Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (April 2010) > Asılıyorum > Karabasan
Asılıyorum
Ge­çen­ler­de bir rü­ya gör­düm.
“Ha­yır­dır” di­ye­ce­ğim ama med­ya men­su­bun­dan pek ha­yır­lı şey sa­dır ol­maz.
Çün­kü ha­yır­dan ha­ber çık­maz.
Med­ya âle­mi­nin en bi­rin­ci düs­tu­ru şu­dur;
Ne­re­de şer ora­da ti­raj, ne­re­de be­şer ora­da vi­raj.
Her ney­se,
Gör­dü­ğüm rü­ya şu:
Oda mı de­sem, hüc­re mi de­sem bir sü­rü kü­çük, ka­pa­lı, bu­nal­tı­cı on­lar­ca me­kan.
Oda­la­rın ön­le­rin­de sı­ra­ya gir­miş yüz­ler­ce mi de­sem, bin­ler­ce mi de­sem genç kız.
Tat­sız tuz­suz, uğur­suz, pus­lu, bu­lut­lu, kas­vet­li, ağır mı ağır bir ha­va.
İki ta­ne de ha­va­lı mı ha­va­lı ba­yan se­çi­yo­rum o ka­ral­tı­la­rın önün­de.
Sağ el­le­rin­de­ki cet­vel­le­ri sol avuç­la­rı­nın içi­ne içi­ne vu­ru­yor­lar.
Sol ayak­la­rı ile de cet­ve­le tem­po tu­tu­yor­lar.
Bi­ri şöy­le iri ya­rı­ca bir ba­yan.
Ça­tık kaş­lı, çat­lak ses­li.
Di­ğe­ri ufak te­fek.
Du­dak­la­rın­da alay­cı bir eda.
Ba­kış­la­rın­da aşa­ğı­la­yı­cı bir ifa­de.
İki­si­nin de ba­şı ör­tü­lü.
Bir ha­mam­bö­ce­ği sü­rü­süy­müş gi­bi ba­kı­yor­lar ön­le­rin­de­ki ka­la­ba­lı­ğa.
Me­rak edip so­ru­yo­rum:
“Gaz oda­la­rı­nın va­na so­rum­lu­su su­bay­la­rı mı bu ha­nım­lar?” di­ye.
Öy­le bir taf­ra­la­rı var.
“Yok” di­yor­lar.
“Sa­de­ce ik­na oda­la­rı so­rum­lu­la­rı.”
“Ki­mi ne­ye ik­na edi­yor­lar­mış?” di­yo­rum.
Ba­şı açık üni­ver­si­te­ye gir­me­ye ça­lı­şan­la­rı tür­ban­la gir­me­ye ik­na et­me­ye ça­lı­şı­yor­lar­mış!
Ço­cuk­ca­ğız­la­ra şe­ker, lo­kum ve­ri­yor­lar­mış!
Ga­yet me­de­ni, sı­cak bir di­ya­log ku­ru­yor­lar­mış!
“Se­nin zor­la aç­tı­rıl­dı­ğı­nı bi­li­yo­ruz” di­ye sö­ze baş­lı­yor­lar­mış!
“Yir­mi ya­şın­da öz­gür ira­de mi olur­muş, bi­zi kan­dı­ra­maz­sı­nız” di­yor­lar­mış!
“Ba­şı­nı­zı aç­ma­nız için si­ze kim kaç ku­ruş ver­di, iti­raf edin” di­ye zor­lu­yor­lar­mış!
Yurt­sa yurt, pa­ray­sa pa­ra, abi­le­ri­niz ne ver­diy­se biz beş ku­ruş faz­la­sı­nı ve­ri­riz tek­li­fin­de bu­lu­nu­yor­lar­mış!
Genç­le­re şef­kat­le, an­la­yış­la yak­la­şı­yor­lar­mış!
As­la ama as­la bas­kı yap­mı­yor­lar­mış!
Fa­kat kız­ca­ğız­la­rın tü­mü top­tan kan­dı­rıl­mış­lar­mış!
On­la­rı kan­dı­ran­lar ya­kın çev­re­le­ri, en çok da ca­hil an­ne-ba­ba­la­rıy­mış!
