Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (Haziran 2009) > Asılıyorum > TA­ao - doğru yol
Asılıyorum
TA­ao - doğru yol
Şevket Muamma Toksöz
La­o Tzu, dün­ya­nın gö­rüp gö­re­ce­ği en bü­yük bil­ge­ler­den bi­ri.
Ya­ni ka­dim Çin’in ne­si?
“Bir bi­len”i.
Şöy­le söy­le­miş;
“Ter­si­ne dön­dür­me Ta­o’nun ha­re­ke­ti­dir.”
Ta­o ne de­mek?
Yol de­mek.
Na­sıl bir yol?
Doğ­ru yol.
De­mek ki Doğ­ru Yol ha­re­ke­ti bir ter­si­ne dön­dür­me ha­re­ke­ti­dir.
Yo­lu ter­si­ne çe­vir­me, ha­re­ke­ti ter­si­ne çe­vir­me.
Par­la­men­to­yu ter­si­ne çe­vir­me, de­mok­ra­si­yi ter­si­ne çe­vir­me.
Mil­le­ti ter­si­ne çe­vir­me, dar­be­yi ter­si­ne çe­vir­me.
Me­zar­la­rın­da ya­tan­la­rı ter­si­ne çe­vir­me.
En ni­ha­ye­tin­de ha­ki­ka­ti ter­si­ne çe­vir­me.
Doğ­ru Yol’un “sı­rat-ı müs­ta­kim” ifa­de­si­nin muh­te­vi­ya­tı ile uzak­tan ya­kın­dan en ufak bir ala­ka­sı ol­du­ğu­nu id­di­a ede­bi­le­cek bir ba­ba­yi­ğit ta­nı­mı­yo­rum bu ül­ke­de.
Pe­ki, bu­nu ne­ye borç­lu­yuz?
Ta­o’nun, ya­ni Doğ­ru Yol’un bil­ge­le­ri­ne, bir bi­len­le­ri­ne.
Ter­si­ne çe­vir­me düs­tu­ru­nu ken­di­le­ri­ne en yü­ce gö­rev ad­de­den­le­re.
İş­te sev­gi­li oku­yu­cu­la­rım, us­ta bir ka­le­mi oku­ma şe­re­fi­ne na­il ol­mak böy­le bir şey.
Ne mut­lu siz­le­re ki bu sa­tır­la­ra göz gez­dir­di­ği­niz şu an­da ay­dın­lan­ma­nın he­men eşi­ğin­de­si­niz.
Hat­ta ay­dın­lan­dı­nız bi­le!
Kes­kin bir kı­lı­cın ken­di­si­ni kes­ti­ği­nin far­kın­da bi­le ol­ma­yan iki­ye ya­rıl­mış mum mi­sa­li­si­niz.
O ka­dar ani ay­dın­lan­dı­nız ki he­nüz ya­rıl­dı­ğı­nı­zı fark ede­mi­yor­su­nuz bi­le.
Hal­bu­ki kal­kıp ay­na­ya bak­sa­nız ale­vi­ni­zin bi­le iki­ye ay­rıl­dı­ğı­nı ne­re­dey­se gö­re­bi­lir­si­niz.
İki ay­rı ışık, iki fark­lı ha­le.
İki de­ği­şik şah­si­yet, iki bam­baş­ka su­rat.
“Ba­na ne, ben ay­dın­lan­ma­ya­ca­ğım” di­ye ayak di­re­ten­ler ola­bi­lir.
Bir Ba­tı ay­dı­nı­nın ka­le­min­den çık­ma­mış bir söz­le ay­dın­lan­mak ne de­mek!
“Bu de­mok­ra­tik, la­ik, hu­kuk dev­le­ti il­ke­le­ri­ne kar­şı çık­mak ve kar­şı dev­rim ham­le­sin­de bu­lun­mak de­mek de­ğil mi­dir?” di­ye hak­lı iti­raz­lar öne sü­ren­ler ola­bi­lir.
Ama La­o us­ta­nın ya­şa­dı­ğı de­vir­ler­de bu kav­ram­la­rın hiç­bi­ri yok­tu.
La­o da Ta­o’su­nu bul­du.
Doğ­ru, Doğ­ru Yol o za­man­lar ku­rum­sal­laş­ma­mış­tı.
Ama il­ke­ler ay­nı il­ke­ler­di ki bil­ge­le­rin ve bir bi­len­le­rin il­gi­len­dik­le­ri de iş­te bu öz­dür.
 
