991 Mad­rid sü­re­ci ile or­ta­ya çı­kan olum­lu or­tam­da ger­çek­le­şen Ür­dün-İs­ra­il ya­kın­laş­ma­sı. Son bağ­lam ise, doğ­ru­dan sü­rek­li iliş­ki kur­ma an­la­mı­na gel­me­se de, kar­şı­lık­lı gö­rüş­me­ler, di­ya­log, açık ya da giz­li dip­lo­ma­tik fa­ali­yet­ler ola­rak or­ta­ya çı­kı­yor. Su­ri­ye-İs­ra­il iliş­ki­le­ri bu bağ­la­ma önem­li bir ör­nek. Kar­şı­lık­lı iliş­ki ku­ra­ma­mak­la be­ra­ber gö­rüş­me­le­rin baş­la­ma­sı için dip­lo­ma­si­nin bü­tün in­ce­lik­le­ri kul­la­nı­lı­yor, ta­raf­lar ara­sın­da bir şe­kil­de di­ya­log de­vam edi­yor. ABD gö­ze­ti­min­de 1996’da Wye Ri­ver ve 2000’de Shep­herd­stown gö­rüş­me­le­ri so­nuç­suz kal­dı. 1998’de ger­çek­le­şen giz­li gö­rüş­me­ler ümit ver­mek­le be­ra­ber doğ­ru­dan gö­rüş­me­le­ri baş­la­ta­ma­dı. Son ola­rak Su­ri­ye ve İs­ra­il yet­ki­li­le­ri 21 Ma­yıs 2008’de, İs­tan­bul’da Türk dip­lo­mat­la­rın gö­ze­ti­min­de gö­rüş­me­le­re baş­la­dık­la­rı­nı ilan et­ti­ler.
 
Fi­lis­tin So­ru­nu
Arap-İs­ra­il iliş­ki­le­rin­de çö­zül­me­si en zor prob­lem­ler Fi­lis­tin so­ru­nu et­ra­fın­da şe­kil­le­ni­yor. Bir yan­da Fi­lis­tin­li­ler ve İs­ra­il, di­ğer yan­da İs­ra­il iç po­li­ti­ka­sın­da şa­hin­ler ve gü­ver­cin­ler, Fi­lis­tin si­ya­se­tin­de ise Ha­mas ve el-Fe­tih ara­sın­da çok bo­yut­lu bir tan­si­yon ve şid­det si­ya­se­ti ce­re­yan edi­yor. Fi­lis­tin­li­le­rin se­çim­le iş­ba­şı­na ge­len yö­ne­ti­mi Ha­mas, Fi­lis­tin li­de­ri Mah­mud Ab­bas’ın İs­ra­il ile gö­rüş­me­si­ni ka­bul­len­mi­yor, gö­rüş­me­le­rin bağ­la­yı­cı ol­ma­ya­ca­ğı­nı ilan edi­yor. Bu du­rum, ba­rış bek­le­nir­ken gö­rüş­me­ler üze­rin­den ye­ni­den ça­tış­ma­la­rın or­ta­ya çık­ma­sı ola­sı­lı­ğı­nı ak­la ge­ti­ri­yor. Arap ül­ke­le­ri­nin or­tak tu­tu­mu, Ha­mas ve el-Fe­tih ara­sın­da di­ya­log sağ­lan­ma­sı ve Fi­lis­tin’de or­ta­ya çı­ka­cak bir ulu­sal uz­laş­ma ile ba­rı­şın ele alın­ma­sı yö­nün­de.