Ba­zı­la­rı da­ha ön­ce ba­şı ka­pa­lı ol­du­ğu hal­de sırf üç-beş ku­ruş ka­za­nı­rım di­ye baş­la­rı­nı aç­mış­lar­mış!
O ka­dar ga­ri­ban, o ka­dar muh­taç, o ka­dar ca­hil­ler­miş!
Ca­hil ve ga­ri­ban de­ğil­ler­se mut­la­ka mi­li­tan­lar­mış!
Oku­la oku­ma­ya de­ğil, o ilim ir­fan yu­va­la­rı­nı ka­rış­tır­ma­ya ge­li­yor­lar­mış!
Eğer baş­la­rı­nın ka­pan­ma­sı­na ik­na ol­maz­lar­sa so­rum­lu ba­yan­la­rın el­le­rin­den bir şey gel­mez­miş!
Ka­za­nıl­mış hak­la­rı­nı yö­net­me­lik­le en­gel­le­ye­cek­le­ri­ni üzü­le­rek be­lir­ti­yor­lar­mış!
Bi­lim yu­va­la­rı­nın ka­pı­la­rı­nı yüz­le­ri­ne ka­pa­tır­lar­mış!
Bu de­vir­de ba­şı açık ol­mak için inat et­me­yi an­la­ya­mı­yor­lar­mış!
Bir art ni­yet­le­ri­nin ol­du­ğu, bi­ri­le­ri­nin ma­şa­sı ol­duk­la­rı ke­sin­miş!
Sin­si bir pla­nı adım adım or­ta­ya ko­yan­la­rın za­val­lı pi­yon­la­rıy­mış­lar!
Bu­nu an­la­ya­ma­ya­cak ka­dar da ah­mak­mış­lar!
Ba­şı açık ol­ma­nın bir sim­ge ol­du­ğu o ka­dar açık­mış ki, bu­nu izah et­mek için bir ça­ba gös­ter­mek ge­rek­mez­miş!
Üni­ver­si­te­ler­de oku­ma hak­kı­nı ka­za­nır­lar­sa re­jim çö­ker­miş!
Çün­kü “ma­dem ba­şı açık oku­dum, ni­çin ba­şı açık ça­lış­ma­ya­yım” di­ye­cek­le­ri ke­sin­miş!
Oku­ma hak­la­rı ne ka­dar meş­ru ise, ça­lış­ma hak­la­rı­nın da o ka­dar meş­ru ola­ca­ğı za­ten bel­li imiş!
Za­ten bel­li olan bu hak bu gün­den en­gel­len­mez ise, ya­rın hiç en­gel­le­ne­mez­miş!
Ön­le­yi­ci sal­dı­rı di­ye bir dok­trin yok muy­muş!
AİHM’in iç­ti­ha­dı bağ­la­yı­cıy­mış!
As­ya İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­si’nin yap­tı­ğı iç­ti­ha­dın ge­çer­siz ol­du­ğu­nu id­di­a et­mek hu­kuk­la bağ­daş­maz­mış!
YA­SA KON­DU
Ya­sa, adı üs­tün­de ya­sa kon­du de­mek­miş!
Ya­sa kon­du de­mek de ya­sak onan­dı de­mek­miş!
Hu­kuk, öz­gür­lük­le­ri ga­ran­ti al­tı­na al­mak için de­ğil, sı­nır­la­mak için­miş!
Ana­ya­sa’ya uy­ma­mak ba­rı­şı sağ­la­mak de­mek­miş!
Ba­şın açık ol­ma­sı ta­le­bi­ni öy­le ba­sit bir öz­gür­lük ta­le­bi ola­rak gör­mek ay­maz­lık­mış!
As­lın­da ken­di­le­ri de öz­gür­lük­çü­ler­miş, ama ap­tal de­ğil­ler­miş!
Üni­ver­si­te­ye ba­şı açık ola­rak gi­ren­ler ka­pa­lı­lar üze­rin­de bas­kı uy­gu­lar­lar­mış!
Ya­sa­ğın kalk­ma­sı­nı is­te­yen­le­rin top­lu­mun yüz­de yet­mi­şi ol­du­ğu dü­şü­nü­lür­se bas­kı­nın ne ka­dar yo­ğun ola­ca­ğı za­ten bel­li de­ğil miy­miş!