HİK­MET­Lİ SÖZ­LER
La­o us­ta­dan din­le­ye­lim;
“Bil­ge adam­lar ken­di şah­si­yet­le­ri­ni ge­ri­de bı­ra­kır­lar ama yi­ne de dai­ma ön­de olur­lar.”
“Az şe­yi olan­lar ka­za­na­cak, çok şe­yi olan­lar yol­dan çı­ka­rı­la­cak­tır.”
“Ak­lı er­me­yen­ler Ta­o’yu işit­tik­le­ri za­man gü­ler­ler.”
Ma­dem Ta­o’nun işi ter­si­ne çe­vir­mek, son düs­tur­dan şer­he baş­la­ya­lım.
Sn. Cin­do­ruk’un son gün­ler­de­ki si­ya­si at­rak­si­yon­la­rı­nı te­bes­süm­le kar­şı­la­yan­lar ola­ca­ğı­nı na­sıl bil­miş La­o
us­ta.
Çün­kü o bir Ta­o us­ta­sı.
Tıp­kı Sn. Cin­do­ruk’un Doğ­ru Yol us­ta­sı ol­ma­sı gi­bi.
Onun si­ya­si adım­la­rı­na ve adam­la­rı­na gü­len­ler ken­di­si­nin her bir adı­mı­nı böy­le de­rin bir bil­ge­lik­le at­tı­ğı­nı fark ede­me­yen ak­lı er­me­yen­ler­dir.
DP’nin son se­çim­ler­de al­dı­ğı oy ora­nı, siz söy­le­yin, az mıy­dı çok muy­du?
Ko­lay ko­lay hiç kim­se o ka­dar az oy al­mış bir par­ti­yi aya­ğa kal­dı­ra­ca­ğım di­ye şu ya­şın­da bu zah­me­te gir­mez.
Ama Ta­o il­ke­si “az şe­yi” ola­nın ki “şey” si­ya­set are­na­sın­da hep “oy”a te­ka­bül eder, ka­za­na­ca­ğı­nı açık­ça muş­tu­la­mış­tır.
Do­la­yı­sıy­la bu­ra­da il­ke­ye uy­gun ha­re­ket edil­di­ği­ni gör­müş bu­lu­nu­yo­ruz.
Düs­tu­run ikin­ci kıs­mı li­te­ral ola­rak çok açık­tır.
Sn. Cin­do­ruk’un ne­re­dey­se öm­rü­nün ta­ma­mı Doğ­ru Yol fel­se­fe­si­ne uy­gun dav­ran­ma­yan­la­rı Doğ­ru Yol’dan çı­kar­ma­ya uğ­raş­mak­la geç­miş­tir.
Me­se­la Sn. Özal için sarf et­ti­ği “Lut Gö­lü’nden al­çak­tır” ifa­de­si sa­de­ce bu mak­sa­da ma­tuf olup as­la kö­tü bir ma­na içer­me­mek­te­dir ki bil­ge­ler bi­le­rek kö­tü­cül dav­ra­na­maz­lar.
Yol ka­za­sı­na uğ­ra­ya­rak Çil­ler ta­ra­fın­dan ken­di­si Doğ­ru Yol’dan uzak­laş­tı­rıl­sa da bu­nu da Ta­o’nun ter­si­ne dön­dür­me il­ke­si çer­çe­ve­sin­de ka­bul­len­me er­de­mi­ni gös­te­re­bil­miş­tir.
Nef­si­ne azı­cık ye­ni­le­rek “ka­bir bö­ce­ği” fi­lan de­miş­tir ama o ka­dar ku­sur be­ye­fen­di­nin ada­mın­da da olur.
Ama bun­lar geç­miş­tir.
Önü­müz­de “çok şey”i ya­ni oyu olan ye­ni bir ya­pı­lan­ma var­dır ki ye­di se­ne­dir “bir bi­len”in ta­pu­lu ara­zi­si­ne san­ki ka­zık çat­mış­tır.
“Çok şe­yi olan yol­dan çı­ka­rı­la­cak­tır” il­ke­si­ni Sn. Cin­do­ruk el­bet­te sı­ra­dan bir fa­ni ola­rak oku­yup geç­me­ye­cek­tir, ge­çe­mez.
Bil­ge­ler düs­tur­la­rı bir emir te­lak­ki eder­ler ve ge­re­kir­se bu yol­da can­la­rı­nı ve­rir­ler.
Can­la­rı ye­ri­ne cin­le­ri­ni ve­ren­ler da­hi olur.
 