Ulus­la­ra­ra­sı ka­mu­oyun­da tam ter­si bir ka­nı hâ­kim ol­sa da, İs­ra­il ba­rı­şa Arap­lar­dan da­ha uzak du­ru­yor. He­men Ba­rış, Bü­yük İs­ra­il ve tek ta­raf­lı­lık po­li­ti­ka­la­rı bir­bi­ri­nin pe­şi sı­ra so­na er­di. İs­ra­il si­ya­se­tin­de ba­rış is­te­yen­ler ye­ni fay hat­la­rı oluş­tu­ru­yor. Ça­tış­ma ve gü­ven­li­ği ay­nı an­da is­te­yen tu­tum ye­ri­ni uzun so­luk­lu ba­rış ile ba­rış için öz­ve­ri ve ta­viz ge­rek­ti­ği an­la­yı­şı­na bı­rak­ma­dık­ça, bir so­nuç bek­le­mek ha­yal­den öte­ye geç­me­ye­bi­lir. Sü­rek­li ça­tış­ma du­ru­mu Arap ka­mu­oy­la­rın­da ba­rı­şı is­te­me­yen un­sur­la­rı mem­nun et­mi­yor. Di­ğer ifa­de­siy­le ça­tış­ma­nın sür­me­si­ni İs­ra­il’de­ki şa­hin­ler ka­dar, İs­ra­il’in var­lı­ğı­nı ka­bul et­me­yen ve ba­rı­şa so­ğuk ba­kan Arap­lar da is­te­mi­yor. Ba­rış yan­lı­sı Arap en­te­lek­tü­el­ler ise, İs­ra­il’de ni­hai gü­ven­li­ğin ba­rış­la ola­ca­ğı­na da­ir bir ka­nı­nın yer­leş­me­si ve ba­rış sü­re­ci ko­nu­sun­da bir uz­laş­ma­nın sağ­lan­ma­sı üze­rin­de du­ru­yor­lar.
An­cak Arap Ba­rış Pla­nı ha­riç geç­ti­ği­miz on yıl, Arap­la­rın Fi­lis­tin-İs­ra­il uz­laş­maz­lı­ğın­da ini­si­ya­ti­fi el­le­rin­den ka­çır­dık­la­rı bir dö­nem ol­du. Bi­rin­ci Kör­fez Sa­va­şı’ndan bu ya­na Fi­lis­tin­li­ler so­run­la­rıy­la ken­di baş­la­rı­na uğ­ra­şı­yor­lar. Son yıl­lar­da Suu­di Ara­bis­tan’ın gös­ter­di­ği ha­re­ket­li­lik dı­şın­da tam bir Arap ça­re­siz­li­ği söz ko­nu­su. Arap­lar ara­sın­da yük­se­len li­der­le­rin Hiz­bul­lah li­de­ri Ha­san Nas­ral­lah ve İran Cum­hur­baş­ka­nı Mah­mud Ah­me­di­ne­jad ol­ma­sı bu açı­dan şa­şır­tı­cı de­ğil.
 
Lüb­nan So­ru­nu
Böl­ge­de ye­ni olu­şan Şi­a ha­re­ket­li­li­ği de ek­le­nin­ce, Arap tep­ki­si İran ve müt­te­fik­le­ri­nin çev­re­len­me­si ola­rak şe­kil­le­ni­yor. 2006 Hiz­bul­lah-İs­ra­il Sa­va­şı Arap li­der­le­ri­ne olan gü­ve­ni sars­tı. Arap ga­ze­te­le­rin­de Kör­fez ül­ke­le­ri­ni ve özel­lik­le Suu­di Ara­bis­tan’ı ner­dey­se İs­ra­il ile ay­nı saf­ta gös­te­ren ya­zı­lar ya­yın­lan­dı. Lüb­nan so­ru­nu özel­lik­le Sün­ni Arap dün­ya­sın­da ge­ri­li­me yol aç­tı. Lüb­nan’a yö­ne­lik İs­ra­il sal­dı­rı­sı ka­bul edi­le­mez bir ge­liş­me ol­mak­la be­ra­ber, Lüb­nan Hiz­bul­lah’ının denk­le­me dâ­hil ol­ma­sı du­ru­mu kar­ma­şık­laş­tı­rı­yor. Sün­ni Arap li­der­le­rin Hiz­bul­lah’a me­sa­fe­si, bu ör­gü­tü İs­ra­il’e kar­şı sa­va­şan tek ce­sur olu­şum ola­rak gö­ren Arap kit­le­le­ri ken­di li­der­le­rin­den so­ğu­tu­yor.