Otuz kü­sur yıl­dır uy­gu­la­nan bu ya­sak­la ba­rış sağ­lan­ma­mış mıy­mış!
To­pu to­pu bin, bi­le­me­din iki bin ki­şi için bü­tün top­lu­mu kao­sa sü­rük­le­mek ne­yin ne­siy­miş!
Hem bu kız­lar baş­la­rı­nı annean­ne­le­ri­miz gi­bi aç­sa­lar ney­sey­miş!
Fa­kat bun­lar yok fön çek­ti­re­rek, yok meç, yok röf­le yap­tı­ra­rak hiç gör­me­di­ği­miz şe­kil­ler icat et­miş­ler­miş!
Üni­ver­si­te ve ka­mu ku­rum­la­rı dı­şın­da kim­se­nin sa­çı­nın açık kal­ma­sı­na ka­rı­şı­lı­yor muy­muş!
Hem mem­le­ke­tin on­ca so­ru­nu var­ken şim­di bu işi ka­şı­ma­nın sı­ra­sı mıy­mış!
As­ya Bir­li­ği’ne da­ha tam üye ol­ma­mış­ken, ki­şi ba­şı­na dü­şen mil­li ge­lir el­li beş bin do­lar se­vi­ye­le­ri­ne gel­me­miş­ken, te­rör so­ru­nu da­ha so­na er­me­miş ve ne za­man so­na ere­ce­ği da­ha bel­li de­ğil­ken tek der­di­miz baş­la­rı açık üs­te­lik röf­le­li, meç­li, is­yan­kar kız­la­rın üni­ver­si­te­le­re el­le­ri­ni kol­la­rı­nı sal­la­ya­rak gir­me­le­ri miy­miş!
Has­bel­ka­der oy­la­rın yüz­de el­li­ye ya­kı­nı­nı alıp tek ba­şı­na ik­ti­dar olan CHP ne­si­ne gü­ve­ne­rek bu adı­mı atı­yor­muş!
Ana­ya­sa’yı de­ğiş­tir­mek 411 kü­sur ak­lı­ev­ve­le mi kal­mış!
İh­ti­lal ol­ma­dan par­la­men­to­nun Ana­ya­sa dü­zen­le­me­si yap­ma­sı ne­re­de gö­rül­müş!
Azın­lık zor­ba­lı­ğı­nın su­yu mu çık­mış da sı­ra ço­ğun­luk zor­ba­lı­ğı­na gel­miş!
Uy­gun muy­muş, vak­ti miy­miş, sı­ra­sı mıy­mış!
Yıl 2088’miş.
Mev­sim Şu­bat’mış…
 
ÇOK KORK­TUM
Kan ter için­de uyan­dım.
“Bu ne bi­çim bir rü­ya?” de­dim ken­di ken­di­me.
Hay­ra yo­ru­la­cak en ufak bir ta­ra­fı yok.
Tam bir ka­ra­ba­san.
İn­san uy­ku­day­ken uy­ku­da ol­du­ğu­nu bil­mi­yor ki!
Kor­ku­yor iş­te.
Ya bu rü­ya­dan uya­na­ma­say­dım!
Ya bü­tün bun­lar ger­çek ol­say­dı!
Ya böy­le saç­ma sa­pan bir mem­le­ket­te ya­şa­say­dık!
Ya or­ta­lık­ta ken­di­ne “bi­lim in­sa­nı” di­yen böy­le in­san­lar do­laş­say­dı!
Ya “bü­tün bu bas­kı­la­rı ba­rış, de­mok­ra­si, bi­lim ve in­san­lık adı­na ya­pı­yo­ruz” de­se­ler­di!
Oh My God!
Bü­yü, Dab­be, Araf, Şey­tan film­le­ri­nin ta­ma­mı­nı gör­düm.
Se­mum’u da­ha ye­ni sey­ret­tim.
Ama hiç­bi­rin­de bu rü­yam­da gör­dük­le­rim ka­dar deh­şe­te düş­me­dim.
İyi ki uyan­mı­şım.
“Ben gön­lü­mü ey­le­rim ge­ri­si Al­lah ke­rim
Bir baş­ka­dır be­nim mem­le­ke­tim” di­ze­le­ri­nin ya­zıl­dı­ğı mem­le­ke­tim­de var mı böy­le abuk sa­buk­luk­lar?