GÖ­REV
Sn. Cin­do­ruk’a bu dö­nem­de ve­ril­miş gö­rev bu­dur.
Ki Cin­do­ruk as­la böy­le bir gö­re­vi üst­len­mek­ten hi­cap du­ya­cak ka­rak­ter­de bir şah­si­yet de­ğil­dir.
Yi­ne öm­rü bo­yun­ca ken­di şah­si­ye­ti­ni “be­ye­fen­di” adı­na hep ge­ri­de tut­muş, bu sa­ye­de “bir bi­len” adı­na hep dai­ma en ön­de ol­muş­tur.
Bu ta­vır da ilk düs­tu­run bu yüz­yıl­da ha­ya­ta ge­çi­ril­me pra­ti­ğin­den baş­ka bir an­lam ta­şı­maz.
Ama bu­ra­dan yo­la çı­ka­rak “hiç­bir an­lam ta­şı­maz” so­nu­cu­na va­ra­ma­yız.
Ta­o’nun ter­si­ne dön­dür­me ha­re­ke­ti­nin gö­nül­lü bir emir erin­den baş­ka ne bek­le­ne­bi­lir?
Bu yüz­den şu tab­lo­ya ba­kın­ca ina­nın in­sa­nın gö­zü ya­şa­rı­yor.
Sn. Bir Bi­len, Sn. Cin­do­ruk, Sn. Ha­be­ral, Sn. Ba­tum.
Mah­şe­rin bu dört at­lı­sı­na Sn. Me­sut Yıl­maz da kat­kı ve­re­cek­miş.
Böy­le­lik­le kı­rat­lı­lar ço­ğa­la­cak­mış.
Gö­rev­le­ri de “çok sa­yı­da şe­yi olan”ı kı­rıp at­mak ol­sa ge­rek kı­rat­lı­la­rın.
Öy­ley­se iç­le­rin­de ke­sin Esat Kı­rat­lı­oğ­lu da ola­cak de­mek­tir.
Ben­ce bu pro­je ke­sin tu­tar, ne­den der­se­niz ce­va­bım şu: Ri­va­yet­le­re gö­re, bir gün baş­ka bir Çin­li bil­ge, kı­ra­tı ile bir böl­ge­nin önü­ne gel­miş.
“Dur” de­miş ka­pı­da­ki gö­rev­li, “bu­ra­sı kut­sal bir böl­ge, at­lı­lar gi­re­mez”.
Çin­li bil­ge, “bak kar­de­şim” de­miş, “be­nim atım kır bir at, kır bir at­sa at sa­yıl­maz”.
Ka­fa­sı ka­rı­şan ko­ru­cu­nun gö­zü­nün içi­ne ba­ka ba­ka sür­müş atı­nı kut­sal böl­ge­ye Çin­li bil­ge.
Tür­ki­ye’nin en pa­ra­dok­sal ha­re­ke­ti­nin li­de­ri­nin en pa­ra­dok­sal öz­de­yiş­le­ri­ne alış­kın mil­le­ti­mi­zin bu ri­va­ye­te ina­na­ma­ya­ca­ğı­na ina­na­mı­yo­rum doğ­ru­su.
Üs­te­lik “Post­mo­dern bir dar­be, dar­be sa­yıl­maz” hik­met­li de­yi­şi­ni da­ha dün söy­le­di bi­zim bil­ge.
 
TOM VE JERRY
Zi­zek, “El­be Ada­sı’na sü­rül­dü­ğün­de ta­rih­te­ki gö­re­vi bit­miş­ti” der Na­pol­yon için.
Ama “Onun bu­nu id­rak et­me­si için Wa­ter­lo­o Sa­va­şı’nı da kay­bet­me­si ge­rek­ti” di­ye ek­li­yor.
Öl­dük­le­ri­nin far­kın­da ol­ma­yan zom­bi film­le­ri­ni ör­nek gös­te­ri­yor bu te­zi­ni des­tek­le­mek için.
Bir de Tom ve Jerry çiz­gi film­le­ri­ni.
Tom, Jerry’yi ya­ka­la­ya­ca­ğım der­ken ayak­la­rı­nın al­tın­da­ki ze­mi­nin çok­tan kay­bol­du­ğu­nu fark et­mez bir sü­re.
Fark et­ti­ğin­de ise ar­tık çok geç­tir.
Bu­nu Sn. Cin­do­ruk’a nak­le­de­cek bir ak­lı­ev­vel çık­sa ve­re­ce­ği ce­va­bı adım gi­bi bi­li­yo­rum.
Ön­ce göz­le­ri­ni ko­ca­man aça­cak, mu­tad vec­hi­le gü­lüm­se­ye­cek, son­ra se­si­nin tok­lu­ğu­na yas­la­na­rak şöy­le di­ye­cek­tir;
“Bi­zim böy­le zev­zek­lik­ler­le işi­miz ol­maz.
Biz Doğ­ru Yol’un yol­cu­su­yuz.”
Ona ne şüp­he!
 
SON TAH­MİN
Tom fe­na dü­şe­cek.

Paylaş Tavsiye Et