Öte yan­dan Suu­di Ara­bis­tan ve Ür­dün, İran-Ha­mas-Hiz­bul­lah et­ki­le­şi­mi­ni bes­le­yen tep­ki­ler ve­ri­yor. Arap­lar, bu et­ki­le­şi­mi ba­rı­şı ön­le­yen bo­yu­tuy­la sı­nır­lar­ken, dış­la­ma­dan çok bo­yut­lu iliş­ki ge­liş­tir­me­nin ol­duk­ça uza­ğı­na dü­şü­yor­lar. İran’ı izo­le et­me­den ba­rı­şı sek­te­ye uğ­ra­ta­cak gi­ri­şim­le­ri en­gel­le­ye­rek ba­rı­şa kat­kı sağ­lan­ma­sı yö­nün­de­ki gö­rüş­le­rin ha­ya­ta ge­çi­ri­le­me­di­ği göz­le­ni­yor.
 

So­nuç
Arap ül­ke­le­ri için İs­ra­il bir so­run kay­na­ğı ola­rak var­lı­ğı­nı sür­dü­rü­yor. Arap-İs­ra­il sa­vaş­la­rı ve İs­ra­il’in var­lı­ğı­nı red­det­me po­li­ti­ka­la­rı geç­miş­te kal­dı. Ge­li­nen nok­ta­da İs­ra­il ile iliş­ki­ler­de he­def­le­nen, ba­rış yo­luy­la kay­be­di­len­le­rin ge­ri ka­za­nıl­ma­sı. 11 Ey­lül son­ra­sı or­tam­da Arap ül­ke­le­ri ABD-İs­ra­il bas­kı­la­rı­nı üzer­le­rin­de his­se­di­yor­lar. Su­ri­ye-İs­ra­il sü­re­cin­de hem kay­be­di­len top­rak­la­rı ge­ri­ye al­ma hem de ulus­la­ra­ra­sı bas­kı­yı ha­fif­let­me he­def­le­ri et­ki­li ol­du. Öte yan­dan Arap ül­ke­le­ri İs­ra­il ile ba­rış sü­reç­le­ri­ni yü­rüt­me­de ba­şa­rı­lı de­ğil­ler ve dı­şa­rı­dan ak­tör­ler ile bir­lik­te ha­re­ket et­me ih­ti­ya­cı du­yu­yor­lar. Böl­ge­nin ye­ni yu­mu­şak gü­cü ola­rak Tür­ki­ye’nin gi­ri­şim­le­ri ise olum­lu kar­şı­la­nı­yor. Fran­sa’nın son ay­lar­da böl­ge­de baş­lat­ma­ya ça­lış­tı­ğı gi­ri­şi­me hız­la en­teg­re ol­ma im­ka­nı ara­yan Mı­sır, Arap ül­ke­le­ri­nin ye­ni dav­ra­nış mo­duy­la il­gi­li ipu­cu ve­ri­yor. Önü­müz­de­ki dö­nem­de Arap ül­ke­le­ri­ni, Fi­lis­tin­li­lerin ve Su­ri­ye’nin İs­ra­il ile ba­rış gö­rüş­me­le­rin­de ve Lüb­nan-İs­ra­il so­ru­nu­nun çö­zü­mün­de da­ha ak­tif gö­re­ce­ğiz. An­cak bu ye­ni gi­ri­şim­ler ne ba­rış ge­ti­re­cek ne de Arap ça­re­siz­li­ği­ne son ve­re­cek­tir.


Paylaş Tavsiye Et
Yazara ait diğer yazılar