Çok şü­kür ki yok.
Ama bu hu­zur ve sü­ku­nu kıs­ka­nan­lar var.
Ela­le­min hu­zu­ru­nu ka­çır­ma­ya ça­lı­şan­lar var.
“Öz­gür­lük, öz­gür­lük” di­ye di­ye mem­le­ke­tin çi­vi­si­ni çı­kar­ma­ya ça­lı­şan­lar var.
Kalk­tım bir bar­dak so­ğuk su iç­tim.
Bak­tım sa­at çok iler­le­miş.
Ha­nım kah­val­tı sof­ra­sı­nı ha­zır­la­mış.
Ga­ze­te­le­ri ma­sa­ya koy­muş.
“Oh, çok şü­kür şu ka­bus­tan uyan­dım” di­yor­dum ki gö­züm man­şe­te iliş­ti.
Ye­ni YÖK Baş­ka­nı “Üni­ver­si­te­ler­de ya­sak­lar kal­ka­cak, bi­lim­sel­li­ğe da­ha faz­la önem ve­ri­le­cek” de­miş.
Ken­di­mi çim­dik­le­dim.
Uya­na­ma­dım mı da­ha di­ye.
Bak­tım uyan­mı­şım.
Ama ayık ka­fa ile şu so­ru­la­rın ce­va­bı­nı da­ha bu­la­bil­miş de­ği­lim?
Üni­ver­si­te ile bi­lim­sel­li­ğin ne ala­ka­sı var?
Öz­gür­lük ola­cak­sa YÖK’e ne ge­rek var?
 
TE­ŞEK­KÜR
Sev­gi­li okur­la­rım;
Mu­al­la­lar hak­kın­da yaz­mış ol­du­ğum ya­zı­ya gös­ter­miş ol­du­ğu­nuz il­gi­den do­la­yı he­pi­ni­ze mü­te­şek­ki­rim.
“Üs­tat, is­mi­niz Mu­am­ma ama ya­zı­la­rı­nız mu­am­ma­la­rın ki­lit­le­ri­ni bir bir kı­rı­yor, te­şek­kür­ler” de­miş­si­niz.
Ha­nım mı be­ni an­la­mı­yor, ben mi çok ap­ta­lım en­di­şe­si için­de­ki bir­çok oku­rum da için­de bu­lun­duk­la­rı dep­re­sif du­rum­dan ken­di­le­ri­ni çe­kip kur­tar­dı­ğı­mı yaz­mış­lar.
“Mu­al­la­la­rın top­tan mu­am­ma ol­duk­la­rı­nı oku­du­ğu­muz­da bu sır­lar âle­min­de yal­nız ol­ma­dı­ğı­mı­zı id­rak et­tik; şah­sı­nız­da tu­tu­na­cak bir dal, sı­ğı­na­cak bir li­man bul­duk” di­yor­lar.
“Salt si­ya­si, eko­no­mik ya­zı­lar­dan bu­nal­mış­tık, kö­şe­niz bi­ze ilaç gi­bi gel­di” de­me ne­za­ke­ti­ni gös­ter­miş­ler.
Sağ olun, te­vec­cü­hü­nüz.
Ama yi­ne de kos­ko­ca Şev­ket Mu­am­ma’ya Gö­nül Ab­la mu­ame­le­si yap­ma­nı­zı is­te­mem.
Bu teh­li­ke­nin far­kı­na, il­gi­li ya­zım­dan son­ra der­gi yö­ne­ti­mi­nin şah­sı­ma yap­tı­ğı “Kö­şe­ni­zin adı­nı Şev­ket Am­ca koy­sak, na­sıl olur?” de­dik­le­rin­de var­dım.
Bu yüz­den “Ya­şım el­li al­tı. Hu­zur­lu sa­yı­la­bi­le­cek bir ev­li­li­ğim var. Fa­kat on do­kuz ya­şın­da bir genç ba­ya­na da ala­ka du­yu­yo­rum. Ne tav­si­ye eder­si­niz?” tü­rün­den so­ru­la­rı­nı­za ce­vap ver­me­ye­ce­ği­mi be­lirt­mek is­te­rim.
 
SON TAH­MİN
Rek­tör­ler tür­bü­lans ya­pa­cak.

Paylaş Tavsiye Et